Arşiv

 

 

Dört yazıya tek ve son cevap!

“Anmak özgür olmaktır”

 

Erdem Gencan ve Paşa Uzun'un “anma” vesilesi ile yazdıkları yazılara ilişkin burada yazdığım görüşlerime 4 yeni “cevap” yazıldı. Paşa Uzun, Erdem Gencan, Sakıp Uzun ile mahlaslı olarak Marx_Us (R.......) nin yazıları www.argun.org sitesinde duruyor.

 

Belli ki toplum olarak müzdarip olduğumuz konularda uzun süre kafa yormamış/yoramamış olmaları nedeni ile sapla samanı karıştıran bu arkadaşlar malesef yine “tahammül, mexsed, erdemlilik” vb başlıkları kullanmalarına rağmen bu kavramlara layık içerikler yaratamamışlar.

 

Böyle konularda yazmak istemediğimi bir önceki yazımda da belirtmiştim.

Yine de, bu yazıyı yazmamın tek nedeni bir kez daha adı geçen arkadaşlara sapla samanı birbirinden ayırdedebilmelerine yardımcı olabilmektir.

 

Kimisi benim “paranoya hastası olduğumu” yazmış, kimisi “eleştiriden ne kadar korktuğumu” belirtmiş, kimisi “hatırlamak erdemliktir” diye bir hatırlatmada bulunmuş ve kimisi de, “acaba çay içebilecek bir dostumun olup olmadığını ve çizdiğim resim doğru mu” diye merak etmiş, ve ila axır....

 

Birisini doktoruma, diğerini hakkımda yazılanlara ve bir diğer yazarı da kendi hafızasına havale ediyorum...

 

Mahlaslı yazan kardeşimi de aklına ve dostlarıma, havale ediyorum, çünkü ben resim çizmedim yazımda, aksine, Devrimci Demokratlar hakkında çizilmiş olan bir resim hakkında görüş ve değerlendirmelerimi yazdım, sorular sordum ve cevaplar aradım.

Yani ressam ben değilim sevgili Marx_Us...

 

O soruyu, 1979 yılının Devrimci Demokratları hakkında, (Haziran 1979'a kadar kendisi de Devrimci Demokrat olup), resim çizenlere (29 yıl sonra) sorman daha doğru olurdu, o nedenle seni aklına ve algılamana havale ettim...

 

Ben esas olarak Erdem Gencan'ın yazısını değerlendirdiğim yazımda dikkat çekmek istediğim, özet olarak şu noktalardı:

 

  1. Devrimci Demokratlar (tüm legal ve illegal yapılanmaları ile) 1970'li yıllarda “insan avına çıkmış bir güruh” değillerdi. Yani Devrimci Demokratlar “bir katil sürüsü” değildi ve değildir...
  2. Devrimci Demokratlar (tüm legal ve illegal yapılanmaları ile) “galiz bacak edebiyatı ile ne kadar güçlü olduklarını” belirtme ihtiyacı hisseden bir siyasal kimlik ve tüzel kişilik değildi.
  3. Devrimci Demokratlar (tüm legal ve illegal yapılanmaları ile) adı geçen dönemde “siyasal suikastlar ile güçlenmek isteyen” bir siyaset felsefesine sahip bir siyasal hareket değildi.
  4. Devrimci Demokratlar (tüm legal ve illegal yapılanmaları ile) adı geçen dönemde eleştiri ve ayrılıkları şiddet ile ortadan kaldırmayı hareket noktası alan bir siyasal/ tüzel kişilik değildi/dir.
  5. “Anma” yazılarına konu olan olay ile ilgili olarak, (şahsi boyutlardaki vicdani ve insani muhasebeyi bir yana bırakıyorum) Devrimci Demokratlar'ın da siyasi ve fiili mirasçısı olan YEKBUN'un kongre kararı ve ilanı yayımlanmıştır ve bunu yok saymayı “erdem” sayanların eleştirisidir yazım.
  6. Erdem Gencan ve Paşa Uzun “tüzel kişilik” ile “şahsi kişilik” arasındaki farkı kavrayabilmesi gereken yaş, bilgi ve deneyim sahibidirler ve dolaysıyla bunu dikkate almayan değerlendirmelerinin kafamda yarattığı soru işaretlerini hiç sansürsüz yazdım ve bu dört yazıdaki “cevaplardan” da anladığım kadarı ile ilk yazımdaki sorularımda ve şüphelerimde çok haklıymışım....

 

İşte “MEXSED” ım veya “MEXSED” lerim bunlardı...

“Tahammül”üm de bu yazdıklarımdır...

“Erdem”lilik ise başkalarının takdiridir.....

 

İşte bu tepitlerimden dolayı hem Erdem Gencan'ın hem de Paşa Uzun'un görmediği ve hissetmediği bir kabullenmeyi (özeleştiriyi) yok sayarak bir cinayetin arkasına sığınıp , “anma” adı altında ve hem de 29 yıl sonra (sanki bu güne kadar imkanları yoktu veya ben engellemişim gibi) , 1970'li yılların siyasal sorunları ve felsefesini tartışmanın abesle iştigal olduğunu ve bunları bu biçimde tartışanların da hatırlamaları gereken başka gerçeklerin var olduğuna işaret ettim.

