Arşiv


Kadının Gerçek Tarihi Lilith'te Saklı

Kenan ülkesinin yaradılış destanı ilginçtir. Kutsal kitaplarda anlatılan Adem ile Havva Efsanesi'nin saklı boyutlarını da kapsar: Felakete uğrayan Lilith'in, yani gerçek kadının hikayesini.

 

Bilinen rivayete göre Tanrı önce Ademi yaratır, akabinde de onun kaburga kemiğinden Havva'yı.

 

Havva sonradan, özellikle de Adem hazretleri yalnız kalıp canları sıkılmasın diye amaca uygun yaratıldığından, belli görev ve sorumluluklarla donatılmış bir şekilde Adem'in Cennet bahçesine sunulur. Bir nevi cariye. Tek ‘'kutsal'' yönü; doğurganlığını ve hizmetinin devamını sembolize eden ‘'Ana''lığı.

 

Havva, gözlerini yeryüzüne açtığından beri kendini bu misyonlarla donatılmış halde gördüğünden, karşıt cinsle eşit haklara sahip bir varlık olabileceğini aklına getiremez. Tek amacı Ademi ve onun türevleri olarak yetişecek olan Ademleri mutlu etmek.

 

Tarihi, efsaneyi yazanlar böyle buyururlar. Yani tarihi ve efsaneyi yaşayan ve yaratanlar değil de, yazanlar. Onlar ne yazarlarsa, mutlak hakikat olur. Yazılı tarih, egemenlerin tarihi çünkü çoğunlukla.

 

Oysa yaşanan tarih genellikle yazılandan farklıdır. Bazan hiç değişikliğe gitmeden de tarihi farklılaştırmak, çarpıtmak mümkün. Nasıl mı? Bir kısmını gizleyerek tabii ki. Yani yaşananlardan bir kısmı olduğu gibi, gerçeğine uygun olarak anlatılsa dahi, bu çarpıtmanın önüne geçmeye engel olamaz. ‘'Dürüstçe anlatım'' eğer eksik yönler barındırırsa, içinde her türlü olumsuzluğu üreten karanlığı da taşır.

 

Efsanenin ilk kısmını da içeren esas versiyonuna göre; Tanrı erkek ile kadını aynı anda kendi benzerinde yaratır: Adem ile Lilith.. Buna göre Tanrı her ikisini de aynı materiyalden yaratır. Çamurdan!

 

Peki ne olur da bu denge bozulur, kadın-erkek arasındaki eşitlik ortadan kalkar?

 

Rivayete göre... Ve rivayetlerin Sansürsüz, diliyle yazacak olursak

 

Adem ile Lilith Tanrı'nın benzerinde daha çok varlık üretmek için hemen işe koyulurlar. Kutsal birleşme ayinini gerçekleştirmek için balayına çıkarlar. İşte her şey, bu balayı esnasında türlü ritueller eşliğinde sürdürülen ayinde olur.

 

Adem hazretleri işi bencilliğe döküp kutsal birleşmeden daha çok haz alma yoluna baş vurur. Hep üstte kalmakta ayak diretir. Bu durum gittikçe Lilith'in asabını bozmaya başlar. Hep altta kalmak zoruna gider, kendisini aşağılanmış hisseder. Arada bir üste çıkma girişimlerinde bulunsa da, bir türlü başarılı olamaz. Adem baba, ‘'altta kalanın canı çıksın'' belgisiyle yüklendikçe yüklenir. Kutsal ayin git gide Lilith için bedenine ve ruhuna acı veren bir işkenceye dönüşür..

 

Zavallı Lilith, çırpınmaları fayda etmeyince, tek çare olarak, haksızlığı giderip bir nebze de olsa üstte oturabilmek için, yaratıcı Tanrı'yı yardıma çağırmaya karar verir. Ancak yardıma çağırırken, maalesef büyük bir hata işler ve Tanrının ağza alınmaması gereken isimlerinden biriyle Ona seslenir.

Bu isimle çağrıldığını duyan Tanrı oldukça öfkelenir, adeta gazaba gelir. Lilith'in bu suçunu cezasız bırakmaz. Onu bir vampire dönüştürür, oradan sürer...( *)

 

İşte efsaneye ilişkin kutsal kitapların atladıkları kısım böyle..

 

Kutsal kitaplarda yer alan ikinci kısım ise yukarıda anlattığım gibi. Yani tek başına kalan Adem'in yalnızlığının giderilmesi için Havva'nın yaratılması.

