|
|
||
|
|
||
‘Kürt Ulusal Demokratik Birlik‘ toplantıları üzerine düşünceler
Veysel Çamlıbel
YEKBUN – BİRLİK: * Biz Kürtler' de ‘ yekbun' sıkça kullanılan , anlamlı , yakıcı bir sözcüktür. Çocuklarımıza yekbun adını vermek bir amacın , özlemin ifadesidir. Kendi kendini yiyip tüketen bir halk olarak ta mirlik dönemlerinden bu yana birlik arıyoruz. Bir çoğumuz bilir , 1700 başlarında Ehmedé Xané , birlik olmanın önemini nasıl da özlü mısralarla belirtiyor , o bilinen ifadelerle nasıl hayıflanıyor bir türlü birlik yaratamamış olmamıza.
* Çocukluğumuzda , gençlik yıllarımızda yaşayarak öğrenmiş büyüklerimiz , itirazlarımıza rağmen yaşadıkları olayları örneklerle anlatır , Kürtlerin birlik içinde olamadıklarını , bu kafayla da kolay kolay başarılı ve özgür olamayacaklarını söyler dururlardı. Bu söylenilenler yaşamdan kaynaklı önemli bilgilerdi. Bu değerlendirmeler bizim için , ‘ aşiretçilik / feodalizm , cemaat kimlikleri aşılmadan düze çıkmamız zor' anlamı taşıyordu.
* Kürtlerin / ülkelerinin bölge devletleri arasında bölünmüşlüğü büyük ölçülerde bir sonuçtu.Yüzlerce / binlerce cemaat kimliğine bölünmüş , bir türlü bir araya gelip dikiş tutmayan , kendi kendisini tekrarlayan , yiyip / tüketen bir sosyal doku , 1920' de bölge devletleri arasında bölünmüş olmasının başlıca nedeniydi.' Kurmé daré ne ji daré be , dar narize ‘ ata sözümüz tam da bu durumu özetlemekteydi.
* Geçen yüzyılın başlarında , Osmanlı dağılırken , kendisi için bir arayış içinde olan belki de en donanımsız , öngörüsüz halk Kürtlerdi. Yaşam ise boşluğu kabul etmezdi. Lokmasına sahip olamayanların elinden rıskını başkaları kapar alır götürürdü. Bu yüzden de özgürleşmeye , kaderini çizmeye giden yolda Kürtler olarak yaya kaldık. Bölük pörçük sosyal dokumuzun ötesinde , devletleşen güçler arasında parsellendik , bölündük..
* 1945 savaş sonrası bloklaşan çekişen dünyada Ortadoğu, konumundan dolayı ince güç dengelerinin yürütülüp korunduğu bir kritik, stratejik çatışma noktasıydı. Özgürlük , sosyalizm adına Basçılık , Kemalizm benzeri akımlar , rejimler desteklendi. Diğer yandan da İslami akımlar kullanılarak komünizmin önlenmeye çalışıldı. Netice olarak Kürtler , Sovyetler ile ABD öncülüğündeki batı kampı arasındaki denge politikalarının başlıca kurbanı oldu.
* Varılan noktada ‘ yeni dünya' koşulları , bölgedeki hesaplar farklı. Ta nerelerden gelenler ne insanlığı kurtarmaya , ne de demokrasi kurmaya geliyorlar.Kendi çıkarları için geldikleri , yeni çıkar dengelerine göre bölgeyi düzenleme istekleri açık. Saddam gibi zalimlerin başka zalimler eliyle alaşağı edilmesi kaçınılmaz oldu. Artık rüzgar farklı yönlerden esiyor. Gereken donanımda olmasalar da Kürtler hareket halinde. Kürt coğrafyasının her bir yanında , kendi koşullarına göre eş zamanlı bir arayış içinde. Ortadoğu coğrafyasında , içine kapanmış ekonomiler , despotik rejimler / yapılar , hukuk tanımaz diktatörler , en kabasından temsili demokrasiyle bile tanışmamış halklar / ülkeler bir değişim rüzgarı altında. Ne var ki ; insan hakları , demokrasi , özgürlük dışardan bir lütuf olarak verilmez. Hak ederek , ancak mücadeleyle kazanılır.
