Ibrahim Demirel

bio62@hotmail.com
Hep kahır, hep kahır der gibi, Hep sıkıntı hep sıkıntı!...

 

Yaşanan hadiseleri daha derin olarak değerlendirmek gerekir.

 

Bu yüzden daha çok nefese,daha kompleks her renkten çatıya ihtiyaç vardır.

 

Hem Türk hem Kürt, birinde ırkçı,mililyetçi,ümmetçi,diğerinde

sovenist, dini, aşiretsel,feodal gelenekselleşmiş hissi karmaşalar vardır.Bu

karmaşayı ortadan kaldıracak,bunların yerine geçecek yeni düzgün,söylem

kabiliyeti olan, titiz,bir realizme ihtiyaç vardır.Daha birbirine

yakın, kompleksten uzak gerektiğinde sert lisanlı,ham hiçbir kalıba

girmeyen, hayatın sorunları içinden çıkan kan ve şiddetin mantığına uymayan

akımlar doğmalı.

 

Yıllardır aksiyonu bol, daha derin daha sert reaksiyonlar oluştu.Şimdiye

kadar korkunç gerçek sosyal adetlerin,törelerin,kaide ve tabuların

arkasına, bilhassa köy toplumlarında korkunç hakikati, marabalaştırılmış

halktan gizlenmiştir. Ne söyledikleri önemsizdir.Yine bilhassa

aşiretin, ailenin,büyük ve güçlü olanların,devam ettirmesi konusunda,köy

halkının karşı koymadığı kâr sorumluluğunun gerisindedir.Ve derin noktada

bilinç altında,ırkın devamlılığını sağlama güdüsü yatar.maalesef hala 10-15

adet çocukların olduğu aile içi evlilkler, güya entellektüel beyazların

içinde avrupada veya büyük kentlerde okumuşlukları bile geçmiş neslin

nabzının onların içinde atmasıdır.Bunda atalarınkine benzer örtük hatta

aleni, yine aynı feodalite içersinde efendi köle ilişkisine

benzer,davranışlarla bulunma neticesi çıkar.Buda maalesef,kimi,töre

kurbanı,kimi siyaseten onları zoraki ölüme yöneltir.Ölüm

yüceltilmektedir.Halbuki ölüm hayatın başka bir çeşitidir.Hayatın

uğraştığı,çabaladığı şiddetli bir ihtirastır.

 

Hayatın içindeki yaşama çoşkusu, yaşam atılımı anlamlarında kullanılmıştır.

 

Yaşam, canlı ve yaratıcı bir 'itilim ve atılım'dır ve evrendeki en büyük

güçtür. Maddede yani sanatla yol bulmaya çabalar. Edebiyat yoluyla yavaş

yavaş maddeyi kullanmayı öğrenir. Maddenin direnci, atılımın gücünü aştı

dağ başlarındaki rüzgar gibi, değişik yönlere yönelir, kollara

ayrılır.Edebiyat olur,tiyatro olur,şiir olur,sinema olur,,,Bazen de

gelişimini o noktada durdurur ama buda kavganın, yaşamın yukarı doğru

devinimden vazgeçtiği anlamına gelmez.

 

Yaşam, bütünlüğünde, başka yerlerden sanat gibi yukarı tırmanıcı devinimini

sürdürür. Bunu düz bir çizgi doğrultusunda ve kesintisiz olarak yapmaz.Büyük

patlamalı atılımlar biçiminde yapar.

 

Yaşamın bu yukarı tırmanıcı patlamalı büyük atılımlarına yaratmadan

yaratmaya bir sıçramadır yaratma güdüsüdür aslında sanat,havai fişekler

gibidir.Hiçbir fiziksel şeye bağlı olmayan bu güç yaşam sahnesindeki kim

teatral evrimdir.

 

Onun için sanatın yaşama hakkı içinde mevcudiyetine,inadına yaşam,inadına

sanat diye hırsla sarılmak gerekir.

 

Sanatın kendisi yeniden doğuş hayattır.

 

Bu salt felsefe kanalıyla değil,tükenmez hayat kuvveti ve insani duygularla

yapmak gerekir.

 

Bu patlamayı da sanatla edebiyatla,müzik,ile ,,yapabilirsin. Işte patlama

böyle olmalı buna evrilmek.

 

Ölen gelenekselleşen karmaşık hisler olmalıdır.

 

Bir Mem in zin gibi uzun durmalı,Mehmet uzun gibi güçlü sanatımız

olmalı.Demek ki Mem o uzun larımız tükeniyor.

 

Bir bakın her birimiz bu göçlerle mağdur kaldık patlamalara,Bu yazın

toprağından koparılıyor.

O geleneksel insan tabiat anlayışı,insan cevheri,psikolojisi

fikri,insanımızın kaderinin ötesindeki anlayışın ve kontrolünün vasıtası

gibi görülmesi olarak kendini gösterir.Bu kadar çeşitli kanallarla kendini

gösteren gelenekler,batıl inançlar,kalıtım,tabiata yaklaşım,kan,vs gibi

insan iradesine ve mantığına hakim olan törelerle başlanmaktadır.

 

Anne,Sevgili,insan gibi ihtiras,Aşk,cesaret,hüzün,korku gibi insani duygular

artık ilgi dışındadır.Varsa yoksa kan,şiddet....

 

Efsaneler bile yok Memo Zin uzun Kawa'lar yok,hep zalim dehaklar var.

 

Irkın uzun yüz yıllardan beri süre gelen inat hikayeleri,efsaneleri,seyri

meselleri ırka dayalı farklılıklarını kaybetmeden kabul etmeli ki,henüz

ortaya çıkmamış gizli efsaneleri,aşkın trajedisini,kahramanın ve erkeğin

cesareti,müziğin gizemi ve ızdırap,kadınların erkekler üzerindeki

güçleri,güzelliğin çaresizliği,ailenin ve ırkın korunması,,, bütün bunlar

duyguların ve olayların kuvvetli bireysel dengbej anlatımlarıyla,beden

diliyle belirginleşmekte ve öne çıkmaktadır.

 

Delirmiş,zalim insanın şefkat ve merhamet görüntülerinin içinde diyaloğa yer

yoktur.

 

Suç her yerde vardır.

 

Ama sanatta suç yoktur.Herkesin tarihine giden yol onun kaderinin ışığı

sanat ile aydınlatılır.

 

Dil bizim dilimiz tarz sanatın.Sanatta en iyi diyalog aracınıdır.

 

Nesiller arası farklılık,ihtirasların mücadelesi ve felsefe

farklılıkları,birbirleriyle savaşan miletlerin analitik şekilde

psikolojilerine bakılırsa,zülüm ve istilaların özellikle Kürtlerin toplumsal

gelişminin üzerinde yaptığı duygusal tahribattır,usuna vuran.Ama sanatın

ışığı bunu ortaya çıkaracaktır.Suçluluk kompleksi,geri adım atışlar,düş

kırıklıkları gibi durumlara yol açan bu yönlü geleneklere kafa tutmak sanat

ile olur.

 

Yaşamın bu yukarı tırmanıcı patlamalı büyük atılımları için sanatçılara

ihtiyacı vardır.Sanatçılarımızın yanındamıyız. sanat adına rehberlere

ihtiyacımız var.

 

Yaratmadan yaratmaya bir sıçramadır edebiyat,Mem-o u-zun yaratma

güdüsüdür.Mem o u-zunlara,şairimiz Romantik Hamit'lere ihtiyacımız var.Ne

dersiniz?

9.11.2007