Arşi

 

”Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak”

18. Abant Platformu toplantısı, Kürt Federe Bölgesi Başkenti Erbilde, 15 /16 Şubat 2009 da, toplandi. ' Kürt Sorunu : Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısının Erbilde toplanmış olması kanımca önemli bir siyasi tutumdur. Olayin bu yanını önemseyerek, toplantıyı değerlendirmek ve hatta gerekirse, eleştirel bazda düşünce ve görüşlerimizi, bu çerçevede iletmek önemlidir!

 

Bu aydın, yazar ve gazeteci şahsiyetlerin, düşüncelerimizi benimsemek, Kürt orijinli olmayanların, Kürt gibi düşünmesini istemek ve beklemek doğru bir tutum değildir. Ama, bununla birlikte Kürt olmadan da gerçekleri ve doğru çözüm önerileri üretmekte pekala mümkündür! Hatta pek çok Kürt bile, bu toplantıda bir daha gösterdi ki, tıpa tıp aynı şeyleri düşünmedikleri gibi birbirinden farklı da düşünebilmektedirler.

 

Ben, 2008, 5,6,7 Temmuzda, Boluda yapılan toplantıyı da iki gün boyunca izlemiş ve bu konuda izlenimlerimi kamuoyu ile paylaşmıştım. Erbilde'ki bu toplantıya katılan aydın, gazeteci, yazar ve kimi siyasi sahsiyetletlerle, Bolu Aban'ttaki, toplantıya katılan simalar, asağı yukarı aynıydı. Her toplantının özgün yanları dolayısı ile elbetteki farklı şahsiyetlerde varıdı! Ama bu toplantıları organize eden, evirip çeviren belli bir kadrosunun oluşmuş olduğunu da gözlemlemek zor degildi. Bundan da yadsınacak birşey görmüyorum.

 

Çünkü, her türlü düşüncede aydınların, yazar ve gazetecilerin katıldıği bu platforma, kimilerinin öncülük etmesi, planlayıp örgutlemesi için gerekli kadrolara da ihtiyac vardır. Bunların kimliği ve siyasi görüşlerinin önemli olmakla birlikte, bu tür toplantılar, gizli kapaklı olmadığı müddetçe, onların kimliginin ve siyasi görüşlerinin de fazla bir önemi kalmiyor. Açık ve şeffaf toplantı ve görüşmelerin manipulasyon şansı çok az vardır!

 

Tabii, bu tesbitime, Irak Federe Bölgesi Başkentinde yapılmış olması, hesabı ile orda yaşayan aydın, düşünür, öğretim görevlisi Kürtleri de katmak lazim! Bu çerçevede, toplantının Erbilde yapılmış olmasının ayrı bir önemi vardır Bu Türk aydınları ile Kürt aydınlarının, Kürt sorunu ve ona bağlı olarak peyda olan pek çok sorunda, birlikte düşünme, birlikte çözüm üretme platformu olabilmesi bakımından elverişli bir zemin hazırlayabilir.

 

Türkiye'den pek çok aydın, yazar ve gazeteci ilk defa Irak Kürdistan'ına ve Erbile bir ziyarette bulunuyor. Bu insanlar, ilk kez özgür Kürdistanda bir toplantıya katılıyor, ilk defa Irak'lı Kürtlerle birlikte, bir masa etrafında kimi sorunları tartışıyor. Bunların, hepsi ilk ve bu nedenle, önemlidir.

 

Gözlemlerimin, toplantının ilk gününe ilişkin olduğunu belirtmemda fayda vardır, zira ikinci günkü oturumları izleyemedim.

 

Sunulan tebliğlerden ve yapılan konuşmalardan gözlemlediklerim, ve çıkardığım sonuçlar daha ziyade, hala kimi Türk aydın ve yazarların kullandığı dil ve kavramların özenle seçilmediği tesbiti oldu! Onlar, Türkiye'de, Kürt sorununu nasıl tartışıyor ve çözüm önerilelerinde bulunuyorsa, Irak Kürdistan'ında da aynı saiklerle, değerlendirme ve çözüm önerilerini sunuyor! Oysa, Türkiye'de Kürt sorunu ile Irak Kürdistan'ında, Kürt sorunu, buna bağlı olarak gündeme gelen problemler ve çözüm önerileri konusunda kullanilan dil ve kavramlar aynı olmamalıdır!

 

Farkli siyasal süreçlerden, farklı ekonomik,siyasal ve sosyal aşama ve evrimlerden geçen iki faklı ülkedeki ve parçalardaki Kürt sorunun çözumünde, kullanılan kavramlar aynı olgulara tekabul edemez! Çünkü, mücadelenin seyri ve bu yolda katedilmiş mesafeler gözardı edilerek förmüller üretilemez, bu olsa olsa kimi şablonlar üretme olabilir.

 

Gerek tebliği sunan konuşmacıların gerekse de, söz alarak tartışmalara katılan kimi konuşmacıların kullandığı lugat, faklı tepki ve yorumlara neden oldu. Örneğin; herkes tarafından bol bol kullanılmasiıda sakınca görülmeyen 'Kuzey Irak' kavramı, Irak Kürdistanı başnkentide biraz ucubeye kaçardı, zaten öyle de oldu. Bu kavramı ve coğrafik belirlemeyi, Irak'ta araplar bile kullanmıyor, Abant toplantısı katılımcıları neden bu hassaşyeti göstermedi, anlaşılır birşey değildi, elbette!