* Kürtler, özgürlük arayışlarında batı demokratik değerleri üzerinden bir uyanışı yaşıyorlar. Ortadoğu özgürlük arayışlarına cevap veremeyen bir batakhane.Bu nedenle bütün Kürtlerin yüzleri kuzey Kürtlerine , Osmanlının tarihsel devamı olan Türkiye‘ye , batıya , AB ‘ne dönük. Kürt sorununun hem içerdeki ve hem de diğer ülkelerdeki çözümünde Türkiye' nin ufkunun ne olması gerektiği özel bir önem taşıyor. Ortadoğu' da Kürtler , varılan şu noktada bütünüyle gerçek anlamda cumhuriyetçi değerlerden , gerçekten laik , demokratik rejimlerden , kendi kimlikleriyle moderniteden yana. Dine / mezheplere dayalı çekişmelerin , ırkçı siyasal rejimlerin mağduru olan bir halk.
Şu dünya ve bölge koşullarında özgürce ve eşitçe yaşama hakkı her halk gibi Kürtlerin de hakkı. Kürtlerin kaderlerini kendi elleriyle belirleme hakları meşrudur ve bu tartışma götürmez. Demokratik bir Ortadoğu Kürtlerin özgürlüğüyle ve eşit halk statüsüne yükselmesiyle mümkün. Halkların kardeşliği / gönüllü birliği , ancak eşitlik ile anlamlı , eşitlikle mümkün.
KÜRTLER OLGUNLAŞMA EŞİĞİNDE.
* Önceleri bir yana 1960 dan bu yana Kürt okumuş yazmışları , eğitim gören gençliği bir büyük uyanışı yaşadılar. Bazı ilkleri gerçekleştirdiler. Bu büyük ölçülerde öze dönüş / kimlik arayışı çerçevesinde bir aydınlanmaydı. Yüzünü halkına dönme , onunla , geleceğiyle buluşma çabalarıydı. Aynı zamanda halkımızla yan yana ve iç içe yaşayan Türk halkıyla da etkileşme , birbirlerini tanıma yıllarıydı. Kürt aydın ve gençlerinin Türk aydınlarıyla önce ortak örgütlerde , 1970 ortalarına doğru farklı kulvarlarda örgütlenmelere yönelmeleri bir önemli dönemeçti. Kanımca siyasal parti kurma , hedef kitlelerle buluşma , az çok siyasal birlik sağlama , yaşatma açısından Kürtler başarı olamadılar. Parti adı taşıyan bir çok girişim bir aydınlatmacı arkadaş / ya da çevre boyutunu aşıp kitlelerle buluşamadı. Adı parti olan örgütler bir türlü parti olamadılar. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin halktan / değerlerinden kopardığı , bir çoğunu mülteci durumuna düşürdüğü bu kadrolar ne yazık ki bu gün parti tanımından , inandırıcılığından daha da uzak bir yerde duruyorlar.
* PKK ‘ ye gelince ; o soğuk savaş döneminde bir çok ülkede görülmüş , parti / cephe anlayışlı , siyaseti silahla / silahlı propaganda ile yürüten , bu yöntemleri iç sorunlarının aşılmasında da kullanabilen , şiddet yöntemlerini benimsemiş silahlı bir örgüt. Böyle bir örgüte bilinen anlamda parti demek mümkün değil. Açık planda mücadele eden , ağır faturalar ödemek zorunda kalan , yasalara göre kurulmuş , her seferinde de kapatılan HEP – DTP çizgisindeki partiler denildiği / bilindiği gibi PKK ile ayni kitle tabanına hitap etmekteler. 1999' den sonra , bir çok çabalara rağmen , açık siyasal mücadelenin sivil siyasal yöntemlerle buluşamadığı , iç hukukunu geliştiremediği biliniyor. Yakın zamanda karşılıklı tahriklerle yeniden geliştirilen şiddet ortamı söz konusu HEP – DTP siyasal çizgisinin , sivil siyasal bir parti rotasında dönüşmesini açık bir biçimde engellemektedir.
