|
|
||
|
|
||
Veysel Çamlıbel Mehmet Ağar ne diyor ?Mehmet Ağar ' derin devletin ‘ merkezi kadrolarından gelen , şiddet ortamında önemli roller almış, bilinen biri. 1990 yılı başlarında, ‘terörü söndürmek' için her şeyin mubah sayılacağı, kuru ile yaşın birlikte yakılması karar ve uygulamalarında büyük rol yüklenmiş bir zat. Bilinen, dört dörtlük onca açık kanıtlara rağmen üstüne hukukun gidemediği, kılına bile dokunulmayan adam. Doğrusunu ‘dava arkadaşlarını' da sonuna kadar koruyan, onları ‘kurda kuşa' yedirmeyecek kadar kendisini garantide, güvenlik altında gören, kendinden emin bir devlet görevlisi. Devlet bürokrasisinden siyasete soyunanlardan...
Mehmet Ağar , ne zamandır askere ihale edilmiş siyaset piyasasında , cumhurbaşkanlığı ve ardından gelen genel seçimler arifesinde , şaşırtıcı bir üslupla atağa kalkmış. Anayasayı değiştirebilecek bir çoğunluğa sahip , halkın iradesini arkasına alan T. Erdoğan' ın cesaret edip söylemesi gerekenleri birkaç milletvekili olan DYP genel başkanı Ağar söylüyor, söyleyebiliyor. Hem askerle aram bozulur kaygısı taşımadan, söylediklerini yenileyerek , biraz da açarak , kendisinden gayet de emin söylüyor söyleyeceklerini. Güneyde Kürt kazanımlarının netleşmeye başladığı , Kürt sorununun bütün parçalarıyla uluslar arası platformlara ulaşabildiği , yaklaşan genel seçimlerde milyonlarca seçmenin Kürt kimliğiyle kendisini Ankara' da ifade etmedeki güçlü eğilimi bu önemli çıkışın nedenleri arasındadır. Kuşkusuz zamanlaması da uygun seçilmiş bu şaşırtıcı çıkış nedensiz değildir , üzerinde önemle durmayı , iğneden ipliğe düşünüp değerlendirmeyi , gelecek adına hal ve hareket belirlemeyi gerektirmektedir. Açık söylemek gerek.Türkiye' de siyaset sınıfı halkın % 100 iradesiyle de hükümet olsa , Kürt sorunu , İrtica sorunu gibi tabulaştırılmış , sivil siyaset dışına itilip askere ihale edilmiş sorunları olduğu gibi görmeye , tartışmaya , kendi iradesiyle çözmeye muktedir değildir.Bizde siyaset , siyasetçi sorumluluk ve risk almak istemez. Elini taşın altına koymaz. Etliye sütlüye karışmaz , ancak ülkenin , gündelik , rütün işleriyle uğraşır.Gerisini devletin ordudan kaynaklı değişmez politikaları belirler.Debdebeli , iktidar sahibi gibi duran siyasetçi askeri darbelerle kuzu kuzu gider , eski oyuna yeniden başla denildiğinde de mağduru oynayarak bin bir tafrayla yeniden gelir , koltuğuna oturur. Mehmet Ağır ciddi şeyler söylüyor. Bildik düz politikacılara göre farklı bir tarzı , üslubu , havası var Ağır‘ın. Arkasında büyük bir güç , devlet gücü gibi bir güç varmış gibi konuşuyor. Ben her ne kadar siyasetçi isem de bildiğiniz içi fos kimselerden değilim. Ardımda , hesabımın içinde devlet , onun gücü var der gibi. Bir yanıyla da İyi polisi oynuyor sanki. Onun tavrı sıradan bir Kasımpaşalı tavrı değil. Yüksek perdeden söylüyor söyleyeceğini , emin ve kararlı... Ağar' ın söylediklerine bakalım. * ‘' 1992- 1993 yıllarını kimse tekrardan yaşamak istemez. Sivas' tan öteye geçilemiyordu. Kurtarılmış iller , ilçeler ,bölgeler , topraklar vardı. Onları kurtardık. Şimdi de insanlarımızı kurtarmalıyız. Aynı hatalarımızı tekrar etmeyiz. Bir ana geliyor , ‘ bir evladım öldü dağda , öbürünü kurtar ‘ diyor. Ben nasıl bigane kalayım.'' * ‘' Zaman kardeşlik , birliktelik zamanıdır.Ben Türkiye' de uzlaşmayı temsil ediyorum. Söylediğim her sözün arkasındayım. Bir ileri , iki geri bizim defterimizde yazmaz. Bu milletin geleceğinin yabancıların inisiyatifine terk edilmemesi projesidir. * ‘' Ben askere endeksli siyaset yapmam. Türkiye gibi bir devletin güçlü bir orduya ihtiyacının ne demek olduğunu iyi bilirim.Yüksek bir tarih şuurum var. Demokrasi varsa , hukukun üstünlüğü varsa , bu ülkede yaşayan herkesin insan olmaktan kaynaklanan hakları vardır. Herkes buna saygı göstermeli , benim yaptığım da budur.'' * ‘' Türkiye' de askeri , sivili , hepimiz bu topraklarda müşterek bir kaderi paylaşıyoruz.TSK ‘ nin elinde silahı olanla mücadelesi onun anayasal , yasal görevidir. Ama ben askere ihale edilen , gerçekte siyasetçide olması gereken görevi üzerime alıyorum. Yani ben bu ihalenin bir bölümünü üzerime alıyorum.Terörün kaynağını kurutma operasyonu yapıyorum.'' * ‘' Bu millet yüzyıllardır birlikte yaşıyor.Bu birliktelik üzerine çöken terörün izlerini silmeye talip oluyorum. Ovadan dağa adam devşiriliyor. İşte ben terör örgütünün tekerleğine çomak sokuyorum. Ey milletim!..Türkiye kendi sorununu kendi çözsün.Türkiye' nin sorunları Waşhington' dan , Süleymaniye' den çözülmesin diyorum . Örgüt , uluslar arası arenada kendisini meşrulaştırma , statü kazanma yolunda.Türkiye kendi meselesini kendisi çözecek güce de , iradeye de sahiptir.'' * ‘' 1992-1993 şartları 2006 şartlarıyla ayni değil. Türkiye bu mücadeleyi aşmıştır. O gün kurtardığı toprakları ebediyete kadar kendisinde kalacaktır.Türkiye' nin sınırlarını kimse tartışmaya açamaz. Bu gün Türkiye 70 milyonluk dev bir ülkedir. Bu sınırlar benim milletimin gönlüne dar geliyor. Bu ülkenin bütün sorunlarının yegane çözüm adresi Türkiye' dir , TBMM' dir.'' * ‘' müşterek bir vatan , bölünmez birliktelik üstünde tesis edilecek bir siyasal iklimi hep beraber yaratmak zorundayız. Ateş düştüğü yeri yakar. Bağrı yanık analar arasında bizim ayırım yapmamız söz konusu olamaz. ‘' ( 29 Ekim 2006 tarihli BUGÜN gazetesi / Seda şimşek – ANKARA / özüne sadık kalınarak kısaltılarak alınmıştır )
* * Mehmet Ağır'ın şimdiye kadar özetle söyledikleri bunlar. Bunu nasıl değerlendirirsiniz , ne sonuçlar çıkarırsınız!... 1) 1992 -93 koşulları farklı.Eskiyi aynen tekrar mümkün değil. Örgüt uluslar arası arenada meşrulaşma yolunda. Yanı başımızda eskisi gibi girip çıkamadığımız bir Kürt devletleşmesi oluştu. Kürtleri birbirlerine kırdırmanın yolu da kapanmak üzere. 2) Sorunun çözümü inisiyatifimizde değil.Olup bitenleri dünya duydu. Kendimizin olan sorunu küçümsedik , inisiyatifi dış güçlere kaptırdık. Güç durumda kaldık. Vurma kırmayla iş bitmiyor. Çözüm baskısı , dayatması dışardan , Waşhington ve Süleymanye' den geliyor. Sorunu artık Türkiye , sivil siyaset sahiplenerek kendisi çözmeli. 