KÜRT DEMOKRATİK BİRLİK PLATFORMU DEKLARASYONU

İçinde bulunduğumuz süreç

Kürt halkı tarih boyunca varolma mücadelesi yürüten bir halktır. Varolma adına ağır bedeller ödeyerek bugüne gelmiştir. Oysa talep edilenler tamamen insani istemlerdir.

Özellikle son on beş yıllık süreci ağır işkenceler, ölümler ve göçertmelerle geçiren bu halk ulusal-demokratik taleplerinden vazgeçmedi. Yaşanan çatışma ortamı, Kürt halkının birçok değerini yok etme derecesinde yıprattı.

70’li yıllar, Türkiye genelinde olduğu gibi Kürtler için de okuma-araştırma- aydınlanma yılları olmuştur. Bu dönemde, özellikle Kürt aydın ve gençliği içinde yoğun tartışmalar, kendi kimliğini tanımaya yönelik çabalar göze çarpar.

Kürt ulusal muhalefetinin giderek geliştiği bir dönemde militer politikalar devreye sokuldu. Yükselmeye başlayan toplumsal demokratik arayışların önü kesilmeye çalışıldı. Demokratik toplumsal muhalefet terörize edildi. Diğer yandan militarizm, Kürtler arasında baş gösteren ve kısaca genel hatlarıyla aktarmaya çalıştığımız ulusal uyanışı bastırmak için de çeşitli oyunlara başvurdu.

12 Eylül süreci, binlerce Kürdün cezaevlerine kapatılmasına ve bir o kadarının da yurt dışına gitmelerini beraberinde getirdi. Tıkanan demokratik mücadele, yerini militer anlayışlara bıraktı. Bu anlayışlar Kürtleri terörize etti. Bunun sonucu 35.000 insan yaşamını yitirdi, 4000 köy yakıldı, yıkıldı. 3,5 milyon insanımız göçe zorlandı. İnsan kaynakları tahrip edildi. Meşru mücadelenin önü kesildi. İnsanlar, tek tip elbise giymeye zorlandı. Kendisini tek doğru bilen totaliter anlayışlar, kendileri dışındakilere yaşam hakkı tanımadı.

Ama Kürt halkı, hep barışçı ve demokratik olmaktan yana tavır koydu. HEP, DEP, DDP, DKP, DBP, ve HADEP gibi demokratik oluşumlar ortaya çıktı.

Ancak bizler, değişik dönemlerde oluşturulan bu yapılarda yer almamıza, destek vermemize rağmen kendimizi bu alanlarda ifade etme olanağı bulamadık. Bu arayışlarımız, bireysel bazda olsa da hep sürdü. Elinizdeki bu metin de devam ede gelen arayışlarımızın bir ürünüdür.

  

Neden bir araya geldik?

 Özgür bireyler olarak varolan oluşumlarda kendini ifade edemeyen bizler, geçmişimizin bize kazandırdığı ortak değerlerden hareketle, içinde bulunduğumuz ve biz Kürtler için önemli olan sürece müdahale etmek, daha örgütlü ve geniş bir ulusal birlik yaratmak amacıyla bir araya geldik. Uzun yıllar sonra bir araya gelen bizler, geleceğe yönelik çalışmalarımızı “Kürt Demokratik Birlik Platformu” adı altında sürdüreceğiz.

  

Kürt sorunu ve çözümüne bakışımız

Türkiye’de çoğulcu bir yapıdan, Kürt ve Türk halklarının hukuksal olarak eşit, kültürel haklarını kullanabilen ortak bir yaşamdan yanayız.

Türkiye’de bir Kürt sorunu vardır. Türkiye’de demokratikleşme, demokrasinin gerçek anlamda yerleşmesi bu sorunun çözümüyle mümkündür. Bazı çevrelerin  iddia ettiği gibi; geçmişi tamamen inkar ve bireysel hakların tanınması sorunu değildir. Sorun Kürtlerin ulusal sorunudur.

Kürt sorunun çözümünde aday olan yapılanma, iradesi içinde açık ve şeffaf olmalıdır. Çözüm, yasal ve demokratik zeminde aranmalıdır.

