Ömer Tuku

Arşiv

DDKD'lilerin Toplantilari:

Sorunlar ve Çözümleri Üzerine Düşünceler (1)

 

1.

Ali Tuku ile DDKD'lilerin Avrupa Toplantı sı üzerine telefon ile görüşlerimi zi paylaşırken Alman felsefeci Heidger'in bir sözünü hatırlattı. Heidger, „büyük düşünen büyük hata yapar“ demiş. DDKD'liler Kürtler'in büyük sorunlarını tartışmak ve düşünce üretmek için 26-28 Mayıs 2006 da Almanya'nın Bielefeld şehrinde toplandılar.

 

Yaklaşık 30 yıldır göremediğim gençlik dönemimdeki arkadaşlarımı görmem beni de çok duyguland ırdı . Divan Başkanı Mamoste Osyman Aydın'ın açıl ış konuşmasından sonra katılımcılara söz verildi. Katılmcılar birbirlerine bakıp yılların özlem ini ve birlikte olmanın hasretini gideriyordu . Söz almak ve düşüncelerini arkadaşlarıyla paylaşmak için isimleri ni önceden listeye yazdırmamışlardı.

 

DDKD'lilerin Avrupa Toplantısı'na 80 kadar kişi katıldı. Koca bir devleti yönetecek politik tecrübeye, beceriye ve bilgiye sahip bir kadro …

 

DDKD'lilerin Avrupa Toplantısı önüne büyük politik hedefler koyarak , Kürtler'in (Türkiye Kürdistanı/Kuzey Kürdistan) kendi kaderini özgür ce belirlemeyi politik amaç olarak belirledi ve Kürtleri yönetmek için bu iktidara aday olduğunu ilan etti. Politik amacına ulaşmak için barışçıl, sivil ve legal politika yapmayı öneriyor.

 

Toplantıdaki konuşmamda daha çok konuların başlıklarına değinerek dile getirdiğim Kürt sorunu nda geleceğe ilişkin düsüncelerimi ifade etmek istiyorum.

 

2.

DDKD'lilerin (Devrimci Demokratların) yeniden örgütlenmelerine gerek var mı?

(2.1) Bu soru sık sık tekrar edilerek soruluyor. Ama bu yeni bir soru degil, önerilen bu yol 15 yıldır denendi ve başarılı olamadı. DDKD'liler örgütlerini yeniden örgütleme yerine diğer Kürt ögrütleri ve şahsiyetleriyle birleşip yeni örgütler oluşturmaya çalıştılar, partiler kurdular. (Örnegin PYSK, YEKBUN, HEVKAR, HAK-PAR, PADEK, Serafettin Elçi-Ömer Çetin girişimi, Derveş Akgün (Sado)-Eyüp Alacabey girişimi, Rahmetli Ahmet Karli'nin KDP-Bakura katılşı, Murad Ciwan'ın PKK'yi desteklemesi, Necdet Gündem-Şerafettin Elçi işbirliği gibi...). Bu birlik çalışmalarında yer alan kişiler, Devrimci Demokrat geleneğin önemli şahsiyetleriydi. Ömer Çetin PDK-T(Parti Demokrata Kudistan li Tirkiyê) kurucusu Dr. Şıvan'dan sonraki başkanıydı. Sait Aydoğmuş, Murad Ciwan (M. Ali Çılgın) ve Eyüp Alacabey merkez komitesi üyeleriydi. Ahmet Karlı PDK-T nin 1975 te yeniden yapılanmasında görev alan bir partiliydi. Nedcet Gündem partinin yıllarca Avrupa sorumluluğunu yapmıştı.

 

Bu tek örgüt bazındaki birlik girişimleri başarılı olmadı. Ne DDKD kadrolarını ne de tabanını bilinen girişimlere kanalize edemediler. Aynı durum diğer parti ve fraksiyonlardan gelen kişiler için de geçerli sayılır. Nedenlerini tartışmaya gerek yok. Ancak son 15 yılın tek örgüt bazındaki birlik girişimleri başarılı olmadı. Paraktikte uygulandı, ama sonuç alınamadı.

