Ahmet Kaymak

Arşiv

araratyan1@hotmail.com

DISED ve GERÇEĞI


Önceleri, birilerine  en çok çanak tutanlar, kendilerine dokunulunca aynı
çığlığı atarak tepki göstermeye başlıyorlar.Edip Polat onlardan
biri. NetKurd'te yazısını okuduğumda,bunu gördüm.Sedat Yurtdaş'a
yükleniyor. Ona bir şey demem;onların sorunu.Ortak bir yanları var.O da şu:E
Polat'tan anladığım kadarıyla Sedat da kendine bir yer buluncaya kadar
bulunduğu konumuna kuşkuyla bakıyor. Ona da xayin diyenler var.Aynı şey E
Polat için de söylenmiştir.Zaten birilerine biat etmediğinizde kolayından
sizi suçlarken beraberinde yapıştırdıkları sıfat genellikle bu olmuştur.Biat
etmişseniz, Milletvekili olma yolunuz da açıktır,belediye başkanı olma
yolunuz da.Böylece herhangi bir kurumun başında olma fırsatı da ele geçer.

E Polat Kürt Pen Başkanı'dır; olabilir ama Edip Polat'ın bu işin kalıbına uyup
uymadığı tartışlır.Şundan tartışılır; Edip Polat Diyarbakırlı kaç yazar
çizerle ilişkide oldu şimdiye kadar?PEN  Amed'te gündeme geldiğinde önce
kalem erbaplarıyla  mı yoksa kendisine fırsat verecek olan güçlerle mi
dirsek temasına girdi?Kuşkusuz kimi kalemleri yanına alması da işe
yarayacaktı.Bunlardan bir kaçını saymazsak,gerçekten kafa kol ilişkisi
dışında yazarlıkla ve Penle ne ilgileri var onların? Edip Polat'ın bu
sorulara cevap verip vermemesi benim için pek önemli değil.Benim
Netkurd'teki yazısında ilgimi çeken,DISED bahsini açtığı noktadır.Bunu açmak
ve onun yüzeysel bir telaffuzla es geçtiği DISED'in ne olduğunu
açıklamkatır.

Nedir DISED?

Açılımı şudur:Diyarbakır Sanatçılar Edebiyatçılar ve Sanatseverler
Derneği..Kısa adı DISED.

Ne Edip Polat ne de Sedat Yurttaş bu derneğin üyesi olmuştur.Kuruluş
çalışmalarına da katılmamışlardır.Derneğin 2.Kongresi'nde Edip Polat'ı
gördüm.Belki konuk olarak katılmıştı.2.Kongre'de görev almadığım için
sonradan üye olup olmadığını da bilmiyorum.Bununla birlikte, DISED bine yakın
üyeye sahip olmuştu.Daha da artacaktı.Ilgi çok
fazlaydı.Avrupa'dan,Amerika'dan üyelerimiz vardı.Ayda bir ciddi etkinlikler
gerçekleştiriyordu.Tiyatro temsilleri,Şiir Günleri,Edebiyat sohbetleri bu
etkinliklerdendi.

Dised onun yazısında küçümseyerek belirttiği gibi ömrü bir yıl değil, iki
kongre gerçekleştirmiştir.Bu da dört yıla tekabül eder.Bununla birlikte
Dised kendi bünyesinde AMIDA adında bir yayın organı çıkarıyordu.10 sayı
çıktı.Türkiye'nin ve Avrupa'nın bütün bölgelerine ulaşıyordu.Türkiye'de
tanınmış felsefeciler, aydın ve sanatçılardan çok olumlu eleştiri ve destek
geliyordu dergiye; o kadar da cesaret verici övgüler, olumlu
eleştiriler...Istenen bir dergi olmayı başarmıştı.Edip acaba Amida'nın bir
tek sayısını okudu mu?Bu derneği, hadi diyelim o zaman maddi sıkıntı
içindeydi, acaba bir tek yazısıyla da olsa dernek ve dergi çalışmalarına
katkı sunup destekledi mi?

Hayır.

Ya da bu dernek nasıl işlevsizleştirildi ve kimler tarafından özellikle
işlevsizleştirildi,onu söyleyebilir mi?

Hayır.

