|
|
||
|
|
||
Veysel Çamlıbel
Topluma biçilen tek tip elbiseTürkiye‘de görüş ufku daralıyor, gökyüzü haki bulutlu.
1950‘den bu yana sivil yaşam askeri vesayet altında. Sandığın , sandıktan çıkanın uzun boylu hükmü yok. Moda deyişle sözde bir demokrasi , Toplumun seyirci olarak katıldığı , ‘' yaşa , varol ‘' demenin ötesine geçemediği bir demokrasicilik....
Öyle ki , bir kaç kuşak , demokrasisiz cumhuriyet'e sadece şükretmeyle yetindi.
Bu vesayet demokrasisi , güçlü devlet – örgütsüz toplum üzerinde kurulmuş , ancak soğuk savaş iklimine uygun düşen , yaşam bulan bir oyundu.
Dünya kendi kavlince döndü , devran değişti. Kapitalizmin Azrail ‘ i nin uygulanan sosyalizm olmadığı anlaşıldı. Ayıplar , yırtıklar / sökükler artık gün ışığına çıktı. Taşlar yeniden örülmeye başlandı.
Türkiye' de rejim ; ilericiyim , çağdaşım iddiasındaydı , bu iddia ‘ ' uygar dünyada ‘ ' az çok kabul de görüyordu. Türkiye' de rejim laiklik gerekçesiyle ‘ ' şeriat ihraç eden ‘' İran' a karşıydı..
Sovyetler de demokrasisiz bile olsun cumhuriyetçiliği destekliyor , DP ve devamı olan partilere , amerikancı , karşı devrimci , gerici diye bakabiliyordu.
Şimdi durum ne ?
Şimdi bölgedeki önlenemez değişime karşı , sağı solu kitleleri sokağa dökerek , Nato müttefiki ABD' ne karşı , el altından , tam tekmil ‘ ' anti emperyalistlik ‘' kampanyaları tezgahlanıyor.
Batıya ,AB ‘ ne dönük politikalar yüz üstü bırakılmış, İran'a Suriye'ye rejimlerine sarılıp bölgede statükonun devamına oynanıyor.
Günümüzdeki koşullara uymayan, sonu hayra varmayacak, eninde sonunda çıkmaz bir sokağa çıkacak bu gidişatı durdurabilmek kolay değil.
Objektif olarak bakılırsa, bölgede demokrasiye doğru bir değişimin olacaksa, bunun merkezinde Kürt sorununun olduğu , Kürtlerin siyasal statüsü olduğu görülür. Ortadoğu'da ki değişimin, gelişmenin dinamiği bu.
Irak sınırında , kapıya gelip dayanmış 200 bin asker. Bölgenin genelinde olağan dışı koşullar. 3 ilde yasak bölge, seferberlik ilanı. Kimse yerinden kıpırdamayacak. Ve 40 gün sonra seçim. Halk iradesi böylece ‘ ' tecelli ‘' edecek.
İç politika , dış politika bir gerçeğin ayrılmaz iki yüzü. Düşünülen , öngörülen , sivil yaşam üzerinde vesayet koyulaştırmak , perçinlemek. Güvenlik gerekçesiyle , insanı , toplumu , sivil yaşamı , korku marifetiyle devletin vesayeti altında tutmak.
Savaş, şiddet rüzgarı altında hangi halk , hangi iradeden söz ediyoruz!...Bu koparılan gürültü patırtı , bu hengame seçim sonrası olmaz mıydı ?
Yok...İç politika açısından , halk iradesini kırmanın , eğip bükmenin tam da vakti... Kürt oylarını ‘' din kardeşliği'' çerçevesinde AKP' ye ihale etmek.
Yönlendiricileri malum ‘' sivil toplum harekatı ‘' ile kitleleri meydanlara dökmek... AKP ‘ yi etkisizleştirmek , iktidarını önlemek...
Ve elbette , seçim sonrasında , toplum ve parlamento üzerindeki vesayeti sürdürmek...
