Arşiv

 

”Realist” olmayani realize etmek siyasetin görevidir!

 

Kuzey Kürdistan'da ulusal demokratik mücadelede bir kabuk değiştirme sürecini yaşadığımızı belirtmiştin bir önceki yazımda.

 

Bu süreç devam ediyor... Çok kısa olacağa da benzemiyor...

 

Kabuk değiştirme Kürdistan gerçeğinin çok farklılaşmasından kaynaklanmıyor.

 

Bu konuda detaylı bir analiz bir makaleyi aşıyor ama ben sonuçlardan hareket ile bugüne dair bazı konulara değinmeye devam edeceğim!

 

Çünkü sorun ne BOP ile ne kaç koyun veya kümes hayvanının hangi köyde ne kadar mevcut olduğu ve ne amaç ile beslendiği konusunda değildir!

 

Aksine...

 

Kuzey Kürdistan'da Kürtler hala “yok” sayılan bir ulus!

 

Kuzey Kürdistan'da hala Kürtlerin hak sahibi olmalarını iddia etmek bir suç!

 

Peki değişen ne!

 

Değişen çok şey var!

 

Artık yukarıda iki noktada belirtilen “suç” ları işleyenler örneğin benim gibi 25 yıllık sürgüne mahkum olmak, idam edilmek, “faili meçhul kurşuna” olur olmaz hedef olmak veya birçok Kürdistan yurtseverinin yaşadıkları gibi en az 20 yıl cezaevlerinde bulunmak zorunda kalmıyorlar!

 

Ama KRAL ÇIPLAK!

 

Buradan hangi noktaya gelmemiz gerekiyor!

 

Sorun buradadır!

 

Bu soruya verilecek yanıtlar farklıdır.

 

Farklı olması da gerekiyor zaten!

 

Kimileri bu noktaya “gerilla savaşı” ile geldiğimize inanıyorlar ve öyle iddia ediyorlar!

 

Ben ise o “gerilla savaşı” nın Kürt halkını 1960'ların başına götürdüğüne inanıyorum.

 

Sadece inanmam yetmiyor! Bunun isbatı var!

 

İsbatın ne olduğunu iki paragrafta açıklayayım ve konuya döneyim!

 

1850-1950 arasını saymıyorum!..

Benim neslimin, yani 1950'lerde doğanların yaşadıkları ve bilmeleri gereken ile yani son 50 yıl ile sınırlıyorum!...

 

1950'li yıllar Kürt hareketinin T.C kuruluşundan itibaren 15 yıl yürüttüğü acımasız soykırım hareketinin yarattığı sinmişilik ve sessizlikten silkinmenin yılları oldu.

 

1959 yılındaki 49'lar tutuklaması bu silkinmeyi sindirmeyi amaçladı.

 

Ama nefesimiz kesilmedi.

 

1960'lı yılların başında Dicle-Fırat ile Deng ile nefes almaya başladık.

 

1960'ların ortalarında TKDP (Faik Bucak, Sait Elçi önderliğinde kurulan) ve 1960'ların sonlarında DDKO ve nihayet 1970'lerin başlarında T-DKP (Türkiye'de Kürdistan Demokrat Partisi –Dr. Şıvan'ın kurucusu olduğu parti-) ile daha derin soluk almaya başladık.

 

Bu solugumuzu kesmek istediler 12 Mart 1971 darbesi ile.

 

Yorulmadık ve kesintisiz devam ettik.

Nerede mi?

Devam edeyim!

1970'li yılların ortalarında artık yeniden yeşermeye ve soluğumuzu güçlendirmeye başladık. Bir ulus olmanın onuru ve bir ulus olmanın iradesi ile “bağımsız örgütlenme, sömürgecilik, halk savaşı” gibi tezleri İĞNE İLE KUYU KAZARCASINA elde ettik.

 

Nerede mi? İşte buralarda!

Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemelerinde.

Diyarbakır'da, Hakkari'de, Mardin'de!

Mahabad'da ve Sıne'de!

Zaxo'da ve Kamışlı'da!

Sürgünde.!

Suriye'de.!

İsveç'te.!

Almanya'da.!

Lübnan'da....!

Bulunduğumuz her yerde ve her alanda!

Yeryüzünde ve ulaşamadığımız gökyüzünde!

 

Her yerde!....

Tarihin filmi yapılmıyor!

Tarihin filmi geri çevrilemiyor! Halepçe geri gelmiyor! Boşaltılan 4000 Kuzey Kürdistan Köyü de geri gelmiyor!

