Ibrahim Demirel

bio62@hotmail.com

Terörist yapma kültürsüzlüğü ve terörizm şuursuzluğunun yarattığı uygarlık

 

Yıllar sonra yine bir ev baskını

 

Ankara'da bir ev 'hücre evi' olduğu gerekçesiyle basıldı. Bir kadın 'ölü ele

geçirildi'.

 

"Ankara'da bir hücre evindeki teröristlerle polis arasında çıkan çatışma

sonucu bir kadın terörist ölü olarak ele geçirildi, iki polis yaralandı."

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,

 

"Insan hakları, demokrasi, barış gibi değerleri elimizden kaçırdık" diyen

Büyükanıt, "Şimdi bunları teröristler kendi dillerinde kullanıyorlar. Bunlar

dünya ülkeleri için çok önemli. Bu kavramları duyunca bir şekilde terör

örgütlerine hak veriyorlar" dedi.

 

Güvenlik güçlerinin bu kavramlara inanmayan, nefret eden bir hale

getirildiğini söyleyen Büyükanıt, "Umut verici davranışlardan toplum olarak

kaçınmamız gerekiyor. Terör hem siyasallaştı hem legalleşti" diye konuştu.

 

Şu iki haberi yanyana getirince;

 

Genelkurmay başkanının söylediklerinden birçok insanın kafasında muhtemelen

"terörist"le ilgili olarak kin ve öfkeyi çağrıştıran imajlar uyanırken,

yaralı polislere karşı da acıma ve şefkat duyguları harekete geçmiştir.

"kadın terörist" öldürülmüştü. Öfkemizi depreştiren şey, "terörist"

sözcüğüydü elbette. Çünkü biri terörist ise başka bir şey olamazdı. Bütün

bir hayatı özetliyordu bu sözcük. Ondan ötesi laf-ı güzaftı. Ve madem ki

teröristti, o halde ölmeyi de çoktan haketmişti. Tıpkı 12 yaşında terörist

diye öldürülen Uğur KAYMAZ gibi.Ama dil durmuyordu. Ona ölümden başka birşey gerekti. Neydi o? "Ele geçirmek"! Evet, ölmek tek başına yetmezdi. Hem

öldürmeli, hem de ele geçirmeliydi. Böylece zaferimizi ikiye katlamış

olacaktı.

 

Öyleyse "dil", neyi gizlemeye çalışıyor? Hangi gerçeği bizden saklamak

niyetinde?

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Terörist olarak nitelediği

"PKK Meclis'e girerek siyasallaştı, şimdi de legalleşmeye çalışıyor"

Kullandığı dil ile dünya durmuş, rejim de tarihlerin bir yerlerinde kendini

tekrarlıyan durma noktalarında,yeniden tekerrür etmektedir.

 

21 Kasım 2004 günü 12 yaşındaki Uğur, Mardin Kızıltepe'de babasıyla birlikte

güvenlik güçlerince öldürüldü.Uğur Kaymaz terörist mi?

 

Bu soru işaretleridir insanı kımıldatamaz duruma getiren.

 

Durma noktalarında aslında hiçbir değişmiyor.

 

"Önce söz vardı" diye başlayan Faust'a inat "Önce eylem vardı." desek

haddimizi aşmış olur muyuz? Dil, eylemin ardısıra giderken sonra ne oldu da

söyleyenin kölesi oldu? Artık söylediğinin tam tersine işaret eden bu dil,

bizim dilimiz midir yoksa elinden sopasını eksik etmeyen rejimin dili mi?

Gerçekten "terörizm" var mıdır yahut elindeki kılıcı fütursuzca sağa sola

sallayan "iEgemenlerin dili" mi ortamı terörize etmektedir?

 

 

Ayrıntılı açıklamalara geçmeden önce,bu kavramı ülkemizde en fazla

saptıran,yıpratan faktörün onun bilgi ile karıştırılması olduğuna önemle

değinmek gerekecektir.Hatta okumuş yazmışların da büyük bir çoğunluğu için

Uğur Kaymaz'da, panzerlere direnen Ameddeki çocuklarda terörist.

 

Kültür yaşayış ve düşünüş tarzımızda,günlük

ilişkilerimizde,sanatta,edebiyatta,sevinç ve eğlencelerimizde tabiatımızın

mizacımızın ifadesidir.Uygarlık ise yaşayışımızı etkileyen koşulları kontrol

altına almak amacıyla insanoğlunun sarf ettiği çabaların sonucunda meydana

gelen mekanizmaların örgütlerin tümüdür.

 

Kültür tutumlardan,davranışlardan,gelenek ve

göreneklerden,düşüncelerden,ifade tarzlarından,değer yargılarından,kurum ve

örgütlerden oluşan,ve bütün bu faktörlerin zamanla birbirine kaynaşmasından

meydana gelen uyumlu bir bütünür.

 

Hal böyle iken,dil alışkanlıklarımızın dil alışkanlıklarının terörist diye

diye terör yaratmadan öte birşey değildir.Işte bilinçli yapılan bu hatalar

dilin değil, sonuçların ölümlere giden halkları terörize eden 12 yaşında

çocukları öldüren,çocuklarda yaratılan tramva sonucunda onlarında korsan

eylemlerde bulunmalarına yol açmaktadır.

