Paşa Yılmaz
pasa_yilmaz@mynet.com
Erdoğan ve Davos

 

Türkiye'nin;önümüzdeki süreçte 29 mart 2009 günü yapılacak yerel seçimler nedeni ile oldukça hareketli bir siyaset günlüğü olacağı kesin. Ancak bazen iradeye dayalı bazende irade dışı gelişen siyasi olayların dozuda (ulusal veya uluslararası bazda) ne yazıkki yerel seçimleri ve yerel seçimler vesilesi ile ısınması beklenen siyasi gündemi zaman zaman  dahada hareketlendirirken zaman zamanda gölgede bırakır. Çünkü bir ülke düşününki gayri meşru olan,yasal olmayan, suç olan, insan hak ve özgürlüjklerine aykırı olan, toplumsal ahlaka aykırı olan vs.işlerin yapılması yasalara dayanmadığı halde serbest olsun ve sanki yapılmasıda doğal bir hakmış gibi algılansın, yapılsın; ama insan olmanın gereği olan ve yapılamsının kimseye zararı olmayan hatta faydası olan işlerin yapılmasıda yasalara aykırı olmadığı halde yasak olsun suç olsun.

 

Yani bir ülkede;

 

-Ergenekon tipi silahlı terör ögütü kurmak,terör örgütüne üye olmak,propagandasını yapmak,

 

-Silahlı terör örgütü aracılığı ile kargaşa ve istikrarsızlık yaratarak darbe ortamı hazırlamak,

 

-Faili meçhul cinayetler işlemek ve cesetleri asit çukurlarına,su kuyularına,yol kenarlarına atmak,

 

-Toplumda kargaşa yaratmak için birtakım suikast planları yapmak bazılarını uygulamak bazılarını ise bazı medya guruplarına servis etmek,

 

-Parlamentonun tıkanması için tehdit ve telkinlerde bulunmak (bu amaçla bir emekli genelkurmay başkanı generalin mecliste 367 saçmalığı sınırına ulaşmayı engellemek için bir siyasi partinin genel başkanını telefonla tehdit etmesi ve teşhir oluncada "rica ettim" demesine kimse"sen kimsin ve kimin adına rica ediyorsun"deme cesaretinin gösterilmemesi)

 

-Göz altına alınarak sorgulandıktan sonra serbest bırakılanların yeniden kaçırılarak infaz edilmeleri,

 

-Bütün bunlardan sonra yaratılan istikrarsızlığı bahane ederek TSK'nın yönetime el koymasını sağlamak için başta bilimadamları,üniversite rektörleri,öğretim üyeleri,emekli asker ve siviller legal çeteler olan yandaş "sivil toplum kuruluşları" aracılığı ile konulan kitlesel sokak gösterilerinde "saygın kişiler" diye anılan bu şahısların boynuna "ordu göreve" pankartı asarak Türkiye sokaklarında gezdirerek darbe çığırtkanlığı yapmak,

 

-Banka hortumlamaları ile rüşvet ve yolsuzluklar cenneti bir ülke yaratarak ülke ekonomisini yandaş mutlu azınlıklara peşkeş çekerek bunlar dışında toplumu açlığa ve sefalete mahkum etmek.

 

Butün bunlar ve daha sayamadığım bunlar gibi gayri meşru bir çok kirli işin yapılmasının serbest olduğu,

 

Ama;buna karşılık insani tüm değerlerin,hukukun,adaletin,insan hakları vs. şeylerin yasak olduğu bir ülke düşünün.

 

Kendi ülkesindeki hak ve hukuk ihlalini görmeyen ama İsrail'in Gazze'deki hukuksuzluğunu gören ve tepki gösteren ülke yöneticisi düşünün.

Acaba bu ülke neresidir? ve bu ülke yöneticisi kimdir?

Evet bu ülke Türkiye'dir, bu yöneticide Türkiye başbakanı Recep Tayip Erdoğan'dır.

 

Bilindiği gibi Erdoğan,oturduğu başbakanlık koltuğunu ona bırakanlar aksine  iç siyasi çıkmazlarını bir yandan Kürd düşmaniığı yaparak atlatmaya çalışırken Kürdlere karşı "ya sev ya terk et" Türk "ata sözü" haline gelen sloganda ifadesini bulan radikal Türk milliyetçiliği yaparak bir yandanda Kürd dostu gibi davranarak demokrasi,özgürlük,insan hakları vaad ederek çözmeye çalişmaktadır.(öncekiler ısrarla radikal Türk milliyetçiliği esasında Kürd düşmanlığı yaparak çözmeye çalıştılar)Bu ruh hali ile yerel seçimlere hazırlanırken,patlayan Gazze operasiyonuna karşı,operasiyonun hemen öncesinde İsrail başbakanı ile görüştüğünün suçluluğunu bastırmak için oldukça sert tavır koydu.

 

