Arşiv

2004 Yerel Seçim Analizi 
Pusula Neyi Gösteriyor?

Kemalist Projenin Sonu

Türkiye seçmenleri totalitar dayatma ve despot devlet pradigmasına büyük bir darbe indirmişlerdir. AK Parti’ye verilen oyları ve Kürtlerin yapmış oldukları seçim bu şekilde okunmalıdır. Avrupa Birliği, Demokratikleşme, modernizasyon tipine yeni bir model seçmek için pusula saptanmıştır. Kemalizm çağdaş dünyaya ayak uyduramaz. değişimin değil, statüko’nun ideolojisidir. Kabul etmek gerekir ki, Kemalizmle bağlantı içine girmiş DEHAP’ın beklenen performansı gösterememesinin nedenlerinden biri; İslamı ve Kürtlüğü Modernite öncesi geleneksel kalınıtlar olarak gören Oryantalist Kemalist paradigmanın iflasının Türkiye genelinde esen rüzgarıdır.

Kürt halkı AK Partiyle spontan “ittifak” oluşturdu. Kemalizme karşı, statünün değiştirilme istemi “Kürt Statüsü’nün” değiştirilmesiyle birleştirilmesinin “umudu” ve isteği var; bu nedenle “AK partiye “kredi” verilmiştir. Kürtler gayet “sağduyuyla” davranmışlardır; Ulusal isteklerin asgari düzeye indirildiği, Kürdün ulus olma stratejisinin güdülmediği, çözümün “devletin vicdanı ve iradesine” terkedilme politikası güdüldüğü bir durumda, Kürdün PKK, İmralı, DEHAP netameli kamburunu sırtında taşıyarak kendisini “lüzümsüz risklerin” içine sokmasının yersiz olduğuna kanaat göstermiştir. DEHAP madem ki, çareyi Ankara’daki “iradede” görüyor, mademki, “Türkiyelileşmemiz ve uslu durursak” bir takım haklar bize bağışlanacak”,  bu durumda, en optimal ve pragmatik çözüm yolu “iktidarla özdeş” duruma gelmeye başlayan ve Kürdistan’da yürütülen savaşta açık bir şekilde sorumluluk taşımayan AKP’ye şans tanınması ve ona “kredi” verilmesidir. Buna bağlı olarak, SHP’ye “Derin Devlet’in” Kürtleri “Kimliksiz” bir şekilde “entegre etmesinin” bir uzantısı olarak görmüştür. Kürtlerin “sol” aracılığıyla “entegrasyonunun sağlanılması “derin devletin” misyonudur. “İslam” aracılığıyla sağlanılmasına pek “güvenilir” bakılmamaktadır. Çünkü Kürtlerin “islam” kabuğu altında “Kürtlük” yapma gelenekleri vardır. Bu nedenle, “kimliksizleştirilme” projesi “islamla” istenildiği gibi gitmeyebilir. Ayrıca, AB sürecinde sürekli propogandası yapılan; demokratikleşme, insan hakları ve özgürlükler konusu AKP’ nin “reformist kimliği”ni öne çıkarmıştır. AKP “iktidarının gücü bizim arkamızda”, AKP devlet partisi olma yolunda yol alıyor. Eğer çözümün devletten geleceği yönünde bir bekleyiş yaradılmışsa, doğal olarak bunun sonucu da devletin partisine sıcak bakmakla sonuçlanacaktır.

 “Kürt Sorunu Çözüm Yoluna Girmiştir!” havasının yaratılmış olması büyük bir etkendir.

Kürtlere Karşı Yürütülen Kirli Savaş Unutulmamış

Bu seçimlerde, geçen seçimlerde olduğu gibi kazanan tek parti, kirli savaşla bağlantısı görülmeyen AK Partidir. Kürtlerin büyük ölçüde tercihlerini yapmalarında motive edici nedenlerin başında, AK Parti’nin bu savaşa katılmamasının yanısıra, son Irak savaşında Kürtlere karşı işgalci bir operasyona yol açacak girişimler içinde bulunamamış olmasının da büyük ve sempati kazandırıcı etkisi olmuştur. Zira Kürt halkı henüz yaralarını saramadığı gibi, yaşamış olduğu felekatleri de unutmamıştır.

