DTP parlamentodan çekilmeyi tartışıyor
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, mahkemelerin DTP'li milletvekillerinin
yargılanmalarını sürdürme kararını eleştirerek "parlamentoyu
terkedebilecekleri"ni söyledi.
Erbil'de yayımlanan ve bölgenin en çok satan gazetesi olan Hewler'de
"Kürtler dışarı" başlığı altında verilen haberde, "Kürtlerin parlamentodan
kovulması için harekete geçildiği" ileri sürüldü. Haberde şöyle denildi:
"Istanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır milletvekili Aysel Tuğluk ve
Batman milletvekili Ayla Akat Ata'nın yargılanması doğrultusunda karar
verdi. Mahkeme bu kararla, milletvekili dokunulmazlığını dikkate almadı.
Mahkemenin bu kararının tarihte benzeri bulunmuyor. Başka bir DTP'li
milletvekili Sebahat Tuncel de benzer şekilde mahkeme tarafından
yargılanıyor.
Mahkemenin yargılama kararı Anayasa'nın 14. maddesine dayandırılıyor, ancak
bu şekilde şu ana kadar herhangi bir kimse yargılanmadı. Mahkemenin
yargılanmasının bu üç kadın milletvekilinin aleyhine sonuçlanması durumunda
milletvekillikleri düşürülecek ve parlamentodan çıkacaklar. Bu durumda,
DTP'nin grubu ortadan kalkacak."
Sorunun ucu başkalarına da dokunur
Aynı gazeteye açıklama yapan Türk de, çalışmalarının engellendiğini ve hedef
durumuna getirildiklerini savunarak, parlamentodan çekilebileceklerini
açıkladı. Kürt sorununun çözüm adresi olarak parlamentoyu gördüklerini
belirten Türk "Biz bütün sorunların barışçı yollardan ilerleyebilmesi için
parlamentoyu seçiyoruz. Yoksa beş kuruş para için parlamentoya gelmedik.
Evimize gitmek zorunda kalırız, fakat bu sorunun ucu sadece bize değil
başkalarına da dokunur" dedi.
Yukarıdaki habere yorum yazısıdır.Aşağıda yazdıklarım...
Sekuralizm
Emperyalizm her yerde gericilik ve artan ulusal baskıdır.Emperyalizm, her
yere özgürlük değil, egemenliğini götüren finans kapitalin ve tekellerin
çağıdır.Amaç toplumsal yaşamın ve insan düşüncesinin tek tipleştirdiği
bugün yapılanlarda görülebilen gerçeklerdir.Emperyalizm yalnız gericilik
değil aynı zamanda ilhak ve şiddet eğilimidir.Barışçıl ve saldırgan olmayan
bir emperyalizm düşünülemez.Bu anlamda serbest rekabet dönemide
bitmiştir.Meclisteki temsilciler,sendikalar, dernekler, burjuvalar ve
demokrasi havarilerinin ilericilikleri kapitalizmin bu aşamasında
bitmiştir.Bu aşamada burjuvazi kendi iç çelişkilerini çözmek ve aralarında
konsesyus sağlamak için kendi başlarına bire bir çarpışmazlar.Arkalarına
işçi sınıfının ve emekçi halkın bir kesimini alırlar.Kendi çıkarlarını
toplum çıkarı gibi yuttururlar.Konsesyus oluştururlar.Adıda burjuva
demokrasisi olur.Sonucunda yutturulan demokrasi oyununda emekçiler zarar
görür.Bunun önünü ancak devrimçi işçi sınıfı ile geçilir.Kendi devrimini
yapmadığı sürece sadece sermayenin başına bela olmak ile yetinilirse, ki
öyle görülüyor, devletin malum güçleri faili malum müdahalelerle,kanla,
şiddetle eder.
Işte yaşamımızda var olan öğe burjuvazi olgusu, aslında bir orta yol bulma
çabasıdır.Aşırılıklar ve karşıtlar arası bir denge arayışıdır.Bu anlamda
kolay idare edilen,zayıf, korkak yaratıklardır.Güç yerine çoğunluğu,
zorbalık yerine yasayı,sorumluluk yerine toplumun düşünce tarzını
kabullenir.Egemen güçlerin boyunduruğu altındadır.Ama duvarın altında
kalmaz.Köşeye sıkıştırılabilir.
Kürt iradesi bu orta yol bulma sevdasında olan aşksız sanatı da ele geçirmiş
beyaz şekilsiz,lümpenleşmenin egemen olduğu kürt burjuvasinin eline
geçmiştir.Yakın tarihte elde edilen ulusal başarı son dönemde tavır
değiştirmiştir.
Ve tarafsızlıkla tarihimiz ile yüzleşme durumuna gelip,kendimizi bilme
noktasına gelmemiz gerekir.Bir kimlik ve sahiplenme problemi olduğu,egemen
inanç boyutunun diğer inanç boyutlarını gelecek ile ilgili ulusal anlamda
demokratik istemleri,birlikte mücadele temeli olarak,insanını ve
kültürlerinin korunması,yada kendi ayrı kimliklerini korumaları
sağlanmalıdır. Eğer kazanılmış hakları kişisel çıkarlar üzerinden
kullanılacak ise bu bir erimedir. A.B.D kendince modern türk ve kürt islam
esasında bir bloğu,temeli iran ideallarini taşıyan.,bölgeyi etkisi altına
alacak fanatik radikal islam tarzına karşı desteklemektedir.
