Korku cumhuriyeti
Insan , insanlık hep hareket halinde kendi neslini devam ettirme
çabasında.Yaratığı maddi varlıklarını bir sonraki gelecek için basamak
yapmışlardır.Fakat kapitalizm zihinlere bulaşmadan önce biz tabiri ile bizim
oralar yada Anadolu bünyesinde bir çok uygarlık barındırmıştır. Kürtler
,Ermeniler,Araplar,Türkler v.s hepsinin birikimleri birbirlerini
etkilemiştir.Mesala özenle yapılmış evlerden fark edilir.Ermenilerin taş
işçiliğindeki ustalıklarının örnekleri bulunmaktadır.Fakat fiziki olarak yok
edilen Ermenilerden başka Kürtlerde kimliksizleştirildi.Türk
milliyetçiliği,kürt kimliğini bir türlü tanımamış en doğal haklarından
yoksun bırakılmıştı.Anadillerini terk ettirip,en doğal haklardan yoksun
bırakılmıştır.Böylece hayatı kavramaları zorlaştırılmıştır.Bir yandan
aşağılanıp horlanırken,emperyalist ülke hayranlığını enjekte etmekten geri
kalınmamıştır.Bu hayranlık sınıflı bir topluluğa götürmüştür .Bu bir sonun
başlangıcı kopuş olmuştur.
Halbuki bir yolculuk yapsanız. dilerseniz, tarihler içersinde,dilerseniz
coğrafya üzerinden Mardin'e;Diyarbakıra,Erzuruma dersime,,hatta
Artvine, Hatay'a tarih ve çoğrafya yolculuklarda kültürlerin birbirine
karışmış bir insanlık haritası vardır.Ermenilerin, Arapların, Azerilerin, lazların, Çerkezlerin, Türklerin kültürleri, atasözleri, deyimleri,türkülerini bulabilirsiniz.Işte bu kavimler
kapısı Anadolu medeniyetleri mozaiğinin,sınırlarını gettolaştırmanın,
toplumsal kimliğimize gelen+ek lerimize pek bir katkısı olmaz.Katı inkarın
,ve yasakların korkularına bu halklar bırakılmamalıdır.
Son olaylar ki yaklaşık 1 yıldır bir eylem planı harekete
geçirilmektedir.Bakın gazete manşetlerine rink arabaların üzerine yazılan ya
sev ya terket,Ne mutlu türküm diyene,Kürt sorunu yoktur sloganları ile bu
çoğrafya ipotek altına alınmaya çalışılmaktadır.
Bu topraklar Türklerin olduğu kadar,Kürtlerin,Ermenilerin,,,,vatanıdır.
kanlı ve korkulu denklemler içinde herkes Türk değildir.Olmamakta direnenler
de bölücü terörist değildir.Işte bu denklemler inkar politikaları ve Türk
halkının bilincini şövenizm ile uyuşturan zehirli aşılama, evelce
uygulananlar gibi yeniden sahneye konuldu.
Bir yanda asimilasyon ve sömürge kültürü,diğer yandan kahraman Türk askeri
sınır ötesi hareket için teskere yolunda,bir hamaset içinde askerin sürdüğü
mehmetçikte Türk değil,Kürtçe ağıtlarla gömülen Kürt halkının
insanlarıdır.Ama kana süren insanlar ise Türklük nidalarına rağmen hem
icazet anlamında hemde vatandaşlık yolunda Amerikalı olma yolunda can
atmaktadırlar.
Türkiyede Türkler diye bir araştırma yapılsa sürekli türklük sloganları
atanların kaçının Türk kökenli olduğunu da bir zahmet Hallaçoğlu engin tarih
bilgisi ile ortaya çıkarsın..Türklerin ne kadar olduğunu arşivlesin.
Işte bu yüzden sürekli bir bölünme parçalanma paranoyası
yaşanmaktadır.Resmi ideoloji doğuya baktığında Kürtleri,karadenize
baktığında Lazları,güneye baktığında Arapları görüyor.Hani nerede
Yezidiler,Suryaniler,Rumlar Ermeniler,Çerkezler,Gürcüler,Boşnaklar,,,
Insanların Türk,Kürt olmaları kendi başına bir yargılama ölçütü yapılamaz.Bu
yüzden bir etnik yapıyı yüceltip diğerlerini ötekileştirme onursuzluğu ve
pişmanlık konusu edilebilir.Ulusal köken insanın iradesine
,tercihine,emeğine,zafına,yeteneğine bağlı değildir.Insan içine doğduğu
dilin önsel öğesidir.
Sorun ezen ulus ile ezilen ulus arasındaki eşitsizlik ilişkisidir.Ezilen
ulus milliyetçiliği bir haksızlığa karşı direnç gösterme çabasıdır.Ezen ulus
milletçiliği haksızlığı kurumsallaştıran bir gericiliğe dayanmaktadır.
Işte Türklüğü ile gururlanma durumuna itmektedir özellikle son zamanlarda
göndere ve her yüksekliğe çekilen bayraklar
gibi.Ermenisi.Kürdü,Süryanisi,,zoraki bir mutluluğa ya sev ya terk et
mantığına itilmektedir.Bu çizgiye gelmeyenlere zorla itmektedirler.Hrant
Dink,Orhan Pamuk,ölüm ve psilolojik baskı,şimdilerde mayın ve
pusularla,süngüyle derin reaksiyonlarla korku salınarak yapılmaktadır.Yine
kara derin güçlere yön verecek cinayetler işlenmektedir.