Kürt sorunu Kürtlere rağmen çözülemez. Sorunun çözümü ancak Kürtlerle olabilir. Birlikteliğimiz, sorunun çözümünde açıklığı ve şeffaflığı vazgeçilmez bir prensip olarak kabul eder. Kürtler, kendi sorunlarının çözümünde aktif rol oynamalıdır. Bu rolünü oynarken çağdaş değerlere ve değişimci karaktere uygun hareket etmelidir.

Kürt sorununun çözümü, partiler ve ideolojiler üstü talepler çerçevesinde yaratılacak ulusal bir programla gerçekleşebilir. İdeolojik ve politik dayatmalarla çözüm aramak çağa uygun değildir. Bu anlamda şiddet yerine uzlaşmacı olmak sorunların çözümünde esas olmalıdır.

Türkiye’de çoğulcu yapılanmadan,  Kürt yoğunluklu yerlerde ademi merkeziyetçi bir yönetimden yanayız.

Uluslararası sorunların karşılıklı görüşmelerle çözülmesinden yanayız. Sorunların çözümünde şiddete başvurulmasına karşıyız. Bu anlamda Kuzey Irak’ta oluşan Kürt Federe Devleti’ne sıcak bakıyoruz.

Kürt Demokratik Birlik Platformu, demokratik ve sivil bir inisiyatiftir. Uluslararası sivil kurum ve kuruluşlarla dayanışma ve işbirliği içinde olacağız ve onları doğal müttefiklerimiz olarak kabul ediyoruz.

Uluslar arası sözleşmelere bağlı olacağız. İlişkilerimizde insancıllığı ön plana çıkarmayı ve yaşama geçirmeyi, çağdaş dünya ile uyumu ve bütünleşmeyi hedefliyoruz.

Oluşumumuz, sorunlarımızın çözümünde olsun, dostlar arasında birlik sorununda olsun, kararlı olduğunu belirtir.

Taleplerimiz;

  1. Kürt kimliğinin tanınması ve anayasal bir güvenceye kavuşturulması,

  2. Kürt dili ile eğitim yapılmasının anayasal hak olması,

  3. Değiştirilen yer ve yerleşim yerlerinin isimlerinin tekrar eski ismin kavuşturulması,

  4. “Bölücülük ve ayrılıkçılık”la suçlanıp hapishanelere tıkılanların serbest bırakılması, yurt dışında mülteci hayatı yaşamak zorunda bırakılan Kürtlerin serbestçe dönmelerinin sağlanması,

  5. Kürt kültürünü ve tarihini araştırma kurumlarının oluşturulması, varolanların geliştirilmesi,

  6. Devletin, bireyler, sınıf ve tabakalar, etnik kimlik, dini inanç/inançsızlık ve mezhepler karşısında tarafsız olması,

  7. İşkencenin ve kötü muamelenin ortadan kaldırılması,

  8. İnsan haklarının uygulanması,

  9. Devletin gerçekten demokratik ve sosyal olması,

  10. Birey hak ve özgürlüklerine saygılı olunması,

  11. Olağanüstü hal uygulamasına son verilmeli, köy koruculuk sisteminin ortadan kaldırılmalıdır. Boşaltılan ve yakılan köylerden göç ettirilen insanların yerleşim yerlerine ve yurtlarına güvenli bir biçimde dönüşleri sağlanmalı, zararları devlet tarafından karşılanmalıdır.

  12. İdam cezası kaldırılmalıdır,

  13. Hukukun üstünlüğü ve gerçek anlamda yargı bağımsızlığı sağlanmalı,

  14. Kürtlerin yaşadığı bölgelerde çevrenin ve tarihi eserlerin korunması,

  15. Zorla göçün yarattığı bozuk şehirleşmenin; sosyolojik ve toplumsal  araştırmalara hız verilerek, gereken yatırımlar yapılarak, bir istikrara kavuşturulması,

Çalışma anlayışımız;

Demokratik bir toplum yaratmak için, demokratik bir mücadele ve örgütlenmeye ihtiyaç vardır. Politika yapmak ve içinde yaşadığımız politik sürece hem katkıda bulunmak hem de müdahaleci olmak istiyoruz. Bunun için en iyi araç elbette ki siyasi bir oluşumdur. Bunun bir siyasi parti olması herkes tarafından istenir ama siyasi bir parti kurmak için ön koşulların yaratılması öncelikli olmalıdır. Bu anlamda toparlayıcı olacak ve  dağıtılan ilişki ağının tekrar canlandırılması için demokratik bir oluşum siyasi partiden daha önce gelmelidir.

