Arşi

 

Kürt Halkı'nın Talebi Nedir?

 

15 Mayıs 2008 akşamı Kanal D televizyonunda, Mehmet Ali Birand'ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün proğramını ilgi ile izledim! Umut ederim ki, pek çok Kürt'te bu proğramı izlemiştir. Proğrama katılımcı olarak; DTP Milletvekili Hasip Kaplan, eski Milletvekili Haşim Haşimi, Gazeteci, Yazar Mehmet Metiner, Avrasya Stratejik Araştirmalar Merkezi, Başkan Danışmanı, Terör ve Çatişma uzmanı Ercan Çitlioğlu ile birlikte, emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk katılmıştı.

 

Büyük bir ilgi ve heyecanla proğramı izledim, tartışmaları kavramaya ve katılanların siyasi pozisyon ve tutumlarını anlama ile birlikte, Kürt sorunun çözümüne öneribilecekleri veya sunabilecekleri önerilerini can kulağı ile dinlemeye çalıştım!

 

Elbette, her zaman olduğu gibi bu proğramda da, Kürt sorunu ile ilgili konuşulmayan ve tartışılmayan boyut kalmadı. Herkes eteğindeki taşları döktü. Irak Kürdistan'ından tutunda da, Türkiye Kürdistan´ına kadar ne kadar sorun ve akla gelebilecek soru varsa gündeme geldi. Herkes kendince önerilerde bulundu, Kürt sorununda, çözüm yolları önerdi, veya önerilen çözüm yollarına karşı, karsıt argümanlarla sorunu reddetti!

 

Ercan Çitlioğlu ve emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk dışındaki katılımcıların, Kürt sorununa ilişkin görüş ve önerileri farklı da olsa, görüş ve önerileri sahibiydiler ve hepsi tümden, ”Kürt sorunu” meselesinde iyi kötü mutabıktılar. Ama gelgör ki, kendisini stratejist analist olarak takdim eden Ercan Çitlioğlu ve emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk'ün, Kürt sorunu diye bir dertleri yoktu! Onların tek bir derdi ve amaçlari vardı; diğer katılımcıların tezlerini çürütme ve giderek Kürt sorununu inkar ve yok farz etmekti.

 

Denilebilinir ki, bu saatten sonra, Kürt sorununu yok farz eden, bir çaba akıl işimidir, değil tabii. Ama herkes görevini yapmakla mükelleftir. Bu nedenle, onlarda meseleyi terör ve terörist ve feodalite bağlamında ele alarak, kendilerince, Kürt sorunu'nu ve bölgenin geri kalmışlığını terör, aşiret ve feodalite boyutuna indirgeyerek meseleyi halledeceklerini ve bu çabalari ile de, Kürt karşıtı pozisyonlarını haklı çıkaracaklarını umuyorlardi.

 

Böylece, Türk halkını da, bu uyduruk ve çarpıtma düşüncelerle manipule etmeyi, kendilerine hiç mi hiç dert etmiyerek, akla hayale gelmez fikirlerle tartışmayı sürdürüyorlardı. Zaten, Kürt halkının sorunları, sıkıntıları dertleri değildi ve hiçbir zaman da olmamıştı! Bu Kürt karşıtı ideoloğlar, Kürt sorunu ve çözüm yolları güncelleştiği vakit, çözüm yollarını tıkamak ve karşıt öneriler sunmak için piyasada boy gösterirlerdi, yine öyle yapmışlardı!

 

Kuşkusuz, onlar gibi düşünmek ve çözüm yolları önermemekte bir tutumdur, bir bakıştir. Yıllar yılı böyle yapıldı. Ama bu tutum Kürt meselesini çözemedi, şayet çözseydi, bunca baskı, inkar ve karalama kampanyası başarılı olur ve sorun kökünden halledilmiş olurdu. Ama böyle olmuyor tabii!

 

Varlığı yıllarca inkar edilen, her türlü asimilasyon politikasına ve şiddete maruz kalan, Kürt varlığı, bu iki zat tarafindanda artık eskiden olduğu gibi inkar edilemiyor! Çünkü; artık mızrak çuvala sığmıyor. Ama madem, eskiden olduğu gibi, Kürt varlığı gülünç bir

 

şekilde inkar edilemiyor, bu kez de bu istemeye istemeye Kürtlerin varlığını, sineye çekmek zorunda kalıyorlardı. Kısacası artık Kürt halkının varlığını yok sayamıyorlardı.

 

Ama bu kez de, Kürt halkı için siyasi istemlerde bulunmayı ' Kürtçülük ' yapmak olarak vasıflandırarak, ' Kürt ' başka, ' Kürtçülük ' başkadır diyerek, Kürt halkı için siyasi istemlerde bulunmayı kabulu mümkün olmayan, ' Kürtçü ' bir talep ve faaliyet olarak kabul ve lanse ediyorlar !

