Kürt kurumlarından AB'ye mektup

AB'nin Türkiye ile eğitim ve kültür faslındaki konular başta olmak üzere fiili müzakerelere başlama kararı almasından sonra ortak bir mektup hazırlayan 9 Kürt kurumu, 16 Haziran 2006 günü AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Hansjörg Kretschmer ile Ankara'da görüşerek hazırladıkları mektubu sundular. Kürt Kültür ve Araştırma Vakfı (KÜRT-KAV), Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR), Çira Kültür ve Sanat Derneği, Bîr Araştırma ve İnceleme Dergisi, Dema Nû Gazetesi ve Deng Yayınları, Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu, Pêrî Yayınları, Türkiye Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Vakfı ve Yaşam Kadın Kooperatifi (YAKAKOP) tarafından hazırlanan; müzakereler sürecinde Kürt halkının eğitim, dil ve kültür politikalarına dönük istemlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğinin belirtildiği mektubu, imzacı kurumlar adına KÜRT-KAV Genel Başkanı Mehmet Celal Baykara, HAK-PAR Genel Başkan Yardımcısı Reşit Deli, Dema Nû Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Arif Sevinç ve Çira Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Karakeçi, Büyükelçi Kretschmer'e birlikte sundular. Kürt dili, eğitimi ve kültürü alanlarında faaliyet gösteren Kürt kurumlarının müzakere sürecine dahil edilmesi gerektiğinin de yer aldığı Türkçe, Kürtçe ve İngilizce hazırlanan mektubun tam metni aşağıdaki gibidir:

Avrupa Birliği Türkiye Temsilciliğine

Gaziosmanpaşa / Ankara

 

Sayın Temsilci,

Son aylarda Türkiye'de yaşananlar, biz aşağıda imzası olan kurum temsilcilerine Kürtlerin geçmişte yaşadıklarını yeniden hatırlattı. Bu nedenle yaşananları özetleyerek de olsa size sunup dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.

 

Her şeyden önce şunu belirtmekte yarar var: Kürt sorununu bugünlere getiren temel etken Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra izlenen ret, inkar ve asimilasyon politikalarıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile daha ağırlaşarak yaşam alanı bulan bu politikalar neticesinde, Türkler dışındaki tüm etnisiteler ve halklar, özellikle de Kürtler yok sayılmış; en temel insani talepler bile ağır baskı ve şiddetle karşılanmış; Türk ve Türkçe dışındaki bütün dil, kültür ve tarihi değerler sistemli projelerle eritilmiş, hatta bazıları tamamen yok olma noktasına gelmiştir.

 

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği süreci ve AB'nin çabaları neticesinde, son yıllarda kültürel ve demokratik hakların tanınması yolunda bazı adımlar atıldı. Yeterli olmasa da atılan adımlar, Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze değin süren politikaların yanlış olduğunun en önemli ibaresiydi. Kürtleri tatmin etmemesine, barış ve demokrasi çabalarına istenilen katkıyı sunmamasına rağmen, atılan adımlar, önemliydi.

Ancak bu adımlar devlet içinde etkin olduğu anlaşılan bir kesim tarafından ciddi ve etkili bir direnç ile karşılaşıyor. Bu kesim, aynı zamanda demokratikleşme çabalarının önüne büyük bir set çekerek ülkede Türkler dışındaki diğer etnik ve ulusal gurupların haklarının tanınmasını, gelişmesini, barış ve demokrasinin egemen olmasını istemiyor.

Tüm bunlar, bir tedirginlik sürecini de beraberinde getirmektedir.

 

Yaşananların neden olduğu kaygıları yalnız Kürtler değil Türkiye'deki aklı başında herkes duymaktadır.