Kürtler Güney Kürdistan’a asker gönderilmemesine “AK Partiyi destekleyerek” teşekkür etmişlerdir.

Kürt ulusal potansiyelinin temsil krizi yaşadığının açıkça belirtisi olan bu seçimde, AK partinin “Kürt Söylemi”, Erdoğan’ın; “Bahsetmezseniz, sorun yoktur!” yada “Arapların Gül’ü Qeyserili Abdullah”ın MGK bağlantılısıyla Güney Kürtlerini “külhanbeyi tehditleri” olmasaydı, Kürtler içerisindeki başarıları büyük ihtimalle, çok daha büyük olacaktı. AKP agresif bir seçim kampanyasıyla son atağa geçmiş olsaydı; büyük bir ihtimalle %70-80’lere kolayca vuracaktı. Ancak, AKP bilinçli olarak “ılımlı” bir seçim siyaseti izlemiştir. Bunu sadece “Laik” kesimi korkutmak ve askerleri rahatsız etmemek için değil, geleceğe yönelik “kredi” muhafaza etmek için yapmamıştır. AKP’nin elinde Kirli savaşın bütün içyüzünü ortaya serecek ve dolayısıyla “savaş partilerini” demokratik ve yasal siyasetin dışına itecek yeterli belge olduğunu gözden ırak tutmamak gerekir. AKP’nin “Bir Atımlık Barut” olmak ve tüm kozlarını bir oyun için kullanmak istemediği artık anlaşılmıştır.

Ancak, AK Parti bu başarıyı, şimdiye kadarki icraatlarıyla değil, diğer partilerin icraatları sonucunda kazanmıştır; çok geçmeden AK Partinin statüko’nun radikal değiştiricisi olmadığı görülecektir.

Kürtler Hamle Yapamadı

Yerel Seçimlerde Kürtler için uygun bir konjöktür oluşmuştu; bir yıldır Kürtlerin büyük bir çoşku ve heyecanla yeni umut ve motivasyonlar yaratan Güney Kürdistan’daki başarıları, Qamışlo direnişiyle Kürtler içinde oluşan büyük dayanışma ve artan ulusal duyarlılık, Newroz arifesinde kural olarak Kürtlerin yükseklen politizasyonu büyük bir seçim başarısı için yeterli parametrelerdi.

Bu siyasi vektörler DEHAP’ın izlemiş olduğu politika ve seçim siyaseti nedeniyle, Kürtler açısından yankısını seçimde gösteremedi.

“Bizim Öz Partimizin” genel seçimlerde %10’luk baraja takılacağı kesin görüşü bilindiği gibi “Bizim Öz Partimizin” potansiyal seçmenleri için sürekli caydırıcı bir rol oynamıştır. Yerel seçimde olmayan bu faktörü göz önünde aldığımızda Dehap’ın seçim kaybının boyutlarının daha büyük olduğunu söylüyebiliriz. Doğru sosyolojik bir kavrayış kaybın anlamını analitik kavramlarla çözümlemek zorundadır. Bu seçimde, Dehap %10’luk baraja yaklaşarak genel seçimlerde, söz konusu psikolojik faktörü ortadan kaldırarak seçmeni motive edici olabilirlerdi. Bu yapılmadığı gibi, tam tersi “olumsuz” bir iklim oluştu. Ve söz konusu “baraj sendromu” bundan böyle “Bizim Öz Parti” için daha büyük psikolojik caydırıcı bir etken olmaya devam edecektir.

“Bizim Öz Partimiz” büyük bir siyasi hamle” şansını izlemiş olduğu “intihar politikası” sonucu bilinçlice yada cahilce suya düşürmüştür.

Kürt Pusulası’nın potansiyelini ortaya çıkarıp ona sahiplenmesi açısından DEHAP’ın PKK’ye endeksli politikasının bugün olandan daha geniş bir perspektif vermediği görülmüştür.DEHAP’ın politika üreten değil, politika tüketen bir organizma olduğu görülmüştür. Elektorat için çekim gücünü kaybetmiştir. 12 Eylül öncesi Kürt ulusal pusulasının gerisine düşmüştür. DEHAP seçim politikası ve stratejisini bu katı bir milyonun  oylarını tutma ve koruyabilme stratejisi üzerine inşa etmiştir. Sağlam duran bir milyon oy PKK ve onun liderinin kişisel menkıbesinin istikbali için de yeterli görülüyordur.

