Ahmet Kaymak

Arşiv

araratyan1@hotmail.com

 

İttifaklara evet, birliğe hayır!

 

 

Başlık sizi şaşırtmamalı:siyasi açıdan şu veya bu kesimden şu veya bu anlamda geçerli bir gerekçeyle yapılan birlik çağrılarına hemen hemen hiç kimse ilk anda hayır demez. Ne var ki, birlik dediğimizde,onun siyasetini hem diğer ilişkilerden ayırt etmemiz lazım, hem de hangi neden ve sonuç ilişkisine evrilebildiğini iyi okumamız lazım.

 

***

 

Birlik ihtiyacı, ittifakların tersine, zorunluluktan doğar;stratejik bir boyutu var ve temelde ilkeseldir. İttifaklar ilişkisiyse, zayıflıktan doğar; daha çok güncel bir boyutu var ve pragmatistir. Öyle de olsa, ikisi de gereklidir.Doğru konulduğunda iki halde de kesin sonuçlar almak mümkündür.

 

***

O halde konuyu biraz açmakta fayda var…

 

***

Herkesi hemen hemen eşit bir şiddetle etkisi altında tutan ve tehdit eden bir duruma karşı toplumsal ve siyasal güçler tek başlarına yetersiz kaldıklarında, güçlerini birleştirerek o an için kendileri için gerekli olan bir tür güvenlik barikatı oluştururlar. Herkesin varlık nedenine yönelik olan güncel veya yakın tehdit ve tehlike savuşturuluncaya dek böyle bir güç berkitilmesine, toplumun her kesimi ihtiyaç duyar; ve onun gerekliliğini algılar. Toplumsal güçler çoğunlukla bu algılamayı bilince çıkartarak ortak hareket etme seçeneğinden başka bir çıkış yolunun olmadığını fark ederler de. Bu nedenle, güncel tehdit ve tehlike aşılıncaya değin, güç ve enerjilerini birleştirerek birlikte hareket etmeyi kararlaştırırlar. Başka yolu da yok bunun.Böyle bir durumda hiç bir toplumsal ve siyasal güç kendisine yönelen tehlikeyi tek başına savuşturmaya muktedir değildir. Toplumsal ve siyasal güçlerin birbirilerine duydukları ihtiyaç güçsüz oluşlarından kaynaklanmaktadır.

 

Bu tarz bir tercih temelde ilkesel değil, pragmatiktir.Zayıflıktan doğan nedenlerle toplumsal, ekonomik, siyasal ve askeri açıdan bu tarz tercihlere sıkça başvurulduğu biliniyor.Herkesin ortak güvenliğine ve esenliğine hizmet eden ve sonuçlarından herkese kendi gücü oranında katkı ve kazanım sağlayan bu tür zorunlu tercihlerin, diğer adı, ittifaklar ilişkisi dir.

 

İttifaklar ilişkisi, tutarlı bir doğrultuyu sürekli izlemez.Temkinli ve esnektir. Karakterlerindeki saklı tutkularıyla ittifak unsurlarının istem ve hedeflerine göre tutarsızlıklarla dolu kırılmalarla her zaman iç içedir. Heterojendir.Her ittifak unsuru gitmek istediği yere kadar diğerleriyle birliktedir.Kendisi için yeterli hale geldikten sonra, deyim yerindeyse diğerlerine olan borcu biter; artık kimseye mecbur değildir; güç ve “istikrar” halinde, kendine ait bellediği yoldan kendi gücüyle yürümeğe başlar. Böyle bir tutumun diğer güçler üzerinde hiçbir sarsıcı ve olumsuz etkisi de olmaz.İttifak ilişkisindekiler kimlerin nereye kadar kimlerle birlikte olup olmayacaklarını önceden bilirler; bilmeliler.

