Arşiv

Leyla Zana nihayet "Zana" 
olduğunu ortaya koydu!

Hanımefendi bugünkü basın toplantısında buyuruyor! 
Toplumsal Demokrasi Partisi kuracakmış! 

Kendi aptallığını, başkasının da aptal olduğundan hareketle kabul ettirmeye çalışıyor. Sanki partiyi kendisi ve "milletin" vekaletini almış eskiler kuracakmış! 

İsmi ve cismi ile bu partinin İmralı sakini nam-ı diger Abdullah Öcalan’ın yapmaktan bıkmadığı ve biz Kürdistan yurtseverlerinin de okumaktan ve değerlendirmekten bıkmadığı meşhur “çözümlemeleri” ya da bir diğer adı ile "görüşme notları"nda daha aylarca önce ilan edilmiş olduğunu, sanki kimse bilmiyormuşçasına bir kibir ile ortaya çıkıyor. 

Kendisi ilan etmeden avukatları Abdullah Öcalan’a daha Çarşamba günü bilgi veriyorlar.

"Cuma günü açıklama yapılacak”.

Ve yapılıyor!

Şimdi benim Leyla Zana Hanım ile bu konuda bir polemiğe girme diye bir niyetim yok.

O sahibinin sesini dillendiriyor.

Bir yurtsever yazmıştı, "tercumana kızılmaz" diye.

Katılıyorum.

Hele, bir de sağında "ÖCALAN” ve solunda da "ŞAKŞAK” nam-ı diğer Dicle olduğu zaman artık kim tutabilir Leyla Hanım’ın tercümanlığını!

Bu kadar da değil, bir de bu "öcalanlar ve şakşakçılar” ile karşılaştırılması mümkün olmaması gereken, yetişkin yaşamının 17 yılını cezaevinde geçirmiş değerli Mehdi ZANA’nın zevcesi ve soyadını taşıyor.

Eklemek gerekiyor mu?

Üstüne üstlük, patriarkal bir toplumda bir Hanımefendi siyasal parti kuruluş çalışmalarını ilan ediyor!

Ben Leyla Zana ile değil ama Abdullah Öcalan ve onun "yasal" çalışmada varis ilan ettiği Hatip Dicle yani "Şakşak" ile muhattap olarak yazıyorum.

Abdullah Öcalan benim yurtseverliğimin rakibidir.

Hatip "Şakşak” ise Abdullah Öcalan’ın varisi ama bununla birlikte çocukluk ve eski kısa siyasal arkadaşlığım açısından muhattabımdır.

Leyla Hanım’ın kamuoyuna sunmasını istedikleri perspektiflerin birinci ve ikinci derecede sahipleri onlardır ve onlarla tartışmak gerekiyor.

Tartışmada sınır bırakmadıkları için de ironik olarak Hatip’in soyadını “Şakşak” diye yazıyorum. Öğrencilik yıllarından bildiğim soyadıdır ve mevcut duruma uygundur!

TC Anayasası’nın başlangıç maddesi ile birlikte, 1., 2., 3. ve 4. maddelerini aktarmakla başlıyorum.

Okuyucunun da sabrına sığınıyorum!

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Kanun Numarası : 2709

Kabul Tarihi  : 18/10/1982

BAŞLANGIÇ

Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

(Değişik : 03/10/2001 – 4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. 

BİRİNCİ KISIM

GENEL ESASLAR

I. Devletin şekli

Madde 1.- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin nitelikleri

Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru,millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

Madde 3.- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara'dır.

IV. Değiştirilemeyecek hükümler

Madde 4.- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”

İşte buyrun!

Bu aktarmadan sonra bir aktarma daha yapmak istiyorum. Bunların birarada okunması gerekiyor.

Çarşamba günü, yani 20.10.2004 tarihli "görüşme notlarında" Abdullah Öcalan şöyle buyuruyor!

" Şimdi programın amaç bölümü için beş şık öneriyorum.
1-Kültürel varlıkların tanınması, korunması ve ifade özgürlüğü
2-demokratikleşme önünde engel olunmaması, engellerin kaldırılması
3-toplumsal cinsiyet baskılarına çok yönlü karşı durulması, aşılması
4-ekolojik toplum modelinin benimsenmesi
5-toplumsal sorunların zora ve şiddete başvurulmadan çözümlenmesi; yani barış politikasını hedefler.”

Şimdi de Leyla Hanım’ın ”öcalanlar ve şakşakçılar” adına nasıl bir parti kurmak istediklerine dair, 22 Ekim Cuma günü basına yansıyan açıklamasından bir bölüm aktarayım. Leyla Hanım şöyle buyuruyor.

"…………

 AB sürecini desteklemek.

 Kürt sorununun coğrafi bütünlük içinde barışçıl ve demokratik çözümünü hedeflemek.

 Türkiye'nin sorunlarını en az bu sorun kadar önemsemek.

 Toplumsal sorunların zor ve şiddet yoluyla çözümüne karşı çıkmak ve her koşulda barışı savunmak.

 Yeni, demokratik ve evrensel bir anayasa ile Kürtler de dahil olmak üzere tüm etnik farklılıkların Türkiyelilik üst kimliği altında tanımlanmasını sağlamak.

 Demokratikleşmenin önündeki engelleri kaldırmak.”

Yukarıdaki alıntıların kaynakları rizgari.org, kurdistan-post.com ve Anayasa konusunda da diyarbakirbarosu.org.tr internet siteleridir.

Şimdi esasa gelelim!