 

(2.2) O zaman Kürtler niye hep birlik istiyorlar? Bunun cevabını başarısız pratiklerinden öğrenemiyorlar mı? Kürtler'in birlik isteği iyidir, her övgüye değer, ama Kürtler'in birliğini tek örgüt bazında savunan Kürtler'in esas gerekçeleri Kürtler'in zayıflığıdır. Onlar bu ağır ve büyük hedef uğruna gerekirse yalnız veya yol arkadaşlarıyla yola koyulmaktan çekiniyorlar. Ülkelerinde iktidar olma psikolojisine giremiyorlar. Kurdukları legal partilerine ve kurumlarına bile bir Türk'ü başkan seçmeleri öz güvensizliklerinin yalın bir ifadesidir. Kürt aydını yerine Türk aydınının konuştuğu konular Kürtler arasında popüler olur. Bu öz güvensizliklikleri, politik yenilgilerinin çok önemli bir nedeni sayılır. Öz güvensizlikleri diğer alanlarda da, örengin ulusal değer ve sembollerine sahip çıkmayı ve bunlurdan pratik politik mücadelede yararlanmayı da engeliyor. Başkasını nın, Kürtleri diğerlerinden ayıran özellikleri ni görmesini engelliyor. (Bu kunuda daha geniş bilgi için Kurdinfo'da Semboler üzerine yayınlanan çalışmama bakınız)

 

Kürtler yaklaşık bin yıldan beri başkaları tarafından yönetiliyorlar, ülkelerin in sahibi değiller. Bu nedenle bu uzun tarihi süreç içinde kendi öz güvenlerini büyük ölçüde yitirmişler. Yukarıda verilen örneklerde görüldüğü gibi, Kürt politikacıları kendilerini büyük politik şemsiyelerin koruyacağını düşünürler, böyle inanırlar. Kürt aydını da farklı davranmıyor: Kürt aydını düşünce üretip yeni konuları tatrışmak yerine, Türk aydınının tartıştığı konular a sahip çıkıp onları yerli yersiz tartış ınca , ciddiye alınacağını, başkasının onu adam yerine koyacağını düşünüyor.

 

Kürtler'deki bu öz güven eksikliği, kendilerinin oluşturdukları siyasi şemsiyleri yetersiz görerek „birlik“ olmak yerine „bir“ olmak arzusunu gösterirler. „Birlik“ kavrami, kendi içinde pek çok nüveyi barındırır ve nüveler kendi özellikleriyle vardır. Oysa Kürt siyasetinde istenen „tekliktir“ Teklik kavramı içinde kendi özelliğini koruyan nüveler yoktur. Demokratik kültür ve sivil toplumun gelişmesi bu iki tercih arasında sıkışmıştır.

 

Bunu yapmayanlar, başarılı oldu mu sorusu sorulabilir. DDKD Örgütü fielen işlevsiz hale getrilidiği için, başarılı olur muydu, olmaz mıydı cevabı güçleşiyor. Bu soruya cevap olabilir Irak Kürdistan'in başarili sürec ve diğer parçalarda daha başariya ulaşmayan önrnekleri var.

 

Niye fazla örgütün zararı mı var? Niye çok seslilik ve renklilik zararlı olsun ki? Kürtler'in birkaç örgüte sahip olması zararlı değildir, bu çok sesliliktir ve değişik düşüncelerin ürtilmesini ve birbirleriyle yarışmasını sağlar. Önemli olan değişik Kürt örgütlerin in Kürtler'in iktidar olmaları yolunda birbirlerini kırma yerine; yeni, çoğulcu, sivil, legal bir politik kültür geliştirmeleridir. Önemli olan politik işbirliği ve koaslisyon yapma alışkanlığı kazanmalarıdır.

 

Tersi zorlama olur, eski sosyalist ükelerde tek ses ve tekil örgütlenme denemelerinin zararları hayatta görüldü. Tekil örgütlenme denemleri demokratik hayat ve demokrasi kültürün ün önünde en büyük engel oldu. Bu model diktatoriyal sistemin kaynağıdır. Çoğulculuk bunun panzehiridir. Çoğulculuk ayni zamanda rakabeti geliştirerek toplumun her alanda gelişmesini, üretkenliğin ve ilerleminin de yolunu açar. Çoğulculuktan kastım sadece düşünce alanında değil, politik ve sivil örgütlenme alanındadır da.

 

Büyük şehit Momoste A. Kasemlu , Komele ile birlik konusu sorulduğunda özetle yukardaki çerçevedeki gerekçeleri hep anlatırdı. KDP-İran ile Kürtlere hizmet ugruna yarışan güçlü bir muhaleftin olmasının yararlı olduğunu söylerdi.

 

Diğer modern toplumlar gibi Kürt toplumunda da farklı çevrelerin farklı çıkarları ve istekleri var. Bu çıkar ve istekler modern toplumlarda en güçlü ve ideal, örgütler ve partiler vasıtasıyla ifade edilir, maddi güce kavuşur.

