Arşi

 

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

 

 

Beklenen kara harekatı nihayet gerçekleşti! Türk Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sitesinden açıklama yaparak, Irak Kürdistan'ına kara harekatını duyurdu.21 Subat 2008 de, düzenlenen hava harekatının hemen ardından kara harekatının, on bin askerle başladığını bildirildi. Dün akşam saat 19.00'da başlayan harektin hedefi şimdilik sadece PKK mi, yoksa Irak Kürdistanı ulusal güçleri mi olacak, daha belli değil. Operasyonların, PKK örgütünün, Zap, Hakurk ve Haftanin kamplarında devam ettiği ifade ediliyor. Operasyon F16 savaş uçaklarıylada destekleniyor. Emekli Tümgeneral Yavuz Ölçen Bu şartlarda bir harekat yapılıyorsa hedef küçük değil demektedir... Hedef belli bir bölgeyi kısa sürede ele geçirerek tampon bölge oluşturmaktır " dedi. Zaten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'de, basına verdiği demecinde 'tampon bölge' kurulması gerektiğini belirtti. Operasyonun üzerinde henüz 24 saat geçmediği için de, uluslararası tepkiler pek netlik kazanmadı.

 

Ayrıca, TSK ‘düşmanca harekette' bulunmayan yerel unsurlara müdahale etmeyecekmiş! Bu uyarı, Irak Kürdistan'ı ulusal güçlerine yapıldı. Türkiye, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'yi arayarak hem kara harekatı konusunda bilgi verdi hem de onu, nihayet Türkiye'ye davet etti. Ülke toprakları, yabancı ülke askeri güçleri tarafından işgal edilen Celal Talabani'nin, bu daveti kabul etmesi Kürt çevrelerinde şaşkınlık yarattı!

 

Bu arada, Irak ve Irak Kürdistanı sahiden de yeni gelişmelere gebe. Birbiri ardısıra bir dizi sessiz sedasız gelişme meydana geldi. Bu gelişmeler, belki çok ciddi bir biçimde Kürt basın yayın organlarında gerekli ilgiyi görmedi. Bu nedenlede, pek çok kişinin gözünde kaçmış olabilir diye düşünüyorum. Çünkü biz Kürtler bu aralar, sanki daha çok festival ve benzeri türden toplantılarla, daha ziyade meşgul gibi görünüyoruz. Herşeyin toz pembe sürgit devam edeceğini saniyoruz! Umut ederim ki bu kaygılarımda yanılıyorumdur.

 

Kürdistan ve Irak'ta kıyasıya bir mücadelenin sürmekte olduğunu anlamak için zaman zaman çeşitli basına organlarına yansıyan kimi kücücük haberleri değerlendirmekte yarar vardır. Bu haberlerde gelişmelerin olası seyri, tehlike ve krizlerle birlikte muhtemel olasılıkların ip ucunu bize verebilmektedir.

 

Dikkat edilirse bugünlerde Irak Kürdistan'ı bölge Başbakanı sayın Neçirvan Barzani Güney Korey'i ziyaret (ziyareti bitti ve döndü) etmektedir. Neden öncelikle, Neçirvan Barzani'nin Güney Kore ziyareti? Var mı bunun bir nedeni? Olması gerekmez mi, elbette ki var tabii! Bu gezinin başlıca nedeni, Irak merkezi yönetimi ile Irak Kürdistan'ı arasında peyda olan petrol arama antlaşmaları anlaşmazlığıdır.


Bilindigi üzere, Irak merkezi hükümeti, Güney Kore şirketlerinin Irak Kurdistani Bölgesel Yönetimi'yle petrol arama anlaşmaları yapmasını protesto ederek bu ülkeye petrol sevkıyatını kesti. Yine çeşitli basın yayın organlarına yansıdığı kadarıyla: Irak merkezi hükümetinin iddiasina göre, daha yeni petrol kanunu çıkmadan, Irak Kurdistanı Bölgesel Yönetimi, yabancı şirketlerle petrol anlaşmaları yapmış. Merkezi hükümet'te, Kürt bölgesel hükümetinin bu uygulamasına tepki göstermişti. Güney Kore'ye olan petrol sevkıyatını da bu nedenle dondurmuştu! Irak uzmanı gözlemciler, son zamanlarda Kürt bölgesel hükümetiyle uluslararası petrol şirketlerinin imzaladığı anlaşmaların Irak'taki anlaşmazlıklara eklenmesi sonucu, Bağdat'taki Maliki hükümetiyle Kürt Federe hükümeti arasında bir çatışma meydana gelebileceğini iler sürdü.


