Arşi

 

Empati!

 

Bu sihirli sözcük pek çok kimse tarafından yerli yersiz kullanılmaktadır. Kulağa da bayağı hoş geliyor, Empati ! Empatik bir tutum takınmak, veya empati yapmak! Peki, herkesin dilinden düşmeyen bu sihirli sözcüğün anlamı nedir?

 

Bildiğim ve anladığım kadarı ile kısaca; kendini karşısındakinin yerine koymak, onun duygu ve düşüncelerini anlamaya ve kavramaya çalışmak! Peki, günlük yaşamamızda, gerçekten bunu yapabiliyor muyuz? Veya kaç kişi bunu benimseyerek, sorunsuz bir şekilde, alışkanlık haline getiriyor, hiç düşündük mü?

 

Bize yapılmasını istemediğimiz davranışları, tepkileri ve yasaklayıcı kural ve yasaları, başkasına yapılırken, aynı hassasiyeti ve reaksiyonu, gösterebiliyor muyuz? Yani empati yapıyor muyuz?

 

Kimi norm ve değerleri, evrensel kurallar haline getirip, benimseyebilir ve benimsetebiliyor muyuz? Bu tutum ve davranışları, içten benimsediğimiz vakit empatik, bir tavır ve hal göstermiş oluruz! Kürt'ler ve Kürtçe, konuşma söz konusu olduğu zaman, Kürtler'e, karşı gösterilen tepkiler, verilen demeçlere bakıldığı zaman, empati yapılıyor mu, yani Kürt halkına yönelik, empatik bir tutum takınılıyor mu?

 

Türkçe konuşmayı, nerdeyse, herkes için Allah'ın emri haline getirme çabaları neden gerekiyor? Türk kökenli insanlar için, Türkçe konuşmak, nasıl doğal bir haksa, Kürtler veya diğer halklar içinde, kendi dillerinde konuşma, yazma, yayın yapma, neden hak olmasın? Bu haklar kullanıldığı zaman, neden kamusal alan gibi, ne idüğü belirsiz, kimi kavramların arkasına sğınılsın? Kamusal alan neden, Kürtçe'yi de kapsamasın?

 

Kamusal denilen kavrama neden, yalnız ve yalnız kendini Türkçe ile ifade etme, zorunluluğu getirilmek istensin? Kamusal alanı belirleyen kıstaslar nelerdir, bunları kim ve hangi hakkaniyet ölçüleri ile tesbit etmektedir? Bu konuda, Kürt halkının onayı alınmış mıdır? Kürt halkı, buna rıza göstermek istemezse ne olacak, bu sorun nasıl çözülecek? Tek çözüm, Kürt halkının sus pus olması mıdır?

 

Madem, Kürt halkı bu ülkenin asli unsurudur, bu asli unsurn dili neden yasaktır, neden örneğin parlamentoda, bu asli unsurlar kendi dilleri ile konuşamamaktadırlar? Böyle, asli unsur olunur mu? Madem, etnik milliyetçilik yapılmayacaktı, o zaman neden, sadece Türkçe serbesttir? Türkçe etnik bir grubun dili değil midir?

 

DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, 24 Şubat 2009 da, 21 Şubat'ın 'Anadil günü' olması münasebeti ile parlamentodaki grup toplantısında, kendi partisinin parlamenterlerine, Kürtçe sembolik ve kısa bir konuşma yaptı.

 

Uygar dünyanın her tarafında, kendi ana dili ile konuşmak, normal karşılanması gereken bir tutum, olmak orda kalsın, hatta başka bir dilde, kendi parlamenter grubuna, eğer zorla değilse, konuşma yapmak çok tuhaf karşılanır! Türkiye'de ise, akıl almaz bir şekilde, DTP Eşbaşkan'ı Ahmet Türk'ün bu konuşması, Kürt karşıtı şöven çevreler ve Türk milliyetçileri tarafından gereksiz bir biçimde abartılarak, Kürt ve Kürt'çe karşıtı, yeni gerginliklerin boyvermesine vesile oldu!

