Arşiv

 

Devrimci Demokratlar'ın Diyarbakır Toplantısı ve Sayın Aydoğmuş'un “Kurgu”ları!

Kurdinfo.com sitesinde dün (24.09.2006) tarihinde Sayın Sait Aydoğmuş'un Devrimci Demokratlar'ın 2-3 Eylül tarihlerinde Diyarbakır'da yapılan toplantısı hakkında bir yazısı yayınlandı.

 

Bu yazımın bütünlüğünde değineceğim ama, şimdiden belirteyim Sayın Aydoğmuş'un sözkonusu yazısı bu toplantıdan başka her şey ile ilgilidir ama toplantı ve bunun muhtevası ve sonuçları ile ilgili değildir. Bu nedenle de “Sayın Aydoğmuş'un kurguları” nitelemesini kullandım.

 

Yine hemen başta belirteyim ki Sayın Aydoğmuş bu yazısını yayınlanmadan önce bana gönderdi ve okudum. Hem özel görüşmemizde hem de 12 arkadaşımızın huzurunda en azından yakında yapılacak Avrupa Yürütme Kurulu toplantımıza kadar bu yazısının yayınlanmasını ERTELEMESİNİ özellikle rica ettim. Tam ve toplu bilgilenmeden sonra yazmasını istediğim için!

 

Ancak Sayın Aydoğmuş tercihini böyle yaptı.

 

Şimdi cevap sırasıdır.

 

Kendisine şahsen ve başka arkadaşlarımın huzurunda söylediğimi ve başlık olarak kullandığımı, artık genel olarak kamuoyu ile ve özel olarak da Devrimci Demokratlar ile paylaşmanın zamanıdır!

 

Niye Kurgu veya Halisünasyon?

 

Sayın Aydoğmuş'un yazısını okumaya karar verdiğim tüm yazılar gibi çok özenle ve defalarca okudum. Paragraf paragraf başından sonuna kadar gerçekle başlantısı olan (Devrimci Demokrat'ların Diyarbakır toplantısı ile ilgili) hiçbir paragraf, hiçbir cümle ve hiçbir kelime bulamadım.

 

Sayın Aydoğmuş, kendisi'nin de kullanmaktan zevk aldığı ve bir çok yazısında kullandığı “HIRÇ'” meselesi misali, Sayın Ömer Çetin'in Diyarbakır toplantısına katılımını yazısının ana teması yapmış ve kendisinin de yaklaşık bir yıldır aktif olarak içinde bulunduğu Devrimci Demokrat'ların siyasal arayışlarının tümünü elinin tersi ile bir kenara bırakmış!

 

Okuyucular ve muhattapları bağışlasın ve “HIRǔ fıkrasının yaygın bir fıkra olduğunu bildiğim için buraya aktarmaya gerek görmüyorum! Teşbihte bir hata varsa bağışlanmamı istiyorum! Bundan daha uygun bir fıkrayı malesef hatırlayamadım.

 

Üzüntü verici bir yaklaşım ama gerçek!

 

Yazısından da açıkça anlaşılabileceği üzere Sayın Ömer Çetin'in, Diyarbakır toplantısına katılması ve orada katılımcılar tarafından alkışlanmasını bir tarihin aklanması veya karalanması olarak algılıyor ve bununla yetinmiyerek önüne geleni deviriyor! Kendisine hak olarak gördüklerini başkasına günah olarak görüyor!

 

Bunları tek tek ele almak gerekiyor.

 

Baştan başlıyorum!

