Terörist yapma kültürsüzlüğü ve terörizm şuursuzluğunun yarattığı uygarlık
Yıllar sonra yine bir ev baskını
Ankara'da bir ev 'hücre evi' olduğu gerekçesiyle basıldı. Bir kadın 'ölü ele
geçirildi'.
"Ankara'da bir hücre evindeki teröristlerle polis arasında çıkan çatışma
sonucu bir kadın terörist ölü olarak ele geçirildi, iki polis yaralandı."
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,
"Insan hakları, demokrasi, barış gibi değerleri elimizden kaçırdık" diyen
Büyükanıt, "Şimdi bunları teröristler kendi dillerinde kullanıyorlar. Bunlar
dünya ülkeleri için çok önemli. Bu kavramları duyunca bir şekilde terör
örgütlerine hak veriyorlar" dedi.
Güvenlik güçlerinin bu kavramlara inanmayan, nefret eden bir hale
getirildiğini söyleyen Büyükanıt, "Umut verici davranışlardan toplum olarak
kaçınmamız gerekiyor. Terör hem siyasallaştı hem legalleşti" diye konuştu.
Şu iki haberi yanyana getirince;
Genelkurmay başkanının söylediklerinden birçok insanın kafasında muhtemelen
"terörist"le ilgili olarak kin ve öfkeyi çağrıştıran imajlar uyanırken,
yaralı polislere karşı da acıma ve şefkat duyguları harekete geçmiştir.
"kadın terörist" öldürülmüştü. Öfkemizi depreştiren şey, "terörist"
sözcüğüydü elbette. Çünkü biri terörist ise başka bir şey olamazdı. Bütün
bir hayatı özetliyordu bu sözcük. Ondan ötesi laf-ı güzaftı. Ve madem ki
teröristti, o halde ölmeyi de çoktan haketmişti. Tıpkı 12 yaşında terörist
diye öldürülen Uğur KAYMAZ gibi.Ama dil durmuyordu. Ona ölümden başka birşey gerekti. Neydi o? "Ele geçirmek"! Evet, ölmek tek başına yetmezdi. Hem
öldürmeli, hem de ele geçirmeliydi. Böylece zaferimizi ikiye katlamış
olacaktı.
Öyleyse "dil", neyi gizlemeye çalışıyor? Hangi gerçeği bizden saklamak
niyetinde?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Terörist olarak nitelediği
"PKK Meclis'e girerek siyasallaştı, şimdi de legalleşmeye çalışıyor"
Kullandığı dil ile dünya durmuş, rejim de tarihlerin bir yerlerinde kendini
tekrarlıyan durma noktalarında,yeniden tekerrür etmektedir.
21 Kasım 2004 günü 12 yaşındaki Uğur, Mardin Kızıltepe'de babasıyla birlikte
güvenlik güçlerince öldürüldü.Uğur Kaymaz terörist mi?
Bu soru işaretleridir insanı kımıldatamaz duruma getiren.
Durma noktalarında aslında hiçbir değişmiyor.
"Önce söz vardı" diye başlayan Faust'a inat "Önce eylem vardı." desek
haddimizi aşmış olur muyuz? Dil, eylemin ardısıra giderken sonra ne oldu da
söyleyenin kölesi oldu? Artık söylediğinin tam tersine işaret eden bu dil,
bizim dilimiz midir yoksa elinden sopasını eksik etmeyen rejimin dili mi?
Gerçekten "terörizm" var mıdır yahut elindeki kılıcı fütursuzca sağa sola
sallayan "iEgemenlerin dili" mi ortamı terörize etmektedir?
Ayrıntılı açıklamalara geçmeden önce,bu kavramı ülkemizde en fazla
saptıran,yıpratan faktörün onun bilgi ile karıştırılması olduğuna önemle
değinmek gerekecektir.Hatta okumuş yazmışların da büyük bir çoğunluğu için
Uğur Kaymaz'da, panzerlere direnen Ameddeki çocuklarda terörist.
Kültür yaşayış ve düşünüş tarzımızda,günlük
ilişkilerimizde,sanatta,edebiyatta,sevinç ve eğlencelerimizde tabiatımızın
mizacımızın ifadesidir.Uygarlık ise yaşayışımızı etkileyen koşulları kontrol
altına almak amacıyla insanoğlunun sarf ettiği çabaların sonucunda meydana
gelen mekanizmaların örgütlerin tümüdür.
Kültür tutumlardan,davranışlardan,gelenek ve
göreneklerden,düşüncelerden,ifade tarzlarından,değer yargılarından,kurum ve
örgütlerden oluşan,ve bütün bu faktörlerin zamanla birbirine kaynaşmasından
meydana gelen uyumlu bir bütünür.
Hal böyle iken,dil alışkanlıklarımızın dil alışkanlıklarının terörist diye
diye terör yaratmadan öte birşey değildir.Işte bilinçli yapılan bu hatalar
dilin değil, sonuçların ölümlere giden halkları terörize eden 12 yaşında
çocukları öldüren,çocuklarda yaratılan tramva sonucunda onlarında korsan
eylemlerde bulunmalarına yol açmaktadır.
