Ibrahim Demirel

bio62@hotmail.com
Korku cumhuriyeti

 

Insan , insanlık hep hareket halinde kendi neslini devam ettirme

çabasında.Yaratığı maddi varlıklarını bir sonraki gelecek için basamak

yapmışlardır.Fakat kapitalizm zihinlere bulaşmadan önce biz tabiri ile bizim

oralar yada Anadolu bünyesinde bir çok uygarlık barındırmıştır. Kürtler

,Ermeniler,Araplar,Türkler v.s hepsinin birikimleri birbirlerini

etkilemiştir.Mesala özenle yapılmış evlerden fark edilir.Ermenilerin taş

işçiliğindeki ustalıklarının örnekleri bulunmaktadır.Fakat fiziki olarak yok

edilen Ermenilerden başka Kürtlerde kimliksizleştirildi.Türk

milliyetçiliği,kürt kimliğini bir türlü tanımamış en doğal haklarından

yoksun bırakılmıştı.Anadillerini terk ettirip,en doğal haklardan yoksun

bırakılmıştır.Böylece hayatı kavramaları zorlaştırılmıştır.Bir yandan

aşağılanıp horlanırken,emperyalist ülke hayranlığını enjekte etmekten geri

kalınmamıştır.Bu hayranlık sınıflı bir topluluğa götürmüştür .Bu bir sonun

başlangıcı kopuş olmuştur.

 

Halbuki bir yolculuk yapsanız. dilerseniz, tarihler içersinde,dilerseniz

coğrafya üzerinden Mardin'e;Diyarbakıra,Erzuruma dersime,,hatta

Artvine, Hatay'a tarih ve çoğrafya yolculuklarda kültürlerin birbirine

karışmış bir insanlık haritası vardır.Ermenilerin, Arapların, Azerilerin, lazların, Çerkezlerin, Türklerin kültürleri, atasözleri, deyimleri,türkülerini bulabilirsiniz.Işte bu kavimler

kapısı Anadolu medeniyetleri mozaiğinin,sınırlarını gettolaştırmanın,

toplumsal kimliğimize gelen+ek lerimize pek bir katkısı olmaz.Katı inkarın

,ve yasakların korkularına bu halklar bırakılmamalıdır.

Son olaylar ki yaklaşık 1 yıldır bir eylem planı harekete

geçirilmektedir.Bakın gazete manşetlerine rink arabaların üzerine yazılan ya

sev ya terket,Ne mutlu türküm diyene,Kürt sorunu yoktur sloganları ile bu

çoğrafya ipotek altına alınmaya çalışılmaktadır.

 

Bu topraklar Türklerin olduğu kadar,Kürtlerin,Ermenilerin,,,,vatanıdır.

kanlı ve korkulu denklemler içinde herkes Türk değildir.Olmamakta direnenler

de bölücü terörist değildir.Işte bu denklemler inkar politikaları ve Türk

halkının bilincini şövenizm ile uyuşturan zehirli aşılama, evelce

uygulananlar gibi yeniden sahneye konuldu.

 

Bir yanda asimilasyon ve sömürge kültürü,diğer yandan kahraman Türk askeri

sınır ötesi hareket için teskere yolunda,bir hamaset içinde askerin sürdüğü

mehmetçikte Türk değil,Kürtçe ağıtlarla gömülen Kürt halkının

insanlarıdır.Ama kana süren insanlar ise Türklük nidalarına rağmen hem

icazet anlamında hemde vatandaşlık yolunda Amerikalı olma yolunda can

atmaktadırlar.

 

Türkiyede Türkler diye bir araştırma yapılsa sürekli türklük sloganları

atanların kaçının Türk kökenli olduğunu da bir zahmet Hallaçoğlu engin tarih

bilgisi ile ortaya çıkarsın..Türklerin ne kadar olduğunu arşivlesin.