 

Hatta Kürt sorunun, bir biçimde çözümünden yana olan kesimler, yazar ve gazeteciler bile, yapılan bu Kürtçe konuşmadan ötürü şaşkına döndüler! Pusulalarını şaşırdılar, Ahmet Türk'ü provakasyon yapmakla, bu konuşmanın seçimlere yapılmış bir yatırım olduğunu ileri sürmekle, eşi benzeri olmayan, karalama, suçlamalara ve tehditlere yeltendiler.

 

Hiç düşünmeden taşınmadan, haddi hesabı olmayan bu saldırı ve suçlamaları, Ahmet Türk için yaparlarken, empati duygusundan ne kadar yoksun olduklarını, bir kez daha göstermiş oldular. Kürt halkına, DTP'sine ve onun siyasi aktörlerinin Kürtçe'de yapılan, konuşmalarına gösterilen bu tahammülsüzlüğü, birgün olsun onlarda yaşasaydı, belki empati denen duygudan nasiplerini alırlardı.Ahmet Türk, onların iddia ettiği gibi 'provakasyon' mu yaptı yoksa, onların iki yüzlü politikalarını deşifremi etti?

 

Saldırı ve karalama kampanyasını başlatanlar, böylelikle, Ahmet Türk'ün ve Kürt halkının, Kürtçe konuşmasına ne oranda tahhamül ettiklerini elaleme göstermiş oldular. AKP hükümeti ve politikalarını destekleyen pek çok gazeteci ve yazar da, elbetteki bu karalama ve saldırı kampanyasından yer alarak, hem nalına hemde mıhına vurarak, Ahmet Türk'ü eleştirmekten geri durmayarak, onu provakasyon yapmakla, Türkiye'de demokratikleşme konusunda atılan adımları görmemezlikten gelerek eleştirdiler!

 

Halbuki, Ahmet Türk ve DTP'nin diğer sözcüleri, eleştirilecekse; bu tür konuşmaları, hergün grup toplantılarında yapmadıkları, bu konuda maalesef zamanında, gerekli adımları atmadıkları için eleştirmek gerekiyor. Çünkü; yasak ve tabuların ortadan kaldırılmasının bir yolu da, onları bilinçli bir şekilde aşındırmaktır! Tabu ve yasakların, demokratik mücadel biçimleri ile aşındırılabileceğini, insanların görmesi gerekir.

 

Eğer yapılan, Kürtçe konuşma, seçim yatırımı olarak değerlendirilecekse, bunda ne mahzur var? Tüm siyasi partiler, seçim yatırımı peşinde değiller mi, seçim yatırımları yapmıyorlar mı? AKP'nin, kamyonlarla gönderdiği beyaz eşyalar, seçim yatırım değilde, neyin nesidir acaba? Zaten seçimler, halka vaad de bulunma, siyasetini ve programını dile getirme, arenası değil midir?

 

Mahmut Övür'ün, Sabah gazetesindeki köşesinde, haklı olarak belirttiği gibi: 'Kürtçe, bu ülkede milyonlarca insanın ana diliyse o dili bu insanlar nerede, nasıl ve hangi güvenceyle kullanacak?' Yanıtlanması gereken soru, özü itibari ile budur; düğüm bu sorunun yanıtında çözülecektir!

 

Ayrıca haksızlık olmasın diye, Ahmet Türk'ün Kürtçe konuşmasını tasvip eden, destekleyen gazeteci ve yazarlarında bulunduğunu, burda belirtmeden geçmek istemiyorum.

 

26 Şubat 2009

Gecikmiş ulusal değerlerin yükselişi ve 'ötekiler!'

”Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak”

TRT' de, Kürtçe alt yazı istiyorum!

Rêber û Şehîdê Kurdistanê: Necmettin Buyukkaya

Maksadını aşmadın mı?

TRT 6 Kürtçe yayına başlarken!

Makul olmayan Kürtler'e öneriler!

'Sağlıklı olmayan bir tartışma

Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısı üzerine gözlemler

Kürt Halkı'nın Talebi Nedir?

Diyaloğun bir ayağı sakat kaldı!

Timsahın gözyaşları!

Qisadan Hisse!

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!