rojdaceliker@hotmail.com

 

Kürdlerin irade ve temsiliyet sorunu (veya Içimdizdeki Atatürkler)

”Irade” kelimesi Turk Dil Kurumu tarafindan şöyle açiklanmiş: ”Bir şeyi yapip yapmamaya karar verme gucu, istenc”. Tabii ki bu açiklamada bir metod hatasi yapilmiş. Hatta metodtan da ote, ideolojik bir yargi içeriyor sozkonusu sozluksel anlam. ”Isteyebilmek” için ”guçlu” olmak gerekir diye bir kural yoktur. Bu ”sert guç” (hard power) merkezli bakiş açisi maalesef hala egemen bakiş açisi olamaya devam ediyor. Bitmeyen savaşlarin normalmiş, hayatin bir parçasiymiş gibi gorunmesi bu bakiş açisinin bir sonucudur. Bu perspektifin Turk versiyonu ise tabii ki yine kotulerin kotusu olmaktan kendini kurtaramiyor.

 

Irade. Ingilizce sozluk “ irade - will” kelimesine 7 tane anlam veriyor. Karar alma surecinden bu karari hayata geçirecek arzuya kadar kapsamli bir alani ilgilendiren bir olgu, bu “irade”. Karar vermek. Verebilmek. Istedigini gerçekleştirmek. Istemek. Isteyebilmek. Takat.

 

Ki aslinda sozkonusu olan ”ozgur iradedir”. “ T he ability to decide what to do independently of any outside influence” . Yani en azindan kendi hayati ile ilgili konularda soz sahibi olabilmek. Ister hukuksal bir varlik olarak devlet ile olan iliskilerinde, isterse sadece yaşayan ve akli başinda olan (veya olmayan) bir insan olarak ozgur bir iradeye sahip olmak… Toplumca belirlenmiş kurallar çerçevesinde (ki bu kurallar mantik dahilinde olmak zorunda da degiller) insanin ozgur bir iradeye sahip oldugu varsayilir, oyle kabul gorulur. Bu, o insana olan saygidan kaynaklaniyor ve bununun hem etik hem de sosyal bilimsel izahi mevcuttur. Uluslararasi ilişkiler ve uluslararasi hukuk açisindan da her aktorun (devlet, kurum, birey) belirli bir statusu ve bu resmi taninmanin sundugu hak ve ozgurlukleri mevcut. AmaKurdler açisindan ise boyle bir şey sozkonusu degildir.

 

Her ne kadar ornegin Isveç´te Kurdler Kurd olarak taniniyor olsalar bile, genel anlamda Kurd ulusunun taninmiş olmasi sozkonusu degildir. Isveç hukumeti için Turkiye´deki Kurdler Turk vatandaşlaridirlar. Isveç Turk Anayasasini tanimiş bir devlettir ve bu Anayasaya gore Kurd yoktur. Isveç´in resmi devlet politikasi da bu yondedir. Bu politikanin sag blokun iktidara gelmesi ile nuansen degişecegi mumkundur ama her halukarda Isveç ve Turk devletleri nezdinde Kurdler sadece birer Turk vatandaşlaridirlar. Kuzey Kurdistan ve Turkiye´de Kurdler Kurd olarak herhangi bir statu sahibi degiller. Istatistiklere gore Kurd yoktur. Resmen olmayan bir şeyin iradesinin olmasi zaten duşunulemez.

 

Kurdler nasil resmileşecek?

 

Turk devleti Kurdleri de temsil ettigini iddia ediyor ve bu iddiasi sorunlu da olsa genel kabul goruyor. AB Turkiye Temsilcisinin Kurdçe´ye yonelik ”resmi dil olamaz” diye demeç vermesi buyuk bir talihsizliktir. Onun bu demeçine Kurdlerin sessiz kalmalari ise trajedilerin trajedisidir. Kurdlerin Turkiye´de bir azinlik olduklarina yonelik AB´de bir egilimin oldugunu gormek mumkundur. Ama bu egilim ozel olarak Kurdlerin şahsinda nasil yasallaşacak ve formule edilecek? Genel anlamda ”Azinliklar” ne tur haklara sahip olurlar? Onlarin toplumsal irade sergilemelerini saglayacak ne tur mekanizmalar mevcuttur, bu mekanizmalar ne kadar hayata geçecektir? Turkiye´de azinlik olmak ne anlama geliyor?

