Arşi

 

'Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısı üzerine gözlemler

 

Daha önce Diyarbakır'da, Abant Platformu tarafından yapılması planlanan, ama guvenlik nedenleri ile Diyarbakır'da yapılmasına müsade edilmeyen 'Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' başlıklı toplantı geçen hafta sonu , 4,5,6 Temmmuz tarihlerinde Bolu Abantta yapıldı. Toplantıya çok önemli oranda Kürt ve Türk şahsiyet katıldı

 

Toplantının son iki gününü büyük bir dikkat ve özenle dinlemeye çalıştım. Katılım konusunda herhangi bir fikrim yok,katılımcılardan aranılan kriterler hakkında bilgi sahibi değilim.Ancak DTP' sinin bu toplantıya davetli olduğu halde katılmadığını biliyorum. Ancak katılmama gerekçelerini bilmiyorum.

 

Toplantıda katılımcılar tarafından dile getirilen görüşlerin, DTP tarafından dile getirilen görüş ve çözüm önerilerinin gerisinde olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim, bu nedenlede o kesimin bu toplantıya katılmamış olmasını anlayamadığımı açık yüreklilikle söylemeliyim.

 

Anladığım kadarı ile bu yapılan 17. Abant Toplantısı idi. Abant toplantılarını kimlerin organize ettiğini herhalde bilmeyen yok, ama bu tür toplantılar kimler tarafındn yapılırsa yapılsın,bu konuda farklı görüşlere sahip olunsa bile tüm Kürt kesimlerinin katılma taraftarıyım! Yeter ki, hiçkimse sansüre uğramasın ve görüşlerini özgürce ifade edebilsin. Elbatteki farklı yaklaşımlar ve görüşler olur ve bunlar dile getirilir, bu herkesin en tabii hakkıdır. Yoksa, insanların bu tür toplantılara katılmasının bir önemi kalmaz.

 

İlk bakışta, farklı kesimlerin katıldığı bir toplantı havası vardı. Ama gerçekten bu insanların farklı çevrelerden mi geldiği veya aşağı yukarı aynı şeyleri dillendiren insanlardan mı oluştuğunu anlamak pek mümkün olmadı. Dolayısı ile tüm Kürt kesimlerine açık bir toplatımıydı, değilmiydi, onu henüz anlamış değililim. Çünkü, Kürt siyasetinde belli bir etkinliği olan kimi simaların bu toplantı da olmadığı görülüyordu zaten. Örneğin DTP ve Hak Par bu toplantıya davet edilmişlerdi ve Hak Par Genel Başkanı Sertaç Bucak'ta toplantıda idi. Ama KADEP'ten kimse yoktu, onların davet edilip edilmediği de anlaşılmadi. Tevkurd ve Devrimci demokratlarda yoktu bu toplantıda, belkide davet edilmediler, öyle ise bu elbetteki ciddi bir eksiklik.

 

Daha önce de belirttiğim gibi bu tür toplantılara son derece öem veriririm, inancım o ki başka Kürt kesimleri de aynı önemi verir. Çeşitli medya kuruluşlarında toplantı ile ilgili haberler ve yorumlar yapıldı, toplantının çok başarılı geçtiği vurgulandı. Elbette ki çok sakin ve gergin olmayan, güler yüzlü bir ortamdaki bir toplatı için başarılı geçti denilebilinir. Ama işin başka bir tarafı var ki ona değinmemek haksızlık olur kanaatindeyim: Toplantı yukarda andığım atmosferden geçtiği için başarılıdır, denilebilinir.

 

Ama katılımcılar için aynı şeyi ileri sürmek kanımca doğru değildir. Hele özellikle Kürt katılımcılar için başarılı bir performans gösterdiklerini söyleyemeyiz. Çünkü ilk elde göze çarpan, Kürt siyaseti ile haşır neşir olmuş olanların, toplantı için ciddi bir hazırlık yapmadıklarıydı. Toplantıya hazırlıklı gelmedikleri için de, toplantıda akıllarına geleni, o da doğru dürüst formüle edemeden, derme çatma ifade etmeye çalışmalarıydı.

 

Haksızlık olmasın diye, Rojbin Tugan'ı bu eleştirimden muaf tutuyorum. Esasında toplantıya hazırlıklı gelen, düşüncelerini çok güzel bir Türkçe ile ifade eden ve belli bir mantık silsilesi üzerinde tartışmalara katılan ve sistematik olduğu kadar o kadar da etkileyici bir ifade tarzı ile konuşan tek konuşmacıydı ve bu nedenle de üç gün süren toplantıya damgasını vuran ve her konuşmacının atıfta bulunmak zorunda kaldığı Rojbin Tugan oldu!

 

Bu nedenlede Rojbin Tugan, Mümtazer Türköne'nin kimi saldırılarına maruz bile kaldı ve Rojbin Tugan'ın düşüncelerini- aklımda kaldığı kadarı- ile faşizme evrilmeye açık olarak yorumladı. Kimi Türk kökenli konuşmacılar zaman zaman Kürt milliyetçiliğinin, Türk milliyetçiliği ile kıyaslayarak birinin diğerinden daha yeğ olmadığını vurgulamaya çalıştıklarını belirtmekte fayda vardır.

 

Ayrıca islami kökenli kimi katılımcıların, sorunu islami bir bakişla ele aldıklarını ve böylesi çözümler önerdiklerini de unutmammak lazım. Örneğin 'Orta Doğuda, islam güneşi altında Kürtlere de yer vardır', gibi fomülasyonların bildiriye girmesini önermek gibi. Toplantı ile ilgili izlenimlerimi sıralarken: Altan Tan'ın toplantının tümünde etkileyici ve belirleyici bir faktör olduğu hemen göze çarpıyordu. Aynı zamanda çok ciddi fikirleri ve hazırlığı da olduğunu hemen eklemek gerekmektedir. Üstelik toplantının son gününde bir de özeleştiri mahiyetinde ettiği: İslamcı kesimlerin Kürt sorununa gerekli duyarlılığı zamanında göstermediğini de çok olumlu bir değerlendirme olarak kayd etmek lazım.

 

Toplantıda yaptığı tespit ve konuşma ile bende iz bırakan üçüncü şahıs hiç şühesiz ki, Cengiz Çandar oldu. Cengiz Çandar yaptığı belirleme ile taşı adeta gediğine soktu! Cengiz Çandar: 'Orta Doğuda devletsiz tek halkın Kürtler olduğunu bunun giderilmesinin iki yolu olduğunu, Kürtler ya kendi devletlerini kuracaklar veya mevcut devletlerden birini kendi devletleri olarak görecekler' diyerek sorunu çok net ve tartışmasız formüle etti!

 

Şüphesiz ki, toplantı üstüne daha pek çok şey yazılıp çizilebilinir ama herhalde, bu kısa özet, toplantı hakkında bir fikir elde etmemize yardımcı olabilir. Sonuç itibari ile bu tür toplantlar kimlerden tarafında organize edilirde edilsın, mutlaka katılmak ama hazırlıklı katılmak ve ne istediğini çok net bir biçimde ifade ederek katılmak kanımca şarttır. Yoksa sadece ve sadece kimi toplantılarda boy göstermek marifet değilidir, unutulmasın ki her Kürt katılımcıdan, halk bir çözüm önerisi beklemektedir. Her katılımcı da bu çerçevede değerlendirilmektedir!

 

7.07.2008

 

 

 

Kürt Halkı'nın Talebi Nedir?

Diyaloğun bir ayağı sakat kaldı!

Timsahın gözyaşları!

Qisadan Hisse!

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!