Arşiv

Referandum şiarını ortak paydaya
dönüştürelim

Kürt ulusal hareketi, ortak bir payda etrafında, henüz buluşmuş değil. Her eğilim, kendi doğruları ekseninde siyaset yapmaya çalışıyor. Bu tutum, uzun yıllardan beri sürdü ve belki daha da sürecek.  Her eğilim, kendi doğruları çerçevesinde siyaset yapmakla kalmayıp, kendi "doğruları"nı tek ve vazgeçilmez doğrular olarak gördü ve öyle de siyaset yapmaya çalıştı. Herkese de bu "doğrular"ı benimsetmeye ve bu doğrular etrafında, bir araya gelmeye ve birlikler yapmaya çalıştı.

Hele hele kısmen, örgütsel birliğini, daha az bir hasarla korumayı becerebilenler, bunu kendisinin ve önerdiği çözüm formülasyonunun tek doğru olduğuna  bağlamaya çalıştılar. Ama bir arpa boyu yol katetmediklerinin de farkında olmadılar. Bu tutuma kimileri az, kimileri fazla rağbet etti. Lakin durum ortada, bir ileri iki geri bir tempo ile hayat devam ediyor. Manzara hiç te öyle içaçıcı değil. Kürt ulusal hareketi yeni bir söylem ve perspektifle kendini yenilemelidir. Tutucu ve statükocu eğilimler, her zaman değişimin ve yenilemenin önünde engel olmaya devam ederler. Herşeyin onlarla başlayıp, onlarla biteceğini zannederler. Bu tür saplantıları olmayan, eğilim ve geleneklerin yeni bir söylemle siyaset yapmaları gereklidir. Bu tutum, kendini dayatan bir zorunluluk haline gelmiştir. Hele, ulusal demokratik haklar uğruna verilen mücadeleyi, demokratik ve barışçıl yöntemlerle vermekten yana olan, bu mücadele yöntemini vazgeçilmez temel bir yol görenlerin, başka hiçbir seçeneği yoktur. Bu bakımdan ve bunun ötesinde, başka hiçbir yöntemle bu dağılmanın, parçalanmışlığın ve eğer deyim yerinde ise keşmekeşin önüne geçmek mümkün değidir. Aksi taktirde, bu ortamın, dağınıklığa ve parçalanmışlığa neden olan ağır koşullarını  görmemek olur.

Kürt ulusal hareketi saflarında, çok yönlü adımlar atılmakta, değişik projeler etrafında çabalar sarfedilmekte, nerdeyse hergün yeni bir toplantı yapılmakta ve yeni bir komite kurulmaktadır. Bunların tümü iyi, güzel  ve taktirle karşılanmaktadır. Ama aynı zamanda, kabul etmek gerekir ki, bunların büyük bir kısmı, ürün vermeden ya dağılmakta veya yeni bir kombinezonla yeniden oluşmaktadır. Nerdeyse biri, diğerinin tekrarı haline gelmektedir. Kürt toplumunda, aşağı yukarı tanınmış şahsiyetlerin, sırf birşeyler ortaya koymak için gösterdikleri çaba, tükettikleri enerji ve zaman, çoğu kez sonuç vermeden olduğu gibi kalıyor. Belli bir zaman sonra, yine başka bir tasarı etrafında, yine aynı çevreden gelen insanlar, bir araya geliyor, birşeyler konuşuluyor, vaadler veriliyor, komiteler kuruluyor, komite, kamuoyunda belli bir güvene mazhar oluyor derken, bu çalışmada maalesef yarıda kalıyor. Bu kez, yarıda kalan çalışmanın sebebleri sonuçları ve müssebibleri üzerinde, belki haftalarca süren tartışma ve suçlamalar başlıyor. Bu arada ilişkiler dejenere, insan yorulmaya ve gereksiz bir şekilde yıpranmaya ve yıpratılmaya uğruyor. Tüm bunlara gerek var mıdır? Deneme, yanılma metodunun dışında başka bir yol yok mudur?

Bu oranda yaşanan deneme, yanılma metodunda, bir gayrı samimilik ve gayrı ciddiyet de yok mudur? Tüm bu "çabalar", elbetteki, daha güçlü, yığınsal, örgütsel birlik "kaygılar"ı için yapılmaktadır. Oysa, daha güçlü ve yığınsal birlik çalışmalarını, daha farklı bir zeminde sürdürerek,(Kısmen de zamana bırakarak)  Kürt sorununun çözümünde; herkes kendi alanında, kendi anlayışı, siyasi hattı ve tavrı ile mücadelesini sürdürme, koşulu ile katkıda bulunması daha sağlıklı değil midir? Kürt sorununun çözümü için, kabul edilebilir, mantıksal, siyasal çözüme katkıda bulunabilecek, ortak bir tez, siyasi talebler paketi yaratarak, bunun etrafında kim nerede siyaset yaparsa yapsın kenetlenmek, Kürt hareketi için daha acil hale gelmiş değil midir? Kürt sorunun çözümünde; ulusal ve uluslararası planda, ne istediğini bilen, sağdan sola geniş bir yelpazede yer alan, Kürt hareketinin topyekun siyasi desteğine sahip, kendi arasında belli bir mutabakat ve konsensus sağlamış bir hareket, inanın ki kısa sürede ciddi mevziler elde etmeye adaydır. Belli bir taraf olmak, mutlaka aynı çatı altında bir araya gelmiş olmayı gerektirmez. Bunun için, ileri sürülen taleplerde mutabakat sağlanmış olması yeterlidir. Kimden neyi, neden talep ettiğini bilen taraf, aynı çatı altında olmazsa bile düşünsel ve siyasal planda birliğini zaten sağlamış demektir. Bu tutum, giderek, samimi, kalıcı birlik çabalarına da, hizmet eder ve ivme kazandırabilir.

