Arşi

 

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

 

Tayyip Erdoğan, beraberinde kalabalık bir heyetle, 14 Ocak 2008 de, Medenıyetler İttifakı projesı'nın birinci forumuna katılmak üzere İspanya'ya gitti.

 

Medeniyetler İttifakı projesini, İspanya Başbakanı, Zapatero ilk olarak Eylül 2004'te, 190'dan fazla insanın ölümüyle sonuçlanan Madrid'deki bombalı saldırılardan sonra BM Genel Kurulu'na hitaben yaptığı konuşmada dile getirilmişti. Kasım 2003'te İstanbul'da meydana gelen bombalı intihar saldırılarında 60'tan fazla insanın hayatını kaybettiği Türkiye, zamanla BM ve 20 ülkenin daha destek verdiği projenin eşbaşkanı oldu.

 

Daha sonra, Londra'daki 7 Temmuz 2005, terör saldırıları sonrası İslam dünyası ile Batı arasındaki önyargıların kırılması amacıyla, ‘Medeniyetler İttifakı' projesı başlatıldı.

 

Böylece, İspanya ve Türkiye'nin eşbaşkanlığında ortaya atılan ve Birleşmiş Milletler nezdinde yürütülen projenin birinci forumuna, ‘Medeniyetler İttifak'ı dostluk grubundaki 70'in üzerinde ülkeden, 350 konuk katılıyor. Gündemdeki projeler arasında ani krizlere müdahale heyetinin oluşturulması da bulunuyor. Buna göre, akil adamlardan oluşacak acil müdahale heyeti, bir kriz durumunda olaya müdahale edecek.

 

Tayyip Erdoğan, İspanya'ya hareketinden önce İstanbul'da yaptığı açıklamada, toplantılar sırasında Medeniyetler İttifakı hedeflerinin hayata geçirilmesi ve kültürler arası diyalogun geliştirilmesine yönelik atılacak adımları içeren ‘ulusal plan'ın'da açıklanacağını söyledi.
 
Erdoğan, "Terörle uzun yıllar mücadele etmiş, halen de etmekte olan İspanya ile uluslararası teröre karşı alınabilecek tedbirler ve işbirliği konusunu da görüşme fırsatı bulacağız" diye konuştu

 

Erdoğan'ın, medeniyetler ittifakı projesinin forumunda yaptığı uzun konuşmasının sonunda; Medeniyetler İttifakı forumu'nun ikincisinin önümüzdeki yıl, 2009 da, Türkiye'de yapılacağını da kamuoyuna duyurdu.

 

'Medeniyetler İttfak'ı projesi kısaca yukarda özetlemeye çalıştığım bu bileşımde ve koşullarda oluştu ve ilk forumunuda 16, 17 Ocak 2008 de İspanya'da gerçekleştirdi, ikinci forumunu da önümüzdeki yıl Türkiye'de gerçekleştirecekmiş!

 

Batı dünyası ile müslüman dünya arasında diyalog kurmak ve önyargıları ortadan kaldırmak üzere amaçlanan ‘Medeniyetler İttifakı' bu tür diyaloğları sağlamaya ve var olan önyargıları ortadan kaldırmaya çalışadursun, buna kimsenin bir itirazı olmaz. Yeter ki, bu çabalarla, bu forumlarda sorunlara ciddiyetle eğilsin ve güdülen amaç, gerçekten medeniyetler arasında diyaloğ ve işbirliğini sağlamaya yönelik katkılara hizmet etsin. Yani yeter ki, dostlar alışverişte görmesin.

 

Elbetteki, uluslararası planda ve özellikle İslam dünyası ile Batı medeniyetleri arasında böylesi yakınlaşmaları sağlamak, bu tür değerli çabalara katılmak, herkesin görevi olmalıdır. Ama bu işe nerden başlanacağı da başlı başlına bir sorudur. Böyle bir girişime başlanırken, insanlar neden öncelikle kapılarının önünü temizlemeyi düşünmezler de, daha zor olanın başarılması için çaba sarf etmeyi uygun bulurlar? Bu tutum her halukarda merak konusudur!

 

Kapısının önünün temizlemeyenin, mahallenin temizliğine girişmesi gibi birşey bu, dolayısı ile bu durumlar, çabanın samimiyetine gölge düşürür. Kendi ülkesi, medeniyetler arası ilişkilerde her gün yara alırken, Erdoğan'ın, nezaketin kol gezdiği böylesi uluslararası toplantılarda, bol keseden nutuklar atarak işin kolayına kaçması, platformun inandırıcılığına gölge düşürür.

 

Medeniyetler arası forum ve platformları Kürtler'e karşı bir platforma çevirmek, Kürtler'in temsil edilemediği platformları, egemenlerin platformlarına dönüştürmek çabası, Erdoğan'ın samimi olmadığının göstergesi olabilir ancak. Egemenler forumlarında atıp tutmak, işin kolayıdır. Çünkü, orda hakim olan hava diplomasidir, diplomasinin ve her türlü ayak oyunlarının döndüğü, al gülüm ver gülüm platformudur, bu tür toplantılar! Ve orda hakim atmosfer sahte bir nezakettir, yoksa herkes bal gibi de gerçeklerin ne olduğunu bilir.