  1. Devrimci Demokrat'lar Sayın Aydoğmuş'un yazısının birinci paragrafında ifade ettiği üzere PKK'nin teslimiyetinin ortaya çıkması ile siyasete ilgi duymaya başlamamışlardır. Tam aksine PKK'nin bu noktaya gelebileceğini daha PKK ortaya çıktığı zaman ifade etmişler ve 30 yıldır bu konuda kararlı ve ısrarlı bir tutumun sahibi olmuşlardır. Sayın Aydoğmuş'un bu gerçeği unutmuş olması mümkün değildir. Ama buna rağmen bu onurlu toparlanma çabasını daha yazısının başında PKK ile endekslemesi manidardır. Diyarbakır toplantısı ve genel olarak Devrimci Demokratlar'ın siyasal mücadele ile ilgilerini belirleyecek hiçbir yanı yoktur. Sadece bir KURGU dur.
  2. Kürdistan'da sadece bir örgüte değil birçok örgüte ihtiyaç vardır ve Devrimci Demokratlar bir yıldır yürüttükleri siyasal arayışlarının bu eksen üzerine oturtmuşlardır. Tek örgüt isteyenlerin sonları ortadadır. Ama Devrimci Demokratlar aynı zamanda ULUSAL BİRLİK sorununun canalıcı öneminin de bilincinde olarak kendilerini örgütledikleri zaman ULUSAL BİRLİK'e ve dolaysıyla bu anlamda TEK ÖRGÜT veya ULUSAL TEMSİL'e en iyi katkıyı sunabileceklerini bilerek hareket etmektedirler.
  3. Devrimci Demokratlar kendileri için değil toplum için Kuzey Kürdistan'ın kurtuluşu için siyasal arayış içindedirler. Dolaysıyla arayışları kendilerini daraltmak değil genişletmek perspektifi ile yürütülmektedir. Sayın Aydoğmuş, baştan kararını vermiş ve “günümüze dek bu sürece katılanların birliğini devam ettiremiyeceğini ortaya koymakla kalmamış, belirtilen alanda mücadeleci, kararlı bir örgüt olamayacağının/kuramıyacağının veya böylesi bir örgütün parçası olamayacağının da ciddi işaretlerini vermiştir.” sözleri ile de bu genişlemeyi değil, daralmayı, tartışmayı değil, dayatmayı, inancı ve iyismerliği değil şüpheyi ve karamsarlığı tercih ettiğini ortaya koymuştur. Ve bu bir KURGU dur!
  4. Sayın Aydoğmuş Diyarbakır toplantısında konuşan yaklaşık 30 kişinin konuşmasında sadece sevgili Müzaffer Tekeş'in konuşmasında bir parça almış ve bunu kendi kurgusu ile bütünleştirmek istemiştir. Ancak ne konuşmanın bütününde ne de genel olarak konuşmalarda kendisinin ısrarla ileri sürmek istediği gibi, terihimizi unutma görüşü ileri sürülmemiştir. Aksine, ilerleyebilmemiz için tarihimizi genel bir değerlendirilmesinin yapılmasının zorunluluğu ifade edilmiş ve bu görüş, Devrimci Demokratlar Meclisi'nin ilk toplantısında gündeme alınarak “Genel olarak yakın Kürt siyasal tarihi ve özel olarak devrimci Demokratların tarihi” ile ilgili bir değerlendirmenin yapılması karar altına alınmıştır. Yani, Sayın Aydoğmuş'un iddia ettiği gibi kimse kendi tarihinden korkmuyor ve değerlendirmeden kaçmıyor! Sayın Aydoğmuş'un bu iddiası da dolaysıyala bir KURGUdur. Malesef!
  5. Sayın Aydoğmuş çok iyi biliyor ki, bu toplantılar genel değerlendirme ve muhasebe platformları değil sadece ortak siyasi arayış için ORTAK SİYASİ İRADE ortaya koyma toplantıları idi. Bundan dolayı da kimse Sayın Aydoğmuş'tan Almanya toplantısında hesap sormadı! Biliniyor ki Sayın Ömer Çetin'in Genel Sekreterliğininde Sayın Aydoğmuş da Merkez Komitesi Üyesi idi ve yapılacak her değerlendirmede Genel Gekreter'den en sırada üyeye kadar herkesin yaptığı veya yapmadıkları ile ilgili sorumlulukları vardır. Hukuki ve siyasi platformları yaratıldığı zaman da bu konunun genel bir değerlendirilmesi yapılacaktır. Kimseyi mahkum etmek veya kimseyi yüceltlmek için değil. Kendi tarihimizin önemli bir parçasının objektif, çok yönlü ve genel bir değerlendirmesini yaparak taşların yerli yerine oturması için yapılacaktır bu değerlendirme. Zaten Sayın Aydoğmuş'un kendisi de anılan yazısında bu konuda karar veremiyor. Önce yukarıda “HIRǔ meselesi olarak adlandırdığım gibi yazısının tamamında sadece Sayın Ömer Çetin'i hedef almış ama yine de aynı yazısında kullandığı “..eski genel sekreterin kendisini savunması, o toplantının amaç ve misyonunun doğasına aykırı olduğu için zaten imkansızdı.” Sözleri ile bir kaşık suda kopardığı fırtınanın ne kadar anlamsız olduğunu bizzat ifade etmektedir. Hatırlayacağı gibi, Sayın Aydoğmuş'un kendisi de Bielefeld toplanyısındaki konuşması sonrasında alkışlanmıştı. Kendisinin alkışlanmasına ne anlam veriyorsa başkasının alkışlanmasına da en azında o kadar anlam verebilirdi. Ama, malesef, bunu yapmıyor! Nedenini en iyi kendisi bilir. Benim bildiğim yine “HIRǔ meselesidir. Ve anladığım da yazdıklarının bir KURGU olduğudur.
  6. Diyarbakır toplantısı'nın çok güzel bir özetini değerli Fırat Dıldar Kurdinfo'ya aktarmış. Bu münasebet ile Dıldar'ı kutluyorum. Ancak Sayın Aydoğmuş'un örneğin bu yazıyı bile okumadığına hayret ediyorum. Eğer okumuş olsaydı, Diyarbakır toplantısı ile ilgili bu yazıyı kaleme almazdı. Diyarbakır toplantısı ve ilk Meclis toplantısı ile ilgili sözlü bilgilerde almıştır. Ancak öyle görünüyor ki Sayın Aydoğmuş, benim bilmediğim ve kendisinin de ifade etmekten imtina ettiği ama bildiği izlenimi yarattığı bazıları, bir proje çerçevesinde Devrimci Demokratları bir yerlere götürüyorlar. “Oldu.bitti” vb. kavramları ile bunu ifade etmeye çalışıyor. Bu sadece bir KURGU dur. Eğer bir proje varsa kendisi de bunun içinde olmuştur. Eğer bir proje varsa bu açık bir projedir. Ve var olan proje de Devrimci Demokratlar'ın Diyarbakır toplantısı ile artık siyasal arayışlarını kendiliğinden olmaktan çıkarıp örgütlü bir biçimde yürütmeye ve bu arayışı sonuçlandırmaya dair ortaya koydukları SİYASAL İRADE dir. Bunun dışındaki tüm iddialar gerçeklerden uzaktır. Dolaysıyla da KURGU dur.
  7. Devrimci Demokrat'lar kendilerini “kurbanlık” koyun sürüsü gibi görmediler. Öyle davranmadılar genel olarak. Zaten bu yeni arayışları da “kurbanlık koyun sürüsü” olmadıklarının bir ifadesidir. Dolaysıyla Sayın Aydoğmuş”un Diyarbakır toplantısı hakkında ulaştığı bu sonuç ta bir KURGU olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir.

