Hep kahır, hep kahır der gibi, Hep sıkıntı hep sıkıntı!...
Yaşanan hadiseleri daha derin olarak değerlendirmek gerekir.
Bu yüzden daha çok nefese,daha kompleks her renkten çatıya ihtiyaç vardır.
Hem Türk hem Kürt, birinde ırkçı,mililyetçi,ümmetçi,diğerinde
sovenist, dini, aşiretsel,feodal gelenekselleşmiş hissi karmaşalar vardır.Bu
karmaşayı ortadan kaldıracak,bunların yerine geçecek yeni düzgün,söylem
kabiliyeti olan, titiz,bir realizme ihtiyaç vardır.Daha birbirine
yakın, kompleksten uzak gerektiğinde sert lisanlı,ham hiçbir kalıba
girmeyen, hayatın sorunları içinden çıkan kan ve şiddetin mantığına uymayan
akımlar doğmalı.
Yıllardır aksiyonu bol, daha derin daha sert reaksiyonlar oluştu.Şimdiye
kadar korkunç gerçek sosyal adetlerin,törelerin,kaide ve tabuların
arkasına, bilhassa köy toplumlarında korkunç hakikati, marabalaştırılmış
halktan gizlenmiştir. Ne söyledikleri önemsizdir.Yine bilhassa
aşiretin, ailenin,büyük ve güçlü olanların,devam ettirmesi konusunda,köy
halkının karşı koymadığı kâr sorumluluğunun gerisindedir.Ve derin noktada
bilinç altında,ırkın devamlılığını sağlama güdüsü yatar.maalesef hala 10-15
adet çocukların olduğu aile içi evlilkler, güya entellektüel beyazların
içinde avrupada veya büyük kentlerde okumuşlukları bile geçmiş neslin
nabzının onların içinde atmasıdır.Bunda atalarınkine benzer örtük hatta
aleni, yine aynı feodalite içersinde efendi köle ilişkisine
benzer,davranışlarla bulunma neticesi çıkar.Buda maalesef,kimi,töre
kurbanı,kimi siyaseten onları zoraki ölüme yöneltir.Ölüm
yüceltilmektedir.Halbuki ölüm hayatın başka bir çeşitidir.Hayatın
uğraştığı,çabaladığı şiddetli bir ihtirastır.
Hayatın içindeki yaşama çoşkusu, yaşam atılımı anlamlarında kullanılmıştır.
Yaşam, canlı ve yaratıcı bir 'itilim ve atılım'dır ve evrendeki en büyük
güçtür. Maddede yani sanatla yol bulmaya çabalar. Edebiyat yoluyla yavaş
yavaş maddeyi kullanmayı öğrenir. Maddenin direnci, atılımın gücünü aştı mı
dağ başlarındaki rüzgar gibi, değişik yönlere yönelir, kollara
ayrılır.Edebiyat olur,tiyatro olur,şiir olur,sinema olur,,,Bazen de
gelişimini o noktada durdurur ama buda kavganın, yaşamın yukarı doğru
devinimden vazgeçtiği anlamına gelmez.
Yaşam, bütünlüğünde, başka yerlerden sanat gibi yukarı tırmanıcı devinimini
sürdürür. Bunu düz bir çizgi doğrultusunda ve kesintisiz olarak yapmaz.Büyük
patlamalı atılımlar biçiminde yapar.
Yaşamın bu yukarı tırmanıcı patlamalı büyük atılımlarına yaratmadan
yaratmaya bir sıçramadır yaratma güdüsüdür aslında sanat,havai fişekler
gibidir.Hiçbir fiziksel şeye bağlı olmayan bu güç yaşam sahnesindeki kim
teatral evrimdir.
Onun için sanatın yaşama hakkı içinde mevcudiyetine,inadına yaşam,inadına
sanat diye hırsla sarılmak gerekir.
Sanatın kendisi yeniden doğuş hayattır.
Bu salt felsefe kanalıyla değil,tükenmez hayat kuvveti ve insani duygularla
yapmak gerekir.
Bu patlamayı da sanatla edebiyatla,müzik,ile ,,yapabilirsin. Işte patlama
böyle olmalı buna evrilmek.
Ölen gelenekselleşen karmaşık hisler olmalıdır.
Bir Mem in zin gibi uzun durmalı,Mehmet uzun gibi güçlü sanatımız
olmalı.Demek ki Mem o uzun larımız tükeniyor.
Bir bakın her birimiz bu göçlerle mağdur kaldık patlamalara,Bu yazın
toprağından koparılıyor.
O geleneksel insan tabiat anlayışı,insan cevheri,psikolojisi
fikri,insanımızın kaderinin ötesindeki anlayışın ve kontrolünün vasıtası
gibi görülmesi olarak kendini gösterir.Bu kadar çeşitli kanallarla kendini
gösteren gelenekler,batıl inançlar,kalıtım,tabiata yaklaşım,kan,vs gibi
insan iradesine ve mantığına hakim olan törelerle başlanmaktadır.
Anne,Sevgili,insan gibi ihtiras,Aşk,cesaret,hüzün,korku gibi insani duygular
artık ilgi dışındadır.Varsa yoksa kan,şiddet....
Efsaneler bile yok Memo Zin uzun Kawa'lar yok,hep zalim dehaklar var.
Irkın uzun yüz yıllardan beri süre gelen inat hikayeleri,efsaneleri,seyri
meselleri ırka dayalı farklılıklarını kaybetmeden kabul etmeli ki,henüz
ortaya çıkmamış gizli efsaneleri,aşkın trajedisini,kahramanın ve erkeğin
cesareti,müziğin gizemi ve ızdırap,kadınların erkekler üzerindeki
güçleri,güzelliğin çaresizliği,ailenin ve ırkın korunması,,, bütün bunlar
duyguların ve olayların kuvvetli bireysel dengbej anlatımlarıyla,beden
diliyle belirginleşmekte ve öne çıkmaktadır.
Delirmiş,zalim insanın şefkat ve merhamet görüntülerinin içinde diyaloğa yer
yoktur.
Suç her yerde vardır.
Ama sanatta suç yoktur.Herkesin tarihine giden yol onun kaderinin ışığı
sanat ile aydınlatılır.
Dil bizim dilimiz tarz sanatın.Sanatta en iyi diyalog aracınıdır.
Nesiller arası farklılık,ihtirasların mücadelesi ve felsefe
farklılıkları,birbirleriyle savaşan miletlerin analitik şekilde
psikolojilerine bakılırsa,zülüm ve istilaların özellikle Kürtlerin toplumsal
gelişminin üzerinde yaptığı duygusal tahribattır,usuna vuran.Ama sanatın
ışığı bunu ortaya çıkaracaktır.Suçluluk kompleksi,geri adım atışlar,düş
kırıklıkları gibi durumlara yol açan bu yönlü geleneklere kafa tutmak sanat
ile olur.
Yaşamın bu yukarı tırmanıcı patlamalı büyük atılımları için sanatçılara
ihtiyacı vardır.Sanatçılarımızın yanındamıyız. sanat adına rehberlere
ihtiyacımız var.
Yaratmadan yaratmaya bir sıçramadır edebiyat,Mem-o u-zun yaratma
güdüsüdür.Mem o u-zunlara,şairimiz Romantik Hamit'lere ihtiyacımız var.Ne
dersiniz?
9.11.2007