Işte bu yüzden sürekli bir bölünme parçalanma paranoyası

yaşanmaktadır.Resmi ideoloji doğuya baktığında Kürtleri,karadenize

baktığında Lazları,güneye baktığında Arapları görüyor.Hani nerede

Yezidiler,Suryaniler,Rumlar Ermeniler,Çerkezler,Gürcüler,Boşnaklar,,,

Insanların Türk,Kürt olmaları kendi başına bir yargılama ölçütü yapılamaz.Bu

yüzden bir etnik yapıyı yüceltip diğerlerini ötekileştirme onursuzluğu ve

pişmanlık konusu edilebilir.Ulusal köken insanın iradesine

,tercihine,emeğine,zafına,yeteneğine bağlı değildir.Insan içine doğduğu

dilin önsel öğesidir.

 

Sorun ezen ulus ile ezilen ulus arasındaki eşitsizlik ilişkisidir.Ezilen

ulus milliyetçiliği bir haksızlığa karşı direnç gösterme çabasıdır.Ezen ulus

milletçiliği haksızlığı kurumsallaştıran bir gericiliğe dayanmaktadır.

Işte Türklüğü ile gururlanma durumuna itmektedir özellikle son zamanlarda

göndere ve her yüksekliğe çekilen bayraklar

gibi.Ermenisi.Kürdü,Süryanisi,,zoraki bir mutluluğa ya sev ya terk et

mantığına itilmektedir.Bu çizgiye gelmeyenlere zorla itmektedirler.Hrant

Dink,Orhan Pamuk,ölüm ve psilolojik baskı,şimdilerde mayın ve

pusularla,süngüyle derin reaksiyonlarla korku salınarak yapılmaktadır.Yine

kara derin güçlere yön verecek cinayetler işlenmektedir.

 

Özellikle Ermenilere evvelce yapılan gibi Kürtlere ürkütücü boyularda

yapılmaktadır.Beytülşebab'ta ki toplu katliam.13 erin öldürülmesi,,En

korkuncu ise bu psikolojik savaş içinde derin dikta örgütlenmeleri

oluşturulmaktadır.Taşeron ajanlaştırma reaksiyonları ile sinsi danışıklı

senaryo üzerinden yeni saldırı dalgaları yaratılmaktadır.Bu yeni saldırı

konsepti,gizli devletin yeni yüzü takiyeciliğin savaştaki yansıması,ölüm

mangaları ortalıkta dolaşmaktadır.Fedailerinin kol gezdiği tam bir nazi

örgütlenmesi, derin dikta rejimi kuruluyor.Içinde uyuştucu ile mermilere

sürülen lümpen gençler,bürokratlar.danışmanlar,,kan lobisi eylemlerine devam

etmekte ,edecek gibi de gözükmektedir.

 

Bir leş,hain,terorist,döl,gundi gibi gösterilen ötrkiler, toplumsal alandada

psikolojik savaş yöntemleri çeşitlendirilmektedir.Derinliği ittihatçılara

dayanan bir reksiyonlar zinciri hüküm sürmektedir.

Bu savaşların fiziki acısını ve sancısını son ölümlerden gösterdiki Kürtler

yaşıyor.Ama manevi ve moral değerler açısından Türk halkının kaybı daha

büyüktür.Çünkü Kürtler haklarına sahip çıkmak,baskılara direnmek için

bilinçlenirken;Türk halkının bilinci ise lime lime edilmektedir.Daha derin

tranvalara seyrelmektedir.

 

Bir iç çatışma yaratılıyor,yine seçilen kilit insanlarımız,ezilenlerden

seçiliyor.Bunlarda ezen ezilen bilincini almamış kişiler,soru sormaya alışık

olmayan kötü bir ezilmişlik,dolayısıyla kötü bir bekçidir.Fakat yürürlükteki

yasaların doğru olup olmadığını bilen kişi,belli durumlarda insanlarını

nasıl vurabilir.Nasıl süngüler, nasıl ateş edebilir.?Yani köle terbiyesi

zihniyeti var.Düzenin terbiyeli köleleri,halkına yoldaşlarına ihanet eden

bekçiler kullanılıyor.

