Arşi

 

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Arkadaşım Ibrahim Küreken, Ferit Uzun'un katledilişi yıldönümü münasebeti ile yazdığı yazı ile Ferit'i tanıyan bizleri, yine mahcup etti!

 

Çünkü Ferit üzerine yazı yazmak, onu hep bizlere haırlatmak, nerdeyse Ibrahim'in görevi gibi olmaya başladı. Bu yük yalnız Ibrahim'in sırtında kalmamalı, Ferit'i onun gibi tanıyan, yol arkadaslığı eden diğer yurtseverlerin de görevi olmalıdır. Belki de, diğer arkadasları da, bu görevlerini başka biçimde ifade ediyorlardır. Ben fark etmemiş olabilirim, bu nedenle de o, arkadaslara da, haksizlik yapmak istemem!

 

Ferit Uzun'un hem hemşehrisi olmak, hemde onu Diyarbakir cezaevinde yakından taniyabilme imkanim nedeni ile bana da, yazacak bir kaç satırlık pay düştüğünü hissederek, Ibrahim arkadaşı yalniz bırakmamak düşüncesi ile bu, satırlari yazma cesaretini kendimde buldum.

 

Ama benim, bu satırlari yazmış olmam veya yazmamış olmam, Ferit'i anmadığım anlamına asla gelmemelidir. Bunu, onu anarak, çeşitli biçimlerde yaptım, zaman zaman da Feritle ilgili sohbetlerde düşüncelerimi dile getirerek onu andiğımı kabul ettim. Bu kez, ilk defa yazılı olacaktır, fark budur sadece!

 

Bu yazıya karar verdiğim zaman, acaba ben Ferit'i ilk kez ne zaman görmustum, diye epey düşündüm, hafızami kurcaladım ve şu kaanate vardım: Ben Ferit'i ilk kez 15 Şubat tatilini Siverek'te geçirmek üzere gelen ve soğuk bir kış günü, Şair Ibrahim Rafet ilk okulunun bahçesinde, Pasa, Sakip ve ismini hatırlamadığım diğer akrabalari ile futbol oynamaya geldiği günü hatırladım.

 

O gün Ferit dikkatimi çekmişti, o elbetteki bizden yaşça büyüktü, yeğenleri ve diğer akrabaları ile futbol oynamak için biraraya gelmişlerdi. Onlarda, nerdeyse etrafında fır dönüyorlardı, belli ki, bu onların mutlu bir günü idi. O gün çok yakın bir ilişkimiz olmamiştı, zaten kendisi de, Siverek'te kalmıyordu.

 

Aradan ne kadar zaman geçti, anımsamıyorum, bir gün onu futbol maçında, kalede gördum. Nerden çıkmıştı böyle? Onun futbol merakı ve kaleciliği konusunda bir bilgim yoktu, hele hele bir futbol takımında oynayacak kadar, kendini geliştirmiş ve iyi bir kaleci olduğu hakkında hiç fikrimiz yoktu!

 

Ama o gün, bir panter gibi futbol maçında kalesini korudu, çok fazla boylu poslu olmamasına -bilinir ki kaleciler biraz boylu poslu ve uzun olurlar - rağmen kalede bayaği devleşti. Herkes hem sevinçliydi hem de şaşkındı, Ferit'in bu beceri ve marifetleri karşısında.

 

O günden sonra bir daha Ferit'i Siverek'te görmedim, onun Ankara'da okul okuduğunu biliyorduk, ancak o kadardı, bilgimiz. Ta ki ben de, diğer 27 arkadaşım gibi 1972 de, Siverek'te tutuklanıp, Diyarbakir askeri cezaevine gönderilinceye kadar.

 

Biz, 27 arkadaş tutuklanıp Diyarbakır askeri cezaevine, ellerimiz kelepçeli, soğuk bir kış gecesi, takriben saat 22:00 civarinda varmıştık. Üstü açık askeri bir cemse ile Diyarbakir'a götürüldüğümüz icin, hepimiz soğuktan tir tir titriyorduk. Belki korkunun da payi vardı, ne de olsa ilk defa çocuk yaşta hapishaneye gidiyorduk. Hapishanede, herkes bizimle ilgilendi, yakınlık gösterdi, ısınmamız için çaylar ikram edildi. Orda tanıdık çok az insan, tanımadık ta pek çok Kürt yurtseveri ,devrimcisi, yazari, aydını ve aktivisti vardı!

 

Bizler, hapishanenin ilk şokunu üstümüzden attıktan sonra, yavaş yavaş, ordaki tutuklu Kürt devrimci ve yurtseverleri ile tanışma evresine artık başladık. Uzun kış geceleri ile birlikte, bol zamanımız vardı ve herkes pekçok şeyi tartışıyor, konuşuyor ve sohbet ediyordu. Pek çok Kürt yurtseveri de artık iddianamesindeki ithamlara karşı savunma hazirlıkları içinde harıl harıl çalışıyor ve bol bol hazırlık yapıyordu!

 

Hapishaneye gelişimizin ilk günlerinde, ortalikta Ferit Uzun görünmüyordu, sonradan öğrendik ki o ve yakın arkadaşı Ihsan Yavuztürk, başka bir davadan ötürü ifadeleri alınmak üzere, Istanbul sıkıyönetim savcılığınca, Istanbul'a ifadeleri için alınmışlardı. Kısa bir zaman sonra, Ferit ve Ihsan birgün aniden geldiler. Herkes, özellikle DDKO davasındaki tutuklular, onların başına toplanmış, durumlarını hem öğreniyor, hemde çeşitli konulara ve de özellikle Istanbul'daki tutukluların durumuna ilişkin soru soruyorlardı.

