Arşiv

Newroz sürecindeki olaylı gelişmeler yeni askeri konsepten bağımsız değil

 

Newroz sürecinde ortaya çıkan çalkantılı ve karmaşık gelişmeleri, 2006 Yılında Milli Güvenlik Kurulu tarafından tespit edilen yeni askeri konsept ışığında değerlendirdiğimizde, sanırım durum biraz da olsa berraklığa kavuşmuş olacak. Ancak bu şekilde Newrozun bazı il ve ilçelerde serbestçe kutlanılmasına izin verilirken, neden bazılarında yasaklandığı da anlaşılacaktır.

 

Türkiye'in yeni askeri konsepti hakkında, Kurdinfo'daki bu köşemde, 22 Mayıs 2006 tarihli ‘'Askeri Konsept Değişikliği'' başlığı altında bir yazı yazmıştım. Bu yazıda dile getirilenleri tekrar etmek istemiyorum. İlgi duyan arkadaşlara tekrar okumaları tavsiyesinde bulunuyorum.

 

Sadece bir iki hatırlatma yapacağım..

 

T.C'nin kuruluşu sürecinde oluşturulan askeri konsept, iki düşman devlete karşı savaş, artı iç düşmana karşı bir ‘'iç savaş'' a dayanıyordu. Tabii bu üç savaşın aynı anda sürdürülebilmesi için, ordunun güç ve yeteneginin de buna göre organize edilmesi gerekiyordu. Ayrıca Ordunun coğrafi konumlanması da buna göre düzenlenmeliydi.

 

2006 da oluşturulan yeni konsept ise, dünyadaki yeni denge değişikliklerine uygun olarak, aynı anda bir dış ve bir iç düşmana karşı savaş yürütebilmeyi esas almaktadır.

 

Dış düşmanla kimin kastedildiğini bu yazı çerçevesinde tartışmayacağım.. Ancak iç düşmanın kim olduğu aşikardır! Devlet ta kuruluşundan beri, Kürt halkını bir iç düşman olarak algılamış ve ona karşı çok boyutlu bir savaş yürütmüştür. Bu gün de bu savaşı hem boyut hem de coğrafik alan açısından daha da geliştirerek yaygınlaştırmıştır. Yani sadece Kuzey Kürdistan'ı değil, ülkemizin tüm parçalarını hedef tahtası haline getirmiştir.

 

Bu yeni konsept gereği, yüzbinlerce asker sınır üçgeninde-ki bunlar suni sınırlardır- konuşlandırıldı. Bununla hesaplanan, ülkemizin dört parçasındaki gelişmeleri-buna olası gelişmeler de dahildir- kontrol altına almak ve gerektiğinde saldırmaktır.

 

Yine konsepte uygun olarak, çeşitli tampon bölgeler de oluşturulmak isteniyor. Güney Kürdistan'a yönelik girişimler bilindiği gibi fiyaskoyla sonuçlandı. Çünkü bölgedeki dengeler, böyle bir hassasiyeti taşıya bilecek durumda değildir. Bununla birlikte Türk devletinin bu konudaki heveslerinden vazgeçmediğini görmekteyiz.

 

Kuzey Kürdistan'da ise, bu hedef adım adım hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bilindiği gibi 2007 yazında Kuzey'de başta Siirt'in kırsal alanları olmak üzere, belli bölgeler insansızlaştırıldı ve yasak bölge ilan edildi. Bu, bir ayağı Kuzey'de, öteki ayağı da Güney'de olmak üzere bir köprü olarak düşünülüyor. ‘'Botan-Bahdinan Özel Savaş Hükümeti''nin tesisi de diye biliriz buna. Buralarda egemenlik tesis edildikten sonra, alanın adım adım genişletilmesi ve tüm ülkeye yayılması öngörülüyor.

 

Bu bağlamda, diye biliriz ki, sınıra yakın bölgeler başta olmak üzere, Kuzey'de kimi bölgeler insansızlaştırılıp tampon bölge haline getirilirken, bazı bölgeler ise ‘'Pilot bölge'' olarak ele alınıp yeni politikaların deneme/uygulama alanı haline getirilmek istenmektedir.

 

Siirt, Hakkari, Van, Şırnak da bunların arasında yer almaktadır. Buralarda Olağanüstü Hal döneminden kalma yasalar hala fiilen yürürlükte. Burada geçerli olan, ‘'özel savaş kanunları''dır. Newroz etkinliklerinin buralarda yasaklanmasının bundan bağımsız ele alınamyacağı düşüncesindeyim.

 

Devletin artan saldırıları karşısında halkımızın sürdürdüğü özveri ve coşkuyla dolu mücadele de doğrusu takdire şayandır. Ülkemizin dört bir yanında, egemen ülke metropollerinde ve Avrupa'da yapılan ve toplam olarak milyonlarca insanı kapsayan etkinlikler, Türk devletinin nasıl da nafile bir çabanın içinde olduğunu göstermeye yeter de artar bile..

 

Sevgili Leyla Zana'nın da Amed mitinginde dile getirdiği gibi, halkımızın ihtiyaç duyduğu şey, egemen güçlerin sandıklarının aksine bir lokma ekmek değil, özgürlük ve kendi kendini idare etmektir. Kürdistan'da hızla yayılan ulus olma ve ulusal haklar için mücadele etme bilinci, sadece Türk devletinin değil, halkımız üzerinden politika geliştirmek isteyen bütün dünya güçlerinin planlarını işlevsiz bırakacaktır.

 

‘'Uzattığımız barış elini tutun, aksi taktirde; Kürt halkını hesaba katmayan, haklarını teslim etmeyen hiç bir siyasete izin vermeyiz ve özgürlüğümüz için ne pahasına olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğiz!''.

 

İşte milyonlarca Kürdün Newrozda verdi mesajin özeti budur...

 

24 Mart 2008

  

 

 

 

 

 

 

Ülkemin Ateş Saçlı Kadınlarına Selam Olsun

Karlı Doruklarda Batan Sahte Güneş

Kürt planı mı, Kurt kapanı mı?

Bir Umut İçin Oylar Bin Umut Bağımsız Adaylara!

Devletin yeni konseptine karşı Kürt Ulusal Kongresi şart oldu

Türk Devleti'nin niyeti ve Nêçîrvan Barzani`nin doğru tavrı

Çapemeniya Ereb û Birêz Barzanî

Evren Değişti, Adaletin Yerini Bulması Yakınlaştı!

Fırat Yaslı, Dicle Mahzun

Devrimci Demokrat Gelenek

Kürt Ulusal Sorunu (V) Uluslararası koşulların Önemi

Askeri Konsept Değişikliği

Hedef Tüm Kürdistan

Kürdistan'a Doğru

Nankör Evlat: Terör!

Kürt Ulusal Sorunu (IV) Sığınmacı politikalara son verme zamanı gelmedi mi?

Kürt Ulusal Sorunu (III)
Matruşka Politikalar

Kürt Ulusal Sorunu(II)
Çözüm yolu mutlaklaştırılmamalı!

Kürt Ulusal Sorunu (1) Sorunun adı doğru konulmalı

Benim İçin DDKD'nin Anlamı

Güneşin çocuklari kazanacak

Jijan jiyîn e..

Tarihten ders çıkartmak

Medya Rüya Değil
Vizyon Eksikliği
Medkom Çevresi
Artık Kurban Vermek istemiyoruz!
Bu Sefer Farklı Olabilir
Küçük Kaygılar Büyük ideallerin Önünü Kesmemeli
Doğrusu neyse o yapılmalı, fazla söze gerek yok