 

Ama hikayenin bundan sonra anlatılan kısmında da farklılıklar var.

 

Şöyleki: Lilith, sürülmesine sürülür, ama pes etmez, mücadelesini farklı bir boyuttan sürdürmeye devam eder. Güncel kavramlarla anlatacak olursak; İdeolojik propaganda ve fettanlıktan tutun da, ürkütücü teröre kadar her yolu mübah görür ve uygular. Yani anlayacağınız, o gün bugündür, ‘'Terör'' ezilenlerin intikam alma aracıdır.

 

Lilith'in başlıca ‘'Terörist''eylemlerini ve işlediği suçları sıralayacak olursak:

 

•  Geceleri Adem ve sonraki kuşak Ademoğullarının rüyalarına girip erken boşalmalarını sağlayarak, zürriyetlerinin oluşmasına engel olmaya çalışmak.

 

•  Kadınların kısırlaşmalarını, tüm engellemelere rağmen rahimleri döl tutanların ise düşük yapmalarını sağlamak.

 

•  Korkunç sesler çıkartarak kundaktaki bebekleri uykularında ürkütüp ölümlerine yol açmak (Ani ve sebebsiz bebek ölümlerinin de bundan kaynaklandığı sanılmakta).

 

•  Yine rivayet edilir ki, yılan kılığına girip gizlice Cennet bahçesine sızan ve hayat tercübesi olmayan Havva'yı kandırıp onun yasaklanan bilgi ağacının meyvesinden yemesini sağlayan da Lilith'in ta kendisidir. (Hikayenin bu kısmına ilişkin olarak bildiğim başka bir rivayet daha var. Buna göre; Cennet'te yasaklanan meyve/veya bitki aslında Buğday taneleridir. Sebebi de şu: Tanrı, insan bedeni öyle yaratmıştı ki, ne yese, ne içse, onu hazmedebilirdi. Dolayısıyla posa ve artık su oluşmaz, böylelikle de Cennet tertemiz kalabilirdi. Ama buğday başkadır. Yendiğinde posaya yol açar. Cennet'te abdesthane(Çağdaş deyimle Dabılyu-C/ ya da WC) olmadığı için kirliliğe yol açacağı belliydi. Tanrı bunu önceden bildiğinden, bu bitkiden yenmesini yasaklar. Lilith, bir şekilde bu sırrı öğrenir ve sadece Adem ile Havva'dan değil, Tanrıdan da intikamını almak için bahçenin kirletilmesini sağlamayı aklına koyar. Buğday tanelerini Havva'ya ve Havva aracılığıyla da Adem'e yedirerek amacına ulaşır. Cennet'in çiçek kokularına başka kokular eklenince, çekilmez olur. Her taraf pisliğe bulaşır. Oysaki Cennet temizliğin sembolu ve kutsal ibadetin Merkezidir. Şimdi bu bahçe, yaratıcı Tanrı'nın özlemlerini bertaraf etmeye zemin yaratan yıkıcı bir odak halindedir. Bunu gören ve kötü gidişatı engellemek isteyen Tanrı, Adem ile Havva'yı cezalandırarak Cennet'ten kovar).

 

Kıssadan hisse çıkartmak için efsanede rol oynayan aktörlerin kişilik çözümlemelerini yapacak olursak:

 

Lilith; hala cezalı. Onun, kendi bedenine sahip olmak ve içinden kopup gelen duygularını yaşamak isteyen bir kadın olarak, Ademoğullarının sürgün toplumunda hala leylek yuvası kadar bile yeri yok. Tanrı'ya kırgın, kadına sitemli, erkeğe nefretle bakar. Tanrı'ya pek gücü yetmese de, hayatı diğerlerine zehir zıkkım etmek için elinden ne gelirse yapmaya devam etmekte. İntikam hazzı, onu hayata bağlayan biricik etken. Lilith, ayırımcılığa ve cinsel baskıya başkaldırının simgesi olarak hep gizemli bir yön taşır ve kendisini sevmeyenlerin bile yüreğinde taht kurkayı başarır.

