Arşiv

 Kürt Ulusal Sorunu(II)

Çözüm yolu mutlaklaştırılmamalı!

Sık sık tekrarlanan bir deyim var: ''Aklın yolu birdir''..Ben buna katılmıyorum! Bilimsel düşünce ile felsefeyi kısırlaştırdığını düşünüyorum. Aklın yolu bir olmadığı gibi, gerçeğe ulaşmanın yolu da tek değildir. Üstelik düz bir yol da değildir. Karmaşıklık ve çeşitliliğiyle bazen bir bulmaca gibi dikilir karşımıza. Kafamızdaki hiç bir reçeteye uymaz. Fikir dünyasını kendisine uğraş edinmeyip bilinen kalıplarla yetinenler için oldukça can sıkıcı ve yorucu bir durumdur bu. Onlar, düşünceyi kendi içinde varolan diyalektiksel çelişkiler temelinde geliştirme uğraşısı yerine, yanlış olduğundan mutlak bir şekilde emin oldukları başkalarının düşüncelerine yönelirler. Kürtler arasındaki düşünsel anlaşmazlıkların büyük bir çoğunluğunun bundan kaynaklandığını düşünürüm hep.

 

Bir soruna doğru yaklaşıp hayatta karşılığı olan çözümler bulabilmek için, öncelikle onu olası tüm karmaşık boyutlarıyla analiz etmek gerekir. Yazının birinci kısmında Kürt ulusal sorununun ülke temelini esas alan devletleşme sorunu başta olmak üzere, bu soruna bağlı olarak ortaya çıkan, ancak kendine özgü yönler taşıyan metropollere savrulmuş ve sayıları milyonlarla ifade edilen halkımızın, bulundukları yerlerde, oranın koşullarına uygun mahalli özyönetim ve ulusal kültürünü koruma, geliştirme sorunları ve bu bağlamda haklarının da olduğunu belirtmiştim. Amaç, Kürt ulusunun gerek kendi toprakları ve gerekse bulundukları yerlerde rahat ve özgür bir yaşam sürdürmeleridir. Bunun tabii ki evrensel boyutları da vardır. Yeryüzünde aynı amaç ve özlemler için çaba sarf eden tüm birey, kurum ve kuruluşları doğal dostlarımız olarak sayarız.

 

Bu amaca ulaşmada değişik yöntem ve araçlar kullanıldı, kullanılıyor. Aynı şekilde farklı stratejiler de esas alındı ve bu yöndeki uğraşlar devam ediyor. Ben, esas amacımıza ulaşmada tek doğru olarak kabul edilebilecek strateji ve yöntemlerin olmadığını, tersine bunların birbirlerini tamamladıklarını ve birbirlerine manevra imkanını sağladıklarını düşünüyorum. Çünkü dünya ve ülke genelindeki süreç ve güç dengeleri büyük bir akışkanlık ve değişim içindedir. Dönem dönem bunlardan birini ön plana getirip diğerlerini arka plana itebilir. Bu yüzden amaca yönelmiş ''strateji ve taktikler'' değil, amacın kendisi, yani amaç birliği esas alınmalıdır. Doğaldır ki toplumun mevcut tüm sınıf ve katmanlarının çıkarlarında tam bir uyum sağlanamaz. Burada söz konusu olan temel ulusal ve insani çıkarlardır. Ulusal çıkarlar temelinde bir birlik, ille de örgütsel bir birliğin sağla n masını da gerektirmez. Önemli olan hareket ve mücadele birliğidir.

 

Görünen o ki, değişik Kürt şahsiyet ve kurumları arasında devamedegelen ''Nasıl bir strateji'' sorunu, daha uzun bir süre tartışılmaya devam edecek. Bence bu tartışmaları sürdürmenin de hiç bir sakıncası yok. Kürtler için bir çakıl taşı bile isteyen tüm uğraşlar benim açımdan değerlidir. Ama keramet, istemekte değil, bu istek ve amaçlara nasıl ulaşılacağını göstermek ve bu doğrultuda somut, akılcı projeler üretmektedir. Ayrıca daha büyük hedefleri savunanların diğerlerinden daha büyük bir iş başardıklarını da sanmıyorum. Bunların aksine aktif bir şekilde ana dille eğitim hakkı dahil, Kürtlerin ulusal-kültürel haklarının anayasaya girişinin sağlanmaya çalışılmasının, günümüz koşulları açısından küçümsenemeyecek bir tutum olduğunu düşünüyorum. Buna karşıt olarak ilk çıkışından beri kendisine bağımsızlığı şiar ettiğini iddia eden ve bunun dışında başka bir şeyi savunmanın ihanet olacağını savunan yapılanmanın ne tür durumlara düştüğünü de görüyoruz. Aslolan bağımsızlık politikası değil, politikanın bağımsızlığıdır. Bağımlı, güdümlü bir ''bağımsızlık'' hedefi toplumumuza ne kazandırır? Hatta bazen bir ülkeyi öz gücüyle bağımsızlığına kavuşturduğu halde, ona kan kusturan bir yapılanma da ortaya çıkabilir. Bu anlamda önemli olanın, bir siyasal aksiyonun topluma gerçekten de özgürlüğü, refahı, huzuru getirip getirmeyeceği kriteridir.

 

Tabii ki siyaset sadece fikir tartışmaları ile yürütülmez. Plan ve projeyle yürür. Beğenmediğimiz, karşı durduğumuz kesimlerin plan ve projeleri var! Halkımızın üzerinde türlü türlü oyunlar oynanıyor. Bu oyunlar deşifre edilmeye çalışılıyor, eleştiriliyor ve tutum belirlenmeye çalışılıyor. Ancak siyasal mücadelede belirleyici olan, başkalarının planlarına çomak sokmaya çalışmak değil, öncelikle kendi planını oluşturmaktır. Başkalarının plan ve oyunlarıyla uğraştıkça, farkında olmadan onların bir figüranı haline de gelebilirsiniz. Sakın planın bir parçası da, plana karşı olanların o zemine çekilmeleri ve bir kör dövüşüne tutuşturulmaları olmasın? Kendisine ait planları olmayanlar, ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, başkalarının planlarını bozamazlar, hatta kimi yanlış tutumlarıyla bu planların hayata geçirilmesine zemin de sağlayabilirler.

22.01.2006

 

Kürt Ulusal Sorunu (1) Sorunun adı doğru konulmalı

Benim İçin DDKD'nin Anlamı

Güneşin çocuklari kazanacak

Jijan jiyîn e..

Tarihten ders çıkartmak

Medya Rüya Değil
Vizyon Eksikliği
Medkom Çevresi
Artık Kurban Vermek istemiyoruz!
Bu Sefer Farklı Olabilir
Küçük Kaygılar Büyük ideallerin Önünü Kesmemeli
Doğrusu neyse o yapılmalı, fazla söze gerek yok