Abdullah Öcalan yeni bir Mustafa Kemal arıyor. Yani yeni bir Türk lideri ki, 1924 ile 1938 arasındaki katliamları yinelesin. Orada da kalınmasın! Ta bu günlere kadar devam eden hem beyaz hem de kanlı katliamını yürüterek Kürt ulusunu ortadan kaldırsın. “Ekolojik ve demokratik toplum" safsatası ile “demokratik cumhuriyet” adı altında toplumsal ve siyasal irademizi Kemalizme ve Türk milliyetçiliğine teslim etsin. Leyla Hanım'nın tercümanlığı ile şakşakçılar bu "siyasete” evet diyorlar!

Abdullah Öcalan baştan atıyor. Hatip Dicle, nam-ı diğer "Şakşak” ve diğer “şakşaçılar” hemen alkışlıyorlar! Tayin ile gelen tekme ile de gidebilir diye 1995 yılında yazmıştım! Eski okul arkadaşıma hatırlatıyorum Yaşar Kaya onun yerine hem DEP başkanı hem PKDW başkanıken KNK yürütme kululu üyesi oldu! Akıbeti bellidir! Sana bir ahd-ı wefa tavsiyesidir Hatip! Tekme ile gideceğin yere gitme!

Abdullah Öcalan, T.C devletinin temel değerlerine sahiplendiğini belirtiyor ve “Şakşak” tan ses geliyor; “Biz T.C Devletini sembolize eden bütün değerlere saygılıyız” diye. Nedir o değerler? Anayasanın başlangıç maddesini aktardım ve orada yazılıdır! Kürtlerin inkarı ve imhası demektir! Eğer "Şakşak” ve “şakşakçılar” aksini iddia ediyorlarsa, Batman’daki Kürtçe Dil Kursu Lokali’nin kapılarının darlığı nedeniyle açılamaması konusunda kıyamet koparacaklarına, Türk Dil Kurumu nezdinde bir Türkçe dil kursuna kayıtlarını yaparlarsa Kemalizmi daha iyi savunabilirler!

Abdullah Öcalan diyor ki, "Kültürel varlıkların tanınması, korunması ve ifade özgürlüğü” ve tercüman Leyla Hanım, “şakşakçılar” adına aktarıyor ki;“.. Kürtler de dahil olmak üzere tüm etnik farklılıkların Türkiyelilik üst kimliği altında tanımlanmasını sağlamak". (abç)

Daha da uzatılabilir!

Ancak gerek yok. "Öcalanlar" ve de onun"şakşakçıları” net olarak T.C devletini ve de onun önceli olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yüz yıllardır yapamadığını, yani;

Kürtleri kendilerine siyasal olarak entegre etme,

Kürtleri siyasal iktidar taleplerinden vazgeçirme,

Kürtleri kendi kimliklerinden vazgeçirme,

Kürtlerin özgür ve demokratik bir toplumda refah içinde yaşama talep ve mücadele azminden vazgeçirme özlemlerini,

dün "bağımsız , birleşik, demokratik Kürdistan” sloganı kullanan ancak, ”aklı İmralıda başına gelen” Abdullah Öcalan, ya da dün yani 10 yıl önce Tuzla’da ”bu savaştır her şey olabilir” diyen ve ancak 10 yıl hapis yattıktan sonra ”aklı başına gelen” Hatip Dicle, yani ”Şakşak” gibileri ile Kuzey Kürdistanlılara kabul ettirmek istiyorlar!

Kürtlerin "aklı sonradan başlarına gelenler” ile bir yere varamayacakları ”aklı sonradan başına gelenlerin” akibetleri ile ispatlıdır!

Bizim, Kürdistan’lı yurtseverlerin, kendisini ”Türkiye’li ve T.C Devleti’ni sembolize eden değerlere sadık” olanlar ile kimlik sorunumuz yoktur. Kim kendisini nasıl görüyorsa, Hikmet Çetin ve Hasan Cemal misali, öyle davransın

Ancak, kendisini, o değerlere ve o kimliğe yani ”Türkiyelik üst kimliğine" dolaysıyla da Türk kimliğine bağlı hissedenler, Halfetiden, Silvan'dan ya da Piran'dan olasalar bile, ellerini Kürt ve Kürdistan'lı olarak tanımlayanların ve de Kürdistan Yurtsever hareketinin yakasıdan bıraksınlar!

Bu yurtseverlik, yani bizim yurtseverliğimiz, Kemalizmin hem islami, hem muhafazakar, hem liberal, hem sosyaldemokrat, hem sol-sosyalist vb. versiyonları ile mücadele içinde bu günlere geldi.

Kemalizmin "Kürt" versiyonu’nun Kürdistan da vücut bulması için Abdullah Öcalan’ın da, ”şakşak”çıların da kilosu az gelir!

Deneyenler çok oldu!

Diyap Ağa dan Hikmet Çetin'e!

Kürt Yurtseverliği ayakta ve ileride!

Bu "öcalancıları” ve de ”şakşakçıları” aşacak güce ve iradeye sahiptir ve aşacaktır!

Stockholm, 22 Ekim 2004

Ulusal Kurtuluş için “Ulusal Birlik”

Hep “Misubet” mi bekliyeceğiz?

Zaman ile yarışmak!

PKK'nin 20 YILLIK SERÜVENINDEN KESITLER

20. Yılında 15 Ağustos'un 
siyasal sefaleti!

NE YAPMALI?

Ben yazmayı unuttum!