Arşi

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Türkiye seçim ortamına girdiği günden beri, çok tuhaf şeyler olmaktadır. Genel Kurmay bildrisi ile Türk siyasi hayatı yeniden dizayn edilmeye çalışıldı ve çalışılıyordur. ”Sağ”dan ve ”So”ldan başlatılan birlik çalışma ve girişimleri bu dizayn edilme teşebüslerinin bir parçasıydı. Proje tuttu mu? Pek tuttuğu söylenemez. DYP ve ANAP birlik çalişmaları fiyasko ile sonuçlandı. DSP, gönülsüz gönülsüz CHP' sine yamalandı.

 

Erkan Mumcu, ANAP”in kapısına kilit vurarak, hem kendi siyasi hayatını hemde ANAP”ı bitirdi. Bu ”birlik” ve ayak oyunlarina rağmen, AKP hala birinci parti olma durumunu korumaktadır. Tek parti olarak hükümeti kurma şansı hala vardır. Gerçi çeşitli koalisyon hükümetleri üzerinde de durulmakta, seçimlerden sonra olası gelişme ve hükümet kombinazyonları ve formulleri de gündeme gelmektedir.

 

Bu bağlamda, Başbakan Recep Tayyip Erdogan seçimlere bağımsız katılan ve DTP”sinin desteklediği adayların milletvekili seçilmeleri halinde, DTP'nin, Bulgaristan'daki Hak ve Özgürlükler Hareketi çizgisine gelmesi durumunda, birlikte bir koalisyon kurabileceklerini ifade etti!

 

Bunun üzerine, DTP Genel Başkanvekili Nurettin Demirtaş ve Genel Başkan Yardımcıvekili Selma Irmak imzasıyla yapılan açıklamada, Başbakan Erdoğan'ın "koalisyon" sözleri değerlendirildi. Açıklamada, Erdoğan'ın Bulgaristan'daki Hak ve Özgürlükler Hareketi, çizgisine gelmesi durumunda koalisyon kurabilecekleri yönündeki sözlerine atıfta bulunularak, "DTP, Kürt sorununu bir demokrasi ve insan hakları sorunu olarak gördüğünü ve çözümünün de üniter yapı içerisinde bulunabileceğini defalarca açıklamasına rağmen, Sayın Başbakan, partimize yönelik haksız ithamlarda bulunmuştur" denildi.

 

Esasen, DTP'nin bu açıklaması ile tam ne kast edildiği anlaşılmiş değil. Gerek Recep Tayip Erdogan, gerekse çeşitli siyasi parti temsilcileri, pek cok kez DTP'ye karşı çeşitli ithamlarda bulunmuşlardır. Fakat bu kez, Recep Tayıp Erdoğan ne demiştir, ona bakmakta fayda vardır!

 

DTP, Bulgaristan'daki Türk azınlığın kurduğu, Hak ve Özgürlükler Hareketinden, onların siyasi taleplerinden, siyasi istem ve programatik hedeflerinden daha mı 'aşırı' veya 'milliyetçi'dir? Eğer böyle bir durum varsa, nedir bu 'aşırı' ve 'milliyetçi' talep ve proğramatik hedefler?

 

Bunları, Tayip Erdoğan'ın ortaya koymuş değildir! Kanımca, DTP'yi rahatsız eden esas mesele, DTP yöneticilerine ve DTP'ye yöneltilen 'bölücü' ve 'milliyetçi' ithamlarıdır. Eğer bu ithamlara karşı kendilerine haksızlık yapıldığını düşünüyorlarsa, bunu da açık seçik, utanmadan itiraf etmeleri gerekir. Çünkü kendilerne yapılan esas 'itham' budur. Şayet DTP, kendini, Kürt halkının sözcüsü görecekse, Bulgaristan'daki, Türk azınlığın partisi, Hak ve Özgürlukler Hareketi kadar milliyetçi olmalıdır! Ayrıca, DTP, yöneticilerinin kızması ve eleştirmesi gereken tutum: DTP'nin, Hak ve Özgürlükler Hareketine benzemesinden ziyade, Erdoğan'ın, DTP” ye yakışıtırdığı veya yönelttiği ”terör örgütü bizim arka bahçemizdir” sözü olmalıydı.