DEHAP Yönetimi İstifa Etmek Zorundadır

 “Oylar Bölünmesin, Birlik Herşeyimizdir!”

Binbir gece masallarının sürüp gitmesini sağlayacak olan en önemli tavır; işte, bu Birliğin kutsanmasıdır. Ne olursa, olsun önemli olan Birliğin Bozulmaması isteğidır. Kim ne derse desin, hangi masalı anlatırsa anlatsın, Kürtler sağlanan bu itibari birlik gücünü kaybetmek istemiyorlar; işte, bu bir milyonunun çoğunu DEHAP’a oy vermesine devam ettiren ve daha da uzun süre devam ettirecek esas anlayış budur. Başka bir deyimle bu artık DEHAP’ın yada “Bizim Öz Partimizin” kalıcı, sağlam ve erimesi zor bir elektorat olarak görülmektedir. Oylar bölünmesin miti söz konusu bir milyon kesim içinde kalıcı bir mite dönüşebilir. Bu seçimde de 1 000 000 Kürt ne adına olursa olsun; “Birliğimizi Koruyalım”a oy vermişlerdir. DEHAP bir milyonda katı ve kalıcı bir elektorat oluşturmuş olduğunun rehavetine kağılmıştır. Bu seçimde de,  DEHAP’ı tam bir hüsrandan kurtaran; bir milyon kürt seçmeninin ne adına olursa, olsun Birliği “kutsallaştırıcı bir zihniyetle DEHAP yada yarın Kürtlerin birliği adına ortaya çıkacak oluşumların ardına “gözü kapalı” gitmeye hazır bir seçmen kitlesinin oluşmasıdır. Bu bir milyon için en önemli olan şey, neye mal olursa olsun Kürtler birleşmelidir, demektedir.

Hiç bir kimsenin DEHAP’a “dört elle” sarılan bu kesimin motivlerini küçümsememesi gerekir. Üzerinde önemle durulması gereken durum, milyonlara politika ve strateji göstermeleri gereken siyasi yöneticilerin ve bu nedenle parti kurmuş ve lider olmuş kişilerin Ulusal, Bağımsız, özgür ve kişilikli davrananmamalarının sorunlarını tartışmalıdır. Abdullah Öcalan’ın teneke bağlamaları” pek konuşuldu, peki, kendilerine “teneke bağlatma”yı mubah gören mazohizimin sosyo psikolojik eleştirisi yapılmayacak mı?

Gerçeklere gözlerini kapatan siyasetin kıyısında temaşeci olarak kalmaya devam edecektir. Seçim sonuçlarının analizi herkes tarafından çok ciddi ve profesyonelce yapılmak zorundadır. Kürtler bu konuda tartışmalar oluşturmalı, bilimsel incelemlerde bulunmalıdırlar. Bu konuda yapılacak tarafsız, bilimsel ve profesyonal sosyolojik ve politolojik incelemlerin herkes için faydası vardır.

Bu incelemeler sonucu elde edilecek sağlıklı bilgiler,  seçim öncesi Kamuoyu araştırma kuruluşlarına; “alın size şu kadar, bizi üçünçü parti olarak gösterin!” gibi harcamalardan daha rentabildir.

Kapsamlı bir inceleme yaparak seçmenin motivasyon ve oy kullanma stratejisi konusunda sağlam bilgilere sahip olmak bir seçim siyaseti için önkoşuldur.

 Kürtlerin nasıl neden kimlere oy kullanma siyasi tablosu bilimsel incelemlerle ortaya çıkarılmak zorundadır.

Kürt halkının “sağduyusu”nu küçümsememek gerekir. “Aşiret” “koruyucu” oyları da deyip geçmemek gerekir. Kürt siyasi analizatörleri nihayet ciddi olmak zorundadırlar. Kürdün siyasi tercihini belirleyen dünya keşfedilmeden Kürt Pusulası istenilen stratejik amaca yöneltilemez.