 

Bu sorularin cevaplari degişik guç odaklarinda mevcuttur. Her odaktan çikacak cevap da digerinden farklidir. Ama her cevabin varsaymasi veya yerine getirmesi gereken temel bir şarti vardir ki olmazsa olmazdir: Kurdlerin Turklerden ayri bir irade sahibi bir millet/ulus/halk olduklari. Mevcut ”ulusal” ve uluslararasi yasal ve ideolojik duzenlemeler bunun tersine, yani Kurdlerin ulusal bir varlik olarak inkarina dayaniyorlar. Avrupa Birligi nezdinde Kurdlerin bagimsiz iradelerinin ortaya çikmasini sagliyacak birçok imkan ve mekanizmalar mevcuttur. Bu mekanizmalari hayata geçirmek herkesin, ozellikle Turk aydin kesiminin gorevidir.

 

Turkiye Cumhuriyeti Devleti nezdinde durum son derece vahimdir. Turk devleti kendi içinde yipranircasina çelişkiler yaratiyor ve ”toplum” denen bir varliktan bahsetmek mumkun olmuyor. Turkiye ideolojik deneyler laburatoru haline donuşmuş bir ”ulke” durumunda. Turk metropollarindaki Kurd gibi, resmi devlet ideoloji dişinda fikir uretebilen Turk aydinlari da sokak ortasinda linç ediliyor ”bu ulkede”. Gerçekleri bilmenin ve bu gerçeklerden bahsetmenin yasak oldugu ”bir ulkede yaşiyoruz”.

 

Anahtar Kurdlerde. Çunku konu Kurdlerin kendisi ve ne olacaksa Kurdlerin istekleri (iradeleri) dogrultusunda gerçekleşecek. Yani Kurdlerin olmadigi herhangi bir ”çozum” bir çok açidan geçerli olmayacak. Kurdler ne istiyor? Kurd iradesi ne diyor?

 

Sorunun karmaşikligi burda. Bir yandan ”Kurdler cumhurbaşkani dahi olabiliyor” ve ”bu ulkeyi beraber kurduk”; diger yandan da yok olmayan bir sorun var ve sorunun kendisi bu ”sorunun” taniminin yapilmamiş olmasi. ”Kurd sorunu” nedir? Tekrar dile donmekte yarar var. Turk Dil Kurumu sozlugune bakalim. Iki ayri anlam verilmiş. ”Sorun”: 1- Araştirilip ogrenilmesi, duşunulup çozulenmesi, bir sonuca baglanmasi gereken durum, mesele, problem. 2- Sikinti veren durum, dert. Siz ”Kurd sorunu” derken neyi anliyorsunuz?

 

Turk somurgeci devletinin ”Kurd sorununu” nasil algiladigi ortada. ”Ah şu Kurdler olmasaydi!”. Kimyasal gaz bile kullanilmadi mi? (Celadet Çelîker, ‘Li Kurdistanê û rojhilata navîn çekên kimyayî-biyolojîkê û atomî' , Doz yayinlari) Ama ”sorun” kelimesinin ilk anlami ne guzel bir şeyi ifade ediyor, degil mi? Araştirip ogrenmek…. Duşunup çozmek…. Bir sonuca baglanmasi gereken bir mesele; toplumsal, siyasal, kulturel, tarihsel bir problematik. Kurd sorunu. Kurdistan sorunu. ”Turkiye´nin” yeniden tarif edilmesi sorunu. Kurdlerin varolmasi sorunu. Turk egemen duşunce yapisinin degişmesi sorunu. Turklerin kendi evlerinin onunu temizlemeleri sorunu. Kurdlerin kendi evlerini kurmalari sorunu. Butun bunlari nasil algiliyorsunuz?

 

Kurd´u sadece bir Turk/Turkiye vatandaşi olarak goren (ama bunu bile aslinda yapmak istemeyen) mantigin yaratmaya çaliştigi bu hasarli Turk/Turkiye ulusu Kurdun kaderi olabilir mi? Kurdun kendini bir Turk veya Turkiye vatandaşi olarak gormesi mumkun mu? Kurdun kendine ozgu ozellikleri yok mu? Bunlar nelerdir? Bu ozelliklerin yaratacagi degerler nelerdir? Kurdun iradesi burda onem kazaniyor, bu yuzden hayati bir konudur.