 

Bu kısa belirlemeden sonra, aslında, bu sözü edilen Hak ve Özgürlükler Hareketi neyin nesidir, ne zaman siyaset sahnesine çıktı, onları, DTP”den ayırt eden önemli farklar ve özellikleri nelerdir, bunlara bakmakta fayda vardır.

 

HÖH, Bulgaristanda sosyalist rejimin cökmesinden sonra Türk azınlık partisi olarak kurulmustur. Bulgaristan'da, en son 25 Haziran 2005 ”te yapılan genel secimlerde, Sosyalist Parti toplam oylarin % 31”i ile 82 sandalye kazandi. Iktidardaki II. Simeon Milli Hareket oylarin % 20”sini alarak 53 sandalye ile ikinci, HÖH ise % 13 ile 34 sandalye alarak üçüncü parti oldu. Bu üç parti koalisyon hükümeti kurdu.Yeni hükümette, HÖH bir Başbakan Yardımcılığı ile iki bakanlık aldı.

 

Hak ve Özgürlükler Hareketi, aynen DTP yöneticilerinin anladığı ve anlatmaya çalıştığı gibi, Bulgaristan'daki Türk azınlığın sorununu bir demokrasi ve insan hakları sorunu olarak görmüş ve çözümünün de üniter yapı içerisinde bulunabileceği mücadelesini vererek, bugünkü siyasi gücüne, kabulune ve iktidarin ortağı olma payesini elde etmistir! Bulgaristan Türkleri, Bulgar toplumunda resmen kabul edilen bir etnisitedir ve bu anayasa da garanti altına alınmıştır.

 

Recep Tayip Erdoğan, Bulgaristan”daki Türklerin Partisi ile DTP”yi kıyaslaynca, örneğin DTP'nin önemli şahsiyetlerinden Hatip Dicle, Recep Tayip Erdoğan'ı ”aymazlikla” itham ediyor! Ama nedense kimse ve de özellikle DTP”li yöneticilerini kızdıran bu kıyaslamanın neresi eksik, neresi fazla gibi konularda bir tek laf etmiyor! Hak ve Özgürlük Hareketine benzetilmek aymazlıksa, o zaman DTP'li yöneticiler, DTP'yi neye benzetiyorlar sorusu hemen akla geliyor.

 

DTP'yi HÖH'den ayıran temel özellikler nelerdir? DTP'li yöneticiler, neden HÖH ile kıyaslanmayı ”aymazlık” olarak görüyorlar? Elbette, Recep Tayyip Erdoğan”a karşı ve daha pek cok saldırı ve eleştirilere karşı kendilerini savunacak, tez ve mücadele anlayış ve perspektiflerini herkesle paylaşarak, ortaya koyacaklardır. Ama anlaşıldığı kadarı ile tepkilerinin hiç bir siyasi gerekçesini ve izahını yapmıyorlar veya yapamıyorlar? Içi boş birtakım klişe laflarla işi geçiştirmeye çalışıyorlar.

 

DTP'nin siyasi istem ve talepleri ile HÖH ”nin talepleri arasindaki ciddi ve ayırt edici farklar nedir? Bunlar anlaşilmiş değil! Böyle bir kıyaslamaya neden karşılar ve neden böyle bir kıyaslamayı yapanları aymazlik icinde buluyorlar?

 

Halbuki, Bulgaristan'daki Türkler, kendi dil ve kültürlerini özgürce geliştirebiliyorlar; kendi dilleriyle radyo ve tv yayını yapmakta hiçbir engelle karşılaşmıyorlar; çocuklarına kendi anadilleriyle eğitim verebiliyorlar ve tüm bu hakların ötesinde, bir de hükümet ortağıdırlar!

