Arşi

Yürekli bir hukukçu aranıyor!

Bilmiyorum, acaba sadece benim mi dikkatimi çekti? Yoksa artık, bu tür’haber’olmayan hakaretleri ve benzetmeleri  yadırgamaz oluşumuzdan ötürü mü, kimsenin umurunda  olmadı, tam bilemiyorum?

Ama zannedersem, ortada izah edilmeye muhtaç bir durum da var. Anlatmak istediğim şu: Geçen hafta, kimi gazetelere yansıyan küçücük bir haber vardı.  Bu küçücük haber, yalnız  Kürtlere değil, herhangi bir halka yapılabilecek en ağır bir hakaretin  haberiydi. Kürt halkına ilişkin, bu hakaretin  aynısı 2003 yılında da yapılmıştı. O zaman, hiç olmazsa belli bir oranda, bir tepki ortaya konulmuştu!

Ama bu kez, bu habere karşı ciddi bir tepki ortaya konulmadığı gibi, böylesi bir haberi, içimizde  kaç kişinin dikkatini  çektiğini merak ettim doğrusu.

 Irak Kürdistan’ında ulusal demokratik güçlerin elde ettiği mevzi ve gelişmelerden  ötürü ve hele de, Irak’ta genel seçimlerde elde edilen zafer, özelde de  Kerkük’teki seçim sonuçlarından dolayı, Kürt halkına düşmanlık, akıl almaz boyutlara varmıştır! Türkiye’de milliyetçi, ulusalcı koalisyonu denilen ırkçı ve Kürt düşmanı kesimler, ağızlarından kudurmuşlar gibi salyalarak akarak,saldırı ve hakaretlerine pervasızca devam etmekteler. Bu saldırı ve hakaretlerin sonunun geleceği de yok gibi.

 Tüm ulusal demokratik hakları gasp edilmiş bir halkın, bu hakların elde etmesi mücadelesinden başka hiçbir ‘suçu’ olmayan Kürt halkına, bu saldırı ve hakaretler, üstelik Kürt halkının en yoğun olarak yaşadığı, Türkiye Kürdistan’ından ve Kürtler’in yaşadığı metropollerde yapılması, açıkçası katlanılması her  bakımdan daha da zordur!

 Söz konusu ettiğim haberi önce bir aktarayım, belki daha sonra ne demek istediğim anlaşılmış olur:

 ‘ DSP lideri Zeki Sezer, Kerkûk kentinin 'KER-KURT (Esek Kurt)' sehrine donusturuldugu ifadesini kullanarak, Sezer aciklamasinda su ifadelere yer verdi: 'Butun dunyanin gozlerinin icine baka baka yapilan hile dolu bir secim sonunda bir KER-KURT kentine donusturulme surecine sokulmustur. Kerkuk'un kalbine ates dusurulmustur, icinde can da yarda  yanmıştır ve yıkılmıştır’dedi.  

Ne korkunç birşey, bir parti genel başkanı, Türkiye Kürdistan’ındaki milyonlarca Kürt’ün gözlerinin içine baka baka onlara, ağıza alınmayacak hakaret ve benzetmelerde bulunacak ve hiçbir ciddi tepki ile karşılaşmayacak, olacak şey mi? Biz elbetteki istediğimiz kadar  DSP Genel Başkan’ı Zeki Sezeri eleştirir, onu kınarız. Ama ya Kürdistan ve Türkiye metropollerinde yaşayan Kürtlerin sessizliğine ne demeliyiz? Bu sessizliğin üzerinde durup düşünmeden, yolumuza  devam mı etmeliyiz? Hele orda, siyaset yapan çevre, parti ve yurtsever  insanlarımızın, hiçbir ciddi tepki göstermemiş olmasını asla anlamamalıyız!  

Böylesi bir hakaret ve benzetmeye karşı çıkmak için örgütlü olamaya gerek olmadan da, her Kürt yurtseveri, kendi olanakları ölçüsünde karşı çıkabilir ve bu çirkin davranışı protesto edebilir. Üstelik böylesi  çirkin ve hakaret edeci davranışın, protestosunun ve kınanmasının cezayi müeyidesi bile yoktur ve olamaz!  