 

Yoksa Kurd neden Kurd olarak dunyaya geldi ki? Eger Turk olacakdiysa? Bir ulus kendi yoklugunu isteyebilir mi? Kurdun iradesine (isteklerine) ters olan bir sureci yaşadigimiz tabii ki ortadadir. Dolayisiyla Kurdun Iradesi belli degildir .

 

Pişmemiş Turk ulusuna bir de Kurdleri katmaya kalkma curretini gosteren 85 yaşindaki Turk devleti son derece başedilemez sorunlar ile karşikarşiyadir ve bu sorunlarin kaynagi da kendisidir. Ispanyol kimligi bile artik genel bir Ispanya ulusu yaratamiyorken var oldugu bile tartişilan bir kimligin Kurdler tarafindan kabul edilecegini duşunebilmek için gerçekten desperat olmak gerekiyor.

 

Turk Dil ve Tarih Kurumlari´nin yarattigi bir ideoloji ve bunu ayakta tutmaya çalişan bir ordunun egemen oldugu bir toplumda kimin ozgur iradesinden mahsetmek mumkun ki? Ama en azindan bir Turk kendi cocuguna istedigi ismi verebiliyor, cocugunu da kendi dilinde okula gonderebiliyor. (Bu aslinda çok haksiz bir tespit çunku Lazlar kendi dillerinde egitim almiyorlar/alamiyorlar). Kurdun oyle bir ”luksu” sozkonusu degil. Bu tabii ki hem Turk irkçilik ve ayrimciliginin (diskriminasyon) bir gostergesidir, hem Kurdistan´daki ve Kurdler uzerindeki Turk somurgeci sistemin bir ifadesidir ve hem de Turk merkezli devlet anlayisina dayanan Turkiye´nin de çokuşudur.

 

Toplumsal siyasal bilimlerde “meşruluk” diye bir kavram vardir. Bir devletin (veya hukumetin) meşru olabilmesi veya oyle sayilabilmesi için bazi toplumsal ve siyasal şartlarin varolmasi veya var edilmesi gerekmektedir. Ornegin eger devletin dayandigini iddia ettigi toplum saglikli bir şekilde tanimlanip bunun yasal ve siyasal duzenlemeleri yapilmamişsa ve ozellikle o toplum eger homojen bir ozellige sahip degil ise, o devlet sorunlu bir devlet olur - demokrasisi de sorunlu bir ”demokrasi” olur. Daha da otesi, toplumun tumunun veya bir kesiminin nezdinde o devletin meşrulugu tartişma konusu olur ve eger toplum devletin yonetimini kendi çikarlarina ters goruyor ise, o toplumun da sozkonusu baskici/isgalci devlete karşi ”başkaldirma” hakki olur. (Bunun Kurdler adina 1984´ten beridir PKK tarafindan yapilmiş olmasi Kurd halkinin ”başkaldiri” hakkini ortadan kaldirmiyor. Tam aksine, Kurdistan´i savaş ile eşdeger gostermeye çalişan, yani ”alabiliyorsan al” deyip de savaş çigirtkanligi yapan ve boylece dolaysiz bir şekilde suç işledigini ve zorba oldugunu kabul eden Turk irkçi mantigi; şiddetten beslenen somurgeci mantigin ta kendisidir).

 

