Paşa Yılmaz

pasa_yilmaz@mynet.com

 

"Özür diliyorum" kampanyasi......

 

Son günlerde 1915 Ermeni soykırımını tam olarak anlatamayan kısa bir metin altına  bazı Türk aydın ve entellektüellerinin imza atarak başlattıkları "Ermeni kardeşlerimden özür diliyorum" kampanyası kısa bir zaman içinde devlet bürokrasisini, parlamentoyu, hükümeti, Cumhurbaşkanını, siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını, yazılı, görsel ve sanal mediyayı, sokaktaki vatandaşı kısaca herkesi 93 yıllık bir tabuyu konuşur, tartışır hale getirdi. Yani yalana ve inkara dayalı karanlıkta kalan bir tarihi olumlu veya olumsuz yanları ile sorgular noktaya getirdi.

 

Bu tartışmalar;Türkiye'de her geçen gün yakıcı etkisini biraz daha hisettiren dünya'daki küresel krizi bile gölgede bıraktı. Bir çok canı yakacak ve toplumda açlık tehlikesi ve yoğun işsizlik yaratacak olan küresel kırizi bile gölgede bırakan "Özür diliyorum" kampanyası tartışmalarıda gösteriyorki 1915 yılında Ermeni, Rum, Pontus, Asuri-Süryani, Ezidi gibi gayri müslüm halklara ve cumhuriyetin kuruluşundan sonra Kürdistan'da kürd milletine karşı girişilen katliyamın, zülmün, etnik temizliğin yani soykırımın boyutlarının korkunçluğunu gösteriyor.

 

Ayrıca bunun teşhir edilmesine ve toplum tarafından tartışılır hale getirilmesine karşı duyulan tahammülsüzlük ise bunun bir devlet politikası olarak yapıldığının en açık göstegesidir.

 

Bu soykırım hareketini;Osmanlı İmparatorluğunun dağılma sürecine girdiği dönemde İmparatoluk bünyesinden ayrılan ve ayrılmaya teşşebüs eden milletlerden intikam almak için "sunni müslüman din kardeşliği" esaslarında yeni süreçte kurulacak yeni Türk devletinin ve buna uygun bir ulus yaratmak için gayri müslim milletlere, bir dönem sora Kürdlere ve Alevilere karşı başlatılan bir soykırım hareketi olarak görmek gerekir. Yani toplu yoketme/etnik temizleme hareketidir.

 

Bunun kararı ise ta 1910 yılında İtthat ve Terakki Fırkasının Selanik'te yapılan kongresinde alındı. Ve bu etnik temizleme hareketinde sadece Ermeniler hedef alınmamış. Ermenilerle birlikte Asuri-Süryani, Rum, Pontus,Ezidi ve kürd halklarıda hedef alınmışlardır. Bu etnik temizleme hareketinin amacı "sunni müslüman din kardeşliği" esaslarında bu dönemde yeni kurulması projelendirilen Türk devleti için bu coğrafyanın bu toprakların sahiplerinden arındırılması yani sahipsizleştirilmesi ve sanayinin millileştirilmesi gerekiyordu. Çünkü bu coğrafyada ne Türk toprağı vardı ne bu topraklara sahip çıkacak bi Türk milleti vardı nede önemli sayılabilecek bir Türk sanayisi varı. Bu nedenle uygulamada toplu yoketme/etnik temizlik ve toplu göçerte "tehcir" esas alındı. "Sunni müslüman din kardeşliği" paradigmasından dolayı müslüman olan fakat Türk olmayanlar bu dönemde soykırımın birinci muhatapları olmadılar. Hatta bunlar zaman zaman padişahın fermanına "din kardeşliği" çerçevesinde uyarak iradi olmayan katliyam"ortakları"bile oldular.

 

Ne zamanki 1915'te başlayan etnik temizlik ve göçertme harekatı sonuçlarını vermeye başladı ise,yani bu bölgede başlatılan etnik temizlikte, katliyamdan kurtulanların canlarını kurtarmak için;mallarını, mülklerini, yerlerini, yurtlarını terketmeleri ve sahipsizleşen bu coğrafyada Lozan antlaşması ile yeni Türk devletinin kurulması, yerlerini yurtlarını,mal ve mülklerini terk eden gayri müslimlerin artık etnik esaslarda hak iddia eden unsurlar olmaktan çıkmaları ve bu coğrafya ile tek bağlarının korunmaya muhtaç olan unsurlar olarak yüce Türk devletinin "şevkatli" kollarında "Türk koruması" altına alınan unsurlar oldukları durumu ve bunların "dini azınlıklar" statüsünde olduklarının Lozan hükmü haline gelmesi ile tamamlanan projenin birinci etabından sonra ikinci aşama olan Türk ulusu yaratma sürecinde esas olarak etnik temizlemede/soykırımda hedefe alınan ise Kürd ulusunun yok edilmesi oldu.

 

Cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan Türk ulusu yaratma projesi uygulaması ile birlikte Kürd milletine karşı başlatılan inkar politikası ve cumhuriyetin kuruluşu sürecinde imparatorluk bünyesindeki gayri müslümler karşısında "din kardeşliği" temelinde müslüman olan fakat Türk olmayan farklı etnik kökenden gelenlere ve özellikle Kürdlere verilen sözlerin tutulmaması, verilen taahhütlerin yerine getirilmemesi buna karşılık artık inkarcılığın başlaması ile birlikte Kürdistan'da başlayan rahatsızlıklara karşı tahammülsüz davranan Türk devleti 1925'lerden itibaren etnik temizliğe başlayarak Kürd katliyamlarını sahneye koydular. Böylece Kürdistan'daki milli direnme hareketlerine soykırım esaslarında katliamlar uygulanarak Kürdler inkar edilerek bu güne kadar devam etti ve bu gün hala aynı inkarcılık acımasız bir biçimde devam etmektedir.