Nasıl bir strateji izlenirse izlensin, Kürtlerin siyasal kaygı ve heyacanlarını Kürdistan’ın diğer parçalarından izole etmeye çalışan siyaset ve stratejinin başarılı olma şansı yoktur.

Kürtler nerede yaşıyorlarsa yaşasınlar birbirlerinin sevgi ve acısıyla yanıp tutuşuyorlar. Onları Ankara ve Bağdat’dan daha ziyade Diyarbakır, Hewler, Qamışlo yada Mahabad  motive edebiliyor. Ancak, siyasi uygulamalar için tüm dikkat ve umudunu devletten gelecek uygulamaya bağlamış olan Kürt kesimlerini de unutmamak gerekir.

PKK DEHAP üzerinde bundan böyle de büyük bir ihtimalle kambur olmaya devam edecektir. DEHAP; bundan böyle “Biz Biliriz, Akla ihtiyacımız yok!” kompleksiyle hareket etmeye devam ederse, çok daha ağır siyasi sorumlulukların içine girmiş olacaktır. Açılım yapma ve fikir üretme kapasitelerinden uzak olduklarını açıkça kabul etmeleri yeni ve düzeyli bir tartışmanın ve çıkış yoluna   açılmalarına şans tanımış olacaktır.  “Partizanlığa” ve dogmatizme, cahilce davranışlara son vermek zorundadırlar. Zira, düşünsel ve entellektüel olarak son noktaya gelinmiştir. “Binbir Gece Masalları” 1 000 000 oyu “Birliğimiz Bozulmasın!” kaygısıyla birarada tutmaya yeterli olabilir. Ama partinin “boyunu aşıp” Kürt ulusal istemlerinin sosyolojik ihtiyaçlarının seviyesine çıkmaya yeterli olamaz.

Kürt halkı tarihinin en önemli bir döneminden geçiyor, vebali günahı boyunlarınadır.

DEHAP Kürt ulusal kesimine açılmalıdır. Kürt entellektüellerinden siyasi şartlar koşulmadan yardım istemek zorundadır. Partiyi ulusal ve demokratik boyutlarda açmak ve “Kürt Birliğini” sağlamak için yeni bir strateji geliştirmek zorundadır.

DEHAP’ın, Kürtlerin yeni bir Ulusal Hamleye ihtiyaçları vardır. Siyasi elektorat için gerekli potansiyal sol ve kemalist tandanslarda değil, DEHAP’ın sığ politikasından dolayı ondan uzakta duran “Kürt potansiyeline” yeni bir politkayla girmekle mümkündür.

DEHAP Yönetimi, bağımsız politika yürütemediği için, milyonlarca Kürdün umudunu onların olmayan bir siyasi vizyona, başka kulvarla aktarmaya çalıştığı için muazzam bir Kürt seçmen kitlesinin pusulasını siyasi yelpazesinin dışına iterek Kürt isteklerine ve Kürt stratejisine ters düştüğü için, Kürt Partisi olarak kurulan ve bu esasta Kürtlere umutlar veren bir partiyi amaçları dışına çıkararak üye ve seçmenine “ihanet eden” yeni bir stratejik vizyonla geliştirmediği için farklı düşünen kürtlere düşmanlık yaratarak kürtlerin potansiyeline heder eden bir politikaya umud bağladığı için kongresine ve tüzüğüne ters düştüğü için bütün siyasi iradesini türk hayranı parti üyesi omayanlara bağladığı için derhal istifa etmeli, yeni bir Kürt partisi oluşturmak için bütün kürtlerle demokratik, kardeşçe, sevgi ve dürüstlüğü esas alan bir diyalogu başlatmalıdır.

DEHAP Yönetiminin fevkalede icazetli bir konfor içinde siyaset yaptığını söylenirse, yanlış değildir. Bugün olan bitenden de sorumlu olarak DEHAP Yönetimi görülmemektedir. Görünürde bir paradoks olarak algılanacak bu durum, aynı zamanda DEHAP Yönetiminin siyasi kabiliyet ve uygun davranma serbestisini de ortadan kaldırmaktadır. Hareket dışındaki Kürt siyasi ve entellektüel kesimleri de DEHAP Yönetiminin “emanetçi” oldukları önkoşlundan hareketle DEHAP Yönetimine karşı herhangi bir eleştri, atak ve önerilere tabii tutmazlar. Bir partinin yönetimi muhatap tutulmaması ve yapılacak değerlendirmelerin adresi olarak sayılmaması onun için icazet sayılsa da yıkımının başlangacı demektir.

