Veysel Çamlıbel

camlibelveysel@hotmail.com

 

 

 

‘'Düz Ovada'' ki Hedef Parti Kürt Kimlikli Vekiller

 

Daha gerilere gitmeye gerek yok. Son 50 yılda bu yana kaç parti kapattınız!..

Kaç askeri müdahale postallarıyla çiğneyip geçti siyasal yaşamı!...

50 yılda sivil bir anayasa yapabildiniz mi?

Toplumu sıkboğaz eden anayasaya 27 yıldır ciddi bir itirazınız olmadı…

12 Eylül darbesi ve hukuksuzluğu yaşıyor, hala yürürlükte…

 

‘'Güneydoğu‘' dediğiniz, Kürt halkının binlerce yıldır yaşadığı coğrafya oldum olası bir güvenlik bölgesi olageldi.

Kürt halkını 2.sınıf bir halk, Kürtleri 2.sınıf insan, 2.sınıf vatandaş görmekten bir türlü kurtulamadınız.

 

Kürt halkını, kentlerini, köylerini müstemleke ölçülerinde yönetmeyi sürdürdünüz.

Ne özel, ne devlet teşebbüs eliyle halkı iş güç sahibi yapma, yoksulluğu yenme, insanları insanca yaşatma derdiniz oldu.

Yatırım dediğiniz hep sözde kaldı, güvenlik amaçları ve sınırları ötesine taşmadı.

Başka neler yaptınız?

 

* Yaşayan, yaşamakta olan bir kadim dili, Kürtçe' yi yasakladınız. Varoluşumuzun kaynağı olan dilimizi, kenarda-köşede gizli saklı konuşulur haline getirdiniz.

 

* Gün geldi, demir parmaklılar arasındaki insanlar için Kürtçe konuşmayı işkence yapma gerekçesi saydınız.

 

* Ana dilimizi, varlıklı-eğitim görenlerin sahiplenemeyeceği, yoksulların, eğitimsizlerin , kısacası küçümsenenlerin dili olmaya mahkum etmek istediniz.

 

* Bin yılların hazinesi olan sözlü kültür ve edebiyatımızın ak kağıtlarla buluşmasını insafsızca önlediniz.

 

* Farklı dil ve kültürleri susturarak, yek pare bir egemen dil ve kültür yaratmaya çalıştınız. Ve bunu da, modernleşme, çağdaşlık diye sunabildiniz.

 

* İngilizce, Almanca, Fransızca gibi batı dilerinin okullarda öğrenilmesini övünç vesilesi yaparken, yan yana, iç içe yaşadığınız halkımızın dili Kürtçe kaç nesil korkulu rüyanız oldu.

* Sözde çok particilik 50 yılı çoktan aştı. Kürt kimlikli bir partinin kurulması , yaşaması imkanı vermediniz.

 

* Rejim partileri, devlet partileri olarak ‘'Doğu-Güneydoğu'' yu evinizin arka bahçesi olarak gördünüz, açık siyasal yaşama, halkın özgür iradesine kapattınız.

 

* Seçimden seçime, Kürt cemaat kimliklerini aranızda o senin-bu benim deyip, parselleyip oylarını ceplerinize indirdiniz.

 

* Geçmişin nice ağaları-beyleri, nice isyancı ailelerin yorgun-töbekar unsurları aşireti ve tarikatları adına has adamlarınız oldu, onları, kuyruğunuza takıp meclise taşıdınız.

 

* *

Ama ne oldu?

Devran döndü, yaşam değişti.

Koskoca sosyalist dünya dikiş tutturamayınca çöktü dağıldı.

Koskoca devrim önderlerinin heykelleri kaideleriyle birlikte yıkıldı.

Dünyanın çivileri söküldü…

Mutlak dostluklar, düşmanlıklar yok siyaset dünyasında.

Herkes yelkenlerini esen rüzgara göre ayarlıyor.

Tavukların her zaman kendilerini darı ambarında sanmaları boş bir hayal…

Koşullar değişti, değişiyor.

 

1989' dan bu yana, Türkiye koşullarında Kürtler açık siyasal alanda, meşruiyet zeminine oturan partileşme deneyimi içindeler.

Kürt siyasetinde, daha önce örnekleri, siyasal- kültürel altyapısı olmamasına rağmen, eksileri-artılarıyla küçümsenmez siyasal bir mücadele gelişti.

Kuşkusuz her bir parti girişimi bir başlangıçtır, bir son değil. DTP yanında, KADEP, HAK PAR gibi Kürt siyasal parti arayışları da siyaset kervanına katıldı.

Son yıllarda atıl bir kapasite oluşturan aydın Kürt kadrolarda bir hareketlenmede, bir gayret var.

'Girişimler'', ‘'hareketler'' , ‘'inisiyatifler''

 

İnternet yayıncılığı…

Dil, sanat, edebiyat, kültür ağırlıklı siteler…

Doğrusu Kürtler eski Kürtler değiller. Bir olgunluk yolundalar.