Fakat şu unutulmamalıdır ki Kürdistanın dört parçaya bölünmüş
dramı,gerçeği,,doğru teşhiş ihtiyacı sonucu,TC. 20 inci asrın başındaki
stratejisini günümüzdede uygulamaktadır.Strateji gereği geri çekilme gibi
görünsede,ekonomik yapılanmasını emperyalizmin alt yapını oluşturacak
şekilde yapmaktadır. ABD hakem rolünde görünerek,o bölgeye aslında kendi
askeri gücünü konuşlandırmaktadır.T.C ordusu sayesinde yaratılan kırmızı hat
oyunu ile danışıklı döğüş, bu yolla köprü ayaklarını sağlamlaştırmaktadır.
Aydınları yok edilerek,kültürel varlıkları emperyal yatırımlar
barajlar,santrallerle yok edilerek,dilleri yasaklanarak,egemen dilleri
öğrenmeye mecbur bırakılmaktadır.Psiklojik yollar üzerinden
asimilasyona, soykırıma(Şengal)uğratılmak istenmektedir.Bu metod ile
azınlıklar imha edilerek,yerine azınlık duruma bırakılma yaratılmaktadır.
Şunu unutmamak lazım ki başımızdaki egemenler hep imparatorluk hayalleri
kurmuşlardır.Bu stratejileri sonucu kendi halklarına ve diğer halklara çok
büyük acılar yaşatmışlar.Ve yaşatmaktadırlar. T.C nin bu hayallerini A.B.D
çok iyi kullanmaktadır.
Suni tampon Kürdistanıda (Kuzey Irak) bu hayaller
üzerinden özendirerek ilerideki planları B.O.P için gerekli köprü başlarını
tutmaktalar.Tabi plan ve niyeti anlamak mümkün T.C kendi stratjisine uygun
hale getirmek için provakasyonlar yaratmaktadır.Türkiyede sorun
politiktir.Etnik düşmanlık hakim.Ama yaklaşım etnik değil politiktir.
Birde kitleselleşmiş bile olsa kendi insanına eleştirel bir bilinç
kazandırmadığınız sürece,ve sorunun altında yatan sosyo_ekonomik ve siyasal
sebeblere yeteri kadar dikkatleri çekmeden onları bir öndere ya da öğretiye
itaat etmeye teşvik etmiş olursunuz.Buda uluslararası kapitalizmin
sömürüsüne açık bir durumu oluşturur.
Ve kürt tarihini özellikle yakın yüzyılda dinsel öğelerine bakıp bir suni
egemen resim oluşturulmaktadır. Bu öz yakın kürt tarihi boyunca hiç hayata
geçmemiştir. Gerçek anlamda bir ulusal dönem yaşamamışız.Ulusal tarihimiz
olmamış, özgür bir ulus için çok önemli olan ekonomi ve gerçeklerimize
eğilememişiz.Modern zamanlarda uygulanmayacağı anlamına gelir..Özden uzak
davranış demokrasiyi kendi içinde sadece etkileme amacını kullanıyor
kuşkusuna yol açar.Bu tür eğilimlerin güçlenmesinin altında kitlelerin
bilinçsizliği yatmaktadır.Baskı ve aklın sürgün edilmesi ile ortaya çıkan
taplodan başka bir şey beklenmez.Paradoksal durumdan çıkmanın yolu;ister
islamcı, ister milliyetçi,ister ilerici olalım gelecekte hepimizi
tehlikeler bekliyor.Yani etnik veya değil, bir yapı içersindeki azınlık veya
değil, tüm unsurları veya birtakım unsurları düşman olarak değerlendirmesi
büyük hata olur.Hepimiz aynı gemideyiz ama bu gemi yüzme yeteneğini gün
geçtikçe yitiriyor. Içlerinde şiddetli bir reform yapma isteği bulunan ciddi
genç insanı toplum düzenine aykırı bir gurup diye, mücadele edilmesi gereken
kayıp bir cemaat olarak değerlendirilmesi gerçekten büyük haksızlık
olur.Işte sorunun nedenleri altında katıksız bir entellektüel felce uğrama
vardır.Hiçbir baskı ve düşmanlık durumu sorunlarımızı çözmez.Sadece diyalog
kavramlarının ve görüşlerin açıklık kazanmasını ve her zaman tek bir görüşe
bağlı kalmaktan kaynaklanan kör noktaların kaldırılmasını sağlar.Ve bu
süreçteki yapı sadece söylemden öteye ABD nin çıkarları ve emellerine küçük
ve anlamsız zararlar verir.
Emperyal güçlerin güdümünde olanların geldikleri kişisel durum itibarı ile
ilgili memnuniyetleri ve bu yaşamlarına helal gelmemesi için, toplumun aklını
kullanmaması için ellerinden geleni yapmaları,sadece onları itaat eden
zümreler olarak görmeleri,toplumun açmazlarını görmek yerine, şartlanmış bir
şekilde yol almaları,entellektüel olarak değerlendirdiğimiz insanların
sadece bazı simgeler üzerinden mücadele etmek yerine, sosyal
adaletin,kalkınmanın,insan aklının sonuna kadar kullanılması daha sağlıklı
reaksiyonlardır.
Insanımızın hayatını ve dunyada oluş amacını anlamlandırmaya calısırken dini
değil, diğer unsurlar kullanmalıdır. Din ile toplumun değerlerinin bir arada
bulunduğu ama kesinlikle ayrı olduğu bir toplum kurgulamalıdır. Özel ve
kamusal insan ilişkileri dinsel değerler, gelenekler ve kurumların dışında
tartışmak ve yaşama geçirmek gerekir. Feodalizmi tarihe gömerek tam anlamda
çağdaşlaşmayı ve aydınlanmayı yaşamalıyız.
Kıssaden hisse!....
11.09.2007