M.HÜSEYİN TAYSUN

Ramazan Kahramaner'in 02/12/2006 tarihli karavana atışlarına cevap

Hak-Par 2.olağan kongresiyle ilgili yorumunu dikkatlice okumuştum.Yazında adım geçmediği ayrıca beni tanımadığın için üzerime alınacak veya gocunmamı gerektirecek bir durum yoktu.Senin o yazını kritize etmemin asıl nedeni oldukça demokratik bir havada seyreden ve sonuçlanan bu kongrenin ardında Kürtler cephesinde esen olumlu havanın ve birlik umutlarının yeniden canlandığı bir sırada hissi yorumların bu havaya gölge düşüreceği kaygısıydı.Ancak Ramazan kardeşim, bu konuyla ilgili ikinci talihsiz yazını okuyunca hem seviyeni anladım hem de kendine göre ciddi bir görev üstlendiğini öğrenmiş oldum.

 

İlk ve ikinci yazılarını birlikte değerlendirdiğimde ortaya çıkan sonuç herhangi bir konuda üste çıkma adına her türden iftira ve seviyesizliği yapabilecek karakterde bir insan görüntüsüdür.

 

Nedenlerine gelince

1- Coğrafyamızdaki halkının özgürlük ve onur mücadelesinde bilinen kesimler tarafından şehit edilmiş bir babanın oğlunun ve halkımız adına neler yaptıkları dostlarca iyi bilinen bir ailenin ferdinin uzun yıllar yurtdışına çıkmış olmasını kendince yorumlayıp ve bu insanı neredeyse Kürtlüğün dışında tarif etmek ya bu halkın yakın mücadele tarihini dahi bilmemektir ya da bir art niyetin ürünüdür.

 

2 -Herhangi bir konuda özellikle de yığınları ilgilendiren meselelerde kişi veya grupları eleştirirken hatta küfrederken bile onlar hakkında doğru bilgilenmek esas alınması gereken bir tutumdur.Anladığım kadarıyla benimle ilgili yazarken geçmişim,bugünüm,mesleğim hatta yaşım hakkında dahi bilgi sahibi olmadığın anlaşılıyor.

 

3- Şahsıma gelince, sana ve masa arkadaşlarına bilgilenmek üzere birkaç ipucu vermek istiyorum:

Ben 1927,1933 Ağrı direnişinden bu güne kadar Kürt halkının mücadelesinde tek bir gün ara vermeden halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan bir geleneğin evladıyım.

 

Büyük bir gururla ve korkmadan diyorum ki 24 yılını İran 'da kalanını Türkiye'nin farklı kentlerinde olmak üzere toplam 35 yılını sürgünde geçiren ve her parçadaki pratikte kanını halkı için esirgemeyen ve kendisi de sürgünde dünyaya gelmiş 56 yaşında bir Kürt çocuğuyum.16 yaşımdan bu güne kadar aklımın erdiği, gücümün yettiği oranda mücadele etmiş bir Kürt devrimci demokratıyım. Ayrıca varlıklı ve onurlu bir gelenekten geldiğim ve üretken de bir kişilik olduğumdan dolayı köşe dönme gibi bir derdim yok.Bütün bunlar seni ve masa arkadaşlarını tatmin etmiyorsa siyasi duruşumu,direnişimi ve savunmalarımı devletin arşivlerinden rahatça öğrenebilirsin.

 

Mustafa Aytaş konusuna gelince,tüm namuslu Kürtlerin beraberliğini savunduğum için onunla kol kola girmen beni rahatsız etmez ancak insanlar hakaret ettiklerinin koluna girerken biraz düşünmeliler.

 

4 -Ama bütün bunlarda sana yetmiyorsa ve sana göre ellisini aşmış her namuslu Kürt siyasetçisi ve şahsiyeti sabun yapılmalı diyorsan ona da benim bir itirazım olmaz.

Sonuç olarak böylesi bir yazının muhatabı olmak ve bu acılı aynı zamanda kritik süreçte halkımın ve dostların karşısına bu üslupla çıkmak istemediğimi belirtmek istiyorum.Spor yaşamında küme düşenlerin siyasette ucuz yoldan milli olmalarına fırsat vermemek ayrıca amatörlerin halkımıza zarar verebileceği endişesinden dolayı beyaz saçlılara önemli görevler düştüğüne inanıyorum.

 

Ramazan kardeşime bir daha muhatap olmamak kaydıyla iki nasihatim olacak:

1 -Ege'nin dar sokak efeliğine soyunacağına Yılmaz Güney'in kabadayılığını örnek alsa iyi eder.

 

2 -Tarihi ve kültürü yok sayılan ve şartlar uygun görüldüğünde ve farklı zamanlarda evrende yok edilmeye çalışılan bu mazlum halkın tarihini iyice okumalı ayrıca Türkiye'yi yönetenlerin bu süreçteki mekik diplomasisini anlamaya çalışmalı.Yalçın Küçük, Doğu Perinçek, Fikret Bila, Emin Çölaşan ve benzerlerinin ve onların akıl hocalarının ne yapmaya çalıştığını iyice irdelemeli ve ona göre bir tutum almalı diyorum.

 

Kürt Halkına ve O'nun dostlarına saygılarımla.   

M.HÜSEYİN TAYSUN

08.12.2006                 

Değerli HAK-PAR'lı dost ve arkadaşlara