 

90 küsür yıldır Türkiye'de yaşiyan herkes insan hak ve özgürlüklerinin savunulması yerine ne anlamda olduğu belli olmayan ve hala tartışılan devletin "milli" çıkarları adına yalana, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, inkarcılığa dayanan bir tarih anlayışı ile gerçeklerin toplumdan saklandığı sahte bir tarih anlayışı ile bu günlere gelindi. Bu 90 küsür yıllık tarih sürecinde yalancilik ve ikiyüzlülük temel alındı. 90 küsür yıllık bu karanlık tarih sürecinin sonunda, bu gün;Türk toplumu bu karanlık tarihi ile yüzleşmeye çalışıyor.

 

Bu yüzleşme süreci 1980 sonrası özellikle rahmetli Özal iktidarı ile başladı. Ve devam ediyor. İşte bundandırki ezber bozan bazı Türk aydınları bu imza kampanyasını başlatmışlardır. Bu imza kampanyasında kullanılan dil ve kampanyaya esas alınan metin kapsamı itibarı ile eleştirilebilir olmakla birlikte bir kürd olarak olumlu buluyorum.Hiç bir demokratik ve insani gelişmeye değer vermeyen tekçi Türk ulus anlayışının 100 yıllık karanlıkta kalmış, katliyamcılığının, inkarcılığının sorgulanıyor olması tüm eksiklerine rağmen olumludur.Ve bu noktada  giderilebilir eksiklerine baktığımızda;

 

Bir kere bu kampanya ile yalan ve inkar üzerine kurulan 100 yıllık tarih ile yüzleşilirken tarihin soykırımcı yanı sadece Ermenilerle sınırlandırılamaz. Ermenilerle birlikte bu etnik temizlik hareketine maruz kalan Asuri-Süryani, Rum, Pontus, Ezidi halklarını unutmak ve özellikle cumhuriyet sonrası Kürdisatan'daki etnik temizlik katliyamlarını görmemek ve bunlardan bahsetmemek başlı başına yeni bir inkarcılığı ortaya koymaktadır ki bu tutum kötüdür. Ermenilere uygulanan etnik temizliğin/soykırımın 100 yıl boyunca inkar edilmesinden rahatsızlık duyan vicdalar, acaba neden;Asurilere-Süryanilere, Rumlara, Pontuslarıa, Ezidilere, Kürdlere uygulanan soykırım katliyamlarından rahatsızlık duymayarak bunların karşılaştıkları soykırımı hala teşhir etmemektedirler? Ancak bilinmelidirki soykırım uygulamasının Ermeniler dışındaki muhataplarını görmeyip tekçi Türk ulus mantığının bu coğrafyayı etnik ve dini açıdan homojenleştirme katliyamlarını Ermenilerle sınırlı tutmak toplumun onüne yeni biçim bir inkarcı tarih anlayışını koyacağı için bu tutum hiç bir aydının vicdanını rahatlatmaz.

 

Diğer yandan kullanılan dil olarak da malesef "orta"yı bulma politikası güdülmüştür.Yani soykırım "büyük felaket" olarak alınırken yine bir inkarcılık öne çıkarılmıştır. "büyük felaket"ne yazıkki soykırım/toplu yok etme/etnik temizlik gibi bir milleti tarihten silme eylemini tarif etmez. "felaket" doğa olayı olup tedbir alınabilen ancak engellenemeyen olaylardır. Fakat soykırım ise insanlar tarafından kendi ötekilerine uygulanan yoketme hareketidir. ve insanlık suçu olarak tarihe geçer. Burada böyle bir dilin kullanılması gerçeklerle yüzleşilmeyi engeller. Ama bu gibi giderilebilir eksik ve aksaklıklarına rağmen bu girişim olumludur ve dahada ileriye,geliştirilerek götürülmelidir.

 

Bu nedenle;

 

Kürdler bu imza kampanyasını başlatan Türk aydinlarını desteklemelidirler ve onları cesaretlendirmelidirler. Bu destek illede bu kampanyaya imza koyarak olması gerekmiyor. Bu kampanyayı başlatan aydınlar atalarının yaptığı katliyamdan dolayı Ermenilerden özür dilemiyorlar. Çünkü bu onların görevi değildir. Bu görev birzatihi bu katliyamı yapmaya karar veren siyasi iradeyi kullanan kurumun görevidir. Bu kurum ise Osmanlı İmparatoluğunun bakiyesi üzerinde; başta Mustafa Kemal olmak üzere İttihat ve Terakki Fırkasının üye ve yöneticisi olan Osmanlı Paşaları tarafından kurulan tekçi Türk ulus devleti,TC dir. Bu imza kampanyasını başlatan Türk aydınları ise  bu toplumun okumuşları,aydınları, entellektüelleri,akademisiyenleri oldukları halde devletin toplumdan sakladığı tarihi gerçeklerin tartışılmasını sağlayamayıp devletin karanlık politikasına susarak yardımcı olmalarından dolayı duydukları vicdani rahatsızlığı dile getirerek özür dilemektedirler. Kürdler bu noktada, bunun dahada geliştirilerek Türk toplumunun tarihindeki bütün karanlık yönleri ile yüzleşmesini sağlamak için bu eylemi başlatan aydınlara destek olmalıdırlar. 25.12.2008