Arşiv

 

Federalizm hedefi birleştirici ve realist midir?

Kuzey Kürdistan'da ulusal demokratik hareket kabuk değiştirme sürecinde.

Bu durum doğal olarak bir çok taşın yerinden oynamasını ve yerinden oynayan her taşın kendisine yeni mecralar aramasını da beraberinde getiriyor.

Her gün yeni çağırılar, yeni siyasal inisiyatifler, yeni siyasal partiler ve eskilerin yeni siyasal stratejileri, çok kısıtlı olan ve büyük çoğunluğu da interaktif basın olan ulusal basınımızın sayfalarına yansıyor.

 

Elbette ki tüm bu arayışlar ve inisiyatifler bütün doğruları ve yanlışları ile, bütün olumlu ve olumsuz tercihleri ile, bütün eksiklik ve yanlışlıklarına rağmen toplumumuzda ve ulusal demokratik mücadelemizde bir dinamizmin ifadesidir ve dolaysıyla mücadelede sürekliliğin işaretleridir.

 

Bu yanı ile tüm bu arayışlar ve çabalar Kuzey Kürdistan'da tüm baskı ve yıldırmalara, özellikle de son 25 yılda yaşanmış ve yaratılmış tüm tahribatlara karşılık olumlu ve umut verici gelişmelerdir.

 

Kürt halkının topyekün yenilmediğinin işaretleridir.

Eğer bir yenilgi varsa bunun sadece Kürt halkı adına ”Birleşik Sosyalist Kürdistan” siyasal stratejisinden, 1999 yılından itibaren on defa isim değiştiren, ancak muhtevası değişmeyen ”Türkiyeli'lik, yani Kürtleri siyasal iradesiz olarak Türkiye'ye yamama ve siyasi olarak entegre etme projesine evrimleşenlerin yenilgisidir.

 

Başta adlandırdığım tüm bu çabalar işte bu nedenle umudun ve yenilmezliğin işaretleri ve çabaları olarak gündemimizdedirler. KUDÇG'dan tutalım HEVBENDİ'ye ulusal düzeyde siyasla birlik ve ortak ulusal irade arayışları bu çabaların bir yanını oluşturmaktadır. Öte yandan legal (yasal) alanda HAK-PAR ın siyasal strateji değişikliği (federasyon), KADEP'in yine böyle bir strateji ile kuruluşu, bunun dışında DEVRİMCİ DEMOKRATLAR'ın açık siyasal hareket yaratma çabaları, bir bütün olarak bu arayışların ve mücadelenin somut adımlarını oluşturmaktadır.

 

Tüm bu çabaların yukarıda belirttiğim nedenler ile olumluluğunu tesbit etmek gerekiyor.

 

Ama sorunumuz burada bitmiyor.

Bu çabaların olumsuz ve yanlışlıkları yok mudur?

Bu çabalar niye hem tekil siyasal stratejilerde ortaklık gösteriyor hem de farklı örgütlenmelerde somutlaşıyor?

Legal mücadele ile açık ve meşruiyetini halkımızın vazgeçilmez haklarından alan mücadele ve örgütlenme biçimi arasındaki farklar nelerdir ve hangisi tercih edilmelidir?

Ulusal birlik ne anlama gelmektedir ve ulusal birliğin ortak siyasal stratejisi ne olmalıdır?

Tüm bu soruular dikkate alındığında mevcut çabalar nerelerde seyretmektedir?

Tüm bu sorular cevaplandırılması gereken ve siyasal tercihlerimizde hem bireysel hem de kurumsal olarak temel alınması gereken referans kaynaklarıdır.

Tüm bu soru ve sorunları bir makale çerçevesinde cevaplandırmak mümkün değil.

Bu yazıda ben sadece federalizm stratejisi ve bu stratejiye sahip legal partilerimizin perspektiflerini ele almaya çalışacağım.

 

FEDERALIZM SİYASAL İKTİDARIN PAYLAŞIMIDIR!

