Kamıl Sümbül

Arşiv

BIR KÜRT SÖVALYESI Ismail Hakki Mütevellizade'nin ardindan...

 

 

30 yili askin politik yasamimda unutamayacagim insanlardan biridir Ismail Hakki, yani 34'üncü kogusun XALO'su, yani gercek bir KÜRT SÖVALYESI. Kara haberini vefatindan bir kac saat sonra Stockholm'den telefonla arayan bir dost söyleyince, nasil bir duygu icerisine girdigimi anlatamam. Onunla gecen anilarim birden bir film seridi gibi gözümün önünden gecti.

 

Vefatindan iki ay önce son telefon konusmamizi yapmistik ve hastaligini anlatmisti. Lanet olasi kanser hep gelip felegin cemberinden gecen, günümüz yasam kosullarinin agirligina ragmen o temiz deger yargilarini koruyan insanlarami geliyor! Diye icimden haykirmis ve XALO'nun yöntemiyle okkali bir küfür savurmustum. Son telefon görüsmemizde ona; Aman XALO gitmiyesin, bana iki borcun, onlari ödemeden gitmek yok, demistim. XALO ise gülerek; Cabuk buraya gelki ödüyeyim, borcunu unutmamisim, demisti. Fakat ben gidemeyince borcunuda ne yazikki ödemeden gitti.

 

Xalo'yu ilk kez 1976'da tanimistim. 1976 yilinda ADMMA(YÛKSELIS) birinci sinifinda okurken XALO'nun kücük kardesiyle samimi olunca, o dönem Ankara'da okuyan Kürt ögrencilerinin cogunun gittigi YENISEHIR KAHVE'sinde XALO'yla sik sik oturup sohbet ederdik. Okulumuz daha ben baslamadan önce fasitlerin saldirilarindan dolayi hemen hemen Ankaradaki en olayli gecen bir okuldu. Kürt ve Türk devrimci ögrencileri okula güclükle gidiyorlardi. Benden önceki yillarda okuyan arkadaslar XALO'nun yigitliyini, fasistleri nasil cil yavrusu gibi dagittigini, bazen okula giderken XALO önde iri gövdesiyle bir TANK gibi giderken diger devrimci ögrencilerde (Kürt-Türk) onun arkasindan sipere yatarak okula girdiklerini anlattiklarinda, o'na karsi hayranlik ve saygim büyüyordu. Yenisehir kahvesindeki sohpetlerimizde XALO benim icin; bu yeni ögrencidir onu kafa kola alayim diye bir yaklasimi olmadigi gibi, olumlu ögutleri de vardi. Sanirim 1977 sonlari okulu bitirince gidip Bingöl'e yerlesmisti. Arada bir Ankara'ya geldiginde, Yenisehir Kahvesinde hemen o iri kalibiyla dikkat cekerdi. XALO o dönem anti-fasist mücadelede yanliz Kurt devrimcilerinin degil, Türk devrimcilerininde saygi duydugu biriydi cünkü o en tehlikeli anlarda bile bir SOVALYE ruhuyla ölecegini bilse bile kavgada en bastaydi, özellikle fasistlerin ele baslarini kistirip bir güzel benzetirdi. XALO o dönem yanliz fasistlerin degil devlet güclerininde hedefiydi.

 

BIR KÜRT SÖVALYESI Ismail Hakki Mütevellizade 2 Eylül 1979'da Ankara'daki evimden alinip tutuklandiktan (1980 Mart ayinda Mamak askeri cezaevinden Diyarbakir askeri cezaevi'ne bir grup arkadasla nakledilmistim) 1984 Mayis ayi baslarina kadar XALO'yla hic karsilasmamistik ama tutuklanip Diyarbakir cezaevine getirildigini, DDKD-KIP davasindan yargilandigini kogusumuzdan mahkeme'ye cikanlardan duymustum. XALO bir dostun degimiyle KALIBININ ADAMI ve onun SÖVALYE ruhunu bildigimden dolayi, ayrica 1970'li yillarda Ankara'da dikati ceken biri olmasindan dolayi 'onun basina bir seyler getirebilirler' duygusu bende hep oldu.