* Her alanda seçilmiş temsiliyetini yaratabilecek 20 milyon nüfuslu bir halkın şiddete özellikle de şu dünya koşullarında hak ve özgürlüklerini elde etmek için , amacından iyiden iyiye şaşmış kör bir şiddete asla ihtiyacı yoktur. Şiddet ancak bir çaresizliğin ifadesi olabilir. Şu koşullarda ise Kürt halkı çareleri olmayan bir halk konumunda değildir. Bu gün şiddet Kürt halkı için taşınmaz ağır bir yüktür. Kürtlerin bu şiddet belasından bir an önce kurtulmaya , aşiret çekişmelerini anımsatır kavgalardan uzak durmaya , atıl potansiyellerini harekete geçirmeye , aydınları halkla buluşturmaya , değişik birlik şekilleri oluşturmaya acilen ihtiyacı vardır.
ATIL POTANSİYELLERİ HAREKETE GEÇİRME
Kendi ana dili , kültürü üzerinden eğitim görme , aydınlanma , meslek edinme imkansızlığı içinde bu güne gelmiş , halk nazarında ‘ aydın' diye bilinen kimseleriz. Ne kadar aydın olduğumuz da doğrusu tartışmaya değer. 1960 başlarından bu yana sürüp gelen mücadelelerin sahipleri , mirasçılarıyız. Halkımızın , özgürlük / eşit halk olma mücadelesi kuşkusuz bizim jenerasyonumuzla başlamadı , bizden sonrakilerle de sürecek.
Ama bir gerçeğin altını kalın bir çizgiyle çizmeliyiz. ‘ Kürt aydınları' 1960 – 1980 yılları arasında oynadığı etkin rolü bu gün oynayamıyor. 12 Eylül askeri darbesinin , daha sonraki şiddet ortamının etkisizleştirdiği aydınlar bu gün atıl bir potansiyel oluşturuyorlar. Hem siyasetten , hem halkı aydınlatma görevlerinden , hem de dil ve kültür alanında birikimlerini harekete geçirmekten oldukça uzaklar.
Bu gün bütün engellere / tuzaklara rağmen , 2 milyon seçmen , aile çevreleriyle birlikte 7-8 milyon insan yüzünü yeni bir yaşama dönmüş durumdadır. Siyasal mücadelede kitlesel güç sıkıntısı yaşanmamaktadır. Bu nicel çokluğa rağmen Kürt halk mücadelesinde derin nitelik sorunu , eğitimsizlik , mücadeleye özgür irade ile katılamama gibi zaaflar vardır. Demokratik katılımcı sivil siyaset , Ankara' da ve bölge yerel yönetimlerinde güçlü temsiliyet , dil / kültür çalışmaları , aydınlatmacı çabalar Kürtlerin büyük ihtiyacı. İş bölümü ve kurumsallaşma gerekiyor. Bu da eğitimli , inançlı , fedakar insanların işi. Aydınım diyenler köklerine dönmek , diline / kültürüne sarılmak , aydınlanmacı görevlerini yükseltmek , kendilerinden beklenilenleri karşılamak zorundadır.
Birkaç yıldır kendisini atalet içinde tekrarlayıp duran aydınlar arasında bir kıpırdama , hareketlilik , bir arayış başladı. Ortadoğu' da , Türkiye' de olaylar , gelişmeler , düşüncelerin , çabaların önünde yürüyor. Bunca zamandır toplumsal / siyasal olarak işsiz güçsüz kalan biz mürekkep yalamışlar ne yapmak için , nasıl toparlanalım ?
Gerçekçi olan , mümkün olan ne ?