 

Bu yazıyı okuduktan sonra ben gerçekten Diyarbakır toplantısına yurt dışından katılan 7 katılımcıdan biri olup olmadığım konusunda neredeyse kuşkuya düşecektim. Ancak, Diyarbakır toplantısına katıldığımı biliyorum. Diyarbakır toplantısının, birçok yazıya yansıdığı gibi bir heyecan, kararlılık ve siyasal mücadelede ısrar platformu olduğunu biliyorum. Diyarbakır toplantısının aynı zamanda siyasal arayışlarımıza yurtiçi ve yurtdışından ortak siyasal irade ile örgütlü bir biçimde devam etmenin başlangıcı olduğunu biliyorum. Bilmediklerim yukarıya aktardıklarımdır. Diyarbakır toplantısına katılmamış olanlarla bunları paylaşmak Sayın Aydoğmuş'un yazısından sonra bir zaruret oldu.

 

Tüm bu belirttiklerimden sonra, Sayın Aydoğmuş'un niyetlerine ilişkin bir şey ifade etmek durumunda değilim. Ama Sayın Aydoğmuş'un “artıklar” vb. kavramlar ile de “zenginleşirdiği” yazısının ne Diyarbakır toplantısı'nın bileşimi, ne muhtevası ne sonuçları ile ilişkisi vardır ve ne de Devrimci Demokrat'ların yaklaşık bir yıldır yürüttükleri tartışma ve arayışların amaçları ve yöntemi ile ilişkisi vardır. Bu yazısı da bazı eski yazıları gibi, “HIRǔ meselesini gündemimize, hem de gerekçesiz ve zamansız olarak taşımayı ifade etmektedir.

 

Umarım ki Kuzey Kürdistan'da yeni bir siyasal vizyon için yola çıkmış Devrimci Demokratlar amaçlarına uygun gündemlerinin başka yerlere çekilmesine, amaca ulaşmada tesbit ettikleri metodun dumura uğratılmasına yol açacak biçimde kendilerini zamansız tartışmalarla ile meşgul etmezler.

 

Vıldan Tanrıkulu

25 Eylül 2006, Stockholm


Zaman ile yarışmak!

Leyla Zana nihayet

Zaman ile yarışmak!

PKK'nin 20 YILLIK SERÜVENINDEN KESITLER

20. Y1l1nda 15 Austos'un 
siyasal sefaleti!

NE YAPMALI?

Ben yazmay1 unuttum!