Paşa Yılmaz

pasa_yilmaz@mynet.com

 

Yeniden "olağanüstü hal" yönetimine doğru

08.Ekim.2008 günü Türk parlamentosu "Sınır ötesi oprasiyon yetkisi" ni "tartışılarak" bu yetkinin bir yıl uzatılmasını karar altına aldı. 09/Ekim/2008 günü ise"yeniden olağanüstü hal yasası"nın şekillendirilmesi devletin güvenlik zirvesi olan Başbakanın başkanlığında yapılan"terörü değerlendirme toplantısı"nda tartışıldı ancak sonuç alınamadan toplatıya 14/Ekim/2008'de ydeniden toplanmak üzere ara verildi.Buraya nasıl gelindi?

 

22/Temmuz/2007 genel seçimleri sürecinde devletin her türlü hukuksuzluğu hukuk sayarak baş vurduğu yöntemler AKP'nin %47'lik bir oran ile iktidar olmasını engelleyemedi.Bununla birlikte Türkiye'de her siyasal iktidarın yumuşak karnı olan "bölücülük ve irticai tehlike"edebiyatı yeniden devreye sokuldu.Özellikle Güney Küedistan'ın fethi en somut tehdit olarak elde tutularak, PKK eylemleri için genelkurmay-PKK konseptinde taşaronluklar en usta biçimde uygulanmaya konuldu. Bu nitelikli çoğunluğa rağmen AKP sivil otoritenin egemenliğini oturtamadığı gibi bu çoğunluk adeta Türkiye'de istikrarsızlığın nedeni oldu. AKP'nin siyasi iradeyı koymadaki korkaklığı ve kabiliyetsizliği karşısındaki otoriter gücün Türkiye'de 80 yıllık cumhuriyet tarihinde hukuksuzluğu meşruiyet sayması ortamı dahada gerdi.Bir yıl önce genelkurma-PKK birliğinin göstere göstere gerçekleştirdiği Dağlıca karakol "baskını" sonucunda alınan "sınır ötesi operasiyon" kararı ile TSK tarafından,Kürdistan'ın fethi girişimleri başlatıldı.

 

Son bir yıl içinde genelkurmay-PKK ittifakı ile şiddet eylemlerinin dozunun had safhaya geldiği noktada gerçekleşen Dağlıca karakol"baskını"yanında AKP'nin kapatılma davası, Istanbul ve Diyarbakır'da kitlesel katliam amaçlayan bombalrın patlatılması,Güney Kürdistan'a yapılan hava ve kara harekatlarının fiyaskolu sonuçları,Ergenekon soruşturması ve tutuklanan emekli generaller, dizisinde son halkayı oluşturan yolsuzluk iddialarındaki Deniz feneri davası, Amerika'da başlayan küresel ekonomik krizin bütün dünyaya dalga dalga yayıldiğı bir dönemde yine Genelkurmay-PKK ittifakı karşılıklı lutuf ve saygı ilişkileri içinde 3/Ekim/2008 günü gerçekleşen Besele sınır karakolu "baskını" ve iki gün sonrada Diyarbakır'da polis servis aracının taranması sonucunda yeniden gündeme taşınan"Kuzey Irak'ın işgali"ve "düşman Barzani'ye" haddinin bildirilmesini ağızlarından salyalar akıtarak dişlerini gösteren genelkurmay,Deniz Baykal,Devlet Bahçeli,Kemalistler ve benzerleri protokolün baş sırasındaki numaralı  yerlerini aldılar.

 