Demokratik yasal mücadele herhangi bir denetime tabii olmayan illegalitenin  anti-demokratik ahlakı ve çalışma anlayışıyla yürütülemez. Şeffaflığı ve açıklığı ilke edinen bireyler, yasal olmayan çalışma yöntemlerine karşı durmak zorundadırlar.  Toplumda güven sağlamak ancak yasal alanda ve şeffaflıkla olur. Legalleşmeye halk daha çok güven duyar, çünkü her şey gözleri önünde cereyan edecektir.

Uzmanlaşma ve kadrolaşma, işin ehlilerinin kendi alanlarında kullanılması, ulusal ve toplumsal kurumların kurulmasının tek yolu demokratik mücadeledir. Yasallık, açıklık tek başına elbette yeterli değildir. Yapılacak işlerde seçici olmak; hem yapılacakların daha verimli hem de kaliteli olmasını sağlar. Bir diğer deyişle; herkes kendi yetkin olduğu alanda iş yapma olanağına sahip olmalıdır.

Kürt sorununu ve demokrasiyi merkezine koyan kitlesel bir oluşumu, eski anlayışları dirilterek kurmak mümkün olsa da bu sorunları çözmez, toplumdaki değişimi sağlayamaz. Bu nedenle de çalışmalarda yeniliklere ve  değişime açık olma ilkesi işlenmelidir. Merkeziyetçi yönetim yerine katılımcılığı, itaatkarlık yerine özgürlükçü, çalışmalarda bireysellik yerine dayanışmacı ve paylaşımcılık şarttır.

Kürt Demokratik Birlik Platformu, her türlü ideolojik yaklaşımdan uzak duran, bunu yapamazsa bile ideolojik yaklaşımları bir dengede tutan bir esnekliğe sahip olmalıdır. Artık ekstrem anlayışlar dönemi kapandı. Zor kullanarak sorunların çözüm dönemi de kapandı. Günümüzde uzlaşmacı olmak, karşılıklı görüşerek sorunları çözmeye çalışmak esas alınmalıdır. Bu yöntem, bireylerde barışa saygınlığı, barışın toplumsal gelişmenin olmazsa olmaz şartı olduğu inancını yaratır.

Bizler, dışımızdaki Kürt kurum ve kuruluşlarıyla, yukarıda dile getirdiğimiz  görüşler çerçevesinde; ilkeli, seviyeli ve dostane ilişkiler içinde olmayı doğru tavır olarak görüyor ve önemsiyoruz.

 Bizler, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana olan sivil kurum ve kuruluşlarla dayanışma içinde olacağımızı ve bu çabalara destek vereceğimizi belirtiriz.

Kürt sorunu, Türkiye’nin temel sorunlarından biridir. Kürt sorunu, bir demokrasi sorunudur. Bu sorun artık ulusal olmaktan çıkmış, uluslar arası bir sorun haline gelmiştir. Kürt sorunu, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği olsun, uluslar arası ilişkilerde olsun, her zaman önüne çıkan sorunlardan biridir. Sorunun çözümü de ancak biz Kürtlerin yaratacağı akılcı ve yapıcı politikalarla olur. Kürtlerin katılımı olmayan çözüm, dayatılan bir çözüm olacak. Öyleyse yerine getirilmesi gereken en akılcı ve tutarlı görev, çağa uyumlu, çağdaş değerlere saygılı ve bu değerleri yaşamda uygulayan veya uygulamaktan, sorunun Türkiye’de çözümünden yana olan, barışçı ve uzlaşmacı olan tüm Kürtlerin bir araya gelip demokratik bir inisiyatif oluşturması gerekir.

Bizler, bu gereksinmeden hareketle, yeniden bir yapılanmayı gerçekleştirmek için yola çıkıyoruz. Atılan bu adımda bizimle ortak değerlere sahip olan herkesi bu çıkışımıza katılmaya ve destek vermeye çağırıyoruz.

Mayıs 2001

Kürt Demokratik Birlik Platformu