 

Mamoste Osman Aydın ve M. Ali Yıldırım'ın çağrısı, bu çıkar ve istekler in somut ifadesiydi. Bunun başka ne gizli ne de açık bir sırrı yok.

 

(2.3) DDKD'lilerin örgütlenme sinin diğer Kürt örgütlerine zararı var mı? Niye zarar versin ki? Sebep ne? Bu konuyu tartışanlar, ne yazık ki güzel ve yuvarlak sözler dışında makul bir gerekçe göstermediler.

 

DDKD'lilerin kendi örgütlülüklerini sürdürmeleri , içinde hizmet vermek istedikleri kürt ulusal demokratik güçbirliğinin önünde engel değil, tersine örgütlerinde n aldıkları destek ile daha fazla yararlı olurlar; sözlerinin ağırlığı daha da artar ve daha fazla ciddiye alınırlar. Bu tür oluşumlarda örgütlü olmayan kişilerin örgütlü olan güçler tarafından saf dışı edilme, başkalarının onların verdiği emeği dar çevre çıkarları uğruna kullanma riski daha büyüktür. Örnekleri sık sık görülüyor, isim verip, gereksiz bir tartışmaya gerek yok.

 

3.

DDKD'lilerin de bir tarihi geçmişi var, bu hem içe dönük hem de dışa dönük bir tarihtir.

(3.1) Nedir bu tarihi geçmişleri? Şahıslar gibi örgütlerin de bir tarihi, kimliği vardır. DDKD ile, nesnel ve geçmişte yaşanan “DDKD” örgütü kast edilmediği, bunun 37 yıllık anlayışın bir simgesi olarak görüp ifade edilir.

 

DDKD'nin tarihi geçmişi, Dr. Şivan ve arkadaşlar nın 37 yıl önce somut siyasi çalışmaları ile başlar ve onların kurdukları PDK-T'nın devamıdır. Onun örgüt mirasını devraldı. DDKD'lilerin Avrupa Toplantısı'nın açılışını yapan Mamoste Osman Aydın bu tespitin yaşayan tanığıdır, aktörüdür. Kadrolarının 37 yıllık modern politik kültür ve örgütlü tecrübeleri var. Kürtlere büyük hizmetler verdiler. Dr. Şivan, onların ilk ve en büyük şehididir.

 

Kürtlerin hak ve hukuk mücadelesi sürecinde hayatını yitiren tüm kişiler in , nedeni ne olursa olsun, Kürt şehitleri olarak anılmaları gerekir. Kimin haklı, kimin haksız olduğun a ancak tarih karar verir. Bunun tarafsız tarihçilerce araştırılması en doğrusudur. Kürt politik asındaki iç çekişmelerde taraf olanlar veya aktör olan politikacıların olaylar üzerine objektif açıklama yapmaları beklenemez. Ayrıca bu insan olamanın getirdiği bir özelliktir, insan olamanın getirdigi bir reflextir. Zaten tarihçi ile poltikacı arasındaki en önemli farklardan biri de bu reflex farkı degil mi?

 

KDP-Irak ve YNK arasındaki kardeş kavgası sürecinde çok kan döküldü. Irak Devlet Başkanı Talabani'in ve Büyük Barzani'in vakıflarındaki çocukların önemli bir kesimi, iç politik savaşta sehit olan peşmergelerin yetim çocuklarıdır. Hala kardeş kavgasında yaraları iyileşmeyen üst düzey yöneticiler tanıyorum. Ama YNK ve IKDP, politik davranarak olayların ve iç savaşın yorumunu tarihe devredip, kendi Irak-Kürdistan Bölgesi'nin çıkarlarını garantiye almak için koalisyon hükümeti kurdular.

 

(3.2) DDKD'lilerin kendi iç çekişmelerinde en çok taraf olup, iç çekisme ve bölünmeye neden olanlar ın , geçmişin hem savcılığını hem de hakimliğini yamak istemeleri doğru değildir. Bu tutumları ne kendilerine ne de hizmet etmek istedikleri davaya yarar getirir.

