R.Qehreman

 

 

 

Hak-Par 2.Genel Kongresini Değerlendirmem İle İlgili M.Hüseyin Taysun'un Hakaretlerine Cevap Hakkım

  

Bilindiği gibi 19.11.2006 tarihinde kurdinfo da “HAK-PAR 2. Genel Kongresi ve es geçilmemesi gereken düşündürücü noktalar” başlıklı yazım yayınlanmıştı. Yazımda kongre ile ilgili düşüncelerim, eleştiri ve önerimi anlatmışım.Bunun dışında yazım herhangi bir hakaret, şahsi mesele, mesleki konulara girmemişim. Merak edenler yazım sayfadadır gözden geçirebilirler. Ama ne hikmetse; yazım eleştirdiğim arkadaşlardan ziyade M. Hüseyin Taysun Bey'i rahatsiz etmi ştir . Bu durumu da M.Hüseyin Taysun'un yarası olduğunu ve ailece İstanbul İl Başkanı Mustafa Aytaç'la birlikte hareket ettiğini ‘dışarıdan' aday genel başkan Sertaç Bucak'ı seçtirmede, emeklerinin çabalarının olduğunu çok açık anlamış oluyorum. Bu durumu da gayet doğal görüyorum. Yakın arkadaştırlar, birçok şeyi beraber paylaşmışlardıra yorumluyorum. Ben de bunları anlatmaya çalıştığımda, peki ne oldu da bu kadar gocundular.

Değerli okuyucularımız, yazıma bir göz atma zahmetine katlanırlarsa konu gayet açık anlaşılacaktır.

 

Hak-Par'ın Kûrdi duruşunu, genel başkan adaylık konusunu,Mustafa Aytaç ve İstanbul Delegasyonunun durumunu (Telefon görüşmemizde olayı tamamen kabullenmişti, ama kasıtlı bir durum yok demişti.) HAK-PAR'a mesafeli yaklaşan Bayram Bozyel ile (husumeti) olan 3-5 arkadaşın durumu, delege sayımız vs. eleştirilerim. Daha sonrada çok önemli değer biçtiğim önerilerimi sıralamıştım; Bu önerilerimden 2 tanesini hemen okuyayım ki konumuz daha iyi anlaşılsın.

“Madem partimizi düzen partilerinde çok ayrı bir yere koyuyoruz, o zaman düzen partilerinin yaptığı yanlışlıklardan uzak tutmamız gerekiyor. Delegasyonumuza da bir düzen getirmemiz gerekiyor.”

 

“Parti meclisi dengelerini koruyalım diye sayıyı 50 ye çıkarmamız dengesizlik de getirebilir. Bir sonraki kongremizde çarşaf liste şeklinde olması, genel başkanın çalışacağı arkadaşlar konusunda toleranslı davranılmasının daha gerçekçi bir yaklaşım olabileceğini düşünüyorum.” Demişim. Yazımın sonunda da BK seçiminde de bazı tıkanıklıkların yaşanabileceğinden emin göründüğümü belirtmişim.

 

Konumuza dönersek, kongre sonrası 1 hafta sonraki yapılan PM toplantısında olanları herhalde en yakın Sayın Taysun ve yakın arkadaşları biliyordur. BK oluşturulamamış, sert tartışmalar olmuş ve ilk defa böylesi bir toplantı 1 ay sonraya ertelenmiştir. Şimdi söyle bakalım Bay Taysun doğruyu söyledik, olabilecekleri derin deneyimlerimizle yazısında bildik diye cahil mi olduk?

 

Beni birebir tanımıyormuş, KUDM' de sınav vermiş dost ve arkadaşlardan adımı duymuş, yazımın iyi niyetli olsa bile, dikkatlice kaleme almadığımı, Devrimci-Demokrat düşünceyle örtüşmediğini, siyasi tavır ve terbiyeden uzak olduğunu, demokrat yurtsever aile ve bireylere zımmi olarak hakaret etme cahilliğini gösterdiğimi belirtmiş.