Dağlıca "baskının'da" ortaya çıkan gerçeğe bakıldığında bilerek ve istiyerek iki gücün ortak iradesi (Genelkurmay-PKK) ile ortaya konulan eğlemlerde bu ortaklığın teşhir olması bir takım acemilikler ve hatalardan dolayı önlenemedi. Dağlıca "baskını" ile Genelkurmay-PKK ittifakı bir amacı gerçekleştirmek çabasında oldular.Bu çabları ise Genelkurmayın Güney Kürdistan seferine çıkmasını sağlamak idi. Baskın sonrası 17/Ekim/2007'de alınan yetki ile Türk savaş uçakları ve özel komando birlikleri Kürdistan seferlerine çıktılar.Bir yıl içinde resmi açıklamalara göre 25 hava operasiyonu yapılarak PKK her bakımdan "imha" edildi açıklamaları yapıldı.ancak Bu operasiyonların fiyasko olduğu ve bir yıl boyunca "PKK'yi sıkıştırdık""PKK yüksekliği 4000-5000 metreyi bulan dağlara sığındı"(emekli bir generalin bunlar insan değil,hayvandırlar mantığı egemen olunca) anlayışı içinde insansız ve hatta yabani hayvanların bile barınamadığı yüksek dağ tepelerine bomba yağdırdıkları anlaşılıyor.Çünkü her hava operasiyonu sonunda "etkisiz hale getirdik.."(son bir yıl içinde öldürmenin Türk edebiyatındaki yeri ve Türkçe sözlük anlamı "etkisiz hale getirme" olarak değişti) açıklamalarına rağmen, PKK "saldırıları" ve "eylemleri" sonucu "şehit" cenazelerinin gelmesinde hiç eksilme olmadığı gibi her geçen gün dahada arttı.

 

AKP'nin kapatılmasının rededilmesi ile yeniden "normale dönmesi beklenen" ülke gündemi;yaklaşan ergenekon davasının süreç içinde yaratacağı sıkıntılar,sinir bozucu düzeye gelen yolsuzluk tartışmalarının gerginliği,Deniz feneri davası tartışmaları,30 Ağustos itibarı ile görevi devr alan Ilker Başbuğ'un cezaevindeki Ergenekon terör örgütü üyesi emekli generalleri ziyaret ettirmesi ve kuvvet komutanları ile çıktığı Kürdistan gezilerinde yaptığı açıklamalar ile sürecin çokta sakin geçmiyeceğinin hatta dahada gerginleşeceğinin işaretlerini içinde taşıyordu.Yeni yasama yılı başlamadan Genelkurmay-PKK konsepti;ile barıştan,diyaloğdan,sivilleşmeden,demokrasi ve insan hak ve özgürlüklerden yana olan konsept karşıt iki taraf olarak mevzilendiler.Silahlı güçler olan Genelkurmay-PKK ittifakı siyasi gündemi belirlemeye çalışırken vatan-millet-sakarya edebiyatını barışcılığı elden bırakmazken demokrasi ve insan hakları açısından tartışmalı olan taleplerinin yerine gelmesi için baskıyı zoru ve şiddetide asla elden bırakmıyorlar.Vatan-Millet-Sakarya ırkçı milliyetçi edebiyatı ile normal ilişki ağında demokrasi ve insan hakları açısından sivilleşme açısından AB müzakere süreci açısından talep ettiği yetki ve selahiyetlerin yasama organında kabul edilmesi mümkün olmadığı için başka yollara baş vurmayıda o aktörleri bu amaç doğrultusunda kullanmayıda arka plana itmediler.Yasama yılı başamadan 17/Ekim/2008'de süresi bitecek olan "sınır ötesi operasiyon" yetkisinin bir yıl daha uzatılması ve "yeniden olağanüstü hal" yönetimi için bazı yetkilerin genelkurmaya verilmesi talepleri gündeme getirerek sivil hükümetin gündemini belirlediler.Bu talepler ergenekon davasının başlayacağı,ABD'de oluşan küresel ekonomik krizin dalga dalga dünyaya yayıldığı,Rusya'nın yeniden soğuk savaşı dünya gündemine soktuğu,kasım 2008'de yapılacak Amerikan başkanlık seçim çalışmalarının hızla devam ettiği,mart 2009'da Türkiye'de yapılacak yerel seçim hazırlıklarının yapıldığı,DTP'nin kapatılma davasının sonuçlanması gibi çok önemli meselelerinin olduğu bir dönemde ileri sürülmektedir.

