Arşiv

NAMI DİĞER HALİT SİNAN'IN 
PORTRESİNDEN KESİTLER!

Halit Sinan kimdir bilir misiniz? O'nu anımsayan var mı? Öyle sanıyorum ki, çok kişi Halit Sinan'ı belki duyduğuna bile inanamayacaktır! Oysa aramızda, onun yazılarını okumuş pek çok kişi vardır.

Halit Sinan imzalı yazılara, ilk defa 1989 yılında yayın hayatına giren ve 9 sayı çıkan, Siyasi, Kültür, ve Araştırma dergisi "Bergeh" te rastladım. Halit Sinan sadece derginin bir yazarı olarak değil, aynı zamanda, derginin redaksiyon üyesidir. Ama "Bergeh" dergisinin yayın hayatı sona erince, artık Halit Sinan imzalı yazılara rastlanmaz olduk. Halit Sinan meçhuller arasına karışır."Bergeh" dergisinde başka imzalar  kullansa da, Halit Sinan imzalı yazılarda muhteva ve iddia açısından  bir farklılık vardır. Halit Sinan yazılarında Kürt ulusal hareketinin parçalanmışlığı ve bölünmüşlüğü üzerinde sıkça durmakta, kendince bunun sebeb ve sonuçları üzerinde kafa yorarak dersler çıkarıp, çıkış yolu göstermekte; Kürt ulusal hareketinin, yeni bir anlayış ve perspektifle, birliğin sorunlarını aşacağını öngörerek, ulusal demokratik güçleri kucaklayan illegal bir yeni örgüt modelini, "Devrimci Yurtsever Örgüt" ü önermekte ve varolan tüm diğer örgütlerin, neden 
başarılı olamadığını da, bu örgütlenme anlayış ve modelinin yokluğuna bağlayarak, siyasal ve örgütsel bir çalışma içine girmektedir.

Kürt ulusal hareketinin sorunları üzerine bu kadar kafa yoran, döne döne bu sorunları sık sık yazılarına konu edinen Halit Sinan kimdir, "Bergeh" dergisinin yayın hayatına girmesi ile Kürt siyasal yaşamına giren ve "Bergeh" dergisinin yayın hayatına son vermesi ile kaybolan biri midir?  Bunun bir evveliyatı yok mudur? Kürt ulusal hareketinin bölünmüşlüğü ve parçalanmışlığı sorununu, Halit Sinan nasıl çözdü? "Bergeh" dergisi yayın hayatına girmeden önce yayınladığı "Birlik ‹çin Deklerasyon" adlı büroşürde önerilen "Devrimci Yurtsever Örgüt" önerisine ne oldu? Halit Sinan yazılarında, bu büroşüre atıfta bulunmakta ve argümanlarına malzeme olarak, büroşürdeki tezleri kullanmaktadır.

Kürt ulusal hareketini eleştiren, isim zikretmeden kimi çevrelerle bir polemik içinde olan Halit Sinan, nerden böyle peyda olmuştu? Daha önce nerelerdeydi, acaba düşündüklerini gerçekleştiremeyecek kadar önü mü kesilmişti? Neden daha önceleri, önerdiği örgüt modeli konusunda, düşündüklerini kamuoyuna sunmamıştı? Bir çabası olmuştu da, bizler mi, onu anlayamamıştık? Veya yeni kuşağın yeni yetme bir kadrosumuydu?