Işte bu kültürsüzlük içinde terörize edip teröristini eylemlerinin içinde
eritmesi,ön plana çıkması bu yüzdendir.
Bu kavramları bilinçli olarak ,
"Insan hakları, demokrasi, barış gibi değerleri elimizden kaçırdık" diyen
Büyükanıt, "Şimdi bunları teröristler kendi dillerinde kullanıyorlar. Bunlar
dünya ülkeleri için çok önemli. Bu kavramları duyunca bir şekilde terör
örgütlerine hak veriyorlar" demesi gibi.Güya insan hakları demokrasi
tekelinde imiş gibi maksatlı güya birleştirici tanımlamaları,aslında insan
hakları ve demokrasinin,kültürel hakların,birbirlerine kıyasla çok zayıf
olduğunun işaretidir.Kullanılan terörist tenımlamaları.
Böylesine hareket etmekle,toplum muhtemel bir aşalık duygusu tehlikesine
karşı sözde korumuş oluyor.
Terörde iç destekle dış desteğin birbirini tetiklediğini söyleyen Orgeneral
Büyükanıt, ikisinin birbiriyle etkileşim halinde olduğunu vurguladı.
Işte bu sahte teselli beyanatları derdin gerçek tedavisi
olamayacağından,bilakis toplumu hem eylem hemde terörist dili ile toplumu
dahada halkların kardeşliği bağını bile zayıflatacak ve kendi tabiri ile
hatta insan hakları ve demokrasiyi olumsuz yönde etkileyecek ve
etkilemektedir ki,basında kimi haber kanallarında,kimi haber spikerinin
okuduğu bu cümleyi duyan birçok insanın kafasında muhtemelen "terörist"le
ilgili olarak kin ve öfkeyi çağrıştıran imajlar uyanıyor.
"Ankara'da bir hücre evindeki teröristlerle polis arasında çıkan çatışma
sonucu bir kadın terörist ölü olarak ele geçirildi, iki polis yaralandı."
Hele geçmişteki kültürüyle övünüp'Yurta sulh cihanda sulh'la kendini avutan
ülke ve toplumlar,o muasır medeniyetler beşiği diyip yüzünü döndükleri
batının,kültür_uygarlık entegrasyonunu tam bir başarısızlık formülü haline
dönüşecek,çağdaş uygarlığa varma çabalarını köstekleyeceği gibi,çağdaş
kültürü elde etme,geliştirme bilinç ve istemi de bu şekilde büsbütün ortadan
kalkmaktadır.
Işte böyle toplumu ve halkları kültürsüzlük içine iterek,uygarlık denilen
unsuru yani bilmeyi,bilgiyi halktan esirgeyerek onları ortaçağ karanlığına
sürükleyip,üstüne gerici bir iktidarı getirip,gerici zihniyete göre dünya
durmuş,şeriatta da dönmekten yani takiye ruhundan dolayı donmuş,özgürlük
denilince insan hakkı denilince türban,din,ama fikire gelince adı terörizm
olup yasakla .Kımıdanamaz duruma getir.
O noktada sen toplumu yedinci asırda bırak!,
hatta daha gerisine düşür toplumu töre namus,feodal mantığını sineye
çek,aşiret mantığı ,tarikat zihniyetini kabul et!,
O devirlerde para veren tefeciydi.Şimdi islami sermayeden
bahsediyoruz,Bankalardan bahsediyoruz.Tefeci profesyonel dilenciyi
zenginleştirmek yerine hayır cemiyetlerine nasıl oluyorsa yardım etmeyi
kitabina uyduramıyor ve bilhassa kapitalizmin nimetlerinde aleni prenslerini
zenginleştirerek toplumuda bu yönde terörize ediyorlar.
Kendi masonlarını ortadosk reaksiyonlarla amerika üzerinden yaratılıp,toplum
şuursuzlaştırılıyor.
Bu yazı kısır politika veya siyaset tartışmaları arasında ne gibi ve hangi
çapta bir yankı uyandırabilir.
Bilinmez.
Zaten bilmenin de bizler için pek cesaret verici olmadığını tahmin ediyorum.
Yaratılan terör bir kültür,Tutumlardan güya insan hakları demokrasi, gelenek
ve görenek,namus ve töre zihniyeti,korucu kültü,davranışlardan hücre evi
baskını,Uğur kaymazın terörist diye öldürülmesi,değer yargısı bu çocuk
katliamları,düşünce rejimin korunması,ifade tarzı askeri,genelkurmay
tarikat,ve örgütlerden oluşan,ve bütün bu faktörlerin zamanla birbirleriyle
kaynaşmasından meydana gelen uyumlu bir bütün yarı sömürge bir bütün'dür.
Bu koşullarda bunları bilme ve yapma uygarlık gereği emperyal reaksiyon,
Yerleştirlen kültürün kimliği terörist,
Uygarlık ise terörizm olarak yaratılan bilme ve yapma şuursuzluğudur.
12.12.2007