Şakir Güceyü

Arşiv

 

iyi bayramlar gençler

Türkiye'de 83 yıldır ve her yıl resmi anlamda iki tane bayram kutlanmaktadır. Biri yarının gençleri olacak çocuklar için 23 Nisan'da kutlanan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, diğeri ise ülkenin teslim edileceği,yarının yöneticileri olacak gençler için kutlanılan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'dır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu güne kadar nüfusunun yüzde 30 gibi önemli bir çoğunluğunu oluşturan gençler için düzenlenmiş özel bir kanun bulunmamakla beraber, sadece Anayasa'nın 58. maddesinde Devlet'in gençliğe bakışı tanımlanmış,yani gençlik bir tek kanun maddesi ile geçiştirilmiştir. Bu kanun maddesinde gençliğe bakış açısı şöyle belirtilmiştir:

 

T.C. Anayasası 58. madde: ''Devlet istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetiştirme ve geliştirmelerini sağlayıcı tedbirler alır.

Devlet,gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirler alır.''

 

Bunlara baktığımızda Türkiye'de gençlere ne kadar önem verildiğini düşünürüz.Ancak sadece 58. maddeyi bile irdelersek,madalyonun gerçek yüzünün hiç de böyle olmadığını,Türkiye'de gençlere aslında hiç önem verilmediği, mevcut gençliğin ne kader hoyratça heba edildiğini görürüz.

 

Şöyle ki;2007 yılında OECD'nin üye ülkelerde yapmış olduğu ''üye ülkelerde kadınlar ve erkekler'' adlı raporunda Türkiye'ye ‘'15-19 yaş arası işsiz güçsüz ve okumayan nüfus'' oranında rekor kırarak sıralamanın en altında olduğu konusunda ikazda bulunulmuş.Raporda ayrıca Türkiye'de, 15-19 yaş arası kız nüfusunun yüzde 47.5'i, erkek nüfusunun ise yüzde 25'inin okumadığı ve çalışmadığı belirtilmiş.

 

Ayrıca Türkiye'de mevcut durumda her100 öğrenciden 77'si üniversitelere girememektedir. Biraz daha şanslı olup üniversitelerde okuyan ve mezun olanlar ise artık iş bulamamaktadır.Şöyle ki;şu anda yaklaşık 10 bin doktor,30 bin hemşire 35 bin ziraat mühendisi,50 bin mimar ve mühendis,3 bin veteriner artık çareyi çıraklık kurslarında aramaktadır.

 

Ne acıdır ki,Türkiye'de 26 şubesi bulunan ‘'Işsiz Mühendisler Derneği'' nin üyelerinin yüzde 70'ini üniversite mezunları oluşturmaktadır.

Yukarıda belirtilenler Türkiye'de gençliğin yaşadığı olumsuz somut örneklerden birkaçını oluşturmaktadır.

 

Türkiye'de üniversite mezunlarının içinde bulunduğu durum bu kadar olumsuz iken üniversiteye gidemeyen gençlerin de durumu hiç de iç açıcı değildir.

Bu gün alkol ve uyuşturucu bağımlılığı,çeteleşmeler,kapkaççılık ve benzeri suçlar ve kötü alışkanlıklar orta öğretim seviyesine ve her sokağa kadar inmiş durumdadır.

Bu örneklemelerle gençler için yazılan 58. maddede belirtildiği gibi,Devlet gençler için iyi bir zemin yaratamadığı gibi,kötü alışkanlıklardan da koruyamadığı görülmektedir.

Aksine Devlet, ‘'Gençler siyaset ve politika ile uğraşmasın da ne yaparsa yapsın'' olgusunu inceden inceye işlemektedir.

 

Ama ‘'Yiğidi öldür,hakkını yeme'' atasözünden hareketle,Devlet yine 58. maddede belirtilen ‘'Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetiştirme ve geliştirmelerini sağlayıcı tedbirler alır.'' belirlemesini de toplumun aleyhine iyice işlemektedir.

 

Bunu 1980 öncesinde sağ-sol kamplaşması yaratarak, başta gençler olmak üzere toplumu birbirine kırdırarak,1980 sonrasında ise başta Kürtlere karşı olmak üzere ülkenin demokratikleşmesini isteyen demokrat, aydın kesimlere, iyi bir yaşam için emek ve mücadele veren memur ve işçilere karşı, kısacası haklı olup hakkını arayan toplumun her kesimine karşı duyarsız bir toplum yaratarak sözü edilen belirlemeyi iyice işlemektedir.

 

Son günlerde Türkiye Başbakan'ı, Avrupa'nın durumuna düşmemek,yani genç nüfus ünvanımızı kaybetmemek için herkesin üç çocuk yapmaları gerektiğini,aksi takdirde 2037 yılında çalıştırılacak genç nüfusumuzun kalmayacağını belirtmektedir.

Sayın Başbakan dağları taşları bombalamak için tanklara,toplara,silahlara ayırdığı bütçeyi kısıp,bu bütçe ile mevcut çaresiz gençliğe fabrikalar,okullar yaptırsın,Avrupa'da ki sosyal Devlet anlayışını uygulasın,ilmi ve fikri hür bir gençlik yetiştirsin sonra 2037 yılındaki durumu düşünsün.

Acınacak ve ağlanacak durumundaki gençlerin bayramları kutlu olsun…..

 

30 Mart 2008