DEHAP ve yönetiminin Binbir Gece Masalları’nın hipnozu’ndan çıkma, Partiyi dışa açma, Kürtlerle dürüst ve samimi bir diyaloğu başlatma cesaret, bilgi, kabiliyet ve basiretine sahip midirler, bu imkanları ve serbestileri var mı?

Kürt Ulusal İsteklerinin yakın dönemde azami ölçüde gerçekleşmesinin önkoşullarından biri Kürt halkının özgür ve yetenekli, uzman ve çağdaş politik ve uzmanlarından oluşacak yüce bir bilgelik ve kabileyete sahip bir ekiple stratejik ve politikalar üretmek Kürt toplumunu yeni dönemlere hazırlamaktır.

DEHAP’ın “Birliği Kutsileştiren” seçmen kitlesiyle kardeşçe, sevgi ve bilgelik içinde diyalog’u başlatma koşullarını yaratacak şartların ve gelişmelere önayak olmak gerekir. Bu konuda ilk adım, DEHAP Yönetimi aşağıda belirtmiş olduğumuz nedenlerle yanlış bir yolda olduğunu ve bu nedenle istifa etmesi gerekitiğini açıklamalıdır.

Kürtlerin ulusal içgüdüsü neye mal olursa olsun “Birliği Yakalamanın” fundamental öneme sahip olduğunu görmüştür. Kürt halkının “karnını başka siyaset,laf doyurmaz” en kötü şekliyle “Birlik” olmayı en ideal şekliyle dağınık olmalara yeğlemiştir. Bütün paradokslarına rağmen, DEHAP’a bağlanışının sosyolojik anlamı budur. Kürtler herşeye rağmen DEHAP taraftarı olmaya devam ederken ahlaki, kültürel, kimliksel, politik duygu ve düşüncelerinden büyük ölçüde “fedakarlık” ve taviz de bulunarak bunu yaptıkları açıkça görülmektedir. DEHAP’a oy vermeyenler gibi oy verenlerin de sosyolojik manası yakalanmak zorundadır. İdeolojik ve politik istençlere ters düşüldüğü için tepkisel ve reaksiyoner savrulma lüksünü göstermemelidir sorumlu Kürt siyasetçisi…”Anlamaya” çalışmak sorunu çözmenin ve Kürtler arasında organik yakınlaşmayı sağlamanın yarısıdır.

Kuşkusuz, bu genel karekteristik tespitlerin yanısıra, yörelerin ve seçim bölgelerinin özele ilişkin somut durumlarını da unutmamak gerekir. Özellikle de adayların kişisel imaj ve kapasite sorunlarını… Çünkü yerel seçimler, genel seçimlerden daha ziyade majoritar bir özelliğe sahiptir; seçilecek kişinin kişisel yetenekleri bazen idolojik ve siyasi tercihlerinden önde gelir.

Son beş yıldır hep “solla bütünleşmeyi hedefleyerek, yapılan miting ve toplantılardaki aşırı çoşkunun iklimine kapılarak dünyayı unutan ve yegane kriteri “olası alternatif ulusal güçlerden “ daha güşlü oluşunu “cihan’ın merkezi” olarak gösterme kompleksine dönüştüren çocuk hastalığı duygu kompensatorü “yaşlıların” kürt ulusunun stratejisini “Bizim tekke ayinine” döndürmesiyle kendine yeten “provinsiyalizmle” bir siyaset kültürü oluşturulmuştur.

DEHAP yeni ulusal bir profil çizebilecek mi? Böylesi bir Kürt mentalitesi restorasyonunu yapmaya gücü var mı? Böyle bir modeli tutturrsa bile, tek başına ulusal çapta bunu yapabilecek  kadro potansiyeline sahi midir?

Kürt siyaseti dar, sığ ve dogmatik ideologemlerin esiri olmuştur. Bunun dışına çıkıp, Türkiye’deki Kürt potansiyelinin “Kürt Kimliği” ve hatta ötesi “Kürt Asıllı” bazında biçim verecek sınırlı bir strateji oluşturursa, yüzbinlerce “Kürt asıllı” vatandaş böyle bir siyasetin “Yeni Alanları” olarak kazanılabilecektir.