‘' - Siyasi irade hedef göstersin, ben girmeye hazırım…'' Bilmeyen , öncekileri yaşamayan da sahiden namluyu siyaset yönetiyor zannedecek!...Oysa siyaset oldum olası namlunun ucuna konan , ürkek , yüreği ağzında bir kuş....
Çankaya ‘ ' vesayet demokrasisinin'' kilit mevkii. Çekişmenin dozu bu nedenle büyük oldu. AKP destursuz yürüyüp geçecek oldu , tüyü yolundu. Ona ‘ ' bilmiyon mu hemşerim ‘' bu ülkede irade sandıktan çıkmakla bitmez.
AKP ‘ nin de dediği şu ; ‘' - Yazılı olarak başvurursunuz, hemen siyasi kararı çıkarırım. Diyemediği ise ; Türkiye' nin ve partimin kaderini kökten değiştirebilecek bir maceraya he diyemem, sonucuna katlanamam.
Sen yol ver, yok sen iste tartışması şimdilik orta yerde duruyor. AKP , seçim nedeniyle zaman kazanma peşinde. Siyasal geleceğinin kararacağının , biteceğinin endişesi içerisinde.
1984 ‘ ten bu yana terörle mücadele...Yakılan yıkılan köyler, şiddetin önünde savrulmuş 3- 4 milyon göç etmiş , orada burada izbelerde yaşama mahkum edilmiş insan...Tahrip edilmiş doğa...
Yasak olmaktan bir türlü çıkamamış Kürt dili , kimliği...
Terörün kaynağı nerede ? Faturayı ödeyenler kimler ?
Terör kimin işine geliyor ? Terörü sürdüren kim , kimler ? Kürt sorunu eşittir terör sorunu mu ? Bu denklem kimin , kimlerin , hangi şeytanın icadı!...
Hoca Nesrettin' e sormuşlar ; - Nerede düşürdün aradığın şeyi!.. - Hemen şurada… - Niye başka bir yerde arıyorsun peki ? - Orası karanlık , o yüzden burada arıyorum.
PKK , çözülemeyen Kürt sorununun istenilmeyen sonuçlarından biri. Sorun içerde. Sorunu dışarıda aramanın mantığı yok.
PKK bahanesiyle Irak‘ın anayasasıyla oluşmuş hükümranlığına, iç işlerine müdahale...Kürtlerin kendi topraklarında kendi kendilerini yönetmesine mani olmak...Bu sonu nereye varacağı bilinmez bir macera...
Irak Kürt federe bölgesi bu gün Irak‘ın tek huzurlu bölgesi. Orada laik bir anlayış , demokrasi , batı değerleri üzerinden bir yaşam yükseliyor. Oralar ,Osmanlıdan gelen ortak bir tarihsel mirasın devamı. Orada, Türkmenler, Asuriler , yezidiler farklılıkları, inançları, dilleri, kültürleri , kimlikleriyle serbest , özgür...
Kürtleri, ‘ ' Kürt yurttaşlarını‘' potansiyel tehlike görmek , onların her türden isteklerini terör diye damgalamak , ülke güvenliğini, Kürt tehlikesi, bölünüyoruz korkusu onun üzerinde bina etmek onarılmaz bir hata. Şu devirde, 20 milyon insanı ağzına emzik vererek, pışpışlayarak uyutmaya, korku ile susturmay, tüm hesabını bunun üzerinden götürmeye çalışmak sonu gelmez nafile bir çabadır.
‘' Irak' a girerim ‘' Girmesine girersin , girebilirsin. Girersin çünkü orası kaba zor açısından yeterince donanımlı değil. Ama siyaseten az çok uyanık. Kimse kimseye elindeki lokmayı kaptırmak istemez.
Peki hangi siyasal amaç için Irak' a girmek ? Kürtlerin devletleşmesini önlemek için. Kerkük' ü Kürtlere yar etmemek için. Bu kadar husumete sahiden gerek var mı ? ‘' bin yıldan bu yana kardeş bildiğin ‘' ‘ ' Etle kemik misali ‘' can ciğer olduğun Kürtler senin hakkında ne düşünür , ne der ? Düşünmeye , tartıp biçmeye değmez mi ?