 

Uzun yillar boyunca ' Kürt ' yoktu, varlığı inkar ediliyordu, ama öte yandan da ' Kürt'leri harıl harıl asimile etmek için, herşey yapılıyordu! Şimdi artık öyle kolay kolay, Kürt varlığı ınkar edilemiyor, bu yapılsa bile kim inanir artık. Dolayısı ile bu kez de, bir paradigma değişikliğine gidilerek, Kürt varlığını inkar etmeme aşamasına gelindi.

 

Kürt varlığını çar naçar kabul eden bu düşünce sahiplerine göre, Kürt halkı için talep edilen ulusal demokratik haklar , Kürtçülük' e tekabül ediyor. Böylece, Kürt varlığı üzerinde yapılmak istenen 'Kürtçülük' ise tu kaka edilmelidir ! Çünkü; bu ideoloğ ve Kürt karşıtı kimselere göre, 'Kürt' başka 'Kürtçülük' başkadır . Cümle tüm kötülükler zaten 'Kürtçülük'ten çıkıyor anlayışı ile Kürt halkının ulusal demokratik hakları karşıtları, devlet temaslı ideoloğlar, Kürtçülük yapılıyor bahanesi ile anti 'Kürtçü' oluveriyor!

 

 

Peki, nedir bu ' Kürtçülük '? Onlara göre; 'Kürt halkı ' için siyasi taleplerde bulunmak, Kürt sorunun çözümü için önerici olmak 'Kürtçülük' tür !” Bu iki zat ve benzeri düşünenler, Kürt halkını koyun sürüsü gibi görme, Kürt'leri iradesiz ve hiç bir siyasi talepleri olmayan, siradan bir topluluk olarak adlandirmak ve görmek istemektedirler! Kürt halkı için siyasi taleplerden bulunmak, Kürt sorunundan bahsetmek, kabul edilmez bir tutum ve görüştür.

 

Onlara göre; 'zaten, Kürt halkı'nında de böyle bir derdi ve talebi yoktur. 'Bu sorunu çikaranlar ve ileri sürenlerin, kimleri temsil ettiği ve ne oranda temsil ettiği dahi belli olmadığı gibi durumları tartışma konusudur, istemlerine bölge halkıda rağbet etmemektedir!'

 

 

Burda, dikkat edilmesi gereken husus; düne kadar, Kürt varlığını yok farz etmek için uydurdukları, karda yürürken bu insanların çıkardıkları ”Kart, Kurt” seslerden ötürü, kendilerine Kürt denilmiş, oysa aslında bunlar Türk kökenli insanlarımızdır. Fakat bu insanlar zamanla asimileye uğramış ve bu nedenle kendilerini Kürt kabul etmişlerdir.

 

Bu gülünç tezler bu iki zat ve benzeri gibi düşünenler tarafindan öyle kabul ediliyor ve tanımlanmıyordu! Ama artık bu tanımlamadan vazgeçtiler, doğrudan doğru Kürt varlığını kabul noktasina geldiler! Çünkü; bu tanımlama, onları cok gülünç ve komik duruma düşürüyordu.

 

Artık, hile ve cebir de kar etmediği için mecburen ”Kürtler”e, Kürt demeye ve hiç olmazsa o derece komik, inkara son verdiler. Bu da azımsanacak bir olay değil hani!

 

Ama öte yandan da, sıra can alıcı noktaya gelince; Kürt sorununu kabul etmiyor ve Kürtler'in ne kültürel, ne dil ne de siyasi taleplerinin olmadığını ileri sürerek, esas sorunun; bölgeyi geri bıraktıran dolayisi ile bölgeyi işsiz ve eğitimsiz bıraktıran aşiret, ağa, bey ve feodal ilişkiler olduğunu ileri sürüyorlar! Peki, bu iddia doğru mu?

 

Bir an için bu saptamanın doğru olduğunu kabul etsek bile, unutulmasin ki, ağa, bey, aşiret ve feodal ilişkileri ayakta tutan kimdir, sorusunu doğru yanıtlamak gerekmektedir! Bu sözu edilen ağa, bey, aşiret ve feodalite, bölgede kendi başına ne kadar buyruktur, merkezi iktidara ne kadar bağlıdır ve ondan ne oranda beslenmektedir, sorusunu gerçekleri çarpıtmadan yanıtlamak şarttır!

 

Çok açik ki, bu çağ dışı ilişkiler ve kurumlar, coğrafyamızda hiçbir zaman merkezi otoriteye rağmen varlıklarını sürdürmediler, bu kurumlar hiçbir zaman merkezi otoriteden bağımsız olmadılar, bilakis merkezi otorite tarafından beslendiler, desteklendiler. Ağa, bey, feodalite ve aşirete karşı tutum, açık bir devlet politikası çerçevesinde oluşmuştur ve yürütülmüştür. Bu kurumlardan şikayet ediyormuş gibi görünmek çok pişkince yapılan bir aldatmacadır.