Federalizm stratejisi Kuzey Kürdistan siyasal yaşamında yeni bir kavram değildir. Ancak son dönemlerde legal alanda çalışma yürüten partilerin bu stratejiyi, daha doğrusu böyle bir siyasal iktidar biçimini, Kuzey Kürdistan'da Kürt halkı adına ileri sürmeleri nedeniyle daha bir önem kazanmıştır. Ayrıca Güney Kürdistan'da 30 Ocak 2005 seçimleri ile öyle bir siyasal iktidar biçimi hukuksal bi meşruiyet de kazanmış ve gerçekliğe dönüşmüştür. Tüm bu nedenlerden dolayı bu konunun daha fazla açılması ve netleştirilmesi gerekmektedir.

 

Federalizm, siyasl iktidarın paylaşımını öngören bir devlet örgütlenmesidir.

Federalizm Almanya, ABD vb. örneklerinde görüldüğü gibi (eyalet sistemi) ulus-devletlerde iktidarın paylaşılmasını somutlaştırmakta ancak İsviçre, Belçika, Irak, Kanada, eski SSCB, eski Yugoslavya v.b örneklerde görüldüğü gibi çok uluslu devletlerin ortak iktidar biçimi olarak şekillenmektedir.

Buna benzer örnekler çoğaltılabilir.

 

Tüm bu örneklerin ortak paydası iktidar paylaşımıdır.

Ancak iktidar paylaşımında da farklılıklar alabildiğine büyüktür.

Tüm federal sistemlerde federal iktidar ile yerel iktidarlar arasındaki paylaşım çok farklı faktörler tarafından belirlenmekte ve çok büyük farklılıklar göstermektedir.

Kuzey Kürdistan'da verili siyasal ve toplumsal koşullarda FEDERALİZM kavramında ifadesini bulan siyasal iktidar biçimi ve siyasal stratejinin iki temel noktada yanlışlığı vardır.

Bunlardan ilki ve en önemlisiana dille eğitim hakkını bile Kürt halkına fazla gören bir siyasal iktidara ve sömürgeci devlete karşı Kürt siyasal hareketinin bazı kesimlerinin ”devlet bütünlüğünü korumak” adına kendilerini güvence vermek zorunda hissetmeleridir.

 

Bu durumun hem psikolojik kem de siyasal sonuçları vardır.

Psikolojik sonuçlarından en önemlisi daha baştan ”iyi niyetli, ayrılıkçı olmayan vb” Türk sömürgeci tezlerine mahkum etmektir. Bu durum doğal olarak var olması ve güçlendirilmesi gereken ULUSAL kimlik ve ULUSAL bilinç konularında Kürt halkına yanlış bir mesaj vermektedir.

Siyasal anlamda ise en temel sorun, Federalizmin taraflar arasında kabul edilmesi gereken ve iktidarın paylaşılmasını öngören bir yönetim biçimi olmasıyla ilgilidir.

 

Kürt halkını taraf olarak görmeyen, onu bir ”alt kimlik” olarak bile kabullenmek istemeyen bir felsefeye karşı böyle bir strateji ile ortaya çıkmak yenilgiyi ve altta kalmayı peşinen kabullenmektir. Kürt halkı ancak kendisi ortak bir ulusal irade ile masanın diğer tarafında gerçek bir TARAF olduğu zaman bu tür ortaklıkları gündemine alabilir/almalıdır.

Bu konuda önemli yanılgılardan birisi de Güney Kürdistan'ın 2005 sonrası statüsünün çok mekanik biçimde taklit edilmesidir.

Bu konuda söylenecek çok şey var. Ben sadece Irak Kürdistan'ı ulusal hareketinin 1960'ların başlarına kadar bağımsızlık için mücadele ettiğini, süreç içinde masanın diğer tarafında 1970 yılında otonomiyi kabullendiğini ve bunun esasında bir hukuksal gerçeklik olduğunu belirtmekle yetiniyorum.