Bu sorunlarla birlikte, Irak merkezi hükümeti istikrara kavuştukça, Sünni Araplarla Şii Araplar arası anlaşmazlıklar son buldukça ve bunun sonucu olarak, Irak'lı Araplar arasında, mezhepsel farklılılklar bir kenara itilerek yeni ittifaklar gelişmekte ve bunun neticesinde ise, Irak merkezi hükümeti, Irak Kürdistan'ına karşı sertlik yanlısı bir politika gütmeye başlamak istemektedir. Bu çok önemli ve kaydedilmesi gereken bir gelişmedir.Bu gelişmelerden Irak Kürdistani federe hükümetinin ve siyasi partilerinin çıkarması gereken önemli dersler mutlaka olmalıdır.

 

Bu yeni yeni oluşturulan ve sürdürülmek istenen politikanın devamında, Kürt ulusal kazanımlarnın tümünün budanıp, törpüllenmesi bile söz konusu olablir. Öyle görünüyor ki, hiç bir Arap grubunun gerek Sünni, gerekse de Şii grupların Kürt varlığını ve Kürt halkının Irak'ta, elde ettiği haklı kazanımlari içine sindirmediği apaçık görülmektedir. Bu sindirilmemiş olma halinin, er geç ciddi bir kapışmaya yol açacağını görmek için kahin olmaya gerek bile yoktur! Türkiyenin, Irak Kürdistanına yaptığı bu son kara harekatını da bu bağlamda değerlendirmek ve irdelemek gerekli, diye düşünüyorum!

 

Sözü edilen bu kapışmada, Kürt ulusal güçlerinin ciddi sıkıntılar yaşayacağını şimdiden görmek ve ona uygunda hazırlıklı olmak gerekmektedir. Çünkü:Kürt ulusal güçleri, hem içerde Arap gericiliğine ve ırkçılığına karşı mücadele etmekle karşı karşıya gelecek, hemde onların gerek bölgesel gerekse de uluslararası destekçisi ve uzantılarına karşı olmak üzere, bir kaç cepheden savaşım vermek zorunda kalacaktır. Petrol sevkiyati ve buna bağlı Irak Kürdistan'ı federe hükümetinin antlaşmalarını ve buna bağlı olarak, Irak merkezi hükümeti ile meydana gelen antlaşmazlıklari bu çercevede değerlendirmeliyiz.


Irak merkezi hükümetinin yaptırımları sonucu, Güney Kore Enerji Bakanlığı, Irak'ın 1 Ocak tarihinde Güney Kore'nin SK Energy şirketiyle günde 90 bin varil petrol ihracına dair yıllık anlaşmasını askıya aldığını bildirdi. SK Energy de, Irak merkezi hükümeti yetkililerinin, Irak Kurdistani Bölgesel Yönetimi'yle yapılan anlaşmadan vazgeçmesi halinde kontratın yenileneceği ve petrol sevkıyatının yeninden başlayacağını söylediklerini kaydetti.Şirket sözcüsü, problemin halli için görüşmelerde bulunmaya devam ettiklerini dedi. Gelen haberlere göre; SK Energy'yle birlikte Güney Kore şirketlerinden oluşan bir konsorsiyum, Barzan bölgesinde petrol aramalarında bulunmak üzere kasım ayında bölgesel yönetimle anlaşma imzalamıştı. Bölgede 500 milyon varillik petrol olduğu sanılıyor.

 

Irak'ta 2003'te başlayan işgal ve Saddam Hüseyin'in devrilmesinin ardından Irak Kürdistanı ve Irak genelinde Kürt ulusal güçlerinin etkinlik kazanması ve Irak merkezi hükümetinden istediklerini elde etmeleri, Arapların ve Irak'a komşu ülkelerin giderek daha fazla tepkisini çekmeye ve dolayısı ile gerek Sünni ve gerekse de Şii Araplar arasında, Irak Kürtleri'nin gücünü azaltma gereğini üzerinde duruluyor. Bu ortamin ve kosullarin oluşmasında, Kürtlere tepki gösteren Sünni Araplara, Baas'çıların ve en son dönemde Şiilerin de katılması dikkat çekiyor! Kerkük sorunun çözümünü güçleştirmek için de Türkiye, Türkmen kartını kullanıyor, bu amaçlada tüm Türkmen grupların katıldığı bir toplantıya, Türkiye daha yeni ev sahipliği yaptı.