 “Kürt Siyaseti” kimliğiyle bilinen herkesin durdurdukları yeri sorgulamaları ve “yeni bir kimlik” oluşumuna yönelmeleri demektir.

Kürt siyasetçisi halen esas olarak “keskin sirke” partizan olma imajını pragmatik, maneviyatı güçlü ve rasyonel siyasetçi tipine tercih etmeye devam etmektedir.

“Yeniden İnşa” yeni bir Kürt partisi profili. Yeni seçmen alanları yaratmak ve yeni pusulalar bulmak için Kürt Siyaeseti kendi pusulasını değiştirmek zorundadır.

Gelecek dönemde Kürtleri esas motive edici impulslar gene “sınır ötesi” kardeşlerinden” gelecektir; ortadoğu demokrasi projesi siyasetin merkezine oturacaktır. Suriye, İran’daki dalgalanmalardan, Kürdistan Federasyonu”nun heyecan ve kaygılarıyla kalkılıp oturulacak, AB için “Kürt Paketi’nin” ulusal konseptle oluşturulma ihtiyacı siyasetin ana maddesi olacaktır. Bütün bunlar yeni bir Kürt Siyaseti oluşturmanın yeterli nedenleri arasındadır.

Ulusal aidiyete yönelme ve “ulusallığını” yaşama sosyolojik ihtiyacı Kürtleri motive eden ana faktör olarak kalcaktır. Kürtlerin politizasyonunun ana unsurlarından biri budur. Bunu ignorire etmeye projeleri tahrip yaratabilir, ama etkileşimin özünü değiştirmez. Bu Kürt Ulusallığının her zaman için kalıcı sabit sosyolojik ve politolojik değişmez bir realitesi olarak kalacaktır.

Şehit yakınları, “militanlar” ve “devlet mağduru” kimliklerle “Ulusal kimlikli bir partiyi ayakta tutabilmek oldukça zordur.

Bilindiği gibi kendisini sürekli olarak “Türkiyelileşme” kimliği kazanma  zorunluluğu içinde gören “Bizim Öz Partimi”zi ayakta tutan ve yaygınlaştıran şey; “Kürt” kimliğidir.

Dehap’ın “hezimeti” Kürtlerin kendileriyle barışmasının başlangıcı olabilir mi? Yüzünü Kürtlere ve Kürt ulusunun basiret, bilgelik ve geleneksel erdemlerine dönmesine, çağdaş ve uygar dünyayala sinhron bir hamlenin içine girmesine yardımcı olabilir mi?

“Ulusal Söylem’in” Kürt seçmenin iradesini kendi çıkarlarının köklü ve soylu temsilcisi olarak parlamentoya yansımasının kaçınılmaz ihtiyacı önmüzdeki bir kaç yıl içinde daha büyük bir zarüret olarak hissedilmeye başlıyacaktır.

“Ulusal Söylem”li Kürt iradesinin seçim açmazı ve temsil krizi, Kürt ulusal hareketinin sorunlarını da ortaya çıkarmıştır. Seçim Pusulası Ulusal temsilin meşruiyetine “gölge düşüren”. bir gelişme olmaya devam etmektedir.

Önümüzdeki dönemde, “1 milyon” kati “Bizim parti” seçmeni “Ulusal Söylem” arasındaki ilişkiler konusunu Kürt siyasi gündeminin merkezine oturtacaktır.

Tüm Kürt siyasi çevrelerinin ve siyaset gündeminin seçim değerlendirmesinden yola çıkarak “Ulusal söylem” ve bilimsel araştırma sonucu oluşturulmuş bir ana metne ihtiyaç vardır. Tüm tarafların muhatap olacakları herkese adrese olan bir tartışma metnine ihtiyaç vardır. Kürt seçmeninin pusulasıyla ulusal söylemin yönünü çakıştıracak siyasal ve entellektüel bir müdahale ulusal çıkarların doğru bir şekilde ifade edilmesi için şartı ortaya çıkmıştır.