 

Adem aynı Adem; yaratıldığı günde ne idiyse hala öyle. Yani bencil ve şehvet düşkünü. (Ama laf aramızda, gözü hala Lilith'te. Lilith'in azgın direnişi, şehvetini daha bir kamçılıyordu. Ancak biraz da kızgın ona: ‘'İşi bu kadar abartıp Tanrı katına çıkartmanın ne gereği vardı sanki, biraz dişini sıksaydı, onun da üste çıkma sırası gelirdi elbet, bunca acıyı da yaşamaya gerek kalmazdı.. Her kötülük, kadının sabırsızlığının, inatçılığının başının altından çıkar...'' deyip durmakta. Adem, kendisini ezdirmez ama, otoriteyi karşısına almayı da göze almaz. Onun defterinde başkaldırı sözüne rastlanmaz. Uzlaşarak egemenlik çarkından beslenmeyi daha çok tercih eder.

 

Havva aynı tas, aynı haman; sırtı hala yerde ve hala hep altta kalanın kendisi olduğunun farkında değil. Ademin bir dediğini iki etmediği halde, zırnık kadar değeri yok. O, Adem (ve oğulları) için felçli bir bedenden başka bir anlam taşımaz.. Havva düşen kadının, yenik kadının, susan kadının, azla mutlu olan kadının temsilcisi.. Ya da kim bilir, belki de tüm olan bitenin farkında, ama Lilith'in başına gelenlerin aynısını yaşayacağı korkusuyla bu rolu benimsemeyi uygun görüyordur. Dertlerini içine atıp, sonra bunları nur topu çocuklar halinde dünyaya salıyordur. Her doğan çocuk başlı başına bir derttir, sözü burdan mı gelir acaba? Yanıtını benden beklemeyin, kimsenin günahına girmek istemem. Her kes odununu sırtında taşır.

 

Tanrıya gelince; hala kızgın, hala öfkeli, hala hiddetli. İnsanı kendi benzerinde yaratmaktan bin pişman. ‘'Çamurdan adam yaparsan, olup olacağı budur'' diyerek suçu biraz da kendisinde bulmakta. Pişmanlık duygusu ağır bastığında; acımasızlaşıp hiç bir şart altında bağışlamayarak, acısını biraz olsun hafifletmeye çalışır; Suçluluk duygusu ağır bastığındaysa; inzivaya çekilir. İşte kötüler, hain ruhlu insanlar en çok da Tanrı'nın bu inziva seanslarında piyasada cirit atıp kurtlaşarak, Ergenekon destanları türetiyorlarmış..

 

Cemal Özçelik

 

31.07.08

 

(*) Efsanelere ilişkin toplu bilgiler edinmek isteyip, yabancı dil bilen arkadaşlar aşağıdaki kaynağa başvurulabilirler:

Kenneth, C. Davis(2008) ‘'Wo hat Prometheus das Feuer versteckt''

 

 

 

 

 

 

 

Newroz sürecindeki olaylı gelişmeler yeni askeri konsepten bağımsız değil

Ülkemin Ateş Saçlı Kadınlarına Selam Olsun

Karlı Doruklarda Batan Sahte Güneş

Kürt planı mı, Kurt kapanı mı?

Bir Umut İçin Oylar Bin Umut Bağımsız Adaylara!

Devletin yeni konseptine karşı Kürt Ulusal Kongresi şart oldu

Türk Devleti'nin niyeti ve Nêçîrvan Barzani`nin doğru tavrı

Çapemeniya Ereb û Birêz Barzanî

Evren Değişti, Adaletin Yerini Bulması Yakınlaştı!

Fırat Yaslı, Dicle Mahzun

Devrimci Demokrat Gelenek

Kürt Ulusal Sorunu (V) Uluslararası koşulların Önemi

Askeri Konsept Değişikliği

Hedef Tüm Kürdistan

Kürdistan'a Doğru

Nankör Evlat: Terör!

Kürt Ulusal Sorunu (IV) Sığınmacı politikalara son verme zamanı gelmedi mi?

Kürt Ulusal Sorunu (III)
Matruşka Politikalar

Kürt Ulusal Sorunu(II)
Çözüm yolu mutlaklaştırılmamalı!

Kürt Ulusal Sorunu (1) Sorunun adı doğru konulmalı

Benim İçin DDKD'nin Anlamı

Güneşin çocuklari kazanacak

Jijan jiyîn e..

Tarihten ders çıkartmak

Medya Rüya Değil
Vizyon Eksikliği
Medkom Çevresi
Artık Kurban Vermek istemiyoruz!
Bu Sefer Farklı Olabilir
Küçük Kaygılar Büyük ideallerin Önünü Kesmemeli
Doğrusu neyse o yapılmalı, fazla söze gerek yok