Hele bu partinin, Kürt kökenli üyelerinin, üyelik sıfatlarının devam etmesini, hiçbir şekide  kabul edilmez bir davranış olarak görmeliyiz. DSP’nin Kürdist’andaki tüm parti birim ve şubelerinin tabelalarının, DSP li üyeleri tarafından indirilerek, toptan istifalarını sunmuş olmaları gerekirdi! Kürt’lük bilinci bunu gerektirir. Eğer ulusal bilinc, Kürt halkında   istenilen düzeyde gelişmis olsaydı, Kürt halkı bu hakaretleri asla sineye çekmeyecekti. Bu parti bir daha ve asla Kürt bölgelerinde örgütlenemeyecek ve seçimlerde  halktan oy isteme  cesaretini bir daha  gösteremeyecekti. Kürt halkına’ kerkürt’ diyen bir şahıs da, parti başkanlığından hemen istifa edecekti. Eğer Kürt halkı ve onun örgütlü güçleri, okumuşları aydınları, yazarları, doğru dürüst bir tepki ortaya koyabilselerdi! Ama ne gezer, Nerde o duyarlılık!  

Öyle anlaşılıyor ki, Kürtl ulusal demokratik güçlerinin, böylesi ‘ küçük işlerle’ uğracak vakti yok!Kürt ulusal hareketi, daha büyük işlerin, büyük uğraşların peşinde. Bu nedenle de, küçük işlerle kaybedecek vakti bile  yok. Bu aşağılama ve küçük düşürücü ifadeler elbetteki, ilk defa Kürt halkına karşı kullanılmıyor. Elbetteki bu olay karşısında, suskun kalan yalnız Kürt çevreleri değildi, devrimci  demokrat ve sol  Türk aydın ve çevrelerden de DSP Genel Başkan’ına ciddi bir tepki gelmedi 

Berlusconi bozması Cem Uzan’ın sahibi olduğu Star gazetesi de, Kerkük valiliğini bahane ederek, 29 mayıs 2003 tarihli sayısında, ‘Kerkürt valisi’ sıfatını kullanarak, Kürt halkını aşağılayıcı ve hakaret edici sıfatla adlandırmıştı. Bu tutum yalnız aşağılayıcı değil ayn zaman da ırkçı  bir tutumdur da. 

Bunun üzerine, avukat Hasip Kaplan, Star Gazetesi'nin 29 Mayis 2003 tarihli sayisinda yayinlanan 'Kerkurt Valisi' baslikli haberiyle "Kurtler asagiladigi" icin Basin Konseyi'ne başvuruda bulunmuş, Basın Konseyi de yapılan  başvuruyu değerlendirerek, Kaplan'a cevaben gonderdiği yazıda başvurunun işleme konulduğunu belirtilerek, şunlari kaydetmişti:

Basin Konseyi, avukat Hasip Kaplan'ın Star Gazetesi'nin 'Kerkurt Valisi' başlığıyla yayınladığı haberde "Kürtlerin aşağılandığı" için yaptığı başvuruyu işleme koydu.

"Başvuru, oncelikle 'uzlaşma'yla çözümlenmeye çalışılacak, bu mümkün olmazsa gerekli incelemeler yapıldıktan sonra Basin Konseyi Yüksek Kurulu tarafindan en kısa sürede karara bağlanacaktır.’
Basin Konseyi'nin yanıtını değerlendiren Avukat Kaplan ise, şunlari söylemişti:

"Star Gazetesi Kürt halkından özür dilerse ve yaptığı yanlıştan dönerse o zaman sorun uzlaşmayla çözülebilir. Bunun dışında kamu vicdanında bağışlanmasının başka yolu yoktur."

Olay bununlada kalmamış; Genç Parti üyesi olan Kürtler, bu hakaret karşısında Genç Partiden istifa ederek tepkilerini ortaya koymuşlardı. Aynı zamanda Kürdistan’ın pek çok ilinde Star gazetesi topluca yakılmış ve satışı yapılmayarak Cem Uzan ve Star  gazetesinin Kürt halkından özür dilemesi talep edilmişti!

Demek ki, DSP   Genel Başkanı Zeki Sezer’e, Kürt halkına ettiği aşağılayıcı ve küçük düşürücü hakaretinden ötürü, yargı yolu açacak,  yine yürekli, bir hukukçuya ihtiyaç vardır!

18 Şubat 2005