Kürt siyasetinin gündemi her İmralı Görüşmeleri sonrası total olarak kendisini angaje ettiği “Binbir Gece Masalları”nın hipnozundan kendisini kurtarıp sağlıklı ve sağduyuyla hareket ederek Ulusal iradeyi ortaya çıkarabilir.

Bu metin, siyaset, parti ve ideolojik kaygılarla değil, “Kutsal Kürt Çıkarları” ve bilimsel incelemeler sonucu oluşturulmalıdır.

Kürt Entellektüal Eliti de masalların uykusundadır

Toplumun kaygıları, “Ulusal Söylrmin” postulatları, samimi ve içten olanlar için kuşku yaratmayacak bir şekilde bilimsel ve genel geçerli olan “Doğru” ve “İyi” yolu tartışmaya açacak; Kürtler arası diyalog; hesapsız, kişisel çıkarlardan uzak yapılmaladır; böyle bir müdahaleyi geliştirebilecek Kürt entellektüel kesimi var mıdır?

Bu kesim içine düşmüş olduğu “revahat kuyusundan” çıkabilecek mi?

Masallar içinde “Gaflet Uykusunun, duyarsızlığı, duygusuzluğu, vurdumduymazlığı, akılsızlık ve düşüncesizliğiyle hareket ederek kendisini “rüyaların “tatlı” ve huzur veren hipnozuna terkediş devam mı edecek?

Kürtler için relatif bir dünya yaratıyor. Hiç bir değerin kalıcı olmadığı, hiç bir tutunacak sağlan söylemin olmadığı, herşeyin olabileceği bir dünya… Herşeyin aslında bir hiçlik olarak da görülebileceğini Kürtler için felsefik inanç olarak telkin eden bir dünya…Bu dünyada masallar ve mitler bitmez tükenmezdir… hayat bitmek bilmez bir masal ve hipnozdur. Kürt dünyasını şaşkınlar dünyasına çaviren bu relatif düşüncenin asıl hedefi Kürtler içinde inanabilecekleri tek bir değerin kalmamasıdır.

Kürtler içinde, işte, kim kazandı, diye sorulursa, Kürtleri, siyasal yaşamda  “ulus olarak” ortaya çıkmasını önlemek için çalışanlar kazandı, diyebiliriz.

Abdullah Öcalan kazandı, DEHAP kaybetti 

Seçimlere, Abdullah Öcalan’ın Kürtler içinde geliştirmeye çalıştığı “sivil davranış”, devletten uzak durma ve siyasi alternatif olmama ve Kürtleri ulus olarak siyasi bir subekt olmalarına izin vermemek pozisyonlarından baktığımızda bu seçimi Abdullah Öcalan Kazandı diyebiliriz. “Sorun çözüm yoluna girmiştir!” Cumhuriyet “Demokratikleşmektedir”. Bu sorunu Ankara çözecektir. Biz, yurttaşları ekolojik, sosyal sorunlarla uğraştıralım diyen anlayış; Kürt seçmenini Ulusal davranma motivasyonundan boşaltmıştır.

Bu Abdullah Öcalanın siyasetinin yaratmış olduığu doğal bir sonuçtur. Seçim öncesi “rokadoları” da kendi “otoritesi”nin sağlam durduuğu imajını yaratmış ve bu konuda periodik aralıklarla verilmesi planlanmış mesajı bir yerlere vermiştir.

DEHAP’ın “etnik milliyretçilik”in odak partisi olmaması bu siyasetin öngördüğü bir koşuldur. “Ortaya çıkış” nedeni olan “Kürtlük” dalı altından çekildiği zaman artık sorun yer çekimine kalmıştır.

Dehap’î yere çalan siyaset, onun bir seçim “taktiği” olarak görülen SHP İttifağı” değildir. Genel olarak Kürtlere dayatılan siyaseti siyasi alandan çıkararak ikitidar muhatabı tutmaktan vazgeçme ve Kürtleri “yurttaşlık ödevleri” ve İbrihaim Halil’in Balıkları”yla uğraştıran siyasetidir. Bu siyaset Kürtlere “Binbir Gece Masalları” olarak anlatılmakta Dehap ve Kürt hareketi uyutulmaktadır.

Kürde yeni bir sayfa açacak bir müdahale!