İstanbul'u en büyük KÜRT ŞEHRİ ilan edenler de bunu biliyorlar!

Yaptıklarını biliyorlar!

İstanbul'a vize koymak isteyenler de İstanbul'u en büyül KÜRT ŞEHRİ ilan edenler de!...

 

Ama, bu arada “Milatları” çok olanlar her gün kendilerine yeni milatlar yarattılar.

 

Bu milatlar bazan 1971 (A Haydar Kaytan'ın ifadeleri –PKK kongresinde-, bazan 1974, bazan 1978 ve bazan 1999 oldu!...)

 

Bunlara da rağmen bu güçlü ulusal ve demokratik irade, bizi hala ulus olarak ve halk olarak ayakta tutan iradedir.

 

Güney Kürdistan'da elde edilen kazanımların altında yatan temel irade de böyle bir irade dir.

 

Şimdi nerede seyrediyoruz?

 

Birileri bizim adımıza ve bizim mücadelemizi kullanarak bizi TÜRKİYE'LİLEŞTİRMEK istiyor.

 

Birileri politikada REALİZM adına bizim ulusal değerlerimizi ve ulusal haklarımızı geri plana itmek istiyor.

 

Kimileri ise zaten her zaman olduğu gibi bizi yok saymak ve yok etmek istiyor!

 

En son saydığım kimilerini hesaba katmıyorum çünkü Kürt halkının sorulacak bir hesabı varsa ve yürütülecek bir mücadelesi varsa onlara karşıdır ve doğal olarak onların her tutumu MİNNETSİZDİR!.

 

Bizi bizim adımıza TÜRKİYE'ELİLEŞTİRMEK isteyenlere dair ise söylenecek çok şey var. Ama ben “kıssadan hisse” hesabı ile sadece belirtiyorum ki onların “maya” ları da tutmadı!

 

Nasrettin Hoca'nın “Tuz gölüne yoğurt mayalamak” istemesi gibi!

 

Tutmuyor bu TUTKAL!

 

Tutuyor görünse bile tutmuyor.

 

Buna oynayanlar, İstanbul'u en büyük Kürt şehri ilan edenler, İzmir'in sahillerinden vazgeçmek istemeyenler bu gerçeği biliyorlar ve bu TUTKAL malesef tutmuyor!.

 

Geriye kalan Kürt halkının iradesidir.

 

Kürt halkının iradesini, eğer bu halk kendi iradesini barışçı yollar ile ortaya koyma olanağına sahip olmadan önce “biz bu devletin ortağıyız” veya “Kürtler federasyonadan yanadır” veya “Mustafa Kemal Amasya Tamiminde Kürtlere otonomi vermiştir” vb. gibi kendinden menkul iddialar ile gündem yaratmak amacında olanlar malesef ancak kendi yaşları kadar siyaset yapabilirler.

 

Ancak Kürt tarihi, kendi yaşları ile siyaset yapmak isteyenlerin hüsranı ile doludur!

 

Kendi yaşları ile siyaset yapmak isteyenlerin de bu millete bir şey sunamadıklarının onlarca örneği ile doludur!

 

Kürt siyasal hareketi bu perspektif ile kendi siyasal hedeflerini belirlemelidir!

 

İki gazete okumaktan imtina edenlerin hasbelkader yazma yetenekleri Kürt hareketinin siyasal hedefleri ve amaçları için sadece bir hüsrandır!.

 

Ama her halükar da Kürt halkı kendi kaderini tayin edecektir!

 

Bilinmelidir ki, insanlık tarihinde yaratılmış hiç bir gelişme ve değer yaratılmak istendikleri zaman “REALİST” olarak görülmüyorlardı!

 

Bundan dolayıdır ki siyasal mücadele ve dolaysıyla bu mücadelenin ülkemizdeki tezahür biçimi olarak ulusal kurtuluş mücadelesi UMUDUN, İNANCIN ve HAKLARIMIZIN REALİZE EDİLMESİDİR !

 

 

REALİTEYE BOYUN EĞMEK DEĞİLDİR!

 

“REALİST” OLMAZSA BİLE!...

 

Vildan Tanrıkulu

Stockholm, 21 Ocak 2007

 

 

 

 

 

 

 


Zaman ile yarışmak!

Leyla Zana nihayet

Zaman ile yarışmak!

PKK'nin 20 YILLIK SERÜVENINDEN KESITLER

20. Y1l1nda 15 Austos'un 
siyasal sefaleti!

NE YAPMALI?

Ben yazmay1 unuttum!