Arşi

 

Diyaloğun bir ayağı sakat kaldı!

Günden öyle bir hızla değişiyor ve gelişiyor ki, ona ayak uydurmak artik mümkün görünmüyor!

 

Bu nedenlede yazmak istediğin konu üzerinde yoğunlaşmışken, politik ve sosyal gelişmelerin hizi ile söz konusu gündem ve konu artık eskimiş oluyor. Bu gündem kaymasının çeşitli nedenleri olması yanında, biz Kürtler'in kendimize ait bir gündemi yaratamayışımızında da bir sonucudur.

 

21 Şubat'ta, Irak Kürdistan'ında, PKK ye karşı başlatılan ve tam bir hafta süren,karadan operasyonun bitimi ertesinde, Avrupa parlamentosunda düzenlen 'Kurt Konferans'ı akabinde, DTP, medya ile diyaloğ çercevesinde, bir dizi gazeteci ve köşe yazarı ile 7 Mart'tan itibaren başlamak üzere peşpeşe görüşmeler yaptılar.

 

DTP, ' Kürt sorununun çözümü konusunda doğmaya başlayan toplumsal uzlaşmayı zora sokan havayı dağıtabilmek ve demokratik refleksleri harekete geçirebilmek" için medyayla diyalog kurmaya karar verdi.

 

Demokratik Toplum Partisi Eş Başkanları Emine Ayna ve Selahattin Demirtaş ile TBMM Grup Başkan Vekili Ahmet Türk, 7 Mart akşamı İstanbul'da bir grup köşe yazarı ve gazeteci ile yemekli toplantıda bir araya geldi.


Hürriyet'ten Yalçın Doğan, Milliyet'ten Derya Sazak, Sabah'tan Erdal Şafak,Radikalden Erdal Guven, Cumhuriyet'ten Oral Çalışlar, Hür Haber'den Fuat Uğur ve BirGün yazarı Nazım Alpman'dan oluşan gazeteci ve köse yazarlari ile toplantı Revan Restoran'da yapıldı.

 

Açıktır ki, böylesi yemekli toplantılarda cok şey konuşulur, dile getirilir, karşılıklı görüş alışverişinde bulunulur. Kürt sorunun anlaşılması ve kavranılması için bu tür toplantılar hem gereklidir hem de çok yararlıdır. Aradaki bentlerin kaldırılması, sıcak ilişkilerin kurulması, diyaloğun tesis edilmesi, elbetteki bu tür girişimlerle oluşur. Kanımca yerinde ve zaman zaman yapılmasi gereken görüşmelerdir bunlar.

 

Çünkü, sözü edilen gazeteci ve köşe yazarları, Türkiye'de belli ağırlığı ve saygınlığı olan gazetecilerdir. Yazilari hergün binlerce insan tarafından okunur, takip edilir, dolayisi ile bu gazeteci ve köse yazarlarının, yönlendirdiği pek çok kimse ve siyaetçi bulunmaktadir. Türkiye de, Kürtler'in doğru anlasılmak ve kavranılmak gibi bir dertleri vardır. Gazeteciler de bu doğru anlaşılmanın ve algılanmanın önemli bir ayağıdır!

 

Tüm bu yazdıklarımdan da, anlaşılacağı üzere bu tür yemekli toplantı ve diyaloğ görüşmelerinin yararlı ve yapılması gerekli olduğu rahatlıkla çıkarılabilinir. Ama gelgör ki, DTP bunu sadece ve sadece, Turk medyasının belli başlı tanınmış gazetecileri ile diyaloğ arayışını sürdürmesi, kanımca bu diyaloğun bir ayağının eksik ve sakat kalmasını doğurmustur. Madem ki, DTP li yöneticiler bir diyaloğ gerekliliğinin şart olduğunu kavramış ve bu uğurda belli bir çaba içine girmişlerdir, o zaman bunun devamını da getirmek, ve Kürt toplumunun ve siyasal hareketinin de böylesi diyaloğ çabalarına ihtiyacı olduğunun bilinci ile hareket etmeleri gereklidir!

 

Siyasi amaç ve çalışmalarını, Kürt sorunu konusunda çözüm önerilerini Türk halkına, kamuoyuna ve medyasına bir biçimde ulaştırmanın yol ve yöntemlerini arayan DTP' li yöneticiler için Kürt halkının ve kanaat önderlerinin görüşleri ve önerilerinin hiç mi önemi yoktur?