 

2005 yılından sonra da Kürdistan Federe Devleti Başkanı Sayın Mesut Barzani'nin defalarca ve her gerekli durumda Kürtler'in bağımsızlık haklarının varlığından ısrarla söz etmesi böyle bir ulusal vizyonun, ulusal kimliğin ve ulusal iradenin somut ifadeleri olarak algılanmalıdır.

 

FEDERASYON HEDEFİ BİRLEŞTİRİCİ DEĞİLDİR!

 

Kürt halkının ulusal ve demokratik hakları ve bu hakların vazgeçilemezliği hakkında karar ve irade sahibi olan her birey ve örgüt artık ULUSAL BİRLİK'in aynı zamanda bu ulusal ve demokratik haklara sahip olabilmenin de KİLİDİNİ oluşturduğunu bilmektedir.

 

Veya en azında ulusal kurtuluş için ULUSAL BİRLİK'in gerekliliğinden açıkça söz etmektedir.

 

Bu iyi bir gelişmedir ancak yeterli değildir.

Ulusal birlik veya benim tercih ettiğim ifade ile ULUSAL DÜZEYDE SİYASAL İRADE BİRLİĞİ sadece bunu istemek ile yaratılamamaktadır. Bunun için siyasal önkoşulların bizzat biz Kürtler ve Kuzey Kürdistan Siyasal Hareketi tarafından yaratılması gerekmektedir.

Sözünü etttiğim bu siyasal önkoşullar esasında bir tek noktada somutlaşmaktadır.

Birbirimizi ayıran değil aksine birleştiren kısa veya uzun vadeli hedeflerin ön plana çıkarma cesareti ve iradesi gösterebilmeliyiz.

 

Bağımsız devlet, federasyon, otonomi, kültürel özerklik ve nihayet özgür vatandaşlık ile bunu bile istemeyen Kürtlerin varlığı ve örgütlü oldukları aşikardır.

 

Tüm bu farklı siyasal eğilimlim ve örgütlerin ortak bir ulusal-siyasal irade ortaya koyabilmeleri belirtilen bu hedeflerin her hangi birisi ile mümkün değildir. Sözkonusu hedeflerden her hangi birisini benimseyen bir siyasal hareket toplumumuzun % 1'i veya % 50 oranını temsil etse bile mümkün değildir.

% 1 oranında destek sahibi olan bir örgüt her zaman % 50 desteğe sahip bir örgüt için, eğer bu örgüt gerçekten Kürt halkına kendi rızası ile kabul edebileceği bir siyasal gelecek ve siyasal iktidar öneriyorsa, sadece gerekli değil aynı zamanda bunların birliği zorunludur da.

 

O halde ortak paydayı yakalayabilmemiz gerekiyor.

Ortak payda, bana göre Kürt halkının;

•  kendi kimliği ile siyasal örgütlenmesinin önünde hiçbir siyasal, hukuksal ve fiili engelin bulunmadığı ve bu örgütlenmesinin hedeflerinin de şiddet kullanılmadığı ve teşvik edilmediği sürece BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN DEVLETİ'ni de öngören siyasal partilere açık olmasıdır.

 

•  Bu koşulların yaratılması durumunda ki zaten böyle bir durum Kürt halkının resmen, hukuken ve siyasal olarak varlığının kabulünü öngörmektedir, Kürt siyasal partilerinin ve ilgili uluslararası kuruluşların gözetimi, arabuluculuğu ve denetimi ile belirlenecek bir takvim içinde tarihsel olarak belirli Kürt coğrafyasında, yani Kuzey Kürdistan'da bir barışçı referandum sürecinin başlatılması ve sonuçlandırılmasıdır.

  

Belirttiğim bu somut nedenlerden dolayı Federasyon hedefi ve bu hedef ile faliyet gösteren “Kürt Partileri” bu hedefi legal alanda benimsemek ile oynadıkları bütün olumlu role rağmen BİRLRŞTİRİCİ olamamaktadırlar.

Bu bir istek değil ama malesef bir gerçektir.

FEDERASYON HEDEFİ NET DEĞİLDİR!