Körfez savaşı sonrası elde edileni de facto özerkliği seçimlerle meşrulaştıran ve Irak Kürdistanı'nındaki petrol üzerinde söz sahibi olmak isteyen Irak Kürdistan'ı federe hükümeti referandumla, Kerkük'ün statüsünü belirleme çabasında olunca, bu durum Sünni ve Şii Arapları birleştiren bir başka faktör olmaya yüz tuttu. Bu uzun anlatımdan çıkarılması gereken netice: Irak'ta kurumlar belirli bir işlerliğe kavuşunca ve Irak Arap kesimi belli bir istikrar sağlayınca, ‘ortak düşman Kürtler' karşısında birleşmekten, var olan tüm mezhepsel çelişkiler bir tarafa iterek, birlikte hareket etmek yegane amaç oluyor! Bölge devletleri de, bu çabaya gerekli desteği vermekte, bu amaçla ellerinden geleni esirgemiyorlar.

 

Kürtler halkının, Irak'ta bu denli güç sahibi olması, esasında uluslararası konjüktürun, Kürtler lehine bu denli elverişli olmasından ileri geliyordu. Yoksa bu oldu bitti duruma, ne Irak'lı Arapların ne diğer Arap ülkelerinin ve ne de Irak'a komşu ülkelerin müsade etmesi, asla kabul edilir bir durum olmayacaktı. Belli ki, bu duruma geçici bir dönem için katlanmak zorunda kalınmış ve bu politik tavizler geçici olarak görüldüğü ve o nedenle verildiği içinde, Kürtler'in pozisiyonu ve mevzi elde etmesi bir nevi sineye çekilmiş görülüyor.

 

 

Amerikan International Herald Tribune ve New York Times gazetelerinde yayınlanan bir makalede, Saddam'ın 2003'te devrilmesinden sonra ülke yönetiminde 'oransız etkilerinin keyfini' süren Kürtlerin, kuzey bölgesiyle ilgili taleplerine Sünni ve Şii Arapların karşı çıkmaları nedeniyle artık güçlerini kaybetmeye başladıkları belirtildi. Kürtlerin 'siyasi sezgileri, ABD ile yakın ilişkileri ve kamu kurumlarını yönetmedeki becerileri' sayesinde ülkede büyük güç sahibi oldukları, petrol üretiminde ve bölgesel özerklik konularında önemli imtiyazlar elde ettikleri kaydedildi.

 

Kerkük'ün kontrolünü ele geçirme ve ulusal zenginlikten daha fazla pay alma çabaları nedeniyle Kürtlerin artık tepki çekmeye başladığı ifade edilen makalede, Sünni ve Şii Arapların Maliki hükümetinde, Kürtlerin taleplerine karşı birleşmeye başladıkları belirtildi. Petrol Bakanı Hüseyin Şehristani gibi etkili isimlerin Kürtleri yüksek sesle eleştirmeye başladığı kaydedildi. Petrol Bakanı Şehristani, Kürtlerin yabancı firmalarla yaptıkları petrol anlaşmalarının "yasa dışı" olduğunu açıklamıştı.

 

Amerikan New York Times gazetesi, Saddam'ın devrilmesinden sonra Irak'ta orantısız bir güç elde eden Kürtlerin, Sünni ve Şii Arapların kendilerine karşı birleşmeye başlamasıyla 'ellerinin zayıfladığı' yorumunu yaptı. Gazetenin Bağdat büro şefi Alissa J. Rubin'in imzasını taşıyan makalede, Washington'un şu an doğal müttefiki Kürtlerle Iraklı Araplar arasında bir tercih yapmak zorunda kaldığı kaydedildi. "Kürtler, ülkede büyük güç sahibi oldu. Petrol ve bölgesel özerklik konularında önemli imtiyazlar elde ettiler. Ancak Kerkük'ü ele geçirme ve ulusal zenginlikten daha fazla pay alma çabaları artık tepki çekiyor" dedi.

 

Şii din adamı Ayetullah Ali Sistani, Kerkük'ü "Irak'ın ve kendisinin sarığı" olarak nitelendirdi ve "bu sarığın düşmesine izin vermeyeceğini" belirtti. Arapça yayın yapan Kitabet adlı internet sitesinde yer alan sözlerine göre Sistani, Kerkük meselesinin etnik grupların çıkarları yerine ulusal çıkarlara göre çözülmesini istedi. Kerkük'te Arap, Türkmen ve diğer etnik gurupların istekleri yerine getirilmediği takdirde hükümetin kuruluşuna verdiği desteği çekeceğini kaydeden Sistani, "Kerkük'ün özel bir durumu vardır. Kerkük, tam olarak merkezi hükümetin kontrolünden çıkmamalı ve Kürtlerin kontrolüne da girmemelidir" dedi.