***

Birlikse , tamamıyla ilkeseldir.Sürekliliği esas alır.Bu bakımdan tutarlı bir doğrultuya oturtulmak zorunda. İdeolojik, felsefi ve politik yönü kadar yapısal ve işlevsel durumu da esnek değildir.Karakterindeki açık tutkusuyla temel amaç ve hedeflerinde kırılmalara izin vermez.Programın emrindedir.Gitmesi gerektiği yere gidecektir.Homojendir.Bu yüzden istikrarlılığı esas alır ve içsel dalgalanmalara karşı her zaman tedbirli olmak zorundadır.Kısacası, o, felsefi, ideolojik, siyasi, yani bir bütün halinde programatik bütünlük doğrultusunda yapısal istikrarı sürekli gözetmek ve korumakla yükümlüdür.Bu haliyle dışa yöneliktir,ama dışa açık değildir.Dıştan istikrarsızlığın içe sızma riski vardır.Bu nedenle, kimi hallerde ve kimi koşullar altında, dışarıdan bir güçle birleşme gereksinimi hasıl olduğunda, kendinde mevcut istikrarın benzerinin onda da bulunmasına özel bir önem atfeder.

 

Son olarak birlik , istikrarlı güçler arasında gerçekleşen bir olgudur.Doğada,toplumda, siyasette; bilinçli bilinçsiz, yaşamın her yanında olan biten de budur…

***

Geçtiğimiz hafta içinde, Katılmcı Demokrasi Partisi (KADEP) tarafından sözlü ve resmi düzeyde ön şartsız olarak kimi kürd siyasi taraflarına bir birlik çağrısı yapıldı.Bu çağrıya yine resmi düzeyde olumlu yanıt veren ilk parti Hak ve Özgürlükler Partisi oldu.Diğer kürd kesimlerinin konuya ilişkin tutum ve yaklaşımlarıysa henüz net değil.Bu çok doğal.Birlik çağrısı henüz yeni.Önemle üzerinde durulması ve tartışılması gereken hassas bir konu. Çağrıya duyarlılık gösterecek olanların, içinden bulunulan bu koşullarda çağrı yapan partinin amacını ve bunu aceleyle olumlayan tarafların durumlarını ele alıp tartışacakları muhakkaktır. Durum ne olursa olsun temkinli yaklaşmayı gerektiriyor.HAK-PAR aceleciliği, konuya daha temkinli yaklaşmayı zorunlu kılıyor.

 

Öncelikle, ilk yaklaşımda, birilerince birlik çağrılarının her zaman yapıldığı ve hep olumlu karşılandığı doğrudur. En azından siyasi nezaket gereği böyle karşılanmaktadır.Bu açıdan ben de bu çağrıyı olumlu buluyorum.Bu ne ilk birlik çağrısıdır ne de son olacak.Burada sorgulanması gereken önemli husus, objektif açıdan bakıldığında birlik çağrısının gerçekçi, hatta samimi olup olmadığını görebilmektir.Birlik çağrıcılarının ve ona ilk tevessül edenlerin yapısal durumlarına bakmak da bu arada durumdan bir sonuç çıkarmak için önemli. Ayrıca bu noktada iki tarafın yakın ve uzun vadede örtüşen niyet ve amaçlarının ne olabileceğine hükmetmek gerekiyor.Birlik çağrısını değerlendirecek olan muhatapların ilk anda üzerinde durmaları ve yanıtlamaları gereken sorular kısaca bunlar.

 

***

 

KADEP kitle bağı olmayan ve bu konuda programsal düzeyde hiçbir ciddi önermede bulunmayan, yetersiz, elitist bir parti.Güncel siyasette güncel hesap ve çıkarlar gözeterek varlık gösteriyor. Bu sonuca, KADEP aktörlerinin her genel ya da yerel seçimlerde ayrı bir kimlik ve klikle ortaya çıkmasından dolayı varıyoruz.Amaçları ayrı bir kimlik vurgusuyla siyasetin ısınan havasında sistem partilerinden herhangi birisiyle temas kurmak ve bu arada sınırlı kimi kazançlar elde etmektir.Milletvekili veya belediye başkanlıkları gibi…Her seçim döneminde kendini sahneye atması bu kanının güçlenmesi için önemli işaretlerdir.Ama her seferinde sistemin partilerinden herhangi biri tarafından ilgi görmediğinden özlemleri hep bir başka seçime erteleniyor.Seçimler gündeme gelmedikçe, KADEP eliti siyaset arenasında pek görünmüyor. Belki de görünmek istemiyor.