Tüm bu genel tesbitlerden hareketle, özellikle de Türk basını ve kurumları ile ilişkilerde ”Kürt halkı federasyon istiyor” gibi kendisini Kürt halkının toplu iradesi yerine koymaktan sakınılmalıdır.

 

Bu sakınma ulusal birlik için gereklidir.

Elbette ki her siyasal parti kendi siyasal hedeflerini kendi toplumuna taşımalıdır ancak kendi siyasal hedeflerini Kürt halkının toplu ve ortak iradesi olarak ileri sürmekten imtina etmeldir. Nihayet her siyasal hareket Kürt halkının siyasal iktidar mücadelesinde sadece Kürt toplumunun bir kısmını temsil etmektedir, tamamını değil!

 

Tek tek parti ve grupların siyasal stratejilerine elbette saygı duymak ulusal birlik ruhu için gereklidir. Ancak tek tek siyasal parti ve grupların da sorunun Kürt halkının kendi özgür ve ortak iradesi ile seçeceği iktidar biçimine saygılı olmasını gerektirmektedir.

Tüm bu nedenlerden dolayı bu konuda yapılması gereken, tüm siyasal hareketlerin Kürtlerin kendi kimlikleri ile özgürce örgütlenebilecekleri özgür ve demokratik bir ortamın siyasal ve hukuksal olarak hazırlanması ve bu ortamda belirlenecek ve Kürt siyasal hareketinin de onayını alacak bir takvim içinde uluslararası gözlemci denetiminde referandum sürecinin yaratılması olmalıdır.

 

Bu konuda söylenmesi gereken son nokta ise iktidar alternatifi olan siyasal partilerin kendi siyasal program hedeflerinin bütününü hangi koşullarda gerçekleştirebilecekleri ile ilgilidir.

 

En geniş ve esnek Federal Devletler'de bile ekonomik, sosyal ve siyasal programlar istenildiği ölçüde bir serbestlik ile uygulanamamaktadır. Bu durumda Kürtlerin ve onların siyasal partilerinin Kürdistan'da tartışmasız iktidarını öngören Bağımsız bir Kürdistan Devleti'nin yaratılması en realist, demokratik, kalıcı ve kabuledilebilir bir çözümdür.

Böyle bir çözüm aynı zamanda savaş, istikrarsızlık, askeri harcamalar, düşmanlık tarhribat vb. gibi olumsuzluklar yerine BARIŞ, REFAH, ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ, DOSTLUK ve KARDEŞLİK, GELİŞME ve İSTİKRARDAN yana olan tüm bölge halklarının ve siyasal güçlerinin de çıkarınadır.

İstenen, böyle bir çözümün barışçı ve Kürt halkının özgür ve demokratik iradesi ile belirlenmesidir.

 

Ama böyle olmazsa bile Kürt Halkı her halükarda kendi haklarının SAHİBİ OLACAKTIR.

Politikada, politik mücadelede doğru-yanlış ikilemi yoktur ve belirleyici değildir.

Politika ve politik mücadele tercih sorunudur ve biz Kürdistan'lılar tercih yapmak zorundayız!

ULUSAL KURTULUŞTAN ve Ulusal Kurtuluş için ULUSAL BİRLİK'ten yana bir tercih.

T.C Devletinin ”üniter” yapısını korumak isteyenlere garanti sunmak gibi bir sorunumuz olmamalıdır!

Konuya ilişkin diğer soruları ve sorunları da tartışmaya devam etmemiz gerekiyor.

Tartışma bizi daha ileri noktalara taşıyacaktır ve temel konuları tartışmaktan geri durmamamız gerekiyor.

 

4 Ocak 2007, Stockholm

Vildan Tanrıkulu

 

 


Zaman ile yarışmak!

Leyla Zana nihayet

Zaman ile yarışmak!

PKK'nin 20 YILLIK SERÜVENINDEN KESITLER

20. Y1l1nda 15 Austos'un 
siyasal sefaleti!

NE YAPMALI?

Ben yazmay1 unuttum!