Arşiv

DANIŞIKLI DÖGÜŞ

Dönem dönem Kürt hareketi ve kurumlari üzerinde, nerede ve nasil tezgahlandigi belli olmayan senaryolar üretilmekte. Kimi zaman bu senaryolari düzenleyenler biliniyor sanilarak, onlara iliskin demeçler verilir, görüsler beyan edilir ve onlarin bu oyunlarinin bosa çikarilacagi söylenir. Elbette bu oyunlari tezgahlayanlar da bunu bildikleri için hedef sasirtmayi, oyun içinde oyun sahneye koymaya dikkat ederler. Plan açik seçik sahneye konamayacagi için bunu yapmak zorundalar.

Son dönemlerde, HADEP'le CHP arasinda varoldugu ileri sürülen, HADEP'li yöneticilerin de kabul ettigi, ama boyutlarinin kamuoyu tarafindan bilinmeyen iliskiler konusunda, DSP ile CHP yasanan gerginlik, sahnelenen bu oyun bir parçasidir.

Bülent Ecevit, HADEP ile CHP arasinda yasanan yakinlasma konusunda, istihbarat birimlerinden raporlar aldigini ve CHP nin bu tutumu konusunda kaygili oldugunu ifade ederek, CHP'nin dikkatli olmasi gerektiginin altini çizerek, demeçlerini veriyor, hatta tehditler savuruyor, ama öte yandan da, "siyaset meydanin HADEP'e birakilmayacagi" nin tehditlerini savuruyor!

HADEP te hakli olarak B. Ecevitin bu anti demokratik demeç ve görüslerini elestiriyor, bu tutuma karsi kamuoyunundan destek istiyor. Bülent Ecevit'in bu davranisini onaylamak veya bu tutum karsisinda sessiz kalmak, demokratlikla bagdasmiyor. Tüm demokratik kurum ve kuruslardan destek beklemek, bu anti demokratik tavirlara karsi siyasal partilerden destek görmek ve beklemekte son derece dogal karsilanmalidir. Bir ülkenin Basbakani dahi, demokratik hukuk devletinde, siyasal partileri yok etme tehdidinde bulunamaz. Bu tehditte bulunanin kendisi bizzat suç isliyordur. Eger bir parti suç isliyorsa, siyasal partiler yasasi ile bu partiye karsi izlenecek, yasal prodüsürün yolu yordami bellidir. Bülent Ecevit (Saçini kuaförde boyatsa da) saçini sakalini siyasette agartmistir. Inanin ki, bu saydiklarimizi herkesten çok çok iyi bilir. Onun derdi baska. Ortada bir senaryo var ve oyunu bu kurallara göre oynatmaktadir. Ecevit, HADEP'e saldirdikça, HADEP te "kural ve yasalar"a bagliligini kanitlama telasina kapilmaktadir. Bu "yasalite"telasi, HADEP´i "düzen disi" olmaktan hizla düzen içi olma yarisina düsürmektedir. Bu saldirilar, seçmenini ve kitlesini "düzen disi" olma söylem ve ajitasyonu ile ayakta tutan, HADEP'i tasfiye etme senaryosunun bir parçasidir. "Meydanlari HADEP´e birakmayacagiz" diye tehditler savuran Ecevit, böylece HADEP'i "düzen içi"ne çekme çabalarina hiz verdirdi. HADEP Genel Baskani Ahmet Turan Demir de, Medya tv de yayinlanan ve Cahit Mervan'in yönettigi, Sêla Sor programinda, HADEP'i Kürt partisi olarak görmediklerini ve bunun kendileri disinda yapilan bir yakistirma oldugunu, gögsünü gere gere "dünya aleme" beyan ederek, gerekli yerlere gerekli mesajlarini iletmisti! Böylece, Ahmet Turan Demir de, HADEP'i "düzen içi "ne çekme çabalarinda, Kürt halkinin gözlerinin içine baka baka bir katki da kendisi sunmus oldu! Kürt il ve ilçelerinde elde ettikleri 37 belediye baskanliklarinin bir izahini da, elbette yapmadan.

Kim ne derse desin, devleti yönetenler, HADEP'in bugünkü siyaset(sizligi)ine ragmen, gücünden ve Kürt seçmeni üzerindeki etkisinden rahatsizdir ve bu gücü kirmak istemektedir. Yapilan saldiri ve açiklamalara bu boyutta yaklasilmadigi müddetçe, tüm yorumlar ve analizler sakat ve yanlistir. Bülent Ecevit'in bir eliyle ittigi HADEP'e CHP niçin kucak açmaktadir, sorusu üzerinde derin derin düsünmekte de yarar vardir. Ortada baska tezgahlarda kotarilan bir danisikli dögüs vardir.

Tavsana kaç, taziya tut misali, Basbakan Bülent Ecevit HADEP'e tehditler savuruyor, CHP' ise "magdur" HADEP'e kucak açiyor! Bu bilinçli bir "kucak" açma operasyonudur. Özellikle son bir yildan beri pusulasiz kalmis, HADEP'i pupa yelken CHP'si kulvarinda, siyaset yapma tezgahina angaje ettirme operasyonudur. Operasyon, HADEP´i CHP ile bir kombinazyona sokup tasfiye etme planidir. Böylelikle, radikal söylem ve ajitasyonla ayakta kalmis HADEP'li seçmenine ve kitlesine, kisa bir zaman zarfinda, artik bu tür partilerin pesinde gitmenin nafile oldugu ve hiçbir derdi deva etmeyecegi mesaji enjekte edilmek istenmektdir. Isin garip tarafi, bu tarafta da bu projeye yatkin ve ona angaje olmaya aday unsurlarin bolca bulunmasidir.

Bu tuzagi hala farkedemeyen, dolayisi ile bu suni "çekismede" DSP´ye karsi "bilmeden" CHP´yi savunanlar, çok kisa bir müddet sonra altlarinin oyuldugunu farketseler bile, artik çok geç kalmis olacaklardir.

1993 yillari hükümetlerinde, kimler koalisyon ortakligi yapmisti? O çokça sözü edilen,1993 yillari konsepti, hangi hükümetler tarafindan hayata geçirildi? Bunlarin üzerinde bir daha düsünmenin yarari vardir,

Kürt seçmenin destegini yitiren CHP, 18 Nisan 1999 seçimlerinde baraji bile asamadi. Bunu çok iyi bilen CHP'liler, Kürt seçmenin destegi ile bir daha parlamentoya girebilmenin hesablari içindeler. HADEP´e "sahip" çikiyor görünmelerinin yegane nedeni, HADEP´in ve Kürt halkinin sirtindan, baraj engelini asarak, meclise girebilmektir. Bunun karsiliginda, Kürt halkinin alacagi ise hiçbirseydir. Büyük bir ihtimalle, kimi HADEP´li yönetecinin ve bir kaç "Demokratik Cumhuriyet" saksakçisinin milletvekilligi muradlari yerine gelmis olur. Bu vesile ile Cumhuriyet Halk Partisi ile "Demokratik Cumhuriyet"çiler ayni parlamento çatisi altinda, yeni ufuklara dogru birlikte yol alirlar! Bu nedenle, bu mücadelesinin bedeli bunlar mi olmalidir, sorusu üzerinde, uzun uzadiya düsünmek gerekmektedir!