Direk endirek ajanlarlaştırma politikaları uygulanmaktadır.

 

Evet buda bir iç çatışma,ve bilinçsizce alınan bilgilenme,bilinç eksik artı

düşman,çözüm bilgilenme artı eğitim.Yani eğitime önem vermek lazım ,taki

düzene uygun kafalar yaratmayı durdurana kadar.Çünkü sistem azınlıkları

çoğunluğu ezmek için kullanır.Ve bunu da hiç yadsımayalım.Sistem çoğunluğu

baskı altında tutmak ve sınırsız bir sömürü için bu terbiyeli köleleri

kiraladı ve kullanıyor.Tabi ki bu terbiyeli köleler bu işin

farkındalar.Işlerine de geliyor.Dedik ya topluluk olma ve sınıf olma bilinci

yok.Tekilleşme ve tekelleşme söz konusu.Kendi güç ki,paralar artıkça buna

paralel sömürülen kesim artacaktır.Dolayısıyla zenginlik ve onu koruyan

mekanizma da gelişmeli.Yani elindekini korumak zorunda ki bir kısmını

kudretlilerle bölüşmek zorunluluğu hissediyor.Tek başına koruyamaz

zenginliği,ne yapmalı,tabi ki terbiyeli bekçiler yetiştirmeli.Ve onu

doyurmalı,çünkü tek başına işleri yürütmesi giderek artan etmenler sonucu

olanaksızlaşır.Ve ezilmişlere karşı yerleri tehlikeye düşer.Böylece

zenginlerin korunma mekanizması,sistem belli bir perde arkası bağımsızlık

kazanır.

 

Sömürü lehine bu sistemli sistematik gelişim tabiî ki üreten ezilen kesimin

eğitimi ile ilgilidir.Çünkü çok bileni ,soru soranı,boyun eğmeyeni yönetmek

güçtür.Kitle araçları,baskılar,polis cezaevleri,askeri yönetim bir yere

kadar ve kimi yerlerde etkili olamaz.Yani sistemin düşüneceği bir çok şeyi

var.Ezilenin ise daha az da olsa insanca yaşamak için gerekli para,yoksa

çoğulun gücü,gürzü direnmek.Eğer uzun vadede çözüm gerekiyorsa buda özverili

aydın ve yurtseverlerin laf dövmelerinden çok yasaların,sonuçlarını

incelemekle bu çaresizlikten kurtarabiliriz.Yani uzun vadede köklü çözümler

gerekiyor.Aksi halde,direnmek;direnmekte,bilincin eğitimin ilk aşamasıdır.Bu

da bundan sonraki nesile bu bilinci vermektir.Ve gelecek nesilin meyvalarını

oluşturmakla olur.Yani demokrat,,duyarlı,bilinçli insanların kendi

nüvelerinden hareketle,olması gereken çoğulu oluşturmakla,örgütlü veya

demokratik kuruluşlar içersinde,kısas kısas,tez anti tez,sistematik fakat

sağlam temellere dayanan,bilgilenme eğitim....

 

Tabi bunları söylerken halkların birbirlerini saygı ile,bilgiyle

tanıması,milliyetçi şartlanmaların,gerçeklere dayanmayan önyargıların

cendersinden çıkarak özgürce,kardeşçe davranabilme gücü ve yeteneği

kazandırabilmesidir.Bu coğrafya içindeki tüm halkların birbirlerini anlamaya

dinlemeye,tanımaya ihtiyacı vardır.Işte ozaman türkler,kürtler,ermeniler tüm

halklar ruhunu dinlendirebilir.Taleplerini dillendirebilirler.Kimliklerini

tanımlayabilirler.

9.10.2007