Arşiv

Demokratik Toplum Hareketi (DTH), Kürtleri TC'ye Siyasal Entegrasyon Projesidir! -I-

Yaklaşık bir yıldan beridir Kuzey Kürdistan toplumu yeni bir “siyasal örgüt” ismi ile tanıştı. “Demokratik Toplum Hareketi” adı verilen bu “siyasal hareket” Abdullah Öcalan'ın artık yadırganmayan “görüşme notlarından” Kürdistan kamuoyuna aktarıldı ve yine bizzat kendisi tarafından tesbit edilen ve de tayin edilenler tarafından kuruluş çalışmaları “delege seçimi” aşamasına varmış bulunmaktadır.

 

Demokratik Toplum Hareketi (DTH) kendisini Kuzey Kürdistan toplumuna bir kurtuluş alternatifi, kürtlerin haklarına kavuşmasının bir aracı olarak sunmaktadır. Dolaysıyla kendisini Kürdistan'lı olarak gören ve kürtlerin haklarının gasp edildiğine inanan insanların ilgisini çekmek, desteğini almak niyetindedir.

 

DTH'nin kendisini tanıtmak istediği misyon nedeni ile etkilemek istediği (isteseler de istemeseler de objektif olarak) Kuzey Kürdistan'lılardan biri de ben im. Çünkü benin kendi kimliğimin tarifini ve benim nereli olduğumu ancak ben tayin edereim ve bu durum normal koüullarda her insan için geçerlidir.

 

Belirttiğim bu gerçeklik ıüığında DTH kavramı ve bu kavramın yaklağık bir yıldır ortaya çıkardığı gelişmeleri incelediğim zaman, bu çalışmanın temel amacının Kürt toplumuna aktarılmak istendiği gibi, Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerine kavuşmasını değil, aksine Kuzey Kürdistan'da Kürt halkının ulusal varlığının ve siyasal iradesinin T.C Devletine entegre edilme projesi olduğunu tesbit ediyorum.

 

Bu siyasal ve ulusal entegrasyon projesi, Kürtlerin hakları adına ve bizzat kürtler tarafından yürütüldüğü zaman, çok daha önemli oluyor. Çünkü, T.C Devleti ve onun önceli en az 200 yıldır böyle bir projenin başarılı olması ile uğraşıyor ama bir türlü başarılı olamıyor. Kendi direk uygulamaları ile başarılı olamayan bu ceberrut ve bir o kadar da korkak devlet, şimdi bizim haklarımız ve bizim kimliğimiz adına ortalıkta cirit atanların elleri ile, çabaları ile ve de “iradeleri” ile kendisine entegre etmeye çalışıyor.

 

Bu nedenle de bu “hareketi” ve bunun aktörlerini, Abdullah Öcalan'dan Hatip Dicle'ye, Ahmet Türk'ten Selim Sadak'a, Murat Bozlak'tan Orhan Dogan'a, Memhet Abbasoğlu'ndan Leyla Zana'ya, Murat Karayılan'dan Cemıl Bayık ve Duran Kalkan'a, Zübeyir Aydar'dan Remzi Kartal ve de onlara yol gösteren “uzmanlara” kadar, tüm boyutları ile irdelemek gerekiyor.

Çünkü bu çabaları, kaderimiz ile ilgili!

Çünkü bu çabaları, kimliğimiz ile ilgili!

Çünkü bu çabaları, haklarımız ve özgürlüklerimiz ile ilgili!

Çünkü bu çabaları varlığımız ve ülkemiz ile ilgili!

Çünkü bu çabaları, irademiz ve şahsiyetimiz ile ilgili!

O halde yapılması gerekenler vardır ve bunları tesbit etmek gerekiyor .

Yapılması gerekenlerin başında bu “hareket”in ne olduğunu anlamak ve anlatmak geliyor. Onlar ne kadar anlaşılmaz yapmaya çalışsalar bile onları anlamak, anlaşılır kılmak ve anlatmak gerekiyor. Her kes anladığını sadece kendisine saklamamalıdır, aynı zamanda anlatmalıdır.

Yani, anlamak ve anlaşılır olmasını paylaşmak istediğim konu yukarıda adı geçenlerin kişisel özellikler, boyları ve ya kiloları, yaşları ya da medeni durumları, sosyal ilişkileri ya da alışkanlıkları, hobileri ya da varlıkları değildir.

Siyasal irade olarak ortaya koyduklarıdır.

Ve siyasal irade olarak ortaya koydukları ise, benim sadece siyasal irademin gaspı değil aynı zamanda ulusal kimliğimin ve ulusal irademin aşağılanması, çarpıtılması, dejenere edilmesi ve yok edilmesi anlamına gelmesidir.

 

Yani, bu hareketten anladığım, bizim, yani Kürt halkının siyasal iradesinin, Kürtler adına Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne entegre edilmesidir.

 

Ben ise, Kürtlerin Türkiye'ye entegre edilmesinden değil, bağımsızlıklarını kazanmasından yanayım. O nedenle de bu entegrasyon projesine karşıyım. Ne yazık ki bu entegrasyon projesi sahipleri ve uygulayıcıları kendi niyetlerini ve isteklerini açık olarak ortaya koymuyorlar.

 

Bunun niye böyle olduğunu, bu projenin nereden kaynaklandığını, kendisini nasıl ifade ettiğini ve tüm bunlara bağlı diğer sorunları nasıl gündeme getirdiğini ortaya koymak gerekiyor.

 

Bu yazı dizisi de benim bu hareketten anladığımı anlatmayı, anladığımı paylaşmayı ve dolaysıyla anlaşılmalarına katıkıyı amaçlıyor.

 

Onların anlaşılır olması Kürtlerin kurtuluşa daha da yakınlaşmalarıdır!

 

Sonucu baştan yazdım ve niçin böyle olduğunun sebeplerine geçeceğim!

 

Vildan Tanrıkulu

Nisan-Haziran 2005

 

 


Zaman ile yarışmak!

Leyla Zana nihayet

Zaman ile yarışmak!

PKK'nin 20 YILLIK SERÜVENINDEN KESITLER

20. Y1l1nda 15 Austos'un 
siyasal sefaleti!

NE YAPMALI?

Ben yazmay1 unuttum!