Bir devletin sinirlari içerisinde bulunan insanlar toplulugu birbirleri ile uyuşuk degil ise; o toplumu derinden bolen ozellikler sozkonusu ise ve bu toplumsal siyasal gerçekler eger bir tarafi başka bir taraf nezdinde ”ustun” kiliyor ise, yani devlet aygiti bir grubun başka bir grup uzerinde hakimiyet kurma mekanizmasi haline gelmiş ise, orada artik herhangi bir devlet-toplum ilişkisinden bahsetmek mumkun degildir. Ki goruyoruz ki Turk devleti Kurdun (ve Kurd olmayanlarin) gozunde artarak Turk´un devleti olarak gerçek çekillenmesini aliyor. Unutulmasin ki bir zamanlar ”hukumetin yoluna” karşi çakil taşlarin uzerinde yurumeyi tercih eden Kurd de vardi. O Kurd hala yaşiyor. Ona ”cahil” denildi, aptal amele salak denildi. Turk insaninin Kurd resmi Kemal Sunal filmlerindeki tiplemelerden oluştu. Ama biliyoruz ki Kurd hiçbir zaman kendisi olma firsati bulamadi. Osmali doneminde bir şekilde bu mumkundu olabilir ama Turkiye Cumhuriyeti Devleti´nin kurulmasi ile birlikte Kurdler açisindan kesin bir olum-mucadele sureci başlamiştir. Yani Kurdler hep Turklerle ugraşmak zorunda kaldilar. Belki bu yuzden kendi iç sorunlari ile ugraşmaya firsat imkan bulamadilar. Ertugrul Ozkok ”Bu sorun Kurdlerin sorunudur” derken herhalde bunu demek istedi. Herkes gibi tabii ki Kurdlerin de sorunlari olacak ama Kurdler bu sorunlarla ilgilenmeye firsat bulabildiler mi? Onlar adina hep Turkler karar vermedi mi? Işte tekrardan dugum noktaya donuyoruz. Irade ve o iradenin siyasal toplumsal temsiliyeti. Yani Kurdlerin kendi kendilerini yonetmeleri sorunu: Kurd sorunu.

 

Bugun resmi dogrulari dogrulayan degil de gerçekleri ortaya çikarmayi amaçlayan bir anket yapilsa ve duşunce, tavir ve arzularin neler oldugunu gosteren soru-cevaplar hazirlansa, acaba nasil sonuçlar ortaya çikar? Bugunku Turkiye koşullarinda oyle bir şey gerçekleştirmek zor ama yapilirsa gorulecektir ki çok az kişi bugunku sistemden hoşnuttur. Herkesin kendine gore bir tarif şekli ve çozum onerisi olacaktir ama manipule ve onyargilardan uzak bir tepkinin varacagi nokta sagduyu ve yeniden yeni şekillerde sorunlara yaklaşmayi onermek olacaktir. Bunu Turk de Kurd de gerçekleştirecektir. Oyle bir ortamda klasik suçlama ve missilemelerden ote sonuc alici ve yaratici, adilane, anlamli yaklaşimlar hakim olacaktir. Gorulecektir ki ortada bir Kurdistan vardir ve bu Kurdistan da gosterilmeye çalişildigi gibi ve sanildigi gibi korku ve yikim yaratmiyor. Hiç kimsenin bir Kurdistan´dan korkmasina gerek yoktur; tam tersine, Kurdistan insanligin bir zenginligidir, Guller arasinda bir guldur Kurdistan. Bu gorulecektir ve hoşnutla karşilanacaktir.

 

Unutulmasin ki ”Kurd devletini kurmak isteyen Kurdler” 500 yil once de vardi. O yuzden ”Bu ulkeyi beraber kurduk” diyen Turkler de ”kandirildik” diyen Kurdler de hiç bir anlam ifade etmiyorlar. Ortada bir ”kurtuluş savaşi ile kurulmuş olan bir ulkenin” oldugu tartişmalidir. Kurdistan Teali Cemiyeti kendisinden onceki Kurdistan hareketinin bir parçasiydi ve Kurd aydin kesimi olarak Kurd iradesini temsil ediyordu. Unutulmasin ki 1918-19´da Istanbul´da kuruluşu ilan edilen o teşkilata, Kerkuk´ten Mahabad´tan Qamişlo´dan yonetim uyeleri vardi. Kurdistan´in birçok degişik yer ve tabakalarindan insanlar o teşkilat içinde orgutlenmiştiler ve açik ki ”Kurd iradesini” temsil ediyordular. Kisacasi Turk resmi ideolojik tarih anlayişinin hakkettigi cevaplarin verilmesi Kurdleri bekleyen bir gorev. Konumuz açisindan asil onemli olan, bu sahte tarih anlayişinin Turk/Turkiye kimligi uzerinde de belirleyici bir etkiye sahip olmasi sorunu.