 

Bu tür kavramlara, katılımcılardan Ibrahim Güçlü'den haklı olarak ciddi itirazlar geldi. Kullanılan kavram ve belirlemelerin resmi statüye ve Irak anayasasina bile denk düşmediğine dikkatleri çekmik için epey çaba sarf etti! Çünkü: Irak anayasasında bile Federe Kürt Bölgesi olarak geçen, bölgeye, hala konuşmacılar genellikle 'Kuzey Irak' demeyi, tercih etti!

 

Ali Bulaç'ın tebliğini sunmasından sonra, Ibrahim Güçlü'nün, bu tür kavram ve tesbitlere yapılan itirazdan sonra, Ali Bulaç; bölgeye Irak Kürdistanı demesinin önünde bir engel olmadığını ve bundan gocunmadığını, belirterek bu kavramı düzeltme gereğini duydu!

 

Mumtazer Türköne, 'Kürdistan' yerine, 'Kürt' demesinin daha kapsayıcı olacağını, ileri sürerek, eleştiriyi yanıtladı! Ona göre, Kürtler ezici bir coğunlukla artık Türkiye'nin Bati illerinde ve Istambulda yaşamaktaydılar. Bu tatmin edici bir cevap olamadi tabii ki. Çünkü, eğer kelimelerle oynanmiyorsa, pekala Kürt ve Kürdistan sözcüklerini rahatlıkla birlikte kullanabilirdi! O zaman, bu kavram daha geniş kapsamli olur ve daha da kapsayıcı bir hal alırdı.

 

Birinci günün en çarpıcı ve o kadar da duygusal konuşmasını Bejan Matur yaptı. Adeta bir şiir okur gibi tebliğini sundu, salona çok ağir bir sessizlik adeta hakimdi, onun konusmasi sırasında. Ben konuşmayi duygusalda bulsam, beğendim açıkcası! Siyasetin duygusuz yapılamayacagını, belkide düşündüğüm için, öyle değerlendiriyor olabilirim. Ama ne yazık ki, Bejan Matur da, aynı diğer konuşmacılar gibi, tebliğini sunarken, aynı hataya düştü. 2000 yılında, Irak Kürdistan'ına yaptığı ilk ziyaretini, çok duygulu sözlerle sunarken, ”Kuzey Irak” ilk ziyaret üzerinden, konuşmasını kurgulamıştı.

 

Bu tesbite de, özellikle Ibrahim Güçlü'den, haklı olarak itiraz geldi ve kavramların yerinde kullanılmadığını, hatta yeniden, Irak Kürdistan'ı resmi statüsüne dikkatleri çekmeye çalıştı!

 

Kavramların yerinde kullanlıması itirazlarına, Ibrahim Güçlü'den başka hiç kimseden, ciddi bir itiraz gelmedi, hatta Ibrahim Güçlü, toplantıda bir nevi yalnız kaldı.

 

Bejan Matur, Ibrahim Güçlünün eleştiri ve kavramların yerinde kullanılması itirazlarına verdigi yanitta: Kendisinin siyasetçi olmadığinı, şair olduğunu, bu çerçevede olaya bakmaya çalıştığını ileri sürdü. Ama aynı zamanda, Ibrahim Güçlü'nün dilinin öfke dolu olduğunu, üslubunu çok sert bulduğunu da sözlerine ilave etti!

 

Ibrahim Güçlü'nün öfke dolu olduğunu ve üslubunu sert bulanlar, kendi üslublarını ve benimsedikleri kavramları, terminolojiyi, Irak Kürdistan'ında da kullanmalarını, kendileri için bir hak görürken, Ibrahim Güçlü'ye, bunu çok görüyor ve onu hiddetli buluyorlardı!

 

Sanırım, bundan ötürü olacak, Sertac Bucak, aynı tarzda, ama daha yumuşak bir üslubla, Ibrahimin adını anmadan, o çerçevede bir tutum takınma gereği duydu ve iyi de oldu!

 

Ama herşeye rağmen, bu toplantıyı düzenleyen, aydınlar, gazeteciler, yazarlar, farklı düşünselerde, bize katılmasalarda, onlar hasımlarımız değil dostlarımızdır. Onlar, son tahlilde Kürt halkının da dostlarıdır, bu nedenle onlarla tartışırken, mutlaka diyalog yolunun açık tutulmasından yana olduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.

 

Aslında daha bu konuda yazacaklarım vardı, ama ben oturumların ikinci gününü izleyemediğim için yazımı burda bitiriyorum.

 

Not: Bu yazı, toplantının birinci günü değerlendirmesidir!

 

16 Subat 2009

TRT' de, Kürtçe alt yazı istiyorum!

Rêber û Şehîdê Kurdistanê: Necmettin Buyukkaya

Maksadını aşmadın mı?

TRT 6 Kürtçe yayına başlarken!

Makul olmayan Kürtler'e öneriler!

'Sağlıklı olmayan bir tartışma

Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısı üzerine gözlemler

Kürt Halkı'nın Talebi Nedir?

Diyaloğun bir ayağı sakat kaldı!

Timsahın gözyaşları!

Qisadan Hisse!

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!