R.Qehreman

 

 

 

Hak-Par 2.Genel Kongresi ve ‘es' geçilmemesi gereken düşündürücü noktalar

1999 yılında Demokrasi ve Kürt Sorununu Çözüm Girişimi (DKSÇG) ile
başlayan süreç, 2002 Şubatında Hak-Parın kuruluşu ile
sonuçlanmıştır. 2006 ya kadar ki süreçte de tespitleri, pratiği,
programına koyduğu tezler ve en önemlisi de değişik grup, inisiyatif,
çevre, girişimler ile yurtsever Kürt şahsiyetleri ile olan sıcak
ilişkileri Hak-Parı hep gündemde tutmuş, ona önemli bir itibar
kazandırmıştır. Bu nedenle de Hak-Par sıfatlarla nitelendirmek
gerekirse de Kurdi duruşu fazlasıyla hak eden parti konumundadır, Kürt
halkının ortak meyvesidir, sigortasıdır denebilir.

12 Kasım 2006 tarihinde Ankaranın donanımlı konferans salonlarından
Kocatepe Kültür Merkezi salonunda yapıldı. 04 Ekim 2006 tarihli Başkanlık
Kurulu toplantısında Genel Başkan Abdulmelik Fırat sağlık sorununun
kötüye gitmesinden dolayı görevinden kendi isteği ile çekildiğini
söylemiştir. 17-18 Ekim 206 tarihinde, Diyarbakırda yapılan Parti
Meclisi toplantısında da genel başkan adayı olarak Genel Başkan
Yardımcısı Bayram Bozyel kendini açıklamıştır. Kongreye üç gün kala da
sürpriz bir şekilde şu anda Genel Başkanımız olan Sertaç Bucak eski genel
başkana, Bayram Bozyele ve kendisinin aday olmasını istediği bir
grup arkadaşına aday olduğunu iletmiştir.

Bu durum değişik bir yoğunluk ve heyecan yarattıysa da, daha fazla
şaşkınlık yarattı denebilir. Nedeniyse, partililerce beklenmeyen
gelişmeler; dışarıdan bir aday, 5 yıl boyunca 5 ay açık
olmayan İstanbul il örgütü ve başkanlığını yapan Mustafa Aytaçın en
son yapılan il kongresinde eski delegasyonun büyük çoğunluğunu
değiştirdiği, yeni kurultay delege listesini Partiden ziyade kendisine
yakın duran ailelerden ve partililerden oluşturduğu, 60 kişinin katılımı
ile gerçekleşen İstanbul Kongresinin genel merkez için 120 delegeyi
seçtiği ve bunu kongrede bir imtiyaz olarak kullandığı aşikar olmuştur.
Ayrıca yaşadığımız süreçte soğuk savaşın sona erdiği, yerelde ve
bölgemizde yaşanan kan davalarının bile sona erdiği süreçte,
Hak-Para mesafeli yaklaşan, geçmişte Bayram Bozyel ile
husumetlerinin olduğu 3-5 kişilik grubun davranışları beni
ve birçok Hak-Parlı arkadaşımızı hayrete düşürmüş, şoke etmiştir.
Ayrıca partimizin doğal delegelerinden ve üst kurullarında yer alan bazı
arkadaşların tavrı da hayli dikkat çekmedi değil. Kişiselleştirmek
istemediğimden dolayı geçiyorum.

Toplam örgütlü sayılabileceğimiz 10 şehirden 400 delege beklenirken 200
delege ve 500 civarında da üye ve konukların katıldığı, Kürtçe-türkçe çok
güzel ve anlamlı sloganların yazıldığı, yer yer güzel konuşmaların
yapıldığı Kongremizin heyecanını beklenildiği gibi yaşadık desek pek de
gerçekçi olmaz.. Çünkü yukarıda anlattığım gelişmelerin büyük kısmını
bilen delegasyon üzerinde ki şok etkisi devam etti. Kongreye yansıyan
düzen partilerine benzer alkışlı mizansen ve şehit
edebiyatı ise beni oldukça rahatsız etti. Geleceğe ışık tutacak projeler
anlatmak yerine tirübinlere dönük hamaset, bir halkın davasını omuzlamış
Hak-Par gibi bir partiye yakışmadı. Daha açık söylemek gerekirse
Kongrede sergilenen bir çok gelişmeyi bir çok arkadaş gibi içime
sindiremedim. Yukarıda saymaya çalıştığım olumsuzlukları Hak-Par
bileşenlerine, emeklerine, vefaya, sadakate saygısızlık olarak
yorumluyorum.