 

Turkiye Cumhuriyeti Anayasasi´na gore Kurd yoktur, herkes Turktur. Bu Anayasa, bu kanunu gerçek kiliyor ve ”biline!” diyor. Ayni kagit parçasi ”bu kanun degiştirilemez, degiştirilmesi teklif bile edilemez” buyuruyor. Turk. Turk. Turk. Gerisini uydururuz... Mozaik. Ama Kurd o “mozayigin” pinelenmiş bir bezler parçasi oldugunu goruyor. Ve eminim bunu herkes ya goruyor ya hissediyor. Yani Turklerin buyuk projesi fiyaskoyla sonuçlanmiştir. Kurdler Turklugun hiç bir versiyonunu kabul etmiyecekler. Gunumuz şartlari da oyle bir niyeti anlamsiz kiliyor. Turkler Kurdleri olmasi gerektikleri gibi degil de olduklari gibi gorme cesaretini gosterebilecekler mi? Bu erdem mevcut mu Turk geninde?

 

Kurdlerin de Turk “kardeşlerine” yardimci olmalari gerekiyor ve bu mumkundur. Yazimin sonunda maddeler şeklinde sayacagim yaklaşim ornekleri bunu da amaçliyor.

 

Ama sorun o kadar karmaşik ki sadece Kurd veya Turklerin elinde olan bir şey degil. Turklere kalsa keşke Kurd belasi olmamiş olsaydi. Çogu Turk´e gore Kurdler baş belasi, bir sorun. O yuzden Avrupa Birligine buyuk sorumluluklar duşuyor. Çunku onlarin elinde guçlu bir silah var: onlar, Turkiye´nin (Kurdlerin, Turklerin ve digerlerinin) kaderini belirleyebilecek konumdalar. Tabii ki kendi kaderini kendisi tayin edecektir Sayin Turk devleti (bati mi dogu mu? Kavgali mi barişik mi? Ciddi mi şaka mi?). Ama AB kesin bir dil ile Turkiye´ye diyebilir ki, “ey ahali, eger olacaksa gerçek anlamda temizlenip içeri girin. Bu halinizle bize de bitlerinizi bulaştiracaksiniz. Biline!”... Boyle bir durumda Sayin Turk Yetkilileri de daha rahat karar verme olanagini elde ederler. AB´ye girecekler mi yoksa vaz mi geçtiler? Ama baştan sona dikkat edin ki Kurd iradesi hala yok. Direksiyon Tukrlerin elinde. Ornegin olasi bir AB uyeliginden sonra Turkiye´deki Kurdler, AB´den Kurdistan´in diger parçalari ile ”ozel ilişki haklarina” sahip olmayi isteyecekler. Soydaşlari degil mi? Kim engel olabilir ki? Kurdun varligina tahammulu olmayan Turk boyle bir şeyi hayal bile edebilme yaraticiligina sahip mi? Şimdi Turkleri anladik da Kurdun ne işi olabilir Orta Asya´da? Turkun Kurde boyle bir seçenegi dayatmasi akil işi mi?

Eger bir duşunce (istek) orgutlenemiyorsa, kendini ifade edemiyorsa, hemfikir olduklari ile hoş-beş edemiyorsa, orda herhangi bir iradeden bahsetmek mumkun degildir. Kendi ozgur iradesini ortaya çikaramayan Kurd halki koledir. Kurd halkinin bu ”koleligi” Turkun alnindaki kara lekedir. Ama ne yapiyor Sayin Turk? Kurd´u ”mizmizlanmakla” suçluyor. Sanki hayat onun sandigi gibi… Sanki herkes onun gibi barbarmiş gibi…

 

Açik ki bir Kurd kendi ozgur iradesi ile daha degişik çok daha guzel degerler ortaya çikarmaya adaydir. Kurd kulturu, tarihi, edebiyati, muzigi, sanati, herşeyi hayat bulma firsati bekliyor. Guney Kurdistan federe devleti ve bu devletin başarili olmasi bu yuzden hayati bir onem taşiyor. Turk resmi çevrelerinin rahatsizliklari bundandir. Kerkuk petrolleri bile mazerettir, sadece PKK degil. Sorun Turklerin kendilerini Kurdlere dayatmalaridir ve burdaki yok sayilan Kurd iradesidir.