Genel bir , siyasal , toplumsal , kültürel bir toparlanma gerekiyor.Bunun için de bir zihniyet değişimi. Kürt sorunu bundan 30 – 40 yıl öncelerinin , duyulmadık , bilinmedik , kale alınmayan sorunu değil. Bölgenin , dünyanın sorunu. Kürtler geniş ufuklu , çok sesli , birbirlerine ve dostlarına karşı anlayışlı , hoşgörülü olmak durumunda.Hakkını hukukunu bilmek , haklı olduğunu göstermek , sonuna kadar haklılığını korumak zorunda.Her şeyden önce de şu şiddet yükünü omzundan indirmek gerekiyor.
PEKİ NE YAPMALI ? NASIL BİR BİRLİK - NASIL BİR KURUMLAŞMA ?
** ) Bu günden yarına bir parti arayışı mı ? Bu bana gerçekçi ve mümkün görünmüyor. Demokratik siyaset halk / kitleler için , onlarla birlikte güç olmayı hedefleyen , gerçekleşebilirlik üzerinden yürüyen , mutlaka başarmayı ön gören bir mücadele.Kitleler şiddete endeksli bir rota da şartlanmış iken demokratik sivil siyasetin hükmü işlemez. Normalleşme olmadan , kitleler kazandıkları / kaybettikleri gerçekleriyle yüz yüze gelmedikçe demokratik siyaset yaşam bulamaz. Siyaset bir çok zaman bu işi ben hallederim , programım da şu , benim ardıma düşün demeyle olmaz. Kitleler üzerinde nüfusu olanların iyisini destekleyip , kötüsüyle mücadele ederek de etkili olunabilir. Halk üzerinde etkili olanları baskı altında tutup bazı gelişmeleri sağlayabilmek de siyasal mücadelenin olmazsa olmaz bir gereğidir.
** ) siyasi cephe yada kongre arayışı mı ? Partilerin , hareketlerin , çevrelerin , bireylerin bir arada olacakları , bir siyasal irade oluşturacakları , söylediklerinin ardında durabilecekleri , birbirlerinin hukukuna saygılı olacakları bir kurumlaşma...Bu başlıca iki nedenden dolayı yaşam bulmaktan uzak gözüken bir tasarım.
A ) Cephe olsun , kongre olsun neticede bir siyasal iradeyi ifade eder. Böylesi bir irade için , vaat ettiklerinin ardında durabilmek için , yükü belli kitle gücü olan örgütlenmelerin üstlenmesi ve onu az çok taşıyabilmesi gerekir. Bunu şu aşamada gerçekçi görebilmek kolay değil. Siyasal irade olabilmeyi hafife almamak gerekiyor.
B ) Bireyler olarak , kitlesiz partiler , henüz toparlanmaya çalışan çevreler , hareketler olarak , akortsuz bu kadar çok farklı estrumanla dinlenebilir ortak bir melodi çıkarabileceğimizi , kalıcı bir iş yapabileceğimizi düşünebilmek oldukça zor.
C ) ‘ Kürt ulusal demokratik birlik ' platformu çabası mı ? Bana öyle geliyor ki ; gerçekçi olan , yaşama geçmesi mümkün ve kalıcı olabilecek olan budur. Kürt halkının çıkarlarını Ortadoğu ölçeğinde koruyan , geliştiren , diğer halklardan aydınlarla eşitlikçi ilişkiler kurabilen , siyasete bilgi üreten , siyaseti etkileyen , Kürt dil ve kültür , tarih araştırma çalışmalarına yüzünü dönen , aydınlatmacı çabalarla birlik ruhunu geliştiren , makam koltuk imkanı olmayan , herkesin bilgisi ve yaptıklarıyla değer görebileceği bir platform / inisiyatif.
Siyasal irade oluşturma gibi bir direk iddiası olmayan bu kurumlaşmanın iç ahengi / hukuku büyük ölçülerde bir hiyerarşiye de dayanmayacak , aydın aydına ilişkiler yatay , eşit bir zeminde gelişecek , şekillenecektir.