 

Uluslararası platformlarda boy gösteren o anlı ve şanlı şahsiyetler bilmez mi ki, Türkiye'de farklı medeniyetlere sahip olan inanların başına neler geliyor? Tabi ki bilirler ama yine de susmayı ortada hiçbir şey yokmuş gibi davranmayı sürdürürler. Neden peki? Çünkü, pek çok katılımcı, aynı dertten muzdaripte ondan!

 

Geçen yıl tam bugün Hrant Dınk katledildi, Malatya'da insanlar ortaçağda dahi görülmemiş bir tarzda hunharca katledildiler, Trabzonda rahip Santaro yine aynı şekilde katledilmedi mi? Peki nerde medeniyeler ve dinler arası diyalog? Karşıt görüş ve dinlere sahip insanlara hoşgörüşlülüğü yok eden, onları düşman bilen bu iklim hangi coğrafyada yeşermekte? Medeniyetler arası diyaloğ ve hoşgörüşten bahsetmek için tüm bu soruları samimice yanıtlamak ve bu konularda ciddi bir tarzd kendini gözden geçirmekle olur.

 

Zaten böyle olmasa idi Erdoğan o sözü edilen forumda, Kürtler'e ilişkin sorulara verdiği yanıtları bir gözden geçirme gereği duyardı. 'Hani ben ne diyorum, ne oranda inandırıcıyım', diye düşünürdü! Ama ne gezer. O bildiğimiz en saçma ve pespaye argumanları dile getirerek, soruları adeta geçiştirdi. Sadece geçiştirmedi aynı zamanda bir dizi de gaf yaparak yaptı bunu, bunlara aşağıda değinmeye çalışacağım.

 

Erdoğan, basın toplantısında yaptığı konuşmasından sonra, kendisine Kürt sorunu ile ilgil yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar, medeniyetler arası diyaloğ projesinden ne anladığının ip uçlarını vermesi bakımından epey enteressandır.

 

'Kürtlere özel statü ve azınlık hukuku olacak mı?" Sorusuna verdiği yanıt, insanları hayrete düşürecek derecededir! Bakın ne diyor:

 

'Bu yanlış ve eksik bir soru. Ben Başbakan olarak hangi statüye sahipsem Kürt kökenli vatandaşlarım da aynı statüye sahiptir. Kürt kökenli vatandaşlarıma azınlık olur musun diye sorduğunuz zaman bu soruyu soranları tekme tokat dışarı gönderirler onu da söyleyeyim. Niye? Çünkü onlar Türkiye'nin asli unsurudur. Böyle azınlık şeyini kabul etmezler'

 

Bu yanıtta tek bir doğru iddia yok, baştan sona kadar hepsi, ezberlenmiş yanlış argümanlar. Dolayısı ile öncelikle Erdoğan ve benzeri düşünenlerin bu ezberlenmiş uyduruk argümanlarını tek tek elden geçirerek, deyim yerinde ise ezberlerini bozmak gerekli!

 

Bu çarpık laflar, medeniyetler arası diyaloğu tesis etmek isteyen, kimselerin görüşü olabilir mi? Öncelikle her politikacı, kendi ülkesinde medeniyetler arası diyaloğ ve hoşgörüyü sağlaması şart değil mi?

 

Ama Erdoğan'ın böyle bir kaygısı yok gibi görünüyor. Eğer Erdoğan ve iktidarının böylesi bir kaygısı varsa, öncelikle ülkesinde ki farklı medeniyetler arası diyaloğu sağlasın, örneğin ismi değiştirilen Kürt köy ve coğrafyasının isimlerini yeniden geri versin, gerek 'asli' gerekse de 'azınlık' mensubu kulturleri asimile etmesin, onları öteki görmesin, yani eşyayı adı ile çağırsın! Ama Erdoğan, kimilerini 'asli' kategorisine sokarak, kimilerini de gayri 'asli' kategorisine sokmuş oldu! Böylece 'asli' vatandaş ve gayri 'asli vatandaşta ülkede peyda etmiş oldu. Bu sınıflandırma, zaten eskiden beri vardı, ama birde resmi dilde itiraf edilmiş oldu.

 

Ülkesinde medeniyetler arası diyaloğ ve hoşgörüyü sağlayamanların, uluslararası platform ve forumlarda nutuk atması, ezberlenmiş argümanları dile getirmesi ne kolay değil mi? Çarpıtma ve demagojilerle bir yere varılsa idi, herhalde bunu en iyi İspanya yapardı, ama gelgör ki salt demogoji ile olunmuyor, eninde sonunda gerçeklerle yüzyüze gelmekten ebediyen kaçılamıyor.