 

1983 Eylül basinda baslayan ÖLÛM ORUCLARI'yla birlikte direnislerde baslayinca biraz nefes alabilmis, 3 yili askin bir süreden sonra diger koguslarla haberlese bilmistik. 1983 sonbaharinda XALO'nun iki önemli 'VUKAATI' cezaevine yayilmisti. Birincisi: Hücrelerde direnis aninda cezaevi ic emniyet amiri olan yüzbasi Abdullah'la sert tartisirken; 'Diyarbakir Cezaevi Nazi Toplama Kamplarini hic aratmadigini', ikincisi ise; XALO ve kogusu Görüs'e cikarken koridorda askerlerle takismislar ve bir firsatini bulunca bir askeri bir yumrukta yere sermisti. O dönem birak askere tokat vurmayi sözle karsi gelmek bile IDAM fermanini imzalamak gibiydi. Yüzbasi askerleri toplayip XALO ve arkadaslarini koridorda tek tek düzüp kim vurdu diyerek, gelip XALO'nun önünde durup; Bunu ancak sen yapbilirsin! Cünkü diger tutuklular bir deri bir kemik misali XALO'dan baska birinin gücü yetemeyecegini anlar. XALO hemen yüzbasiya; Yüzbasim sen nasil benim gibi Bayindirlik IL Müdürlügü yapmis birine dersin! Bunu sana hic yakistiramadim! Cevabi karsisinda yüzbasinin yapacagi bir sey kalmamisti. Bu 'vukaatlerini' duydugumda hic sasirmamistim.

Direnis anlasmayla sonuclaninca 2 aylik rahat bir dönem yasamistik. 1983'ün sonunda idare'nin TEKTIP ELBISE ve yeniden ISKENCELI uygulamalari dayatmasi sonucu direnis ve ölüm oruclari yeniden baslamisti. Idare tüm koguslari basip bizleri iskenceden gecirip zorla TEKTIP'leri giydirken direnenleri hücrelere atiyordu. Cezaevinin yaridan fazlasi, iki kisinin bile güclükle sigabilecegi hücrelerde 10-15 kisi tikilmisti.Bu arada Kürt halkinin yigit evlatlarindan biri olan NECMETTIN BÛYÛKKAYA ile birlikte yanlis hatirlamiyorsam 5 Kürt yurtseveri sehit edilmisti. 1984 basi direnisi sanirim 45-50 günden sonra TEKTIP' leri 'giyme' disinda iskenceci uygulamalar kaldirilmisti. Bu direnis bizlerin ikinci kazanimiydi.

1984 Mayis ayi baslari hücreleri koguslara dagitmaya basladilar. Beni 34. Kogusa vermislerdi, kogusa girdigimde birde negöreyim bircok degerli dost, XALO yine o iri kalibiyla ordaydilar. Birbirimize sarildigimiz andaki duygulari anlatmak zor. XALO'ya hemen takilarak; Ismail abi rejim yapmaya kalksan bu kadar fidan gibi delikanli olamazdin! 34. kogusun mevcudu 140-150 civarinda olmasina ragmen birkac gün icinde kogusun düzeni kurulmustu. 5,5 yila yakin cezaevi yasamimda 34. kogusun yeri cok önemlidir benim icin. Birbirimize anlatacagimiz cok seyler vardi. Ilk etapta 7-8 kisilik bir arkadas cevresi ile birlikte (bunun 4-5 i XALO'da dahil Ankarada ayni okuldan geliyorduk) cok iyi bir günlük program olusturmustuk. Sanirim bu dönem ilk kez ben o'nu XALO diye cagirmaya basladim cünkü hem yasi hemde kalibi XALO demeye uygundu, sonradan ondan yasli olanlar bile ona XALO diye hitab etmeye baslamislardi. XALO kendi dava arkadaslarindan ziyade bizimle oturup kalkiyordu, iyi bir günlük program yapmistik ki bazen 24 saat bize yetmiyordu, halbuki cezaevlerinde zaman durar, gecmek bilmez denilirdi. Sabah yimnastigi, ingilizce kursu, domino ve satranc oyunlari, cay ve sigara sohbetleri, volta turlari, bana kürtce ögretmesi, bilmece doldurmalar (özellikle Cumhuriyet'te Siar Yalcin'n bilmeceleri zor oldugundan saatlerce kafa yorardik. XALO'nun ZAZA inadi tutunca, illa benim cözümüm dogrudur diye bizlere bagirirdi, ranza komsumuz olan NAZIF (Kaleli) abiye danisinca biras sesini kisardi. Ha XALO, Nazif abi'de simdi yanindadir, ona selamlarimizi unutma.