 

" DTP , Kürt sorununu bir demokrasi ve insan hakları sorunu olarak gördüğünü ve çözümünün de üniter yapı içerisinde bulunabileceğini defalarca açıklamasina rağmen”. beyanati neyi ifade etmektedir? Şimdi bu satırların Türkçe izah nedir? Yani eğer laf kalabaılğıi edilmeyecekse, bu istemler hangi siyasi cözüme tekabül etmektedir, anlayan varsa lütfen izah etsin! Türkiye”de Kürtlerin kabul edilmis bir siyasi statüsü yok. Bu siyasi statüyü netleştirmek ve daha doğrusu yaratmak icin DTP” Kürtleri hangi sıfatla tanımlamaktadır?

 

DTP icin, Kürtler bir azınlık mıdır? Yoksa ayrı bir halk mıdır? Bu soruları netleştirmeden ve somut yanıtlamadan bu aşağıdaki lafları tekrarlamakla ne anlatılmak istenmektedir? " DTP , Kürt sorununu bir demokrasi ve insan hakları sorunu olarak gördüğünü ve çözümünün de üniter yapı içerisinde bulunabileceğini defalarca aciklamasina rağmen….”.

 

Kürt sorununu demokrasi, insan haklari ve üniter devlet içinde çözüm yolu aramak, resmen HÖH ile kıyaslanmayı hak edecek bir tutumdur. Bundan alınacak veya göcunacak ne vardır? Cünkü, DTP ve diğer Kürt partileri, Turkiye'de tukaka edilirken, HÖH, Bulgaristan'da, anayasa güvencesi altında ve meşru bir şekilde kabul görmekte, daha ötesi de koalisyon ortaği olacak kadar da itibar görmektedir!

 

Kanımca, Kürtlerin talep etmesi gereken istemde, aynen Bulgaristan'da olduğu gibi tüm siyasi çalışmalarda kanunların ve anayasanın güvencesini istemek ve Türkiye'de Kürtlerin meşru siyasi partisi olma mücadelesini vermek ve bunu kabul ettirmektir. Madem yasal ve meşru yollardan Kürt halkının istem ve arzularını dile getirmek için yola koyulmuş, o zaman da yapılması gereklerin başında da bunlar gelmektedir.

 

Hele hele Kürt sorununu, ”insan haklari demokrasi ve üniter devlet içinde çözümünden yana olanların”, Bulgaristan'daki Hak ve Özgürlükler Hareketi ile ”aramizda cok ciddi farklar vardır bizi onlarla kıyaslamayın” diye bilir mi? Bunu yapanlara da 'aymazlık' içindesiniz demesi anlaşılır bir durum değildir! DTP ve diğer Kürt partilerinin eleştirilerini yönelteceği husus kanımca bu olmalıdır: Bulgaristan'da Türk azınlık partisi, Hak ve Özgürlükler Hareketine tanınan yasalite ve meşruluğun Türkiyede'ki Kürt partilerine de tanınmasını sağlamak ve Kürt Halkının da, Bulgaristan'daki Türk azınlığı örneğinde olduğu gibi anayasal, yasal hak ve özgürlüklere sahip olmasını sağlamaktır! Ve elbetteki Tayip Erdoğan'dan da, Türk devletinin, Bulgaristan devleti kadar ”azınlık”haklarına saygı göstermesini sağlayacak adımların atılmasını beklemek ve devletin demokratik bir yapıya kavuşmasını talep etmektir!

 

Eğer DTP'li bağımsız adaylar seçildikleri taktirde, bu asgari taleplerinde mücadelesini vermeyeceklerse, parlamentoda ne yapacakları elbetteki merak konusu olacaktır. Hele birde ikidebir, biz eski hatalarımızı tekrarlamayacağız tutmundan ısrar ederlerse, parlamentoda vitrinlik bir süs eşyası olarak kalmaya mahkum olurlar, O zaman da bunca emeğe yazık olmaz mı?

 

27 Haziran 2007

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!