Halit Sinan, elbetteki bunlardan hiçbiri de değildi. O, altmışlı yıllarda T‹P´sinde siyaset yapmış, eski kuşaktan gelme,1974 affından sonra, siyaseti çok farklı bir kulvarda, CHP sinde, yapmaya kalkışmış bir Kürt şahsiyetidir. O, Kürt ulusal hareketinin sorunlarını, çok kimseden öte, yakından biliyor ve izliyordu. Herkesle yakın bir ilişki içinde olmasına karşın, çok yakından bildiği ve izlediği, Kürt ulusal hareketinin örgütsel sorunlara karşı, hep mesafeli olmuştu. ‹çiçe görünmesine rağmen, bu mesafeyi titizlikle korumuştur. Herkesle diyalog içinde olmuş, kimi sorunları tartışmış, sohbetler de bulunmuş, ama aynı ölçüde de, örgütsel faaliyetler konusunda da, uzak kalmasını bilmiştir.1974 yılında, Kürt siyasi tutuklularının, özgürlüklerine kavuşmasından itibaren başlayan, yeni örgütlenme ve ideolojik tartışma döneminde, o, bu tartışmaları uzaktan izlemekle yetinmiş ve elini taşın altına sokmamaya büyük özen göstermiştir. Kürt ulusal hareketinin o yıllarda tecrübeli, bilgili kadrolara, son derece ciddi ihtiyacı vardı. O, bu yıllarda, Kürt ulusal hareketine yön verme veya yapılan çalışmaların başına geçmeyi, aklından bile geçırmedi. Kürt hareketi için düşünsel veye örgütsel bir eylemlilik içinde bulunmadı. Onun, bu dönemde çıkan, Kürt yayınlarında bir tek makalesine bile rastlanmaz. Ama o, o yıllarda, bir hayli güçlü ve popüler olan CHP' sinde siyasete soyunmuş, 1979 yılında Senato adayı olmuş, seçilemeyince tekrar görevine dönmüştür. Ama gelgör ki, 12 Eylül askeri darbesinden o da, payını almış, içeri atılmış eziyet ve işkenceye maruz kalmıştır. "Kürtçü ve Komünist" kimlikten, CHP'si kulvarında, "Sosyal Demokrat " olarak, siyaset yapma bile onu, devletin zulmünden kurtaramamıştır. Bir çokları gibi, çareyi yurt dışına çıkmakta bulmuş ve uzun yıllar, yurt dışında yaşamak zorunda kalmıştır. Yurt dışında kaldığı yıllarda, Kürt kimliği daha fazla öne çıkmış, daha önce türkçe hazırladığı romanını, kimi Kürt dostlarının önerisi üzerine, kürtçeye çevirerek  yayınlamıştır. M. Uzun'un hazırlayıp yayınladığı, Kürt yazar ve şairler antolojisinde, yaşamınından bahsederken, yetmişli yıllarda ki, CHP'sindeki senatörlük adaylığından  ve o dönemdeki, siyasi tavrından  söz etmekten titizlikle kaçınmıştır.

1989 yılında, Halit Sinan,  ilk kez bir Kürt grubu ile örgütsel ve siyasal bir çalışma içine girdiği yıllar olmuştur. 12 mart askeri darbesi ve cezaevi yıllarından sonra, aşağı yukarı yirmi yıl sonra, kimi arkadaşlar ile birlikte "Bergeh" adlı Kürt dergisini çıkarmaya başlamış ve değişik imzalarla yazılar yazmıştır. ‹lk kez, net bir şekilde, Kürt ulusal hareketinin siyasal ve örgütsel sorunları konusunda, belirlemelerde bulunmuştur. Halit Sinan, yaşamı boyunca,  belki ilk kez "Bergeh" dergisinde,  Kürt ulusal hareketinin siyasal ve örgütsel problemleri konusunda, görüşlerini derli toplu olarak,  ortaya koyarak, görüşlerini Kürt siyasi çevreleri ile paylaşmıştır. "Bergeh" dergisinin 7. sayısında kaleme aldığı "Kürt Ulusal Hareketinin Dünü ve Günümüzdeki Sorunları" adlı uzun makalesinde, Osmanlı imparatorluğundan günümüze kadar süregelen  Kürt ulusal hareketinin gelişim seyrini inceler, tesbit ve yorumlarda bulunur. Yazısının 18. sayfasında,1974  yılı affına değinerek ;"1974 Genel Af Kanunu'yla  salıverilen ve o güne kadar TİP.´de çalışma yürüten birçok insan tanıyoruz, tahliyelerden sonra, tarihi görevlerinden uzak ve -beni bağışlasınlar- kendilerini adeta koyuverdiler..." diyerek bir serzenişte bulunuyor, Halit Sinan. Yukarda da kısaca anımsatmıştım, 1974 affından sonra,  kendisi başta olmak üzere -beni bağışlasın- kendini adeta koyverenlerin başında gelmişti! Kürt ulusal hareketinin çok ciddi bir süreçten geçerek şekillendiği bu yıllar da, o, maalesef CHP saflarında, senatörlüğe göz koymuştu. Aynı yıllarda, artık Kürtler de belediye başkanlıkları ve hatta senato seçimlerinde aday gösterdikleri halde, o, tercihini farklı yapmıştı. Kürt ulusal hareketinin sorunları ile ilgilenmek, onun gündeminde yoktu. O, bu sorunları tam yirmi yıl sonra, o da çok gecikmiş olarak gündemine aldı! "Bergeh" dergisinin değişik sayılarında, Kürt ulusal hareketinin örgütsel ve siyasal sorunları ve buna bağlı olarak birlik sorununu sık sık işledi. Yazılarında,  mücadelenin kahrını çeken ve onu bugünkü mevzilere taşıyanlara, kıyasıya eleştiriler de bulunmaktan bir sakınca görmedi!  Üstelik, yetmişli yıllarda, safları terk ettiğine, yetmişli yılların genc kadrolarının, kendi göbeklerini kendilerinin kesmek zorunda bırakıldıkları bir halde, kendisini eleştireceğine, böylesi ağır ve sorumluluk isteyen bir meseleyi, yetmişli yılların genç kadrolarının omuzlarında bırakarak ve köşesine çekilmiş olduğunu unutarak!

