Arşiv

Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!

Son bir iki haftadir, aniden alevlenen bir tartisma gündemın başına oturdu. Tartışma tüm hızı ile devam ediyor. Bu tartışmanın alevlenmesinde, Türk medyasının adeta kışkırtıcı bir görev üstlenmiş oldugu aşikar.

Türk medyası, olayları alabildiğince çarpıtarak, belli bir maksatla kamuoyu oluşturuyor. Kimi kaynaklara atfen verdigi haberlerin kaynaklarını bilinçli bir şekilde, açıkça ters yüz ediyor.

Oluşturulmak istenen kamuoyu ile Irak Kürdistan’ına açıkça ve pervasızca bir saldırının alt yapısını oluşturma senaryoları üretiyor.

Medya, Irak Kürdistan’ındaki çeşitli basın yayın organlarındaki haber, yorum ve kimi makaleleri abartarak, Türk halkına sunuyor. Adeta halkı belli bir politika ve plana angaje etmek için manipule ve provake ediyor. Medya, Türk halkının ulusal duyguları rencide edilmiş gibi lanse ederek, bu duyguları savaş kışkırtıcılığı için sömürüyor

Bırayeti gazatesinde çıkan bir makale üzerinde kıyametler koparılıyor, nerdeyse bu makaleden ötürü Irak Kürtlerine karşı savaş ilan edilmek isteniyor. Oysa Bırayeti gazatesinde çıkan bir makalenin yüzlerce benzeri bir makaleyi hergün Türk medyasında bulmak artık sıradan bir olay haline gelmiş bulunmaktadır!

Madem bir makale bu derece önemlidir, neden o halde; Türk basınında, gerek Irak Kürdistan’ı için ve gerekse de KDP ve YKN için ve bunların yönetici ve liderleri için çıkan hakaret dolu yazı ve sövgülere, Türkiye‘de müsaade ediliyor?

Bırayeti gazetesinde yayınlanan bir makaleyi, alabildiğince abartarak ve haftalarca bunu kamuoyunda işleyerek, üstelik bu makaleyi Mesud Barzani’nin ağzından çıkmış gibi göstermek, öküz altında buzağı arayanların, oynamak istediği kirli oyunun bir parçası olabilir.

Makalenin yayınlandığı gazete belli olduğu gibi makale, KDP sözcüsü tarafından da tasvip görmüş değil! Öte yandan elbetteki, Bırayeti gazetesi her aklına eseni yazamaz ve yazmamalıdır.

Bir kez, Bırayeti gazetesinde yayınlanan makaleyi doğru bulup, tasvip etmek mümkün değildir. Üç beş Kürd’ün ulusal duygularının tatmini için böyle sert makaleler yayınlanmamalıdır! Bunu yazanlar kadar yayınlayanlar da, kanımca yanlış bir hesap içinde olmuşlardır.

Irak Kürdistanı halkını, her türlü savaş ve çatışmaların içine çekmek planı kimden ve nerden gelirse gelsin doğru bir tutum ve siyaset olamaz. Irak Kürdistanı halkının, bütün komşu halklarla dostça ve barış içinde yaşaması, temel politikası olmalıdır. Ama gelebilecek her türlü saldırıya karşı da, her halk gibi Kürt halkı da kendini savunmalıdır. Fakat öte yandan, uzun mücadele yılları sonucu elde edilmiş kazanımları korumak, her türlü saldırı ve kışkıtmanın dışında tutmak, kişisel egomuzun tatmininden çok daha önemlidir!

Türk medyasının bu bağlamdaki kışkırtıcılığı sürerken, bu kez de Bamerni hava sahasını olası gelişme ve planlar çerçevesinde elinde tutan Türk askerlerinin Bamerni hava sahasını boşaltmaları ve Türk askerinin Irak Kürdistan’ından çekilmesi talebi doğrudan doğruya Mesut Barzani tarafından dile getirilmiş oldu!

Bu çok doğru yerinde ve haklı bir istemdir. Türk askeri birlikleri, Irak Kürdistanı güçlerinin iradelerine rağmen orada kalamazlar. Kürt coğrafyasında, Kürt halkına rağmen, bulunmanın hiç bir yasal dayanağı yok! Bu, bir oldu bitti sonucu meydana gelmiştir, elbetteki ordan çekilmelerinin istenilmesi doğru ve yerindedir!

Başkalarına ait cografya ve topraklarda zorla bulunmak kabul edilemez bir durumdur .

Bırayeti makalesi ile alevlenen, Bamerni hava sahasının boşaltılması talebi ile daha da boyutlanan Irak Kürdistani ve Türkiye ilişkileri, Kerkük ve Musul’un gelecekteki statüsü ile Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlunun, ‘Kuzey Irak Misaki Milli hudutlarımızda bize emanettir’ demeci, çok hassas bir noktaya gelen ilişkilerin, yeni gelişmelere gebe bir durum aldığının işaretlerini vermektedir.

Çakmakoğlunun;‘Kuzey Irak, Misaki Milli hudutlarımızda, bize emanettir’. Demesi ne anlama gelmektedir? Bu emaneti kim kime ne zaman ve nasıl emanet etmiştir? Bu belli değil. Bu emanetin yasal dayanağı var mı? Hangi uluslararası anlaşmalarla, Türkiye kendinde bu hakkı görmektedir? Çakmakoğlu, bu demeci ile Türkiyenin, Musul ve Kerkük üzerindeki, emanetçi (ilhakçı) emellerini açıkça ifşa etmektedir

Bu çerçevede, Türkiyede etkili ve yetkili güçler, Irak Kürdistan’ındaki güçleri açıkça provake etmeye çalışırken, Türk halkı’nıda dezenformasyonla manipule ederek, ilhakçı politikasına angaje etmek istemektedir!

1 EYLÜL 2002