 

2007 genel seçim arifesinde tekrar kendini farklı bir kimlikle güncelleştiren KADEP, bütün arka plan ilişkilerine rağmen hiçbir partiden olumlu bir ilgi görmedi.AKP'deydi gözü; olmayınca, DTP'ye çevridi yüzünü. Ama yapılan hesap tutmadı. Bilindiği gibi o da olmadı. Kitle gücü, kitle oyu olamayan hiçbir parti, yansıtmaya çalıştığı yapay karizmalarla kitle oyu olan hiçbir parti tarafından ciddiye alınmaz. KADEP de ciddiye alınmadı.Siyaset mantığı açısından ciddiye alınmaması normal.Bundan böyle de bu yapay karizmayla ve bu yapısıyla ciddiye alınmayacağı açık.

 

KADEP bu durumu aşmanın bir yolu olarak, Birlik söyleminin işe yarayabileceğini iyi görüyor.

 

Bu açıdan bakıldığında, KADEP'in Birlik çağrısının temelinde, kendi güçsüzlüğünü, yani kitle oyuna hakim olmayan zaafiyetini örtmek için Kürd tarafları da yanına alarak nispeten hatırı sayılır bir oy potansiyeline erişebildiğini göstermek ve bu yolla yerel seçimlerde etkin bir rol oynamak olduğu gözden kaçmıyor.Var olan duyarlılıkları bu amaca uygun harekete geçirebileceği tek sihirli söz, birlik sedası oluyor.Onu seslendiriyor.Kürd ulusal demokratik mücadelesinin eksik aksak yürüyen siyasetini stratejik bir amacı öngörerek tamamlamaya dayalı bir istek değildir söz konusu olan.Bu yüzden samimi değildir.Elitist istek ve özlemleri tatmine dayalı bu tür girişimler genel çıkar ve istek açısından etik de sayılmaz.

 

Beraberinde harekete geçirici başka saikleri de düşünmek koşuluyla, HAK-PAR'ın bu çağrıya aceleyle olumlu bir karşılık vermesi, anlaşıldığı kadarıyla, temelde onun da güçsüzlüğünden kaynaklanıyor.Genel seçimlerde o da bir şey elde edemedi tek başına; oradan oraya yalpaladı durdu. Elitist yaklaşımların etkisinde sergilediği tutum ilkesiz ve istikrarsız bir görüntü oluşturdu.Bu istikrarsızlık görüntüsünün gözden kaçmaması doğaldı;çünkü yapısal olarak HAK-PAR bir tür iç çalkantı yaşıyordu. İstikrarlı olmayan bileşenlerden teşkil edilmiş bir partinin daha yüksek dozda bir iç istikrarsızlık ve ilkesizlik halinde çalkalanması kaçınılmazdı.

 

Bu durumun siyasete sirayeti daha çok tutarsızlıklara savrulmayı kaçınılmaz kılıyor HAK-PAR'ın, konuyu enine boyuna tartışmadan, KADEP birlik çağrısına aceleyle “el uzatması” bu istikrarsızlığı örtme telaşına dayanıyor. Oysa her birlik projesi öncelikle ciddi bir tartışma sürecini gerektiriyor. Daha önemlisi birlik muhataplarının veya taraflarının istikrarlı olmasını önemli bir koşul olarak görüyor. Aksi halde oluşacak birlikler, daha yüksek ton ve dozda istikrarsız ve daha büyük çapta bölünmüş birlikler olmaktan öteye gitmez,gitmeyecek.

 

 

***

O halde nedir HAK-PAR'ın bu durumdan elde etmek istediği?