 

Kimin haklı veya haksız olduğunu, bölünme sürcinde yönetici olan taraflar, karar vermemelidir, çünkü olayın tarafı olarak objektif karar vermeleri olanaksızdır. Eski yöneticilerden kendi tutumlarına ilişkin nesnel karar vermeleri de beklenemez. Bu drumun acısını yaşayan DDKD'lilerin de ojektif bir karar vermesi zor. Çünkü onlar da halen bu bölünme ve parçalanmanın acısını ve duygularını yaşıyorlar. Bu acı ve duygu altında nesnel bir tahlil yapmaları beklenemez. Ayrica 25 yıldır bu konular üzerine taraflar yazıp konuştu, görüşmelerde dile getirildi. Neyi çözdüler, sonuçları ne oldu ? Faydası oldu mu?

 

Bu konuyu da zamana bırakıp tarihin karar vermesi en doğrusudur. Momste Osman Aydın'ın DDKD'nin Avrupa Toplantısı'n ın açılış konusmasında söylediği gibi DDKD'liler ileriye bakmalılar.

 

(3.3) DDKD'liler bu 37 yıllık politik mücadele sürecinde örgütte çalışan ve emek vermiş tüm şahıslar ın hak ları verilmeli, verdi kleri emeklerine saygı duyulmalıdır. Bazıları az çalışmış, bazıları çok çalışmış tarışması yersizdir ve zarar veri cidir .

 

Yalnız DDKD'liler yeni yöneticilerini belirlerken şuna mutlaka dikkat emeleri yararlı olur: DDKD'liler eski yöneticilere güvenip kredi verdiler: Eski yöneticilerin durmu gözler önünde. İki kişinin dışında Avrupa'da olanlar bile toplantıya katılmayı gerekli görmediler.

 

Avrupa ülkelerinde bankanlardan kredi alıp zamanında kredilerini ödemeyenlerin verileri, bankaların kurduğu merkezi bir veri bankasına kaydedilir ve tekarar kredi istediklerinde kaydedilen veriler gerekçe gösterilip, yeni kredi talepleri red edilir, ama bankada konto açmaları kabul edilir.

 

DDKD'lilerin saflarında eski yöneticilerin saygın birer vateran olarak yerleri olmalıdır ve onların DDKD'lilerin yeniden örgütlenmeleri nde yardımcı olmaları gerekir.

 

Üst düzeyde politika yapma ve DDKD'lilere üst düzeyde yöneticilik yapma beklenti ve talebi kendilerine zarar verir. Bu talebin DDKD'lilerden kredi alma şansı çok zayıf. Bu son on beş yılda yukarda anlatıldığı gibi (Bkz., 2.1) eski yöneticiler, DDKD dışındaki diğer Kürt ögüt ve şahsiyetler ile örgüt ve birlikler kurarken DDKD'lilerden bir kez daha kredi istemişlerdi, ama bu talepleri red edildi. Kendileri dışında bu tür kuruluşlara DDKD'li kadrolar ve taban da katılmadı. Şüphesiz halen poltika yapma idiası olan ve yeni örgüt kurma çabası olan diğer DDKD'liler için de bu anynen geçerli sayılır.

 

Burada yapılan öneriler ve ifade edilen tezler belli bir politik kültür birikimi gerektirir. Kürtler arasında politika devir etme tecrübsei zayıftır ama Kürtler bu erdemliliğe bir noktadan başlamalıdırlar.

 

4.

DDKD'liler genel bir toplantiya dek „Civata Demokratên Şoreşger yên Kurden li Ewropayê“ ismi altında çalışmalarını sürdürüyorlar. DDKD'liler, bir kaç defa ismilerini degistirdiler; bu iyi degildir. Bu çalışmaya yardımcı olanlardan isim önerileri yapmaları bekleniyor.

 

İsm in kısa olmasında yarar var. En fazla üç kelimeden oluşmalı ve isimde n örgütün bir Kürt örgütü olduğu anlaşılmalıdır. Kürt ve Kürt sembolü mesajının dışında isimde başka bir mesajin kamuoyuna verilmesine gerek var mı? Bence gerek yok. Niye başkasının örgütü tanımasından sonra onun nasıl bir politik örgüt olduğuna ve önyargısız bir kanaata varmasına olanak verilmemeli? Devrimci ve demokrat kelimleri sık sık tüketildi, ayrıca günümüz siyasi anlayışında “ devrimci” kelimesi, komunist solcu bir mesaj vermektedir. Örnek olarak şu iki ismi önerebilirim:

 

Civata Roji Kurd

Civata Kurd

 

Gelecek yazının konusu: Politik amaçlar, diş politika, Türk devleti ile ilişkiler, ekonomik ve demokratik reformlar; çoğulcu, sivil ve legal örgüt; Kürt-Kürt ilişkileri.

 

7.07.2006