Böyle bir aydın platformu ; bir partiye mensupluk anlamında siyaset yapmaya , parti kurmaya , herhangi bir partiyi geliştirmeye asla mani değildir.Aydın inisiyatifinde yer tutanlar açısından referans kaynağı dolaysız bir biçimde bizzat halkın kendisidir.Halk birliğine katkı koymak , siyasetin haksız rekabetlerini halk adına önlemek aydınların , aydın inisiyatiflerinin önemli görevleri arasındadır. Kuşkusuz halk adına hareket eden partiler inisiyatifleri etkiler ve onlardan da etkilenirler. Böyle bir platform oluşturmanın , onu ömürlü kılmanın yolu , önüne gerçekleşebilir , geliştirilebilir bir iş programı koymaktır. Kuşkusuz bir de iç hukukunu , çalışma düzenini ortaya çıkarmak , onu zaman içinde geliştirmektir. . Kurumlaşırken esnek olma bir ihtiyaçtır. Doğacak sorunları aşma , çalışma düzenini geliştirme , detaylandırma sonraki iştir. Kurallar kalın hatlı , anlaşılır , kabul edilebilir ve özlü olmalıdır. Geniş bir görüş / arayış yelpazesini , mütabakatları öngörmelidir.
NASIL BİR PROGRAM HEDEFİ ?
* ) Kürt halkı ; her halk gibi yaşadığı topraklarda geleceğini özgür iradesiyle tayin etme hakkına sahiptir.Meşruiyet hukuku kanunlardan öteye kaynağını her şeyden önce insan ve halk olmaktan, resen hak sahibi olmaktan alır.
* ) Şiddet güçlü olanın baş vurduğu bir yöntemdir. Mazlum halklar için , Kürt halkı konumundaki bir halk için , özelliklede şu dünya koşullarında , hak almada tercih edilen bir yol değildir. Her düzeyde ve zeminde Kürtler arası birlik ve dayanışma büyük önem taşımaktadır. Kürtlerin siyaseti de etkileyecek geniş , zengin bir fikir dünyasına ihtiyaçları vardır. Tek tip anlayış , nereden gelirse gelsin şiddet asla kabul edilemez.
* ) Zoraki / zorbalıkla birlik olamaz. Özgürlük ve eşitliğe dayalı gönüllü birlik tek kabul edilebilir birlik şeklidir. Gönüllü birlik de ancak karşılıklı istekle / rızayla gerçekleşebilir bir durumdur.
Pratikte öne çıkarılması gereken adımlar olarak ;
& AB sürecini aktif şekilde desteklemek , devletin toplum ve insan için var olması gerektiğini , hukukun üstünlüğünü güncelleştirip savunmak.
& Kürt kimliği ve varlığının güvenceye alınacağı , başta yeni demokratik bir anayasa olmak üzere hukuki çalışmalar yürütmek.
& Ankara' da ve yerelde Kürt halkının siyasal temsiliyetini sağlamak , bunu geliştirmek , güçlendirmek. Kürt dilinin eğitim dili olması yolunda fiili / hukuki çabalar göstermek , mücadele etmek..
& Her halktan aydınlarla , düşün / sanat / edebiyat çevreleriyle ortak çalışmalar yapmak , etkinlikler , dostluklar geliştirmek.
Nasıl bir iç hukuk , iç işleyiş ?
İşlevi koordinasyon sağlamanın ötesine geçmeyen , bir orkestra şefi işlevi yürüten , Diyarbakır merkezli bir çalışma gurubu. Büyük kentlerden başlayarak , olabilecek her ilde , hiyerarşik olmaktan uzak , gönüllülüğe dayanan , belli ölçülerde özerklik içinde çalışabilecek birlik inisiyatifleri. Hiyerarşiyi , büroklatlaşmayı önlemeyi amaçlayan , yönetimlerde dönemsel değişiklik zorunluluğu. Gerektiğinde inisiyatifler için ortak , merkezi toplantılar gerçekleştirebilmek. İşte ana hatlarıyla düşündüklerim..
Gerçekçilik insanın en yakın , en bulunmaz dostudur. İmkansızı düşlemek , bir ütopya sahibi olmak da yaşamı anlamlı / çekici / başarılı kılar. Özetle ; ' İmkansızı düşünüp gerçekçi olmak' gerekiyor..
Veysel Çamlıbel 30 nisan 2006
|