Ibrahim Demirel

bio62@hotmail.com

DTP parlamentodan çekilmeyi tartışıyor

DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, mahkemelerin DTP'li milletvekillerinin

yargılanmalarını sürdürme kararını eleştirerek "parlamentoyu

terkedebilecekleri"ni söyledi.

 

Erbil'de yayımlanan ve bölgenin en çok satan gazetesi olan Hewler'de

"Kürtler dışarı" başlığı altında verilen haberde, "Kürtlerin parlamentodan

kovulması için harekete geçildiği" ileri sürüldü. Haberde şöyle denildi:

 

"Istanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır milletvekili Aysel Tuğluk ve

Batman milletvekili Ayla Akat Ata'nın yargılanması doğrultusunda karar

verdi. Mahkeme bu kararla, milletvekili dokunulmazlığını dikkate almadı.

Mahkemenin bu kararının tarihte benzeri bulunmuyor. Başka bir DTP'li

milletvekili Sebahat Tuncel de benzer şekilde mahkeme tarafından

yargılanıyor.

 

Mahkemenin yargılama kararı Anayasa'nın 14. maddesine dayandırılıyor, ancak

bu şekilde şu ana kadar herhangi bir kimse yargılanmadı. Mahkemenin

yargılanmasının bu üç kadın milletvekilinin aleyhine sonuçlanması durumunda

milletvekillikleri düşürülecek ve parlamentodan çıkacaklar. Bu durumda,

DTP'nin grubu ortadan kalkacak."

 

Sorunun ucu başkalarına da dokunur

Aynı gazeteye açıklama yapan Türk de, çalışmalarının engellendiğini ve hedef

durumuna getirildiklerini savunarak, parlamentodan çekilebileceklerini

açıkladı. Kürt sorununun çözüm adresi olarak parlamentoyu gördüklerini

belirten Türk "Biz bütün sorunların barışçı yollardan ilerleyebilmesi için

parlamentoyu seçiyoruz. Yoksa beş kuruş para için parlamentoya gelmedik.

Evimize gitmek zorunda kalırız, fakat bu sorunun ucu sadece bize değil

başkalarına da dokunur" dedi.

 

Yukarıdaki habere yorum yazısıdır.Aşağıda yazdıklarım...

Sekuralizm

Emperyalizm her yerde gericilik ve artan ulusal baskıdır.Emperyalizm, her

yere özgürlük değil, egemenliğini götüren finans kapitalin ve tekellerin

çağıdır.Amaç toplumsal yaşamın ve insan düşüncesinin tek tipleştirdiği

bugün yapılanlarda görülebilen gerçeklerdir.Emperyalizm yalnız gericilik

değil aynı zamanda ilhak ve şiddet eğilimidir.Barışçıl ve saldırgan olmayan

bir emperyalizm düşünülemez.Bu anlamda serbest rekabet dönemide

bitmiştir.Meclisteki temsilciler,sendikalar, dernekler, burjuvalar ve

demokrasi havarilerinin ilericilikleri kapitalizmin bu aşamasında

bitmiştir.Bu aşamada burjuvazi kendi iç çelişkilerini çözmek ve aralarında

konsesyus sağlamak için kendi başlarına bire bir çarpışmazlar.Arkalarına

işçi sınıfının ve emekçi halkın bir kesimini alırlar.Kendi çıkarlarını

toplum çıkarı gibi yuttururlar.Konsesyus oluştururlar.Adıda burjuva

demokrasisi olur.Sonucunda yutturulan demokrasi oyununda emekçiler zarar

görür.Bunun önünü ancak devrimçi işçi sınıfı ile geçilir.Kendi devrimini

yapmadığı sürece sadece sermayenin başına bela olmak ile yetinilirse, ki

öyle görülüyor, devletin malum güçleri faili malum müdahalelerle,kanla,

şiddetle eder.

 

Işte yaşamımızda var olan öğe burjuvazi olgusu, aslında bir orta yol bulma

çabasıdır.Aşırılıklar ve karşıtlar arası bir denge arayışıdır.Bu anlamda

kolay idare edilen,zayıf, korkak yaratıklardır.Güç yerine çoğunluğu,

zorbalık yerine yasayı,sorumluluk yerine toplumun düşünce tarzını

kabullenir.Egemen güçlerin boyunduruğu altındadır.Ama duvarın altında

kalmaz.Köşeye sıkıştırılabilir.

 

Kürt iradesi bu orta yol bulma sevdasında olan aşksız sanatı da ele geçirmiş

beyaz şekilsiz,lümpenleşmenin egemen olduğu kürt burjuvasinin eline

geçmiştir.Yakın tarihte elde edilen ulusal başarı son dönemde tavır

değiştirmiştir.

 

Ve tarafsızlıkla tarihimiz ile yüzleşme durumuna gelip,kendimizi bilme

noktasına gelmemiz gerekir.Bir kimlik ve sahiplenme problemi olduğu,egemen

inanç boyutunun diğer inanç boyutlarını gelecek ile ilgili ulusal anlamda

demokratik istemleri,birlikte mücadele temeli olarak,insanını ve

kültürlerinin korunması,yada kendi ayrı kimliklerini korumaları

sağlanmalıdır. Eğer kazanılmış hakları kişisel çıkarlar üzerinden

kullanılacak ise bu bir erimedir. A.B.D kendince modern türk ve kürt islam

esasında bir bloğu,temeli iran ideallarini taşıyan.,bölgeyi etkisi altına

alacak fanatik radikal islam tarzına karşı desteklemektedir.