 

Bu haliyle HAK-PAR'ın elde etmeye çalıştığı, KADEP'in elde etmeyi öngördüklerinden pek farklı değil. Birlik teması üzerinde siyaset yaparak iki parti de yerel seçimlerde bölgede güçlü olan sistem partilerinden herhangi birine karşı etkin bir pazarlık gücüne dönüşebilecekleri inancındalar.Hesapları budur. Bu hesap yanlış bir hesap değildir aslında.Doğrudur.Yanlış olan nokta, bu hesabı birlik temasını işleyerek yapıyor olmalarıdır.Tutarsız oluşları burada.Birlik stratejik olana göre kurgulanıp hayata geçirilen bir olguyken, onlar pragmatik olan üzerinde sorunu kurgulamaya çalışmaktalar. Kuşku var. Tespit de var:Yerel seçimlerden sonra KADEP'in birlik derdi diye bir kaygısının kalmayacağını yaşanmış deneyimlerden anlamak mümkün.

 

***

Sonucu belli olan bir girişimden çok kürd siyasilerinin süreci ve yerel seçim siyasetini olgusal ve kavramsal karışıklıklarla boğuntuya uğratmadan değerlendirmeleri gerekiyor.

 

Ne yapılmalı?

 

Doğru politikalar çerçevesinde üretilecek geçici projelerle Kürdler önümüzdeki yerel seçimde önemli bir güç haline gelebilirler. Ne var ki, Kuzey kürdistan'da legal alanda siyaset yapan kürd ulusal güçleri; inisiyatif, gurup, örgüt ve partileri istikrarsızdırlar. Felsefi, ideolojik ve politik belirsizlikler karşısında yetersiz kalmaları sonucu bünyelerindeki sarsıcı çelişkilerin yol açtığı gerilimler giderek artıyor. Sürekli mevzi, alan ve konum kaybı moralleri daha çok bozuyor. Hali ahvali böyle olan kürd taraflarını bir birliğe taşımak, hayal.Dolayısıyla KADEP tarafından pek de iyi düşünülmemiş olarak ortaya atılan ve HAK-PAR tarafından da aceleyle desteklenen birlik çağrısı, gerçekçiliğini kaybediyor. Bunun yerine doğru ve gerçekçi olanı koymak önümüzdeki süreçte kayıpları önlemede etkili bir yol olabilir.Hatta umulmadık mevziler elde etmek için etkili bir yöntem olabilir: Yerel seçimler yakın ortak hedef olarak tayin edilerek kürdler, ittifaklar ilişkisi üzerinden güçlerini birleştirebilirler.Bu pragmatik bir tercihtir ve mümkündür.Mutlak kazanımları olacak.Öyle ki, bölgede güçlü olan DTP ve AKP gibi partiler arasında etkin bir anahtar güç olabilirler. Böyle bir durumda DTP'nin her zamanki güvensiz tutumu, AKP'nin olası hamaseti hiçbir şey ifade etmez.Güç ve kazanımların ibresi gerçek Kürd muhalefetine doğru kayacaktır.

 

 

İttifak güçleri yerel seçimlerden sonra elde ettikleri kazanımların verdiği moralle daha dinamize olarak istikrarsızlıklardan kurtulmak için üzerlerine düşen sorumlulukları daha büyük bir istekle yerine getirebilirler.Bu hayal değil, gerçektir.Herkes elde ettiği kazanımları hakkedilmesi gerektiği ölçüde korumak isteyecektir.Daha da ötesinde, bu sonuç, zeminiyle birlikte, Kürd ulusal Demokratik güçlerin siyasi birliğini gerçekleştirme gerekçelerini ve olanaklarını çoğaltacaktır.

 

***

KADEP'in yaptığı birlik çağrısı bu işlevi yerine getirmeyecektir.Gerçekçi değildir.Doğrusu, yerel seçim ittifakı'dır.

 

Onun için, kişisel bir tutum olarak, bu süreçte, İttifaklara Evet Birliğe Hayır, diyorum.

10.10.2007

 

Ahmet KAYMAK/AMED