Hayır, diyorum.Çünkü bu Dernek fikri A Yaşar Tunca ve benim fikrimdi. Ibrahim
Malgaç da bu çabada bizimle beraberdi. Tüzüğü ben hazırladım.Ilişkileri
Ibrahim ve Aziz sağladı.I.Fikret Biçici, Suzan Samancı, Halit Çetinyalap, Arjen
Ari,, Aydın Alp, Samet Aydın ve o dönem bize moral destek veren Veysel
Öngören, daha sonra çalışmalara katıldı.Bunlar kurucu üyeydiler.Genel Başkan
I Biçici, ben Genel sekreterdim.Maddi destek sağlamak ve sürekli gelir elde
etmek için Mahmut Şimşek'in yaptığı fedakarlıklar unutulamayacak kadar büyük
ve değerlidir. Özellikle Amida dergisinin finansmanında M.Şimşek'in sağladığı
maddi destek ölçüsüzdür.Onun sağladığı bu destek olmasaydı Amida
çıkarılamazdı. Öyle bir dergiydi ki, Türkiye'de değil yalnızca, Avrupa'da
bile kendinden söz ettirecek kadar kaliteliydi.Sahibi bendim.Abartmadan
söylenmeli:Iran'a, Çin'e Amerika'ya kadar ulaştı bu dergi.

Peki nasıl oldu da hem dernek işlevsizleşti hem de böyle kalitesi ve
fikriyatıyla kendinden söz ettiren bir dergi zaafiyete uğradı?

Olay, E Polat'ın anlattığı gibi değil;bu konuda bir şey bilmediği açık.

Kurumları işlevsizleştirme politikalarının bir başarısı olarak
değerlendirilmeli.Özellikle 90lı yıllarda kurumlara müdahale ederek,içine
girerek onları işlevsizleştime anlayışı hakimdi.Gerçekten de bu anlayışın
müdahale ettiği her kurum bir süre sonra asli işlevinden ve amacından
uzaklaşıyor, içi boşalıyordu.Demokratik kitle örgütlerinde, sendikalarda, sanat
ve kültür kurumlarında, o yıllarda, durum böyledi .

DISED'i kuranlar bu tür müdahalelerin olacağını biliyorlardı. Aldıkları
önlemler onun bir süre etkin bir biçimde işlevini yerine getirmesinde
belirleyici de oldu.Yapılan müdahaleleri etkisiz bırakan sağlam bir duruşu
vardı. Ama bu sefer de  devletin hazımsızlığı yansımaya başladı. Devlet
emniyet güçleri DISED'in PKKliler tarafından kurulan bir dernek olduğunu
ileri sürerlerken.PKK taraftarları ve ona sempati duyan kurumlar da, DISED'in
devlet tarafından desteklenen ve kendilerine karşı kurdurulmuş işbirlikçi
bir kurum olduğunu iddia ediyorlardı.Xelé ve Cellé arasında kaldı dernek.Bir
garip hava çöktü ortalığa.I.Fikret gevşedi bu baskılardan. Etkin sanatsal
çalışmalar yerine işleri oluruna bırakma anlayışıyla hareket etti.Insanların
ilgisi de gevşemeye başladı.Bunun aşılması için defalarca
toplandık, tartıştık; ortaya çıkan gevşemenin nedenlerini sorguladık, ama
derneğe aktivitasyon sağlayamadık.Gerçi bu tartışmalarda, sorunun aşılması
iyi formüle ediliyordu, ama onu hayata geçirmekte büyük bir kayıtsızlık
vardı.I.Biçici için o isimle anılmak yeterliydi.2.Kongreden sonra seçilen
yönetim de bu etki altında hareket etti.Ve yavaş yavaş eridi gitti koca
DISED ve o güzelim düşünce gökkuşağı AMIDA...

Bu işlevsiz haliyle, hala isimlerinin yanına DISED kademeli sıfatları
asanlar var. Hatta bu konuda DISED'i anlatan kitaplar bile var.Yazılı
bilgiler yüzeysel ve çok sınırlıydı. Şehmus Diken'in bir kitabında bu bölüme
rasladığımda sormuştum."Madem böyle bir araştırma yaptın, neden doğrusuna
ulaşmadın?"

Mütevaziydi sayın Diken'in yanıtı:" I.Fikret'in verdiği bilgilerin yeterli
olacağını sanıyordum."

Hayır, yeterli değildi. DISED öyküsü ve gerçeği ne onun anlattığı gibiydi ne
de E Polat'ın algıladığı gibiydi.

Şimdi Edip Polat'ın başında bulunduğu Diyarbakır KürdPen'in  içinde
bulunduğu durumu ve akibetiyle ilgili yapılan tartışmaları da aynı
nedenlerin getirdiği bir süreç olarak mı ifade etmeli acaba?

 

23.07.2006