 

Eğer 'Medeniyetler ittifakı' egemenler ittifakına dönüşmeyecekse, Erdoğan ve hükümeti bu gerçeklerle yüzleşmelidir. Erdoğan, Kürt medeniyeti, tarihi ve coğrafyasını kaale almadan, Kürt medeniyeti ile uzlaşmayı sağlamadan uluslararası medeniyetler uzlaşmasında başarılı ve herşeyden önce de inandırıcı olamaz!

 

'Ben Başbakan olarak hangi statüye sahipsem Kürt kökenli vatandaşlarım da aynı statüye sahiptir.'

Bu argümanın, yanıtın neresi doğru? Kürt kökenli insanlar Erdoğan'la aynı hakka sahipse, o zaman bu Kürtler ne istiyor, neden durup dururken olmadık yerde sorun çıkarıyorlar ve neden Türkiye coğrafyasının herhangi bir yerinde, başka bir 'azınlık' veya halk peyda olmuyor? Neden Kürtler gasp edilmiş haklarından bahsediyorlar? Bunların tümümü çıldırmış?

 

Daha da önemlisi, uluslararası platformlarda, yabancı uyruklu gazeteciler, neden sadece ve sadece Kürtlerle ilgili, daha çok soru sorma gereği duyuyorlar? Neden Erdoğan'ın gasp edilmiş hakları değilde, Kürt halkının haklarından söz ediliyor? Tüm bunların bir anlamı olmalıdır ve Erdoğan da bir ülke başbakanı olarak demogoji ve çarpıtmalardan kendini alıkoymalıdır. Çünkü inandırıcı olamıyor, millet ona bıyık altından gülüyor. Bir kukla gibi, bir papağan gibi bayatlamış tezleri sıralamakla olmuyor!

 

'Kürt kökenli vatandaşlarıma azınlık olur musun diye sorduğunuz zaman bu soruyu soranları tekme tokat dışarı gönderirler onu da söyleyeyim. Niye? Çünkü onlar Türkiye'nin asli unsurudur. Böyle azınlık şeyini kabul etmezler'

 

Bu basit ve sadece ve sadece kelime oyunlarından ibaret argümanlara değinmekte fayda var yoksa, Erdoğan da bu uyduruk çarpıtmalarını gerçek zannedebilir. Bir kez Kürtler statüsüz oldukları için, azınlık haklarına bile sahi değiller. Uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş bir azınlık statüye sahip olmak, statüsüz olmaktan her zaman yeğdir!

 

Öte yandan 'asli' unsurla olmakla'azınlık' unsur olmak arasında sanki bir çelişki varmış gibi, Erdoğan iki doğruyu karşı karşıya koymaya çalışarak, eğer cahilliğini ortaya koymuyorsa, yine demogoji yapmaktadır! Bir ülkede hem 'azınlık' statüsünde olunabilinir, hem de aynı zamanda 'asli' unsur olunabilinir. Zaten Erdoğan her ikisini karşı karşıya koyarak 'azınlık' statüsünde olanları 'ötekileştiriyor' yani onları bu ülkenin 'asli' unsurları olarak görmediğini bir bakıma itiraf ediyor.

 

Şimdi örneğin, Rum 'azınlığı' mı bu coğrafynın 'asli' unsurudur, yoksa Anadoluya sonradan gelen ve 1453 te, İstanbul'u fetheden Türkler mi 'asli' unsurdur? Rumlar'ın 'azınlık' statüsünde olması onların 'asli' unsur olmadığının kanıtı nasıl olabilir? 'Azınlık' olmak, egemen nüfusa göre az olmakla eş anlamlı olmaktan başka birşey değildir.

 

Peki Kürtler'in konumu nedir? Elbetteki Kürtler, bu coğrafyanın asli unsurudur, bunu Erdoğan kabul etse de etmese de, bu böyledir. Ama aynı zamanda Kürtler, bu coğrafyanın statüsüz halkıdır da! Kürtler, tüm hakları gasp edilmiş ve korkunç bir assimilasyonla karşı karşıdırlar. Kürt medeniyeti, ugarlığı ve kendisi yok edilmek istenmektedir. Medeniyetler arası uzlaşı derdi olan bir Başbakan'ın veya hükümetin bu gerçekleri görmek istememesi kabul edilir birşey değildir. Hele hele uluslararası platformlarda, bu konularda ciddiye alınmak isteniyorsa Erdoğan'ın, ülkesindeki halklarla medeniyet uzlaşması sağlaması son derece zorunlu ve önemlidir.

 

Hele bir de, ikide bir Kürtler, 'asli' unsurdur demagojisi ve nutukları atarken ve üstelik Erdoğan'ın eline, son derece iyi bir fırsatta geçmişken, samimiyetini gösterme şansını kullanarak, yeni hazırlanan anayasaya, Kürtler'in bu ülkenin ‘asli' unsuru olduğu maddesini ekleyerek, Kürt sorununda bir çözüm bulmada adım atabilir. Ülkesinde medeniyetler arası uzlaşı konusunda samimi olanın, elbetteki uluslararası platformlarda, inandırıcılığı da o oranda artar! Yoksa diğeri hocasının dediği gibi, fasa fisodur!

 

19 Ocak 2008

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!