Bir dönem profesyonel futbolculuk başarımla övünmüş, ama siyaset futbol gibi 28 kişilik kadroyla (18 kişi demek istemiş, 17 kişiyi de yedek olarak bahsetmiş) sınırlanamazmış.

 

Yazısının sonunda da bana ve antrenörlerime (!) bu süreci doğru değerlendirmemiz gerektiğini, sorumlu ve yapıcı davranmamızı uyarılarını kendisinin yurtseverlik görevi olduğunu sayıyor. Ve bütün potlarını 3 adet değerli sloganlarla (Ama konumuzla hiçbir ilgisi yok) kapatmaya çalışıyor.

Emredersin Sayın Taysun;

 

Bakın Sayın Taysun yaşınız 60 ama bir delikanlı olgunluğunu gösteremiyorsun, resmen komik durumlara düşüyorsun. Benim söylediklerim gayet açık anlaşılıyor, yaptıklarım yaşantımın, geleceğimin teminatı. Yanımdaki, çevremdeki dostlarım da benden daha ileri konumda, geçmişleri gelecekleri gün gibi açık. Bu işler emlak alıp-satmaya, kiralamaya benzemiyor. Pazara kadar değil bu işler… Sen ve senin gibiler ticaretle metropollerde köşe dönme hesabı yaparken, Diyarbakır sokak ve caddelerinde mekap ayakkabılar çürütülüyordu, Hakî parkalar yağmur ve karlar altında renk solduruyordu, cezaevlerinde can çürütülüyordu. Hak-Par lar olsun diye protokollere imza konuyordu, İstanbul İl binası tutulsun diye otel köşelerinde aylarca kalınıyordu vs… Amatörler dönemi kapanmış, kendini her yönüyle ele vermişsin. 68'lerde neysen 2006 ‘da da aynısın, arpa boyu yol almamışsın. Beni merak ediyordun dostlarından ismimi duymuştun artık biraz tanıdın gibi… Mesleğimi soracak olursan futbolcu-antrenör değilim. Profesyonel futbol teknik direktörüyüm. Bu yüzden de teknik direktörlerin antrenörü olmaz. Antrenörüm olarak gördüğünüz arkadaşlarımla birlikte siyasette de teknik direktörlük yaptık, yapacağız. Sen ve senin gibiler gibi 60ından sonra ‘milli' olma macerasına girişmeyeceğiz. Kalem oynatmalarla meclislere girmeyeceğiz.

 

Birçok arkadaşın ve senin nasıl PM'ye girdiğini, nasıl bir kongre geçirdiğimizi İstanbul Delegasyonu da Diyarbakır Delegasyonu da çok iyi biliyor. Vefekar, emektar tüm delegelerimizin, üyelerimizin başımızın üstünde, yüreğimizde yerleri bellidir. Yanlış, boş beleş laflarla arkadaşlarımızı dostlarımızı meşgul etmekten vazgeçin! Yarın öbürgün Mustafa Aytaç ile kol kola girersek, kendi durumunu, konumunu, sonunu hiç düşündün mü?...

 

Bizler eksiklerimizi, hatalarımızı söylemezsek; geleceğimizden emin olamayız. Olanlar geri gelmezse bile, yanlışlar düzeltilecek, hatalılar özeliştiri verecek özür dileyecek, bu işe layık olanlar riyakat gösterenler hak ettikleri yere muhakkak geleceklerdir. Emek, vefa, sadakat yerini bulacaktır. Devrimci-Demokratlar, Özgürlükçüler, Rızgariciler vb. eski geleneklerden gelen tek tek şahsiyetler, yurtseverler artık Hak-Par'ı sahipleniyorlar, benimsiyorlar. Eski bileşenlerin yerini bir cephenin minyatür yapısı almıştır, alacaktır. “Dışarıdan”, “İçeriden” her uygun yurtsever arkadaş istediğinde aktif çalışacak, emeğiyle en uygun yere gelecektir. Hak-Par kürt halkının sigortası olmaya devam edecektir.

 

Amed 02.12.2006