 

Bu bağlamda Türkiye de, Irak'ın geleceği ve Kerkük'ün statüsü konusunda, etkin olmak için elindeki tüm kozları kullanıyor. Ankara 'da, üç hafta önce önemli bir toplantı yapıldı. Değişik parti ve gruplardan Iraklı Türkmenlerin katıldığı bu toplantıda, şimdiye kadar farklı siyasetler benimseyen Türkmenlerin kendi çıkarları konusunda uzlaştıkları ortaya çıktı. Bu uzlaşma, Türkiye'nin olduğu kadar Türkmenlerin de önümüzdeki dönemde Irak'ın bütünlüğü içindeki rollerini daha etkin hale getirecek.

 

Aynı tarihlere denk düşen başka bir toplantıyı de, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Kerkük'e yaptığı ziyaret sırasında,Türkmenlerle yaptı ve Taraf gazetesinin aktardığına göre de,Türkmenler Celal talabani'ye 7 maddelik bir öneri paketi sundular.

 

Taraf gazetesi, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin Kerkük'te Türkmenlerle vardığı uzlaşmaya geniş yer ayırdı. Cengiz Candar”in Referans gazetesindeki köse yazısında aktardığı habere göre;Türkmenlerin “7 şartı”nı Talabani'nin kabul ettiğini bildirdi.

 

Talabani'den Kerkük jesti diye nitelenen ve kabul ettiği “7 Türkmen şartı” sirasi ile:

 

1. Kürtler'in başkanlığındaki Kerkük Belediyesi Türkmenler' bırakılmalıdır.

2. Araplar'da bulunan Kerkük Vali Yardımcılığı Türkmenler'e verilmelidir.

3. Sağlık Müdürlüğü Türkmenler'e bırakılmalıdır.

4. Karne (Ticaret) Müdürlüğü türkmenler'e bırakılmalıdır.

5. Kerkük'te Arapça ve Kürtçe olan resmi dil kapsamına türkçede alınmalıdır.

6. Kerkük Merkez Kaymakamlığı Türkmenler'e bırakılmalıdır.

7.Kerkük İl Genel Meclisi yüzde 32 kuralına göre işletilmeli, meclis yüzde 32 Kürtler'den, yüzde 32 Türkmenler'den, yüzde 32 Araplar'dan ve yüzde 4 Hristiyanlar'dan oluşturulmalıdır.

 

Cengiz Çandar, ‘bu şartların yerine getirilmesi halinde “Türkmen sorunu”ndan söz etmek için fazla bir yer kalmayacaktır' diyor. Geriye “Kerkük'ün statüsü” kalıyor. Yani, Kerkük, 2004'te kabul edilen geçici anayasada (TAL) ifade edildiği gibi, Bağdat ile birlikte “özel statü”ye sahip ya da, kendi başına bir “federal birim” mi olacaktır; yoksa yürürlükteki Irak Anayasası'nın öngördüğü gibi referandum yoluyla Kürdistan Bölge Yönetimi'ne bağlanabilecek midir?

 

Bir başka “formül” ise, Kerkük'ün, Kürdistan Bölge Yönetimi'ne bağlanması ama onun içinde ayrı bir “özerklik statüsü”ne sahip olması, olarak düşünülüyor.

 

Görüldüğü gibi, Kürtler açısında çok karmaşık ve grift bir öneme giriliyor. Herkes elindeki kozları Irak'ta egemenliğini pekiştirmek ve Kerkük'ün statüsünün belirlemesinde çok dikkatli kullanmak istiyor. Bu bakımdan, Irak Kürdistanı Federe Hükümeti ve siyasi parti ve güçlerini bekleyen zor ve aşılması nerdeyse güç engeller var!

 

Kürt Federe Hükümeti ve siyasi güçleri, bir taraftan Irak'ın içindeki farklı siyasi ve mezhepsel kesimler arasında diyalog ve işbirliğini geliştirmek ve sağlamak, öte yandan da bölge ve komşu ülkelerden gelen saldırı ve dostane olmayan politika ve etkinliklerini kırmak ve boşa çıkarmakla karşı karşıyadırlar. Üstelik Türkiye Irak ve Irak Kürdistan'ında ciddi bir istikrarsızlık faktörüdür ve amaçlarına varmak için de bu görevini her türlü engeli aşarak yapmaktan kaçınmayacaktır. Karadan yapılan bu son operasyonda, bunun yeni bir devamıdır. Bu nedenlerle de Irak ve Irak Kürdistan'ı yeni ve ciddi gelişmelere gebedir!

 

 

22 Şubat 2008

 

 

 

 

 

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!