 

Fakat şu unutulmamalıdır ki Kürdistanın dört parçaya bölünmüş

dramı,gerçeği,,doğru teşhiş ihtiyacı sonucu,TC. 20 inci asrın başındaki

stratejisini günümüzdede uygulamaktadır.Strateji gereği geri çekilme gibi

görünsede,ekonomik yapılanmasını emperyalizmin alt yapını oluşturacak

şekilde yapmaktadır. ABD hakem rolünde görünerek,o bölgeye aslında kendi

askeri gücünü konuşlandırmaktadır.T.C ordusu sayesinde yaratılan kırmızı hat

oyunu ile danışıklı döğüş, bu yolla köprü ayaklarını sağlamlaştırmaktadır.

 

Aydınları yok edilerek,kültürel varlıkları emperyal yatırımlar

barajlar,santrallerle yok edilerek,dilleri yasaklanarak,egemen dilleri

öğrenmeye mecbur bırakılmaktadır.Psiklojik yollar üzerinden

asimilasyona, soykırıma(Şengal)uğratılmak istenmektedir.Bu metod ile

azınlıklar imha edilerek,yerine azınlık duruma bırakılma yaratılmaktadır.

Şunu unutmamak lazım ki başımızdaki egemenler hep imparatorluk hayalleri

kurmuşlardır.Bu stratejileri sonucu kendi halklarına ve diğer halklara çok

büyük acılar yaşatmışlar.Ve yaşatmaktadırlar. T.C nin bu hayallerini A.B.D

çok iyi kullanmaktadır.

 

Suni tampon Kürdistanıda (Kuzey Irak) bu hayaller

üzerinden özendirerek ilerideki planları B.O.P için gerekli köprü başlarını

tutmaktalar.Tabi plan ve niyeti anlamak mümkün T.C kendi stratjisine uygun

hale getirmek için provakasyonlar yaratmaktadır.Türkiyede sorun

politiktir.Etnik düşmanlık hakim.Ama yaklaşım etnik değil politiktir.

Birde kitleselleşmiş bile olsa kendi insanına eleştirel bir bilinç

kazandırmadığınız sürece,ve sorunun altında yatan sosyo_ekonomik ve siyasal

sebeblere yeteri kadar dikkatleri çekmeden onları bir öndere ya da öğretiye

itaat etmeye teşvik etmiş olursunuz.Buda uluslararası kapitalizmin

sömürüsüne açık bir durumu oluşturur.

 

Ve kürt tarihini özellikle yakın yüzyılda dinsel öğelerine bakıp bir suni

egemen resim oluşturulmaktadır. Bu öz yakın kürt tarihi boyunca hiç hayata

geçmemiştir. Gerçek anlamda bir ulusal dönem yaşamamışız.Ulusal tarihimiz

olmamış, özgür bir ulus için çok önemli olan ekonomi ve gerçeklerimize

eğilememişiz.Modern zamanlarda uygulanmayacağı anlamına gelir..Özden uzak

davranış demokrasiyi kendi içinde sadece etkileme amacını kullanıyor

kuşkusuna yol açar.Bu tür eğilimlerin güçlenmesinin altında kitlelerin

bilinçsizliği yatmaktadır.Baskı ve aklın sürgün edilmesi ile ortaya çıkan

taplodan başka bir şey beklenmez.Paradoksal durumdan çıkmanın yolu;ister

islamcı, ister milliyetçi,ister ilerici olalım gelecekte hepimizi

tehlikeler bekliyor.Yani etnik veya değil, bir yapı içersindeki azınlık veya

değil, tüm unsurları veya birtakım unsurları düşman olarak değerlendirmesi

büyük hata olur.Hepimiz aynı gemideyiz ama bu gemi yüzme yeteneğini gün

geçtikçe yitiriyor. Içlerinde şiddetli bir reform yapma isteği bulunan ciddi

genç insanı toplum düzenine aykırı bir gurup diye, mücadele edilmesi gereken

kayıp bir cemaat olarak değerlendirilmesi gerçekten büyük haksızlık

olur.Işte sorunun nedenleri altında katıksız bir entellektüel felce uğrama

vardır.Hiçbir baskı ve düşmanlık durumu sorunlarımızı çözmez.Sadece diyalog

kavramlarının ve görüşlerin açıklık kazanmasını ve her zaman tek bir görüşe

bağlı kalmaktan kaynaklanan kör noktaların kaldırılmasını sağlar.Ve bu

süreçteki yapı sadece söylemden öteye ABD nin çıkarları ve emellerine küçük

ve anlamsız zararlar verir.

 

Emperyal güçlerin güdümünde olanların geldikleri kişisel durum itibarı ile

ilgili memnuniyetleri ve bu yaşamlarına helal gelmemesi için, toplumun aklını

kullanmaması için ellerinden geleni yapmaları,sadece onları itaat eden

zümreler olarak görmeleri,toplumun açmazlarını görmek yerine, şartlanmış bir

şekilde yol almaları,entellektüel olarak değerlendirdiğimiz insanların

sadece bazı simgeler üzerinden mücadele etmek yerine, sosyal

adaletin,kalkınmanın,insan aklının sonuna kadar kullanılması daha sağlıklı

reaksiyonlardır.

 

Insanımızın hayatını ve dunyada oluş amacını anlamlandırmaya calısırken dini

değil, diğer unsurlar kullanmalıdır. Din ile toplumun değerlerinin bir arada

bulunduğu ama kesinlikle ayrı olduğu bir toplum kurgulamalıdır. Özel ve

kamusal insan ilişkileri dinsel değerler, gelenekler ve kurumların dışında

tartışmak ve yaşama geçirmek gerekir. Feodalizmi tarihe gömerek tam anlamda

çağdaşlaşmayı ve aydınlanmayı yaşamalıyız.

 

Kıssaden hisse!....

 

11.09.2007