Özellikle Ermenilere evvelce yapılan gibi Kürtlere ürkütücü boyularda
yapılmaktadır.Beytülşebab'ta ki toplu katliam.13 erin öldürülmesi,,En
korkuncu ise bu psikolojik savaş içinde derin dikta örgütlenmeleri
oluşturulmaktadır.Taşeron ajanlaştırma reaksiyonları ile sinsi danışıklı
senaryo üzerinden yeni saldırı dalgaları yaratılmaktadır.Bu yeni saldırı
konsepti,gizli devletin yeni yüzü takiyeciliğin savaştaki yansıması,ölüm
mangaları ortalıkta dolaşmaktadır.Fedailerinin kol gezdiği tam bir nazi
örgütlenmesi, derin dikta rejimi kuruluyor.Içinde uyuştucu ile mermilere
sürülen lümpen gençler,bürokratlar.danışmanlar,,kan lobisi eylemlerine devam
etmekte ,edecek gibi de gözükmektedir.
Bir leş,hain,terorist,döl,gundi gibi gösterilen ötrkiler, toplumsal alandada
psikolojik savaş yöntemleri çeşitlendirilmektedir.Derinliği ittihatçılara
dayanan bir reksiyonlar zinciri hüküm sürmektedir.
Bu savaşların fiziki acısını ve sancısını son ölümlerden gösterdiki Kürtler
yaşıyor.Ama manevi ve moral değerler açısından Türk halkının kaybı daha
büyüktür.Çünkü Kürtler haklarına sahip çıkmak,baskılara direnmek için
bilinçlenirken;Türk halkının bilinci ise lime lime edilmektedir.Daha derin
tranvalara seyrelmektedir.
Bir iç çatışma yaratılıyor,yine seçilen kilit insanlarımız,ezilenlerden
seçiliyor.Bunlarda ezen ezilen bilincini almamış kişiler,soru sormaya alışık
olmayan kötü bir ezilmişlik,dolayısıyla kötü bir bekçidir.Fakat yürürlükteki
yasaların doğru olup olmadığını bilen kişi,belli durumlarda insanlarını
nasıl vurabilir.Nasıl süngüler, nasıl ateş edebilir.?Yani köle terbiyesi
zihniyeti var.Düzenin terbiyeli köleleri,halkına yoldaşlarına ihanet eden
bekçiler kullanılıyor.
Direk endirek ajanlarlaştırma politikaları uygulanmaktadır.
Evet buda bir iç çatışma,ve bilinçsizce alınan bilgilenme,bilinç eksik artı
düşman,çözüm bilgilenme artı eğitim.Yani eğitime önem vermek lazım ,taki
düzene uygun kafalar yaratmayı durdurana kadar.Çünkü sistem azınlıkları
çoğunluğu ezmek için kullanır.Ve bunu da hiç yadsımayalım.Sistem çoğunluğu
baskı altında tutmak ve sınırsız bir sömürü için bu terbiyeli köleleri
kiraladı ve kullanıyor.Tabi ki bu terbiyeli köleler bu işin
farkındalar.Işlerine de geliyor.Dedik ya topluluk olma ve sınıf olma bilinci
yok.Tekilleşme ve tekelleşme söz konusu.Kendi güç ki,paralar artıkça buna
paralel sömürülen kesim artacaktır.Dolayısıyla zenginlik ve onu koruyan
mekanizma da gelişmeli.Yani elindekini korumak zorunda ki bir kısmını
kudretlilerle bölüşmek zorunluluğu hissediyor.Tek başına koruyamaz
zenginliği,ne yapmalı,tabi ki terbiyeli bekçiler yetiştirmeli.Ve onu
doyurmalı,çünkü tek başına işleri yürütmesi giderek artan etmenler sonucu
olanaksızlaşır.Ve ezilmişlere karşı yerleri tehlikeye düşer.Böylece
zenginlerin korunma mekanizması,sistem belli bir perde arkası bağımsızlık
kazanır.
Sömürü lehine bu sistemli sistematik gelişim tabiî ki üreten ezilen kesimin
eğitimi ile ilgilidir.Çünkü çok bileni ,soru soranı,boyun eğmeyeni yönetmek
güçtür.Kitle araçları,baskılar,polis cezaevleri,askeri yönetim bir yere
kadar ve kimi yerlerde etkili olamaz.Yani sistemin düşüneceği bir çok şeyi
var.Ezilenin ise daha az da olsa insanca yaşamak için gerekli para,yoksa
çoğulun gücü,gürzü direnmek.Eğer uzun vadede çözüm gerekiyorsa buda özverili
aydın ve yurtseverlerin laf dövmelerinden çok yasaların,sonuçlarını
incelemekle bu çaresizlikten kurtarabiliriz.Yani uzun vadede köklü çözümler
gerekiyor.Aksi halde,direnmek;direnmekte,bilincin eğitimin ilk aşamasıdır.Bu
da bundan sonraki nesile bu bilinci vermektir.Ve gelecek nesilin meyvalarını
oluşturmakla olur.Yani demokrat,,duyarlı,bilinçli insanların kendi
nüvelerinden hareketle,olması gereken çoğulu oluşturmakla,örgütlü veya
demokratik kuruluşlar içersinde,kısas kısas,tez anti tez,sistematik fakat
sağlam temellere dayanan,bilgilenme eğitim....
Tabi bunları söylerken halkların birbirlerini saygı ile,bilgiyle
tanıması,milliyetçi şartlanmaların,gerçeklere dayanmayan önyargıların
cendersinden çıkarak özgürce,kardeşçe davranabilme gücü ve yeteneği
kazandırabilmesidir.Bu coğrafya içindeki tüm halkların birbirlerini anlamaya
dinlemeye,tanımaya ihtiyacı vardır.Işte ozaman türkler,kürtler,ermeniler tüm
halklar ruhunu dinlendirebilir.Taleplerini dillendirebilirler.Kimliklerini
tanımlayabilirler.
9.10.2007