 

Proğramda tartışma ve sataşmalar bu çerçevede sürerken, emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk, çok kızgın ve öfkeli bir şekilde, bağıra çağıra, DTP Milletvekili Hasip Kaplan'dan hem soru sordu, hemde büyük bir iddia ile aşağıdaki görüşleri için, hodri meydan dedi;

 

'Hasip Kaplan'in iddia ettiği gibi, Kürt sorunu diye bir sorun olmadığını, bizzat bölgede ve Şırnak'ta yıllarca görev yaptığını, Hasip Kaplan'ın da Şırnak'lı olduğunu, kendisine güveniyorsa Hasip Kaplan, gelsin, beraber Şırnak'a gidelim ve bölge halkından soralım, halkın talebi, aş, iş ve fakirlik mi, yoksa dil, kültürel ve siyasal haklar mıdır', dedi.

 

Hasip Kaplan; ‘Her ikisidir, gidelim Şırnak'a, halkın istmemini tespit etmek için istiyorsanız referendum yapalım' dedi.

 

Kürt siyasi hareketi ve temsilcilerinin, Kürt sorunu ve çözümüne ilişkin, farklı istem ve çözüm talepleri aşağı yukarı biliniyor. Bu görüş ve çözüm istemleri artık bir sır değil, ama bu istemler bilinmesine rağmen, kimi yazar, çizer ve devlet sözcüleri, hala Kürt halkının ne istediğini bilmediklerini, Kürt siyasi çevrelerinin istemleri bilinse dahi bu istem ve taleplerin Kürt halkının istem ve talepleri olmadığını, ayrıca Kürt siyasi çevrelerinin de Kürt halkını temsil etmediğini ileri sürülebiliyorlar!

 

Işte tüm bu gerekli ve gereksiz gerekçeleri bertaraf etmek için Kürt halkının istem ve taleplerinin ne olduğunu yerinde tesbit için başvurulması gereken yol, Kürt halkının iradesinin tesbiti olmalıdır! Bunun en sağlıklı ve ölçülebilir yolu Referandumdur!

 

Kürt sorununun da, esas tarafın yani Kürt halkının ne tür bir talepte bulunduğunun ve çözümden yana olduğunun tesbiti, eninde sonunda referandumda yanıtını bulacaktir. Bu en sağlıklı ve üzerinde hiçbir kuşkunun olmadığı bir irade beyanı olacaktır. Yeter ki, demokratik ve özgür bir ortam oluşsun veya taraflar böyle bir ortamin yaratılmasında hem fikir olsun. Cünkü; başka bir şekilde, Kürt halkının istemini ve iradesinin tezahürünü tesbit etmek mümkün olmayabilir!

 

Veya kimileri, demogoji ve çarpıtmalarla, gerekse de baskı ve hilelerle Kürt halkının dil, kültür ve siyasi istemlerinin olmadığını ileri sürebilir. Bu durumun açıklığa kavuşması ve halkımızın iradesinin tecellli etmesinin bir göstergesi, referandumdur.

 

Kürt halkı önüne konulan referandum alternatifinde, özgür iradesini şu veya bu biçimde ortaya koyma şansını yakalayabilir. Ancak bu şekilde her türlü spekülasyon son bulur ve Kürt halkının ne tür bir çözümden yana olduğu görülebilir.

 

Elbetteki, referandum silahlardan, çatışmalardan ve baskılardan arındırılmış bir ortamda, asker postaları ile dipçiğinin olmadığı özgür ve demokratik koşullarda ve uluslararası kuruluşların güvencesinde, nezaretinde ve denetiminde yapıldığı taktirde, Kürt halkı özgür iradesini ortaya koyarak ne tür bir seçimden, tercihten ve çözümden yana olduğunu demokratik bir biçimde beyan edebilir

 

Bu koşullarin olmadığı ve sağlanmadığı ortam ve durumlarda, sırtını devlete dayayarak, aba altında sopa göstererek, Kürt halkının talebinin sadece aş, iş olduğunu ileri sürmek, büyük bir çarpıtmadır

 

Elbette ki, insanları açlıkla terbiye etmekte bir politikadır ve şimdi zaten yapılan da budur! Kürt halkını aç bêilaç açlığa ve işsizliğe muhtac etmek, güdülen bu bilinçli politikanın bir sonucudur. Kürt halkı karnı tok, sırtı pek olarak, kendi coğrafyasında özgür ve barış içinde onurlu bir şekilde yaşamak için mücadele etmektedir!

 

26 Mayıs 2008

Diyaloğun bir ayağı sakat kaldı!

Timsahın gözyaşları!

Qisadan Hisse!

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!