Arşi

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görev düşmektedir!

 

22 Temmuz 2007 de Türkiye”de genel seçimler yapılacaktır. Eğer ciddi bir yol kazası olmazsa veya Türkiye'de, bu sıralar bolca konuşulan seçimlerin ertelenebileceği korkusu ve senaryaryoları gerçekleşmezse!

 

Ama bu kez ki seçimler, cok ilginç bir seçim yılı ve kampanyasına dönüşecek gibi görünüyor. Hani kimi karışık durumları, en veciz bir ifade ile dile getirmek icin derlerdi ya, at izi it izine karışmiş, aynen böyle bir durumla karşı karşıyayız.

 

Yillarin ”sağ”cısı bildiğimiz politikacılar bugün sözüm ona ”sol”da politika yapmak ve milletvekili seçilmek üzere, ”solcu”ları ise 'sağ'da politika yapmak üzere çeşitli siyasi kluplerde aday adayı veya adaydırlar. Bunun böyle olmasi hayra alamettir kanimca. Çünkü bu seçimler bir nevi turnosol kağıdı görevi görecek, herkes kendi rengini belli ederek aslına dönecektir. Bu politikaciların kimler olduğunu herkes biliyor ve görüyor, o nedenle onların isimlerini burda bir daha zikretmeyecegim. Ama ”demokrat' veya 'sosyal demokrat ” olarak bilinen insanlar bugün otoriter ve militarist güçlerin yanında ve safında, politika yapmak üzere safları ve siyaseti yeniden dizayn ederek belirliyorlar!

 

Bu ilginç durumun elbetteki bir kaç nedeni vardir. Ama herhalde kimse bu iki nedene itiraz etmez:

 

Birincisi,.”Ulusal”cı, ırkcı, faşit kesimler ve militarist gucler, Turkiye”yi dünyadan kopartarak izole etmek ve dolayısı ile AKP yi, iktidardan düşürmek ve Türkiye”yi AB yolundan alıkoymaktır.

 

Ikinci nedende, Irak Kürdistan”ındaki kazanımlari mutlaka ve mutlaka dumura uğratmaktir. PKK bu işin bahanesidir. Eğer sorun PKK ise, PKK zaten Türkiye'de

 

vardır ve çeşitli biçimlerde faaliyetlerini sürdürmektedir. Son dönemlerde kırsal kesimde başgösteren çatışmalarda bunun açık kanıtıdır.

 

Tüm bu nedenlerle saflar Türkiye'de yeniden sekillenmekte, farklı kesimler yeni ve bizi şaşırtan pozisyonlar almaktadir. Bu durum bir şaşkınlık ve hayret yaratsada siyasi tablo böyle şekillenmektedir.

 

Aysel Tuğluk'un açıklamaları da kanimca bu perspektifle değerlendirilmeli ve sonuçlar çıkarılmalıdır. Bu tezler veya görüşler aslında Abdullah Öcalan'ın Imrali sürecinden itibaren dile getirdiği görüşleridir. Bu bakımdan bunlar yeni şeyler değil. Yeni olan bu tez ve düşüncelerin, DTP içinde daha açik ve seçik olarak seçim arifesinde dile getirilmiş olmasıdır. Türk siyasal yaşamında ”sağ”dan ”sol”a, ”sol”dan ”sağ”a savrulma ve saflaşmanin, Kürt siyasi hareketi içinde de peyda olması kadar da normal bir durum yoktur!

 

Aysel Tuğluk böyle bir savrulmanın ve saflaşmanın ilk habercisi olmuştur. Burda sorun olan; bu saflaşma ve savrulmanın, DTP tarafından sineye çekilip çekilmeyeceğidir! DTP saflarına diyorum, zira diğer Kürt kesimleri bu konuda tutum ve davranışlarını, bu görüşleri eleştirerek, bu görüşlere katılmayarak ortaya koymuş oldular. Şu ana kadar kamuoyuna yansıdığı kadarı ile DTP”sinin bu görüşleri sineye çektiği hatta kendini ”bilmez” milletvekili adaylari ve eşlerinin bu görüşleri savunduğu doğrultusundadır!