 

Ornegin Ertugrul Ozkok, 416 kelimenin içinde 8 tane ”alçak” kelimesinin geçtigi ”Eger siz gerçek Kurt iseniz” başlikli makalesinde Kurdlere ”hakaret-teesuf” ediyor. Şoyle sormakla başliyor, sayin Ozkok:

 

•  Bu ülkeyi seviyor musunuz?

•  Buradan kopup gitmek gibi bir arzunuz yok mu?

•  Kendinizi, bu ülkenin birer vatandaş olarak görüyor musunuz?

 

Ve şoyle de bir çagri yapiyor:

 

•  Görüyorsanız, bunu göstermenin zamanı geldi.

 

Vesaire klasik Kurd sorunu = PKK = yapmayin, kardeş kardeş bir bayrak altinda bu guzelim ulkede yaşiyoruz, evet sorunlar var ama hallederiz, yet ki birlik olalim, beraberlik içinde olalim, ulkemizi sevelim, bir avuç çabulcuya alet olmayalim, diş guçler vs ve ”Biz”. Kurd sorunu Kurdleri bizleştirme sorunudur . Kurdun bir ”digeri” oldugunu kabullenememe sorunudur. Turkun kendine olmayan guveni sorunudur, Kurd sorunu. Işte burda guven yaratici yaklaşimlar sergilemek çozumleyici ve ileriye goturucu olacaktir.

 

 

Eger DTP kendi ozgur-demokratik iradesini ortaya koyabilir ise Kurdlerin elde edecekleri ilk kazanim o olur. Ve benim bunu abartmam mumkun degil: eger DTP kendi Ocalan sorununu (burda ”sorunu” kelimenin tam anlamiyla baş belasi olarak algilamak en dogrusudur) hallederse Kurdlerin 85 yillik kazanimlarinin en buyugu o olur. Bu Kurdlerin kesin kurtuluşu anlamina geliyor çunku ”DTP´nin” kendi ozgur iradesi ile siyaset yapmaya başlamasi, hem Kurdistan´in hem de eminim Turkiye´nin sabirsizlikla bekledigi serin ruzgarin esmesi anlamina geliyor. Yani Kurdlerin kendileri olarak ortaya çikmaya başlamasi anlamina geliyor. Işte Kurde firsat doguyor ki kendi kulturunu ve kimligini gostersin. Ve ”Kurd, Kurdistan neden yaşamali?” sorusunun dimdik yuruyen cevabi olsun. Yani Kurdistan = kan ve savaş sahte denklemini bozma firsatini Kurd kendi irade ve insiyatifi ile yaratacak.

 

PKK yonetimi ve Gerillalari silahlariyla birlikte Kurdistan Federe devletine ”teslim” olsunlar. Bu sureç; BM, ABD ve AB´nin de katilacagi bir mekanizma ve prensip çerçevesinde yurutulsun. ”Turkiye´deki Kurd sorununun çozumu” uzun vadeli hedef olarak varsayilsin. Boyle bir proje birkaç son derece onemli ve olumlu sonuçlar doguracaktir:

 

•  Kurdistan Federe Devleti bir devlet gibi davranma, bir devlet gibi karşilanma firsati gorecektir. Daha da onemlisi, boyle kapsamli ve anlamli bir proje surecinde devlet kurumlari da tecrube sahibi olurlar ve gerekli olan devletsel ve toplumsal kurumsallaşma sureci de guç kazanmiş olur.

 

•  PKK Gerilllalari sicak bir duş alip guzel bir uyku uyurlar. Yakinlarini gormeleri için kolayliklar-imkanlar saglanir.

 

•  En onemlisi de Turk devletinin elindeki PKK karti duşmuş olur ve Turk devletinin gerçek anti-Kurd yuzu ortaya çikar. Boylece Kurdlerin de kendilerini dunyaya anlatmalari kolaylaşir ve Turk devletinin de manevra alani kisitlanmiş olur. Sonuçta Turk devleti de degişimin kaçinilmaz oldugunu anlar ve ona gore adimlar atar.