Kaygılara neden olan mevcut durumu görmek için son birkaç ayda yaşananlara özetle bakmakta yarar var:

 

Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde yaşanan bombalamalar; Diyarbakır olaylarında aralarında çocuklarında bulunduğu insanların öldürülmesi ve yine aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce insanın tutuklanması; Danıştay baskını sonrasında yargının üst düzey yöneticilerinden birinin öldürülmesi ve diğerlerinin yaralanması; bazı kentlerde ve ilçelerde Kürtlerin ölümle tehdit edilerek toplu göçe zorlanması; seçilmiş yerel yöneticilerin Kürt sorununun çözümüne yönelik açıklama ve girişimlerinin gerekçe edilerek cezai ve idari yaptırımlarla karşılaşması; Ordunun sınır bölgelerindeki yığınağı başta olmak üzere olumsuz gelişmelere barışçıl ve demokratik tepki gösteren Kürt aydın ve siyasetçilerinin tutuklanması; nereden geldiği açık olmayan saldırılarla birçok provokatif terör eyleminin yeniden görülmesi; ciddi suçlama ve delillerle göz altına alınan emekli veya görevde ordu mensubu, emniyetçi ve özel harekatçının göstermelik bir şekilde yargılanması veya yargılanmadan kısa sürede serbest bırakılması...

Görünen o, geçmişten günümüze uygulana geldiği gibi şiddeti esas alarak sorunları bastırma / yok etme amacında olanlar büyük bir hazırlık içindedirler. Ülkeyi adeta bir cehenneme döndürecek bu hazırlık çok büyük yıkım ve ölümleri de beraberinde getirebilir. Ülkede şimdiye kadar halklar karşı karşıya gelmedi. Ancak kaygımız o ki, ırkçı, şoven politikalar bu biçimiyle devam ederse halkların karşı karşıya gelmesi ve büyük facialarla karşılaşmamız kaçınılmaz olur.

Şiddet yanlılarının arzu ettiği budur. Türkiye'de şiddeti büyüten her politika bu amaca hizmet etmektedir.

 

Ne yazık ki durum, şimdilerde tam da şiddet yanlılarının istediği aşamaya geldi.

Şiddet geliştikçe demokratik açılımlar, toplumsal iyileştirmeler sekteye uğradı.

Kürtlerin kendilerini ifade etme yönündeki tüm engeller fazlasıyla yeniden yaşama geçirilmeye başlandı.

 

Kürt kültürü, dili, edebiyatı ve tarihi ile ilgili çalışmalara dönük engellemeler arttı.

Terörle Mücadele Yasası (TMY) adıyla çıkarılmaya çalışılan yasa ile toplum bir kez daha baskı altına alınmak isteniyor.

 

Sayın Temsilci,

Eski günlerin bıraktığı derin izler silinmeden yine o günlere dönülmek isteniyor. Bunu engellemek, en azından iyileştirmelerin devam etmesini sağlamak gerekir. Bu anlamıyla kültür ve eğitim faslında yapılacak görüşmeler süreci olumlu değerlendirilmeli; en azından iyileştirmelerin devam etmesi için çaba harcanmalıdır.

 

Bilindiği gibi, AB Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER) 26 Nisan'da gerçekleştirdiği toplantıda, taraması tamamlanan ve AB Komisyonu'nun yayımladığı değerlendirme raporunda yer alan eğitim ve kültür faslındaki konulara dönük olarak fiili müzakerelere başlama kararı aldı. Alınan bu kararla bağlantılı olarak, AB Daimi Temsilciler Komitesi, söz konusu müzakereler sürecinde Kürt halkının eğitim, dil ve kültür politikalarına dönük istemlerini de göz önünde bulundurmalı ve Türkiye'yi, Kopenhag Kriterleri'ne uymaya zorlamalı; aynı zamanda Kürt dili, eğitimi ve kültürü alanlarında faaliyet gösteren Kürt kurumlarını da, müzakere sürecine dahil etmelidir.

Bu görüşlerimiz temelinde en azından ilk planda yapılması gerekenleri bir kez daha dile getirerek sizin aracılığınızla ilgili tüm kesimlerle paylaşmak istiyoruz:

 