Bu da her eğilimin, kendi örgütsel ve geleneksel birliğini koruyarak, sorunun çözümünde yeni bir anlayış ve perspektif sunabilecek, ortak bir payda da, yani ortak bir şiar etrafında kenetlenmesi ile gerçekleşebilir. Bu formülasyonu, siyasi taleplerimizin ve sorunun siyasi çözümünün, olmazsa olmazı haline getirererek, yapılabilir.  Kürt siyasi hareketinde, sağdan sola kadar geniş bir yelpazede yer alan tüm siyasi partiler, bugünkü hatlarını ve siyasi çözüm önermelerini koruyarak, Kürt sorunun çözümünde, referandumu ortak bir payda haline getirebilirler. Referandumun ortak bir payda olarak benimsenmesi, kimsenin kendi "doğrular"ından ödün vermesi anlamına gelmeyecektir. Referandum koşullarının sağlanması halinde; Kürt halkının özgürce, hiçbir baskı ve tahakküme maaruz kalmadan, kendi siyasi iradesinin özgürce ifade etmesi olacaktır. Bu halk uğrunda, mücadele ettiğini ileri süren herkes ve her siyasi kurum, halkın siyasi iradesinin özgürce tezahür etmesi için, kendi halkının iradesine başvurmak zorundadır. Kim hangi çözümü ve formülasyonu benimsiyorsa benimsesin, referandumun özgür koşullarında, bunu halkına götürme, bunu yoğun bir propaganda ve ajitasyonla halka benimsetebilme olanaklarını sonuna kadar kullanarak, referandumda, halkın siyasi iradesinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Bu hem en doğru hem de sağlıklı bir tercihin ortaya çıkmasını sağlayacak, hem de hiç kimse, kimseye zorla bir çözüm biçimini empoze etmiş olmayacaktır. Bir halkın siyasi iradesinin, ortaya çıkması talep etmek, en masum taleplerden biridir. Türkiye'de son derece grift bir hale gelen Kürt sorunun çözümünde, referandum talebinde bulunmak, sorunun çözümüne katkıda bulunacaktır. Bir halkın siyasi iradesinin ortaya çıkmasını talep etmek, bu sorunla ilgilenen ve bunun üzerinde kafa yoran pek çok kimseye yeni bir vizyon,  olanak ve yol sunacaktır. Kürt sorunun tartışılmadığı ve gündeme gelmediği, nerdeyse bir tek uluslararası platform kalmamıştır. Ama Kürt cephesinde yaşanan kafa karışıklığı ve koordinasyonsuzluk, Kürt hareketinin söz konusu edilen platformlarda, hem temsilini hem de taleplerini sunmasını güçleştirmektedir. Bu aynı zamanda, Kürt siyasi taleplerinin bir türlü, maalesef anlaşılamamasına neden olmaktadır. Bu problemi, herkes kendi alanında  yaşamakta ve şahit olmaktadır.

Kürt hareketinin, Avrupa Birliğine aday üye olan Türkiye ve AB'ine olan yaklaşımı ve siyasi istemleri nedir? Ortak bir talepler paketinden söz etmek mümkün mü? Kopenhag kriterlerine karşı olmak veya bunu yeterli görmemek, tek başına doğru ve yeterli bir siyaset midir? Kürt kurum ve siyasi partileri, AB üyeleri ve çeşitli kurumları ile defalarca görüşmelerde bulunmuşlardır. Her Kürt kurumu ve siyasi hareketi, kendi penceresinden, Türkiye'nin AB üyeliğini tartışmış ve kimi önerilerde bulunmuştur. Fakat bu konudaki farklı yaklaşımlar giderilemediği için de, farklı öneri ve dileklerde bulunmaktan öteye gidilememiştir. Bu tutum tek başına olmazsa bile, Kürt siyasi hareketinin uluslararası planda bir muhatap olmasının önünde, engelleyici bir faktörü olabilmektedir. O halde yapılması gereken nedir? Ortak bir siyasi çözüm etrafında bir araya gelmek, bunu siyasi taleplerimizin, olmazsa olmazı haline getirmek gerekmektedir.

Bu anlayışa, kimi yerlerden ve çevrelerden olumlu bir yaklaşımın olduğu, bilinen bir gerçektir. Fakat, henüz yeterli destekten yoksundur. Ama bu eğilimi ve yaklaşımı iyi değerlendirebilirsek, ayrıca tutucu ve değişime kapalılığımızla birlikte komplekslerimizi de bir kenara iterek yaklaşabilirsek, bu formülasyonun, Kürt ulusal hareketi tarafından  benimsenebileceğine inanıyorum. Bu tutum, Kürt ulusal hareketine uluslararası planda ve platformlarda haklı bir pozisyon ve istemleri için haklı bir destek sağlayarak, Kürt ulusal hareketine iyi bir manevra yapabilme alanı  sağlayacaktır.

Bu bakımdan, Platforma Netewî ya  Kurdistana  Bakûr (PNK Bakûr) da yer alan örgütlerin büyük çoğunluğunun, referandum tezini benimsemiş olması son derece önemli bir yaklaşımdır. Bu tezi ve formülasyonu, benimsemek ve benimsetmek, Kürt hareketi için, kabul edilebilir bir siyasi çözüm tezi haline getirmek için hepimize görev düşmektedir.

17 Ocak 2001