3) Bunun için de bütünüyle askere ihale ettiğimiz siyasetin payımıza düşenini üstlenmeli TBMM' de sivil bir irade ortaya koymalıyız.Ben yaklaşan seçimlerde her vatandaştan , özellikle de o bölgenin insanı olarak , dertlerini de yakından bilen kudretli biri olarak , bölgeden , Kürtlerden açıkça oy istiyorum. Ben iradesiz olan başka politikacılara benzemem , millet için kendimi riske ediyorum. Bu işi ben çözeceğim. Kürt kardeşlerim DTP' ye de fazla güvenmesinler , bu parti onların derdine derman olmaz. 4 ) Benim şu bu parti yada lider değil , rakibim AKP , irade zaafı içinde olan T. Erdoğan' dır. Yaklaşan genel seçim sonrasında onunla bir hükümet ortaklığı söz konusu olabilir. Millet için ben her türlü fedakarlığa varım. * * Ne dediğimi bilirim , ben bu yola baş koydum iddiasında M. Ağar. Belikli bu yola çıkarken hesabını kitabını iyi tutmuş. Doğrudur…Buna ben yürekten inanıyorum. Yanlış tutmuş olsaydı yürürlükteki yasalara göre çoktan hüküm giymiş , cezaevini boylamıştı. Kürtler ne düşünürler , oylarını kime verirler , bir kısım Kürt siyasetçi Ağar' ın Partisine kapağı atar mı ? AKP bölge adaylarını kimi bilinen Kürt siyasetçilerden seçer mi ? Bu gibi gerçeğe , döneme uygun girişimlere karşı halkın umut koruduğu DTP ne yapar ne gibi karşı kozlarını oynar , bunu bu günden görebilmek zor. Bir de ‘ Kürt aydınları' nın , atıl duran , belirsizliğini koruyan durumu var. Onlar ne yaparlar şu değişimin her türden iyi niyetli düşüncenin önünde yürüdüğü bir süreçte!..Reel politika , somut bir tavır konusunda bir rol sahibi olma ihtiyacı duyup , bunu gerçekleştirebilirler mi!.. KUDÇG toplantıları , iyi niyetli çabaları henüz bir netliğe ulaşmış değil. Girişim önünü yeterince göremiyor. Var olan kitle motivasyonundan hareketle var olan DTP politikalarını olumlu olumsuz yanlarıyla eleştirmek , seçimde Kürtlerin birliğini ve dayanışmasını önde tutmak reel politik bir görev olarak orta yerde durmaktadır. KUDÇG ‘ da birleşik bir siyasal hareket olma eğilimi , çalışmaları iş yapmaktan uzaklaştırıp, insanları değişen yaşamın gerisinde kalmaya nerdeyse mahkum ediyor. Girişim için gösterilen çabalar , hızla gelişen olayların oldukça gerisinde kalıyor , bu nedenle de bir çekim merkezi olabilme şansını daha işin başlangıcında iken yitiriyor. Mehmet Ağır , gücünü , cüretini devletten alan bir adam. Bunu bilmeyen nerdeyse yok. Ben yaparım ederim demesi ondan. Kimi Türk ve Kürt anaların ölen evlatları için gösterdikleri feryadı figan kuşkusuz devleti , devletçi zihniyeti de etkiledi. Mehmet Ağar' ı da etkilemesi düşünülebilir. Ne diyor Ağar , Ortadoğu kültürüne uygun olarak dediği şu ; ‘ ben hem döverim , hem de severim' Ama benim inanasım gelmiyor devlet katından hak eşitliğine dayalı insani/adil bir çözümün gelebileceğine…Devlet dediğimiz düşmanını bizzat kendisi üretir , düşmansız edemez. Barışı , adaleti , kardeşlik ise halkların işi. Sağlarsa bunu ancak halklar sağlayabilir.
30.10.2006
|