  1. Kürt kültürü, dili, sanatı, müziği ve edebiyatı önündeki tüm yasal olan ve olmayan engeller kaldırılmalı;
  2. Kürt dilinin, eğitim başta olmak üzere yaşamın her alanında özgürce kullanımı sağlanmalı, ilköğretimden üniversiteye kadar devlet okullarında eğitim ve öğretimi desteklenmeli, bunun için bütçeden pay ayrılmalı;
  3. İlköğretim başta olmak üzere tüm eğitim müfredatı gözden geçirilmeli, ret ve inkar politikalarının ürünü olan ırkçı, asimilasyonist öğeler tümüyle müfredattan çıkarılmalı;
  4. Kürtçe'nin ve diğer yerel ve ulusal dillerin radyo ve televizyonlarda özgürce kullanımını engelleyen tüm yasa ve yönetmelikler yürürlükten kaldırılmalı;
  5. Sistemli olarak isimleri değiştirilen ve isimleri yok olmakla karşı karşıya bulunan 10 binin üzerinde şehir, ilçe, kasaba ve köy gibi yerleşim yerlerinin ve coğrafik alanların (dağ, nehir, ova, göl) Kürtçe ve diğer (Ermenice, Süryanice, vb) dillerdeki orijinal isimleri iade edilmeli;
  6. Kürt halkı başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin örgütlenebilmesi için gerekli yasal değişiklikler hemen yapılmalı, örgütlenme önündeki tüm engeller kaldırılarak örgütlenme özgürlüğü anayasal güvenceye alınmalı;
  7. Türkiye'nin çok kimlikli yapısı göz önünde bulundurularak başta Siyasi Partiler Yasası olmak üzere özgürce örgütlenmenin önünde engel olan tüm anti-demokratik ve baskıcı yasalar gözden geçirilerek yeniden düzenlenmeli;
  8. Aleviler başta olmak üzere farklı inanç ve kültürlere sahip toplulukların kendilerini ifade etme ve inançlarını / kültürlerini yaşama önündeki tüm engeller kaldırılmalı;
  9. Düşüncenin özgürce ifade edilmesi önündeki engeller kaldırılarak düşünce suç olmaktan çıkarılmalı;
  10. Toplumsal barışın yeniden inşası için çaba gösterilmeli;
  11. Anayasa ve yasalar, çoğulcu, demokratik ve eşitlikçi bir yapının gelişmesine olanak sağlayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir.

Bu görüşlerimizi dikkate alacağınıza inanıyor, saygılarımızı sunuyoruz.

 

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) / Ankara
Menekşe 2 Sokak 33/7 Kızılay/Ankara
Tel: 0.312.418 16 38 Fax: 0.312.425 84 72 - Hakpar1@hotmail.com

 

Kürt Kültür ve Araştırma Vakfı (KÜRT-KAV) / İstanbul
Tarlabaşı Bulvarı Çorbacı Sk. No:13 Beyoğlu İstanbul
Tel/Faks: 0.212.237 10 61 - info@kurt-kav.org / yonetimkurulu@kurt-kav.org

 

Çira Kültür ve Sanat Derneği / Diyarbakır
Gevran Cad. Öğretmenler Sok. İpsan 4 Apt. kat. 1 No 2 Ofis /Diyarbakır
Tel: 0.412.224 02 68 - cirahuner@yahoo.com / cirahuner21@hotmail.com

 

Bîr Araştırma ve İnceleme Dergisi / Diyarbakır
İnönü cad. Magül iş merkezi no: 49 Dağkapı/Dîyarbekir
kovarabir@yahoo.com

 

Dema Nû Gazetesi ve Deng Yayınları / Diyarbakır
Kurtismail Paşa 5. Sk. Fırat Apt. Kat: 1 No: 2 Ofis / Diyarbakır
Tel/Faks: 0.412. 223 89 23 - info@demanu.com.tr

 

Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu / Diyarbakır
Ali Emiri 2. Sk. Yılmaz 2001 Apt. Kat: 2 No: 6 Yenişehir / Diyarbakır
Tel: 0.412.228 14 55 xebatakurd@gmail.com / skorkmaz@hotmail.com

 

Pêrî Yayınları / İstanbul
Pavlonya Sk.Nuhoğlu İşhanı No: 10/19 Kadıköy / İstanbul
Tel: 0.216.347 26 44 - perikitap@mynet.com

 

Türkiye Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Vakfı / Ankara
Necatibey Cd. Yeşilırmak SK. 13/7 Sıhhiye / Ankara
Tel: 0.312.230 30 35

 

Yaşam Kadın Kooperatifi (YAKAKOP) / Van
Vali Mithat Bey Mh. No:25 Van
Tel: 0.432.215 94 34