Ibrahim Demirel

bio62@hotmail.com
Hegomonya

Azınlığın çoğunluk üzerindeki iktidarının baskıcı olmayan araçlarla

sürdürülmesinde güya demokrasi sözleriyle, tıpkı DTP nin kapatılmasına

karşıymış gibi mişli davranışlarda resmi ideolojinin takiye rolünü vurgular.

 

Bunun diğer adını da hegomonya kurmak olarakta algılayabilirsiniz. Bu kavram

üzerinden resmi ideolojinin, yok etmenin bilmem kaçıncı planı gibi karşıt

bir mücadele olarak ta düşünebilirsiniz. Buda sisteme Kürtler, Aleviler gibi

asli unsurların çoğunluğun kendisini ikincil konuma, sisteme rızanın sürekli

biçimde sistem kimi ümmet reaksiyonu ile kimi de rejimi korumak adına laik

reaksiyonlarla bunu yapmaktadır.

 

Bu yüzden değişime karşı direnç gösterirler. Ve sürekli de

istikrarsızdırlar...

 

Hegomanya zorunludur ve sıkı bir şekilde işlenmek zorundadır kimi zorla

korku salarak, kimi çaşh unsurları kullanarak asimilasyonlarla sonraki

kuşağı hedef alan reaksiyonlarla olur. Bu lümpenleştirme ile başlar..Bunu bu

zorunluluk içinde yapmak zorundadır resmi ideoloji, zira kendi çizdiği resim

ile Aleviler ve Alevi Kürtleri Türktür, Ermenidir v.b resimlemelerle

hegomanya kurmaya çalışmaktadır. Toplumsal ilişkileri aslında bu

resimlemelerle çelişir.Tabi ki dirençlerle karşılaşır ve karşılaşacaktır.Ama

bu dirençler yer yer kırılabilir ama yok edilemez.

 

Bu yüzden,hegomanya kurmanın kimi zaferi ve kazandığı sisteme rıza gösterme

kaçınılmaz bir şekilde istikrarsızlığa götürmektedir. Kart kurt söylemlerinin

yerini tıpkı Kürt alevileri ermenidir, gibi asla elde bir olarak görülmez ve

sürekli takiye manipilasyonları ile yeniden kazanılmak ve dirençlere karşı

resmi ideoloıjisi doğrultusunda mücadele yöntemleri geliştirmek

durumundadır.

 

Stratejilerinden biride ortak duyular oluşturmak tıpkı laik, anti

laik,milliyetçi söylemler gibi toplumsal şiddeti yaratmaktadır.Bu gibi

durumlardada ise gerçek ideoloji gizlenir.Kürt türk kardeştir,Bölücüler

kardeştir gibi ortak duyular yaratılır.

 

Ancak bütün bunların altında kapitalizm ve emperyalizm ve ona hizmet

vardır.Işte kapitalizm başta söylediğimiz sözde asli unsurların

çoğunluğun,Kürtler ve Aleviler gibi ikinci konumda tutmaya ve azınlık

çıkarları doğrultusunda sömürmeye devam etmektedirler.Ki ezilenler ve emekçi

kesimler sınıfsal anlamda bu kesimlerde daha çoktur.

 

Adil ve eşitlikçi bir toplumda ideolojiye ihtiyaç yoktur,çünkü herkes

kendisi ve toplumsal ilişkileri hakkında doğru bir bilince sahiptir.

 

Fakat özellikkle resmi ideolojinin burjuva kanadı,bahsettiğim asli unsurlar içinde,işçileri,ya da proleteryayı,yanlış bilinç içinde

tutmuşlardır. Insanların yani kürtlerin, alevilerin, kim oldukları,toplum

ile nasıl ilişkilendirdikleri,töreler, feodalite, aşiret,ağa mantığını

aşmadan, bu yönlü toplumsal deneyimlerini nasıl anlamdırdıkları konusundaki

bilinçleri, doğa yada bioloji tarafından değil, soru sorarak değil, belli bir

güce itaat ederek biraz önce belirttiğim unsurlar tarafından

üretilmektedir.Töre mantığı,tarikat reaksiyonu gibi,bilnicimizi doğamız ya

da bireysel psikolojimiz değil,içinde doğduğumuz toplum belirlemektedir.

 

Halbuki toplumların anlamlı hale getirmeye çalıştığı en önemli sınırın doğa

ve kültür arasındaki sınır olduğudur.Kültür bir anlam yaratma sürecidir ve

yalnızca dışsal doğayı ya da gerçekliği değil,onun bir parçası olan

toplumsal sistemi ve bu sistem içindeki insanların toplumsal kimliklerini ve

gündelik etkinliklerini anlamdırır.Bu yüzden kendimiz,toplumsal

ilişkilerimiz ve yaşadığımız gerçeklik ile ilgili algılarımız aynı kültürel

süreçlerden etkilenmektedir.

 

Işte kültür ile doğa arasındaki fark birbirleri ile çelişen ikili bir

hareket söz konusudur.;kültürler kendilerini doğalarından farlkılaştırırlar

ve ardından bu kimliklerini tekrar doğa ile karşılaştırarak

meşrulaştırırlar.Böylece sanki sahip oldukları kimliklerin kültürel

yapılarından çıkarır kendi olumsuzluklarını yanlışlarını doğallaştırırlar

Tıpkı çaşhlık gibi,,,

 

Türkiyede bugün devlet, yurttaşları temsil iddiası taşıyan hükümetin veya

hükümetlerin yürüttükleri programlar ve niyetlerden bağımsız olarak,resmi

ideolojinin yaşama hakkına karşı şiddetin ve terörün adeta bir imkan olarak

elde tutulduğunun bize her fırsatta hatırlatılması ve gösterilmesi ile

gösteriyor.

 

Bir mağduriyet psikolojisi aşılanmaktadır bizim çoğrafyamız üzerine,bu

psikoloji ve hep öldürülen gençlerin devamında öldürülenlerin genç olması

ve bu çelişkiyi gören çocukların mağduriyete kendince siyasal refleks

göstermeleri bir sonuçtur.

 

Demokratik ve barışçıl ideallerimizi,geleceğe ilişkin umutlarımızı inatla

korumaya çaba göstermemiz gerekir.Adına diyalog,barış,uzlaşma denilen her

süreçte DTP nin kapatılma ve partililerin linç edasıyla siyaseten men

edilmeleri,birilerin resmi ideolloji doğrultusunda şiddetin elde ve ölüm

listeleri ile tutulduğunu unututmuyor.

 

Belleğimiz doğamızdan uzaklaştırılıp ikinci rıza gösterme hegomonyasına

dönüştüğünde, acılar hegomonya gereği unutmaya yöneldiğinde,hegomanyaya karşı çıkışların olduğu direnişlerin Dersim 38 gibi, şimdiki çocuk yaşların

yaşanmamış hayatlarına aldırış etmeden, vurmak için arada çocukları ve çocuk

ruhları seçip ele bayrak verilip ortak pay yaratılıyor.

 

Işte topraklarımızdaki hegomamya kurucuların ideolojileri gereği ihtiyaç

duyduğu toplumsal suskunluğun halkın halka ağlama noktasında hegomonya

himayesi altında hükmünü sürdürüyor.

 20.11.2007