‘' Beni bırakın , gireceğim… ‘' Hortlayan Enver Paşanın ruhu olmasın!... Kaba zor her şey değil. Asıl olan gerçekleri yerli yerinde görmektir. Önemli olan siyaset ve diplomasidir...
Irak' a girmek!... Koskoca ABD girdi de ne oldu ? Sadece vurmak – kırmak yeter mi egemen olmaya , yönetmeye ? ‘' Kendini dev aynasında görmek ‘ ' büyük bir yanılgıdır. Durup dururken başına bela almaktır.
Girebilmek bir yerde kolay da , ya çıkabilmek ? Siyaset , diplomasi sorunları çözmenin en akılcı yoludur. Kaba zor her zaman başka bir zor ile muhatap olur. Arayan , hiç ummadığı bir an Azrail ‘ i ile karşılaşabilir.
Gece yarısı bir e- posta daha. Aranıp bulunmuş ince ayar bir yöntem. Siyaseti atlayarak , Parlamentoyu görmeyerek , direk topluma bir çağrı... ‘ ' Kitlesel refleks ‘' çağrısı.
Kime karşı ? Teröre karşı... Sahiden terörün dizgini kimin elinde ? Kim mahmuzluyor terör atını ? Kimler nasipleniyor terörden ?
Başlarında kimlerin yer aldığı , alacağı bilinen ‘ ' kitlesel refleks ‘' Adı gasp edilmiş sözde ‘' sivil toplum örgütleri ‘' ‘ ' sivil harekat mangaları…'' Heyyy hemşerim nereye ?
Yarını , öbür günü bu günden kim kestirebilir... 10 milyonun üzerinde açık açı yoksulu olan toplumumuzda , Birbirlerini futbol aşkı için bıçaklayan , kafa göz yaran gençlerden endişeniz yok mu ? Maazallah!...Türk – Kürt ayrışmasından , çatışmasından hiç mi korkunuz yok ?
Derken günün birinde; ‘ ' - Hakim bey!... milli duygularım galeyana geldi , gerisini hatırlamıyorum. ‘'
Sanatçı İlyas Salman gibi , esmer , halktan birine ‘' Allah' ını seven vursun şu teröriste , Kürde ‘' denilmeyeceğini kim temin edebilir ?
Kapı komşusu bakkal için ; ‘' Bu benim müşterilerimi kapıyor , Bu adam PKK' lı…''
Vakti zamanındaki Boğazlıyan kaymakamı gibi oyuna gelmiş birileri çıkar ;
‘' – Bana şunu şunu yapın diye azmettirdiniz , şimdi de idam mı ediyorsunuz ? ‘' derse , hesabını kim verebilir dersiniz ?
Bunların hepsi mümkün.
Yaşamımız insanca , eşitçe olmasa da bu güzel ülkeyi zindana çevirmenin alemi yok. Faklı milliyetlerden de olsalar , Faklı dil ve kültür mensubu da olsalar , Olmadık haksızlıklar , baskılar da görseler , Özgür / eşit insan , eşit yurttaş mücadelesi sürdürülmeli...
Halkın iradesi yaşama hakim olmadan , Demokrasi , Hukukun üstünlüğü , Sosyal devlet olmadan , ‘' laik cumhuriyet ‘' anlamlı olmaz..
Özgürlük , mavi gökyüzü demek. Demokrasi gök kuşağı çeşitliliğidir. Türkiye' nin ufku ise maalesef haki bulutlu. Topluma giydirilmeye çalışılan ‘' tek tip elbise '' Bu kefeni giyer mi bu toplum ?
Onurlu yaşamak, insan için de, halklar için de ciddi bir iştir.
Haksızlıkla, baskı ile sonuna kadar birlikte yaşanmaz.
Birlikte yaşamak mı, boşanmak mı ?
Evlilikte de sorunlar böyle masaya gelir. Asıl olan birliktir, birliği sürdürebilmektir…
Ya ayrılmak ? Ayrılık , çaresizliğin çaresidir.
Pes etmek yok… Birlikte yaşama iradesi, azmi sonuna kadar zorlanmalıdır.
10 . 06 . 2007
|