"Bergeh"te 9 sayı boyunca, yazıp çizdikten ve herkesi eleştirdikten sonra ne yaptı? Bildiğimiz kadarı ile o yıllarda, "Devrimci Yurtsever Örgüt" önerisi ile başka  projeler çakışarak, KDP - Hevgırtın kuruldu. Ama Halit Sinan,   hararetle savunduğu bu projede yer almadı. Neden yer almadı, farklı bir tutumumu vardı da mı yer almadı? Onu da pek bilemiyoruz!

Uzun bir aradan sonra, bu kez ,günlük bir gazete de yazılar yazmaya başladı. Burda da, politik duyarlılığı elden bırakarak, düzene entegre olma dışında, hiçbir anlama gelmeyen ( Her on yılda bir kendisi değiştiği için olsa gerek)  ne idüğü belirsiz, bir değişim teranesi tutturdu ! . Daha önce yazdıkları ile taban tabana zıt şeyler yazdı. Bu yılın yaz aylarında kimi Türk "aydın" ve yazarları arasında Lozan antlaşmasından, Kürtlerin de yararlanabileceği, Kürtlerin de "azınlık" olarak bu antlaşma kapsamına girebileceği  yorumları konusunda, başgösteren tartışmalara o da katıldı. O, Kürtlerin bu antlaşmanın muhtevası konusunda, fazla kafa yormadiklarını, "Kürtlerin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı gibi, büyük işlerle uğraştığını" ileri sürerek, ilk elde, Kürtleri eleştirmeyi marifet bildi. Eğer bu antlaşmadan dolayı bir hak varsa,   bu haktan yararlanmayı engelleyen ve bu antlaşmayı, onun algıladığı gibi algılamayan ve uygulamayan bir devletin olduğunu,  aklının ucuna bile getiremedi. Ayrıca kendisinin yıllar önce, bugün eleştirdiği, Kürt ulusal hareketinin kadrolarından, çok önce siyasetle iştiğal ettiğini, Kürtlerin bu maddeden doğan haklarının gasp edildiğini, bir makale ile bile, sözkonusu etmediğini unutarak.

Hatta Lozan antlaşması konusunda, zaman zaman, onun da her Kürt gibi düşündüğünü, gösteren belgeler olduğunu da, unutmuşa benzeyerek. Ama belgeler ve arşivler ne unutur ne de yanıltır. "Bergeh" dergisinin 4. sayısının 45. say.  bu konuda bakın neler söylüyor; " Unutulmaması gereken bir başka faktör de, dışarıya karşı devamlı olarak, Türk ve Kürt halkları "iki kardeş halk"( Tırnak HS’a aittir) şeklinde gösterilmiş ve bu amaçla Lozan görüşmelerine 72 Kürt parlamenterinin imzalarını içeren telgraflar gönderilmiştir. Kürtlere, bir kısmı çok dikkatle kaleme alınmış yazılı ve daha da çok sözlü vaadlerde bulunulmuştur" "Dar günlerde dayanışma gösteren Kürtlere karşı vefalı olmak gerekirken, Türk yöneticileri verdikleri sözde durmamışlardır."

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldur, denir. Ama yazılı belgeler öylemidir? Halit Sinan, nerden bilecek ki, günün birinde yazdıkları, ona karşı, belge olarak dikilecek ve onu tekzip edecek! Namı diğer Halit Sinan, Kürt siyasetinde illegaliteye soyununca, ölçüp biçmeden, adeta bol keseden devleti eleştirecek, M. Kemal ve arkadaşlarının, vaadlerinde durmadıklarını ileri sürecek. Ama günün birinde, legal planda ve bir başka kulvarda, siyasete atılınca, söylediklerini tekzip ettirircesine, savunmasız Kürtlere saldırarak, kendini aklamaya çalışacaktır! Bu ara bol bol Türk, Kürt kardeşliğinden sözeden Halit Sinan, o yıllarda, bu kardeşliğe inanmadığını göstermek için de "iki kardeş halk" belirlemesini tırnak içinde gösterecek.

Bu yazımda, Halit Sinan'ı eleştirmekten ziyade, onun portresinden, kesitler sunmaya çalıştım. Eleştirseydim, muhakkak daha farklı şeyler söylerdim.

28/11-2000