Adeta Hamas sözcüsü gibi şahinleşerek yarattığı yahudi düşmanlığı,iç siyasi dengelerde Erdoğan yanlısı puan arttırıcı rol oynamıştır.Bu şahinliği içeride puan arttıcı olduğu halde uluslararası ilişkilerde ve diplomaside Erdoğan yanlısı bir gelişme yaratmamıştı.Hatta sözcüsü gibi davrandığı Hamas bile operasiyonların devam ettiği süre içinde Erdoğan'ı ve Erdoğan'ın barış planını desteklememiştir.Ateşkes ile birlikte "normal" hayata dönüldüğünde,bütün dünya ülkelerinin ve liderlerinin katılmasının gelenekselleştiği "Dünya Ekonomik Formu" toplantılarının gündeme gelmesi ile birlikte toplantıya katılmaya hazırlanan dünya liderleri, program yaparken dünya önceliklerinin içindeki yerlerine, kendi bölgelerindeki sorunlara karşı durumlarına ve komşuları ile olan ilişkilerine göre davranırlar.Başbakan Erdoğan'da bu kriterleri göz önüne alarak yaptığı programına stratejik ortağı İsrail cumhurbaşkanı ile görüşmeyide koymuştu. İsrail cumhurbaşkanı ile katıldığı panelde İsrail cumhurbaşkanına "sesiniz çok yüksak çıkıyor","siz cocukları öldürmeyi iyi biliyorsunuz" gibi cümleler söyliyerek paneli terk etmesi,Arap ülkeleri ve Türkiye sokaklarında Erdoğan-Hamas lideri-Ahmedi Necat-darfur katillerinin posterlerinin yan yana taşınarak konulan sokak gösterileri Erdoğan'ın borsadaki trendini oldukça yükseltti.Bununla birlikte takip eden gelişmeler sonucunda Erdoğan'ın "ben İsrail cumhurbaşkanına ve İsrail devletine her hangi bir olumsuz tavır koymadım.benim tavrım moderatöre karşı idi" açıklamasını yapması ise Erdoğan'ın kurgulanmış tavrını ortaya koymaktadır.Eğer Erdoğan "İsrail'in Hamas'ı bahane ederek Filistinli sivil ve çocukları öldürmesini protesto ediyorum" deseydi ve bunun için paneli terk etseydi bence daha anlamlı olurdu. Çünkü bu durumda Erdoğan İsrail'le stratejik ortaklık türü ilişkilerini sonlandırmak zorunda kalırdı.

 

Gazze'yi bombalayan uçaklar Konya'dan kalkmaz ve her türlü ekonomik-siyasi ve istihbari ortaklıkların sonu olurdu.Ulusal pılanda Yahudi düşmanı uluslararası pılanda yahudi dostu olmak ise Türk usulü bir yaklaşımdır.Ve bu durum islami esaslarda siyasetin ağırlıkta olduğu Türkiye siyaseti açısından son derece önemlidir.Bundan dolayı Erdoğan, bu durumda yükselen puanı ile saniyorum 29 mart 2009 yerel seçimlerini atlatır.

 

Erdoğan açısından kanaatime göre Gazze operasiyonu ve Davos zirvesi "irade dışı" gelişen olylar olmalarına rağmen son derece olunlu gelişmeler olmuşlardır. Çünkü Filistinli çocukların öldürülmesi Hamas'a iktidar getirmemiş ama görünen odurki Erdoğan'a yerel iktidarları kazandırma şansı verecektir.

 

Erdoğan'ın Davos'taki tavrı saniyorum herkes tarafından konuşuluyor ve taktir ediliyor.Hatta Erdoğan'ın en katı muhalifleri bile Erdoğan'a "bir başbakana böyle davranılmazki" noktasında haklı buluyorlar.Erdoğan doğrumu yaptı yanlışmı yaptı ?Bunlar tartışılabilir.Ama Erdoğan doğrusunu söylemek gerekirse iktidara geldiği günden beri yaptıkları ile istisnasız her koınuda ezber bozmaktadır.Davos'taki davranışı ile bütün dünyanın ezberini bozmuştur. Ancak Erdoğan'ın bu davranışında özellikle Hamas ile ilgili tutumu ve İsrail cumhurbaşkanına söyledikleri hakkında kendisinden sorulacak ve açıklama gerektirecek önemli hususlarıda gözardı etmemek gerekir.

 

-İsrail cumhurbaşkanına "Hamas seçimlere girmiş seçmen iradesi ile seçilmiştir.Buna saygı gösterilmelidir."diyen Erdoğan her nedense,başbakanlığını yaptığı ülkede seçmen iradesi ile seçilenleri görmiyor veya görmek istemiyor. Ama Hamas'ı çok net görebiliyor.

 

-İsrail cumhurbaşkanına "milletvekillerini,meclis başkanını tutukladınız" diyen Erdoğan,acaba başbakanı olduğu Türk egemenlik sisteminin milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırarak,milletvekillerini yaka paça Türk parlamento binasından nasıl tutuklayıp mahkum ederek 10 yıl hapiste tutmayı becerdiğini ve hala dokunulmazlığı kaldırılmayan bir milletvekilini yargılayıp mahkum ettrdiğini acaba nereye koymayı düşünüyor ?

 

-İsrail cumhurbaşkanına "çocukları öldürmeyi biliyorsunuz"diyen Erdoğan başbakanlığını yaptığı ülkede son 25 yıllık süreçte 20 000'i faili meçhul olmak üzere 100 000 öldürülme olayından mutlaka haberi vardır.

 

-İsrail cumhurbaşkanına "Gazze'de katliam yapıyorsunuz" diye hiddetlenen Erdoğan'ın aynı tepkileri neden Darfur katillerine karşı göstermeyip Darfur'daki katliamın sorumlularını medyadan kaçırarak Türkiye'de misafir ederken acaba ne kadar samimidir ?

 

Kaldıki fazla uzağa gitmeye gerek olmadan Erdoğan başbakanı olduğu ülkedeki benzer olayların çaresini bulursa kanaatime göre güvenilirliliği daha fazla olur.Ama başbakanı olduğu sistemi acımasız bir diktatörlüğe dönüştürürde başka ülkelerdeki hak ihlallerinin peşine düşerse borsada yükselen trendi 29 matr 2009 seçimlerini ona kazandırabilir ancak onu kurtaramaz.Erdoğan güven duyulan biri olmak istiyorsa önce kendi evindeki pisliği temizlemelidir.Aksi takdirde Davos'ta ne için gözyaşı döktüğü belli olmayan eşi Emine xan'a bile güven veremez.

 

7.02.2009