 

Ferit'in ranzası başındaki kalabalığın yanında, bende onları dinlemek üzere yanaşmıştım. Ferit, hemen beni fark etti, genellikle yeni gelenler belli olur, hal ve hatırımı sordu ve 'geçmiş olsun' dileklerinde bulundu! Bu bizim, doğru dürüst ilk konuşma ve sohbetimiz oldu. Ve tabi ki, hapishanede kaldığım o kısa süre zarfında, hergün karşılıklı sohbet etmenin de başlangıcı oldu.

 

Siyasi arkadaşlarının Ferit'e yükledikleri misyon tam nedir bilmiyorum? Ama benim bildiğim ve tanıdiğım Ferit, katıksız bir Kürt yurtseveriydi. O, hepimizin içine girdiği, sol içi ideolojik tartışma ve çekişmelerin insanı değildi! Onun siyasi, tercihlerinin temel nedeni, Sovyetler Birliği'nin, Baas ve zalim diktator Saddam'a karşı güttüğü destek politıkası ve Kürt halkının haklı savaşımında esirgediği destek politikasına, gösterdiği haklı tepkiydi. O, hep güleryüzlü ve alçak gönüllü bir yurtsever olarak hafızamda yer etmiştir. Onun kızdığını veya kimseyi terslediğini veya kırdığını anımsamıyorum. Kürt diline çok önem verir ve özellikle Kürtçe konuşurdu. Çok iyi Kürt folkloru oynardı ve iyi saz çalar ve Kürtce şarkılar söylerdi.

 

Hapishanede ondan, başka kimin sazı vardı, düşünüyorumda hatırlamıyorum! Zaman zaman geceleri sazı eline alır hem şarkilar söyler, hemde arkadaşlarının govend tutması için saz çalardi. Aram Tigranin eserlerini çalip, söyleyerek hapishane arkadaslarına moral vererek coştururdu..

 

Herkesle, iyi ilişkileri olmasına karşın, onun en yakın arkadaşı, hep Ihsan Yavuztürk'tü. Çok iyi anlaşıyorlardı, bilmiyorum, bu dostluklari sonradan, dışarda da devam ett mi acaba?

 

1974 te çıkan af yasasından sonra Ferit eğer yanliş hatirlamiyorsam, Eylul ayında olması lazım, nişanlısı Ruhsar'la Siverek'te üç gece üç gün yapılan muhteşem bir düğünle evlendi! Düğünde, hep yanında olduk. Düğüne Viranşehirden de gelen arkadaşlarının yanı sıra, hapishane arkadaşi ve hemşehrisi Sabri Çepik'te katılmıştı.

 

Hatta, neden öyle oldu tam bilmiyorum, nikahı bir gece vakti, saat 20:00 civarında, Siverek Belediyesi binasında kıyıldı, nikah töreninde, ben, Mehmet Uzun ve Paşa Uzun da hazır bulunduk.

 

Aynı yılın yani 1974 yılının Aralık veya 1975 in Ocak ayı da olabilir, Ferıt, Ankara'dan Siverek'e ziyarete gelmişti, yine ben, Mehmet Uzun, Paşa Uzun, Celal Uzunla bir gece Ferit'lerde sabahladık. Tüm gece, o dönemin siyasi konularını sohbet ettik. Ferit yine bize saz çaldı ve güzel Kürtçe türküler okudu. O gece ki, sohbetimize babası Apê Sefo da zaman zaman katıldı, ama genellikle bizleri yalnız bıraktı.

 

1975 ın Şubat ayında Ankara'da, Ibrahim Küreken, Sabri Kont ve diğer Viranşehirli arkadaşlarımızın tuttuğu evde misafirim. Bir akşam ben, İbrahim Küreken, Ahmet Erdoğmuş, Paşa Uzun, Medet Abbasoğlu, Ferit'e misafiriz, evde eşi ve kayınvalideside var. Gece geç saatlere kadar yine bugünkü gibi Irak Kürdistan'ını konuşuyoruz, Mustafa Barzani öncülüğünde, Arap Baas rejimine karşı, yine dağda savaşılmaktadır. En büyük anlaşmazlık konusu da bugünkü gibi yine Kerkük'tür.

 

O günde, bugün gibi tüm Kürtler, gerek yurtseveri gerekse de solcusu, Irak Kürdistanı'nı büyük bir ilgi ve merakla izlemekte ve desteklemektedir. Irak Kürdistan'ındaki gelişmeler, günü güne izlenmekte ve mücadelenin seyrine karşı tavır saptanmaya çalışılmaktadır.

 

Ibrahim arkadaşımın ısrarla vurguladığı gibi; ”Ferit ölümünün 29. yılında barışın, kardeşliğin, birliğin sembolü olarak anılmalıdır. Ferit'i anmak Kürt yurtseverlerine yönelik imha politikalarına karşı duruştur. Ferit'i anmak, Kürtler arasında birliğe, beraberliğe, dayanışmaya, sevgiye uzanan yoldur. Ferit'i anma günü, aynı zamanda yakınında yatan, katledilen Kürt büyükleri Necmettin Büyükkaya'nın, Faik Bucak'ın ve diğer Kürt yurtseverlerin ve şehitlerinin karşısında saygı duruşudur. Ferit'i anmak şehitlerimize ahtı vefadır.”

 

20 Kasım 2007

 

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!