 

15 yıl sonra bir tüzel kişilik olarak hatırlamak “yeterli” değilse, 29 yıl sonra hatırlamak sağlıklı olmanın işareti değildir. “Niye kızıyorsun, senden mi izin alacaklar” diye itiraz olduğu için yazıyorum bunları.

 

İşte, bunları ifade ettim ve bazı tekil örnekler verdim yazımda. Teşbihte hata olmaz denir....

 

Tasavvuru zor sonuçlar çıkarmışlar ve muhtemelen kendi iç dünyaları ile ilgilidir...

 

Daha cesaretli olduklarını ve tartışmak istedikleri konuları direk tartışabilecek ve gündeme taşıyabilecek kadar medeni cesarete sahip olduklarını sanıyordum.

 

Malesef yanılmışım.

 

Yazılanlar ortada...

 

Öyle görünüyor ki bu gerçekler bu arkadaşları rahatsız etmiş.

 

Eğer bu arkadaşlar Devrimci Demokrat'ların 70'li yılların sonundaki siyaset felsefesini, örgütlenme anlayışını, pratik faliyetlerini vb konuları tartışmak istiyorlarsa hoş geldiler, sefalar getirdirler.....

 

Tartışmaktan da rahatsız değilim.... Tahammül ederek.... Ama gerçekten de fikilerin tartışılmasından....

 

Hakaret ve küfür ile yarışma niyetinde değilim....

 

Hatırlamanın sadece bir ERDEM değil, aynı zamanda TARİH BİLİNCİ ve ÖZGÜRLÜK olduğunu biliyorum...

 

Ben anmaktan ve anılmaktan da rahatsız değilim...

 

Paşa Uzun'un yazısına ilişkin yazdığım ama yayınlamaya fırsat bulamadığım (Paşa benim yazacağımı belirttiğim değerlendirmeyi beklemeden ikinci bir yazı yazdığı için J , acelesi varmış!) 9 Eylül tarihli değerlendirmemde “anma” ile ilgili şunları yazmıştım...

 

Yazının tümünü değil ama bu giriş bölümünü aktarıyorum....

 

Diğer muhattaplar zaten iki dili de biliyorlar ama, Erdem Gencan'ın anlaması için Türkçesi ile beraber aktarıyorum...

 

Bîranîn mezîyet e! (Hatırlamak/Anmak Meziyettir)


Mezîyetek bilind ya mirovî ye.
(Büyük bir insani meziyettir)


Bîranîn serbilindî ye!
(Hatırlamak/Anmak onurdur!)


Serbilindîyekî giring mirovî ye.
(Önemli bir insani onurdur)


Bîranîn li xwe veger e!
( Hatırlamak/Anmak kendine dönüştür!)


Li xwe vegerek e ku pêwîstîya mihasebeyê tîne.
( Hatırlamak/Anmak m uhasebeyi gerektiren bir kendine dönüştür)


Bîranîn hafiza ye!
( Hatırlamak/Anmak hafızadır!)


Hafiza bi xwe zanyarîya tarîxê ya şexsî û civakî ye.
(Hafızanın kendisi bireysel ve toplumsal tarih bilincidir!)


Bîranîn zanyarî ye!
( Hatırlamak/Anmak bilgidir!)


Zanyarî û zanyarîya tarîxê azadî ye.
(Bilgi ve tarih bilinci özgürlüktür)

 

Dolaysıyla, anmayı ve anılmayı başka amaçlara alet etmenin doğru olmadığını, ahlaki olmadığını ve de sonuç alıcı olamayacağını belirttim ve bu yazı ile bir bilgi yanlışlığı dışında (Şakir Tutal'ın da aynı komitede yer aldığına ilişkin) yazımın tüm tuşlarını bir kez daha tekrarlıyorum.

 

Sonuç olarak; yazdığım bu yazılar, Devrimci Demokratlar'ın (legal ve illegal yapıları ile bir bütün olarak) TÜZEL kişiliğine saygı duyan ve sahip çıkan bir BİREY olarak yazılmıştır.

Her hangi bir kurum veya tüzel kişilik misyonu ve görevi kullanılarak veya böyle bir misyonun arkasına sığınılarak değil.

 

Altta imza var ve bu imzanın şahsi bir kişilik olduğu aşikar dır.

 

Gönül isterdi ki mesleği hukuk olan arkadaşlarımız da bu ince ama önemli ayrıntıyı bir an olsun dikkate alabilselerdi ve buna göre hareket edebilselerdi.

 

Biz Mehmet Oruç'u mücadelemizin sürekliliği ile anmaya devam edeceğiz, ediyoruz ve ben de anmaya devam ediyorum.

 

Geç kalmışlar ne ile anıyorlar?

 

Vildan Saim Tanrıkulu

Stockholm, 16 Eylül 2008

 
 

 


Zaman ile yarışmak!

Leyla Zana nihayet

Zaman ile yarışmak!

PKK'nin 20 YILLIK SERÜVENINDEN KESITLER

20. Y1l1nda 15 Austos'un 
siyasal sefaleti!

NE YAPMALI?

Ben yazmay1 unuttum!