 

Dolayısı ile aradan bunca zaman geçmesine rağmen DTP saflarında Aysel Tuğluk”un yazısına ciddi bir tepki gelmiş değil. Tepki orda kalsın DTP'nin göstermiş olduğu bağımsız adaylar listesinde Diyarbakır”dan Aysel Tuğluk, birinci sirada gösterilmiştir Hala da. bu yaziyi paylaşmayan pek cok kimsenin olabileceğine olan inancımı korumakla birlikte, köşe başlarını tutmuş, milletvekili seçilme hesabı içinde olanların suskunluğu not edilmelidir.

 

Üstelik Aysel Tuğluk DTP”sinde eş başkan konumundadır. Bir nevi komiserdir, siyasi komiser! Partiyi ve Ahmet Türk”ü denetlemekle yükümlü bir komiser. Dolayısı ile o laletayın biri değil, ciddiye alınmasi gereken biridir!

 

Aysel Tuğluk”un Radikal 2 de çıkan yazısı üzerinde durmaktan ziyade, çünkü artik bu yazi üzerinde durmanin bir anlami kalmamış gibi görünmektedir. Hiç olmazsa bana öyle gelmektedir. Bu konuda yazı yazan ve sıcagı sıcağına eleştiri ve tepkilerini koyan ve bizimde rahatlıkla paylaşabileceğimiz bir kaç yazı kaleme alındı! Sevgili arkadaşım Ibrahim Küreken”in , www.kurdinfo.com da yayinlanan yazısı ve sayın Hasan Bildirici”nin, www.kurdistan-post.com daki, iki yazısı ile birlikte başka Kürt aydın ve yazarlarının yazıları bunlara örnektir.

 

Işin doğrusu bu derece savrulmuş ve siyasi tutum ve göruşlerini revize etmiş birisinin, başka bir kulvarda siyaset yapmasi daha doğru olurdu. Son dönemlerde yerden mantar bitercesine peyda olan militarist, irkci ve faşist güçlerin ulusalcılar koalisyonunda yerini almaliydi. Çünkü siyasi tutum ve görüşleri ile Kürt ulusal hareketinden çok, onlara daha yakındır. Ama son dönemlerde taşlar yerinden oynadığı için, Kürt siyasi hayatında da böyle şeylerin peyda olmasını artık normal karşılamak gerekecektir.

 

Siyasi görüşleri değişen, savrulan ve yeni bir siyasi hattı benimseyen insanların, normal koşullarda,siyasi görüşlerine denk düşen kurumlarda siyaset yapmasıdır. Eğer içinde yer aldıkları siyasi kurumu, kendi pozisyonlarına cekme gibi bir proje ve dertleri yoksa!

 

Aynı sekilde siyasi kurumlarda, kendi siyasi görüşleri ile uyuşmayan hatta tabanın siyasi tutumu ve görüşleri ile çelişen bir siyasetçiyi içinde barındırmasi, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi etik açıdan olduğu gibi, siyasetin inandırıcılığı ve itibari içinde doğru değildir.

 

Tüm bu nedenlerle, siyasi şahsiyetlerin eğer siyasi bir aktör olmak istiyorlarsa, etik davranıp buna göre bir tutum ve davranış içine girmesi ve o kurumdan ayrılması daha tecih edilir bir yol olmalıdır. Aynı şekilde, aynı siyasi kurumda, kendi tabanı ile çelişen, siyasi görüşleri ile artık başka bir kulvarda siyaset yapmasi gereken birini içinde barındırması pek doğru değildir. Siyaset yapmanın pek çok yolları vardır ve kişi kendi prensiplerine uygun bir yapıda siyasi yaşamını sürdürmelidir.

 

Görünen o ki, DTP saflarında böyle bir eğilim ve davraniş olmayacaktir. Kol kırılır yen içinde kalır misali herkes ”halinden” memnun yoluna devam etmektedir!

 

O zaman geriye yapılacak bir tek şey kalmaktadır. Diyarbakır”ın yurtsever halkı, siyasi görüş ve tutumu ile savrulmuş birisini seçmemek ve seçtirmemek üzere kolları sıvamalıdır. Nasıl ki, Aysel Tugluk, siyasi görüşlerini seçim öncesi deklere ettiyse, Diyarbakır”ın yurtsever halkı ve seçmeni de onu seçmemek hakkını kullanmalıdır!

 

3 Haziran 2007

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!