 

•  Işte bu durumda Turk kamuoyu da ”hazirlanmiş” olur ve ya Ocalan serbest birakilacak (ki oyle bir gelişme de olumludur, en azindan statukonun degişmiş oldugunun gostergesidir) ya da DTP ozgur iradesi ile Ocalan´i tumden red edecek. Bu bir ultimatum olarak DTP tarafindan Ocalan ve Turk Hukumeti´ne resmen iletilmelidir. Boyle bir gelişmenin Kurd toplumunda yaratilacak olan ronesansi duşunebiliyor musunuz? Kurdlerin en azindan PKK´nin klasik zaaflarindan ve hegemonyasindan kurtulmasi son derece faydali uzun vadeli sonuçlar doguracaktir. Turk devleti ister mi boyle bir şey? Tabii ki istemez. Ama işte burda onurlu DTP birey ve yetkilileri (DEP ile başlayan surecin butun emekdarlari) kendi iradelerini ortaya koyup devletin rahatlikla oynadigi bu oyunu bozabilirlerse, hiç bir baraj veya yasa (Anayasa dahil ki en başta Anayasa) engel teşkil edemezler. Çunku o anda Kurd iradesinin motoru çalişmaya başlamiştir. Ve hiçbir çagdişi mekanizma bunu durdurma gucune sahip degildir.

 

 

•  Avrupa Birligi de kendi sorumlulugunu eksiksiz yerine getirme firsati bulur.

 

Kuzey Kurdistan ve Turkiye´deki ”Kurd Sorununu” sadece Kurdlerin sorunuymuş gibi gormek tarihi inkar etmektir. Lozan; Turkiye´nin AB birligi surecinde tartişilmalidir. Bu tartişmaya Kurdler de katilmali ve Kurdler de boylesi bir katilim için hazirliklarina başlamalidirlar.

 

 

***

 

Sonuçta Kurd halki bir ulustur ve kendi kaderini kendisi tayin edecektir. Yani kendini kendisi yonetecektir. Çunku Egemenlik Kayitsiz Şartsiz gerçekten ”Milletindir”. Irade de milletindir, başka kimsenin degil. Ne Ataturk´un ne de Ocalan´in.

 

(Ozgur) Irade ve onun Temsili tartişilirken konunun ciddi, kapsayici ve kompleks ozellikleri goz ardi edilmemeli. ”Istanbul Kurdu´nun” bile Kurdistan´a duydugu olumlu hisleri mevcuttur. O da bir Kurd iradesidir. Nihayetinde ne Kurdistan´daki MHP orgutlenmesi herhangi bir şekilde Kurd ozellik ve degerleri taşiyor, ne de Jirkîler sadece ”birer korucu” olarak degerlendirilebilir. Ornegin Kurd Birligi tartişilirken aşiretler arasi ilişki ve sorunlarin çozumu onde gelen konular arasinda olmasina ragmen maalesef bu konu tartişilmiyor bile. Ben butun Kurd aşiretlerini birer Kurdistani guç odagi olarak goruyorum. Bu konu ”kapitalizm-feodalizm” çerçevesinde ele alinamaz.

 

Kurdistan haritasi çizerken gozonunde bulundurulacak etkenlerin başinda “yerleşik tarih” yer almayacak mi? Turkiyedeki Kurd Belediyeleri neden profesyonel kartolog ve mevcut Kurd intellektuel birikimini kullanarak Kurdistan yerleşim birimlerinin Kurdçe kroki-haritasini çizdirtmiyorlar? Kurdistan derken tabii ki ornegin herhangi bir sokaga verdigimiz Kurdçe isimden bahsediyoruz. Çunku o isim herhangi bir devlet memurunun masasindan degil, ordaki Kurdlerin (veya Asuri, Ermeni, vs) yaşamlarinin tam içinden çikmiştir. Irade de işte o sokaktadir. Bu iradenin ortaya çikmasi için siyasi ve sosyal koşullarin oluşmasi/oluşturulmasi şarttir. O gune kadar kimsenin, hele hele hiçbir Turk´un (Ismail Beşikçi hariç) Kurdler adina konuşma hakki yoktur. Sorumluluk herkesindir ve artik Kurd sorunu uluslararasi ozelligini pekiştiriyor. Turk devletinin bunu gormesi ve kabullenmesi şarttir.

 

3.09.2006