 

Işte bu kültürsüzlük içinde terörize edip teröristini eylemlerinin içinde

eritmesi,ön plana çıkması bu yüzdendir.

 

Bu kavramları bilinçli olarak ,

 

"Insan hakları, demokrasi, barış gibi değerleri elimizden kaçırdık" diyen

Büyükanıt, "Şimdi bunları teröristler kendi dillerinde kullanıyorlar. Bunlar

dünya ülkeleri için çok önemli. Bu kavramları duyunca bir şekilde terör

örgütlerine hak veriyorlar" demesi gibi.Güya insan hakları demokrasi

tekelinde imiş gibi maksatlı güya birleştirici tanımlamaları,aslında insan

hakları ve demokrasinin,kültürel hakların,birbirlerine kıyasla çok zayıf

olduğunun işaretidir.Kullanılan terörist tenımlamaları.

 

Böylesine hareket etmekle,toplum muhtemel bir aşalık duygusu tehlikesine

karşı sözde korumuş oluyor.

 

Terörde iç destekle dış desteğin birbirini tetiklediğini söyleyen Orgeneral

Büyükanıt, ikisinin birbiriyle etkileşim halinde olduğunu vurguladı.

 

Işte bu sahte teselli beyanatları derdin gerçek tedavisi

olamayacağından,bilakis toplumu hem eylem hemde terörist dili ile toplumu

dahada halkların kardeşliği bağını bile zayıflatacak ve kendi tabiri ile

hatta insan hakları ve demokrasiyi olumsuz yönde etkileyecek ve

etkilemektedir ki,basında kimi haber kanallarında,kimi haber spikerinin

okuduğu bu cümleyi duyan birçok insanın kafasında muhtemelen "terörist"le

ilgili olarak kin ve öfkeyi çağrıştıran imajlar uyanıyor.

 

"Ankara'da bir hücre evindeki teröristlerle polis arasında çıkan çatışma

sonucu bir kadın terörist ölü olarak ele geçirildi, iki polis yaralandı."

 

Hele geçmişteki kültürüyle övünüp'Yurta sulh cihanda sulh'la kendini avutan

ülke ve toplumlar,o muasır medeniyetler beşiği diyip yüzünü döndükleri

batının,kültür_uygarlık entegrasyonunu tam bir başarısızlık formülü haline

dönüşecek,çağdaş uygarlığa varma çabalarını köstekleyeceği gibi,çağdaş

kültürü elde etme,geliştirme bilinç ve istemi de bu şekilde büsbütün ortadan

kalkmaktadır.

 

Işte böyle toplumu ve halkları kültürsüzlük içine iterek,uygarlık denilen

unsuru yani bilmeyi,bilgiyi halktan esirgeyerek onları ortaçağ karanlığına

sürükleyip,üstüne gerici bir iktidarı getirip,gerici zihniyete göre dünya

durmuş,şeriatta da dönmekten yani takiye ruhundan dolayı donmuş,özgürlük

denilince insan hakkı denilince türban,din,ama fikire gelince adı terörizm

olup yasakla .Kımıdanamaz duruma getir.

O noktada sen toplumu yedinci asırda bırak!,

 

hatta daha gerisine düşür toplumu töre namus,feodal mantığını sineye

çek,aşiret mantığı ,tarikat zihniyetini kabul et!,

 

O devirlerde para veren tefeciydi.Şimdi islami sermayeden

bahsediyoruz,Bankalardan bahsediyoruz.Tefeci profesyonel dilenciyi

zenginleştirmek yerine hayır cemiyetlerine nasıl oluyorsa yardım etmeyi

kitabina uyduramıyor ve bilhassa kapitalizmin nimetlerinde aleni prenslerini

zenginleştirerek toplumuda bu yönde terörize ediyorlar.

 

Kendi masonlarını ortadosk reaksiyonlarla amerika üzerinden yaratılıp,toplum

şuursuzlaştırılıyor.

 

Bu yazı kısır politika veya siyaset tartışmaları arasında ne gibi ve hangi

çapta bir yankı uyandırabilir.

 

Bilinmez.

 

Zaten bilmenin de bizler için pek cesaret verici olmadığını tahmin ediyorum.

Yaratılan terör bir kültür,Tutumlardan güya insan hakları demokrasi, gelenek

ve görenek,namus ve töre zihniyeti,korucu kültü,davranışlardan hücre evi

baskını,Uğur kaymazın terörist diye öldürülmesi,değer yargısı bu çocuk

katliamları,düşünce rejimin korunması,ifade tarzı askeri,genelkurmay

tarikat,ve örgütlerden oluşan,ve bütün bu faktörlerin zamanla birbirleriyle

kaynaşmasından meydana gelen uyumlu bir bütün yarı sömürge bir bütün'dür.

 

Bu koşullarda bunları bilme ve yapma uygarlık gereği emperyal reaksiyon,

 Yerleştirlen kültürün kimliği terörist,

 Uygarlık ise terörizm olarak yaratılan bilme ve yapma şuursuzluğudur.

12.12.2007