 

Yazimin basinda XALO bana borcluydu demistim. 1984 Mayis ayinda 34. kogusta kaldigim dönem benim normal ceza sürem bitmis tehliye edilmiyordum, bir yil fazladan yatmistim. XALO'da dahil bir cok arkadas cezamin bittiginden dolayi benden kimsenin direnme beklemedigini söylediklerinde, 5.nolu sürecini basindan yasayan biri olarak 1 saat bile kurallara uymanin ne demek oldugunu bilen biri oldugumdan yapilmasi gerekeni yapiyordum. XALO bana; Kamil disari ciktigimda sana Kurdistan Üstün Hizmet Madalyasi verecem sözünü vermisti. Ikinci borcu ise; özellikle sohbetlerimizde Bingöl'ü anlatirken cok duygulanirdi, Bingöl yaylalarini, Serafettin daglarini, kocer cadirlarini, arada bir de hic sevmemesine ragmen Bingöl'de valilik yapan Türk sairi Kemalettin Kamu'nun BINGÖL COBANLARINA siirini heyecanla okurdu. Iste ikinci sözü de burdan cikinca uygun bir zamanda Bingöl Yaylalarinda bana Kuzu cevirecekti. Ben 1984'un sonunda, XALO ise sanirim benden 3 yili askin bir sure sonra tahliye olmustu. Ben 1988 sonlari Isvec'e gelim iltica etmistim.

 

Idare 34.kogusu dagitinca 27. kogusa XALO kendi dava arkadaslariyla birlikte gitmeyip 'okul arkadaslariyla' gelmisti. Beni 1984 sonlarinda ugurladiktan sonra bir daha karsilasamadik, fakat telefon trafigimiz sik sik olmasa da vefatindan iki ay öncesine kadar devam etti.

XALO'ya karsi arada bir 'muzip'lik te yapardik fakat ters-ters baktiginda delik arar kacardik. Iki 'muzip'ligimizi anlatmak istiyorum; Bir gün ziyaret dönüsünde XALO düsünceli ve kederli bir halde volta atarken yanina yaklasip; XALO moralin bozuk galiba dedim o ise, yok yanlisin var deyince biraz üstüne gidip; XALO yengemizmi geldi? Onu düsünüyorsun herhalde, deyince elleriyle omuzumu bir pence gibi tutup hiddetlenerek; Kamil! Ben daglari deryalari düsünüyorum, kariyi düsünecek adammiyiz! Tam agzimdan Yalancinin.. diyecekken dilimi hemen isirmistim. Ikinciside; XALO'nun dava dosyasi DDKD-KIP davasi sonuc asamasina gelmisti, kogusta sik sik degerlendirme yapiyorduk. XALO'nun argumanlarina göre tahliye olmasi gerekiyordu, bende ona kesin tahliye olacagini her firsatta söylüyordum. Demek fazla söylemisimki bana; Ulan Kamil eger tahliye olmaszam kogustan firar et! demisti. Karar sonrasi kogusa döndüklerinde yanina ancak iki metre mesafede yanasip gecmis olsun deyince o ani hic unutmuyorum, bana; Kamil anlim acik, serefimle cezami yedim, Mahkeme baskani benim karari okurken 'sanigin mahkemeye yapmis oldugu yardimlardan dolayi cezasinin 1/5 indirilmesine' diye bir sey yok ya, deyince rahatlayarak yanina gidip oturmustum.

 

XALO'muz yasami boyunca halkina karsi en zor kosullarda bile görevini yapan, bir dostun deyimiyle 'KÛRT YIGIDI' baska bir dostun deyimiyle 'KALIBININ ADAMI' nitelemelerine canla basla katilirken bence bunlar onun icin yetmez, O yani 34.kogusun XALO'sunda sövalje ruhu vardi, o bir KÛRT SÖVALYESI idi.

Topragin bol olsun XALO! Yeri doldurulmasi zor birisin. Fakat bana borclu gittin. Bingöl yaylalarindaki Kuzu Cevirme borcundan vazgectim cünkü gittigin yerde bunu yapman mümkün degil, ama Madalyami isterim! Gittigin yerde senin yerin, Kürdistan Sehitlerinin yeridir, buna tüm kalbimle inaniyorum XALO!

 

2005 10 11