 

Eğer, DTP'li yöneticiler, ciddi bir diyaloğ arayışında iseler öncelikle ve ivedilikle bu diyaloğ arayışlarını, Kürt siyasi çevreleri ve Kürt kanaat önderleri ile başlatmalıdırlar. Herhalde, hiç kimse Kürt siyasi çevrelerinin diyaloğ dertlerinin olmadiğını inkar edemez. Madem DTP'li yöneticiler, doğru anlaşılmak için diyaloğ gerekliliği ve ihtiyaci olduğunu tespit etmişlerdir; o zaman bu diyaloğ arayışlarını, Kürt siyasi hareket ve çevreleri ile sürdürerek, inandırıcı olabileceklerini, mutlaka anlamalıdırlar.

 

Elbette, böyle görkemli Newroz kutlamaları ertesinde, DTP, kendi dışındaki Kürt siyasi çevreleri ve kanaat önderleri ile böyle bir diyaloğ arayışı çabasına girişir mi, pek emin degilim!

 

Zira DTP'nin, amiyane tabirle ”havasi biraz yerinde”. Dolayisi ile şu sıralar, alçak gönüllülük gösterebileceklerinden umudum pek yok. Ama yine de DTP' yi Kürt siyasi çevreleri ile diyaloğ konusunda sıkıştırmak ve üzerlerine gitmekte yarar vardır, diye düşünüyorum.

 

 

Hatta bu girişim ve çabayı yalnız onlardan da beklememek gerek. Onları, aradıkları diyaloğa cağrı girişimlerine biraz da zorlamak için DTP dışındaki, sözünü ettiğim kesimlerde, böyle bir niyet gösterisi ve çağrısında bulunubilir. Ama öte yandan da, madem ki, DTP böyle bir cağrı girişiminde bulunmuş, inisyatifi belli bir ölçüde onların almasi daha yerinde olur.

 

 

Üstelik unutmamak gerekir ki, DTP kapatılma davası ile karşı karşıya ve konjükütürün de DTP nin kapatılması yönünde seyr ettiğini de akılda tutarak, Kürt siyasi çevrelerinde bir diyaloğ ” Kürt sorununun çözümü konusunda doğmaya başlayan toplumsal uzlaşmayı zora sokan havayı dağıtabilmek ve demokratik refleksleri harekete geçirebilmek" için daha da gerekli ve elzemdir! Hele önümüzdeki yıl yerel seçimlerinde yapılacağını hatırlayarak, şimdiden ciddi bir biçimde kolları sıvamak ve Kürdistan'daki yerel yönetimleri almak, alınmiş yerel yönetimleride korumak için diyaloğ ele gecmez bir fırsattır.

 

 

Madem ” Kürt sorununun çözümü konusunda doğmaya başlayan toplumsal uzlaşmayı zora sokan havayı dağıtabilmek ve demokratik refleksleri harekete geçirebilmek” amaçlanıyor, saydığım bu nedenlerden ötürü, Kürt siyasi çevre ve kanaat önderleri ile bir diyaloğ, çok daha önem kazanmaktir. Hele, kendi toplumunun siyasi ve kanaat önderlerini ciddiye almayan, diyaloğ çağrılarını, Kürt siyasi çevrelrinide kapsamak üzere, girişimde bulunmamak, anlaşılır bir durum olmayacaktir. Kürt siyasi çevreleri ve kanaat önderlerini diyaloğ ve çözüm arayışlarında yok farz etmek, doğru bir tutum değildir. Kaldi ki, bu gazeteci ve köşe yazarları, Kürt siyasi çevre, parti ve kanaat önderlerinden DTP'ye çok daha yakın değiller!

 

Kapatilma riski ile karşı kaşıiya bulunan DTP'nin, yeni bir sayfa açması için de, bu durum yeni bir firsat olarak da değerlendirilmelidir.

 

Sözünü ettiğim gazeteci ve köse yazarları ile yapılan toplantıda dile getirilen, siyasi çözüm ve önerileride ayrıca üzerinde durulmaya değer. Ama onları şimdilik bir kenarda not ederek, ileriye ve geleceğe bakmak üzere yola koyulmalıdır!

 

8 Nisan 2008

 

 

 

 

 

 

 

 

Timsahın gözyaşları!

Qisadan Hisse!

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!