 

"Sınır ötesi operasiyon"yetkisinin sürenin bir yıl uzatılması, bu kararın alınması nasıl genelkurmay-PKK ittifakının ortak eylemi Dağlıca karakol "baskının"dan sonra alındı ise uzatılmasıda ancak bu ayarda bir eylem sonucu alınabilirdi.Bu nedenle 3/ekim/2008'de genelkurmay-PKK ittifakı bu defa Aktütün sınır karakol "baskınını" daha ustaca ve daha profesiyonelce yaparak uzatma yetkisinin kararını,Türk'ün bütün renkleri tam bir milli mütabakatla düşman gördükleri Kürd milletini sayın Mesut Barzani'nin şahsında tehdit ederek sağladılar.Hatta Türk ve Kürd solcularının anti-faşist cephe ittifakçısı ırkçı şöven Deniz Baykal bu tehdidi dahada ileri götürerek sınırın 30 km ötelenerek Kürdistan'ın işgal edilmesini ve orada kalıcı olunmasını ileri sürerek Türk devletinin Kürdler ile ilgili emperyal amaçlarını dile getirdi.

 

Aktütün karakol "baskını" Dağlıca "baskını" gibi genelkurmay-PKK ortaklığı ile yapılmıştır.Çünkü son bir yılda 17/ekim/2007 ile 03/ekim/2008 arasında resmi olarak 25 kez kapsamlı hava operasiyonu  ve bir o kadarda kara operasiyonu yapılmış,bunun yanında,ABD'nın istıhbarat desteği ile bu bölge "BBG evi" olmuş,merkezi Irak yönetimi ve Kürdistan yönetimi mümkün olan azami desteğı sağlamış olduğu halde zerre kadar ilerleme kaydedilmemiş aksine ağır silahlarla 200-250 kişilik bir PKK gurubunun bu baskını yapacağının 16 gün önceden istihbaratı alındığı halde hiç bir tedbir alınmiyarak adeta bu baskında genelkurmay merkezi yetkilileri düzeyinde bu suça ortak olmuşlar."Baskından" iki gün önce bu kalabalık gurubun ağır silah ve cephaneleri ile karakol bölgesindeki tepelere mevzilendikleri tesbit edildiği halde yine tedbi alınmıyor ve "baskın"sırasında çıkan çatışma dokuz buçuk saat sürdüğü halde herhangi bir destek gitmiyor.Bu manada Diyarbakır'dan havalanan bir uçak o bölgedeki yüzlerce hedefe binlerce ton bomba bırakarak kendi üssüne dönmesi dört saat sürdüğü halde 9.5 saat süren bir çatışma boyunca destek gelmediği gibi çatışma sonrası PKK gurubunun karanlıktan faydalandığı saatlerde bölgeye gide savaş uçaklarının karakolu ve Türk askerinin mevzilendiği tepeleri çılgınca bombaladığı PKK'nin eylem sonrası yaptığı açıklamada yer almaktadır.Yani bu"baskın"da öldürülen PKK'liler ve Türk askerleri bence;aldıkları emir gereği çılgınlaşan savaş pilotlarının karakol civarını ve Türk askerlerinin mevzilerini bombalaması sonucunda olmüşlerdir.Bu,öldürülen Türk askerlerinin aileleri ve öldürülen PKK militanlarının ailelerinin talepleri üzerine yapılacak sağlıklı bir otopsi sonunda anlaşılır.anlaşılabilir.

 

Böylece genelkurmay-PKK ortaklığı ile bir yıllık yorucu uğraşın sonunda "sınır ötesi operasiyon" yetkisini bir yıl daha uzatan karar Türk parlamentosunda alındı. Ancak Başbuğ ve ittifakçısı Öcalan için bu yeterli değildir.Türkiye'de giderek Türkler içinde itibarı sarsılan ve artık güven veren bir kurum olup olmadığı tartışılan TSK ve Kürdler arasında aynı esaslarda tartışılan PKK'nin eski itibarlarını yenide kazanmaları için geniş yetki ve geniş hareket imkanına sahip olmalarının sağlanması gerekiyor. Bunun içinde "yeniden olağanüstü hal" yönetimi için "olağan üstü" yetkilerle donatılmalarının alt yapısının hazırlanmasının ilk adımı olarak Diyarbakır'da polislere ait servis otobüsünün taranması eylemi gerçekleştirildi."Yeniden sınır ötesi operasiyo" kararı tamam."yeniden olağan üstü hal" yetkileri ise henüz tartışılmaktadır. Sonuç alınması salı gününe bırakıldı.

 

PKK tarzı olmayan "otobüs tarama" eylemi ve "yeniden olağan üstü hal" yetkilerini tartışmak üzere. 

 

13 Ekim 2008