Genel Başkanımın affına sığınarak bir şeyi söylemeden yapamayacağım. Keşke sözünü hiç sevmememe rağmen bir kez daha kullanayım
Adaylık tabiî ki Bozyel gibi uygun tüm arkadaşlarımızın en doğal hakkıdır.

Keşke sayın Genel Başkanım, Kongre öncesi il başkanlarının ve parti
kurmaylarının söyledikleri uyarıları dikkate alıp 3-5
husumetli arkadaşımızın söylediklerine yeğleseydi. Çünkü
kendisinin adaylığı, 6-7 yıldır bu partiyi kurup bu günlere taşıyan
değişik görüşlerdeki bütün HAK-PAR kadrolarını bir hiç yerine koymak,
onları beceriksiz saymak ve bu beceriksiz takımın başına geçip onları
kurtarmaktan başka bir anlama gelmiyor. İnsanlar sormazlar mı, ülke içinde
bu işi yapan kadro içinde genel başkanlık yapacak kimse yok muydu da
dışarıdan birisini getirip partinin başına koydular. Bana göre bu davranış
mevcut Hak-Par kadrolarına yapılmış büyük bir hakarettir. .

Siyaset maalesef matematik değildir.Çoğu zaman ne ekersen biçemiyorsun da.
Ama rüzgar ekenlerin fırtına biçtiğini herkes duymuştur.

Kongreyi noktalayıp Hak-Para dönecek olursak, gelecekle ilgili bazı
handikaplara rağmen yapılabilecekler, eleştiri ve önerilerimi de sıralamak
istiyorum.

Şöyle ki;

-Madem Partimizi düzen partilerinden çok ayrı bir yere yerleştiriyoruz, o
zaman düzen partilerinin yaptığı yanlışlıklardan uzak tutmamız gerekiyor.
Delegasyonumuza bir düzen getirmemiz gerekiyor.

-Parti Meclisi dengelerini koruyalım diye elliye çıkarmamız dengesizlik de
getirebilir. Bir sonraki kongremizde çarşaf liste şeklinde olması, genel
başkana çalışacağı arkadaşları konusunda töleranslı davranılmasının daha
gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

-Başkanlık Kurulu profesyonellerden kurulu olsun. Bu kurul öncelikle
partinin ekonomik sorununu halletsin. Projeler, kalıcı gelirleri
karşılamak üzere yapılsın.

-Kurulu çalışan illerimiz en az iki katına çıkarılmalı, belli Kürt
şehirlerinin merkez ilçe başkanlıkları kurulmalıdır.

-Partimiz dışında kalan güçlerden bir kısmı en fazla altı ay içerisinde
gizli saklı faaliyetlerinden vazgeçtiklerini deklere etmeli, güçler arası
diyaloglarını daha sıcak, açık duruma getirmelidirler. Kalan diğer gruplar
ise Hak-Par programındaki değişikliklerden sonra da değişik bahanelerin
arkasına sığınmamalıdır. Ayrı durmanın ilişkileri soğutacağını, zamanın
önemini unutmamalıdırlar.

-Hak-Par kitleselleşmemişse sorun ekonomiktir ve bileşenlerinin gerekli
desteğini alamamasıdır, ihtiraslardır, kıskançlıklardır, en önemlisi de
çalışanlarının gerekli ağırlığı ortaya koymamalarıdır.

İleriki günlerde bu eksikliklerimiz şayet ağırlıkla hissedilecekse, yeni
oluşacak Başkanlık Kurulunda bazı tıkanıklıklar yaşanacaksa (ki hislerim
bana öyle söylüyor), diğer güçlerle sıcak bir ortam ve güç birlikleri
oramı oluşamayacaksa, olağanüstü kongreye gitmekten kaçınmamalıyız, bunu
gurur konusu yapmamalıyız. Çünkü geleceğimizi ipotek altına almak hiç
kimsenin harcı olmasa gerekir. Daha bir inançla, daha bir inatla çalışmaya
sarılmalıyız. Madem rotamız doğru, doğrunun gerekliliklerini yerine
getirmemiz zorunluluktur. Saygılarımla.

15/11/2006 Amed