 

Sözü gene siyasete, DTP' ne getirmek muradım.

Önümüzdeki yerel seçimler oldukça önemli seçimlerdir.

AKP, Kürt oyları konusunda DTP' nin en büyük ve tek rakibi.

Diyarbakır, Batman, Van başta olmak üzere belli başlı Kürt illerinde ilçelerinde AKP yerel iktidarları, belediye yönetimlerini almak kararlılığında.

Ve AKP, DTP' ye yüklenme, onu köşeye sıkıştırma konusunda baş aktör.
'Hem nalına, hem mıhına vuruyor''

Eski silahları yeni eller kavramış…

'' PKK terörüne karşı mısın, değil misin ‘' diyor da başka bir şey demiyor.

Nasıl ki; her kadın başı açık olmak, her vatandaş onuncu yıl marşını söylemek, hayda denildiğinde ‘' Cumhuriyet karşıtı olmamak için'' bayraklı mitinglere katılmak, orada belli sloganları tekrarlamak zorunda...

Aynı şekilde parlamento' da 550 vekil yek pare ‘ 'kahrolsun PKK‘' demek, tek ses vermek zorundadır.

Rejimin kuru sıkı mantığı bu. AKP de neden sonra resmi mantığa sığınmış, onu kullanıyor.

 

El İnsaf!...

Terör ne, baskı ve zülüm ile ilişkisi ne? Bu ilişkiyi irdelemek gerekmez mi?

Pekiiii…Özgür bir tartışma ortamı var mı şu ülkede?

Siyasal amaçlı ise terör… 23 yıldır kitle tabanı daraltılamıyorsa…

2 milyon seçmeni, onlarla birlikte 5 milyon seçmen yakınını etkileyebiliyorsa ne demeli buna ? Kahrolsun demekle iş biter mi ? Hamaset çare mi?

Sanırsınız ‘ ' terör'' hak-hukukun kullanılabildiği demokratik bir ortamda doğmuş.

12 Eylül zulmü terörün kaynağı değil mi?

Şiddeti, şiddet yaratmadı mı?

Şiddeti yaratan , sonra da onu kullanmaya çalışan, uluslar arası güçlerin sofrasına kadar taşıyan kim?

Kaba inkar, imha politikaları değil mi terörü doğurtan ebe?

Bunları açıkça tartışma imkanı olmadan, tartışmadan hiçbir akıllı-namuslu kişi anlamadığı, anlaşılmaz hale getirilen dayatmaya, duaya amin demez.

 

DTP' ni kapatmak mı niyetiniz?

Hesabınızı sağlam yaptınız m?

'Vatanın birliği-bütünlüğü‘' kavramının içini boşaltıp, böylesi ciddi konuları sloganlaştıranlar gerçekten birlik mi istiyorlar?

Bu ‘ ' birlik ‘' zoraki değil, gönüllü birlik olmak durumunda.

Köle ile efendinin birliği, kardeşliği olur mu hiç!..

Halklar özgür ve eşitse birlik olur, kardeşlik olur.

İsteyen din kardeşliği, isteyen sınıf kardeşliği, kimileri de başka bir kardeşlik çerçevesinde algılar birlik olmayı.

Hepsi de makbul…

Bir tek gerçek var, onu akıldan çıkarmamak lazım.

' zorla güzellik olmaz''

Baskı ve zorbalıkla birlik olmaz.

 

Sn. Başbakan ABD' den pazarlıklar içinde az-çok netleşerek döndü. Türkiye bir maceradan uzaklaşmışa benziyor. Ne diyor Başbakan şu ABD görüşmesi sonrası Kızılcahamam' da ki MYK toplantısında? ABD ve AB ülke yetkililerine dediği şu Sn. Erdoğan'nın; '' Eğer siz PKK' yi terörist görmeseniz,biz de El Kaide' ye isyancı deriz, onu terörist görmeyiz ‘'

Bu sıradan bir söz değil, önemsenmesi, ibret alınması gereken bir sözdür.

 

Sn. Erdoğan'ın dediği anlamlı.

Bilindiği gibi, üzerinde anlaşılmış uluslar arası ortak bir terör tarifi yok.

Devletler arası hukukta, kimse ‘'devlet baba'' hukuk içinde mi değil mi diye bakmıyor. Her devlet kendisini koruma hakkına sahiptir yaklaşımı var sadece.

Yani ‘ ' devlet baba ‘' her durumda haklıdır, onun yönettiklerine karşı kullandığı sopası şifadır. Hak-hukuk iddiasıyla babaya el kaldıran, aynıyla karşılık veren kendini bilmez kimseler de teröristtir.

Herkesin terör tarifi, her devletin teröristi ise başka başkadır. Sonra teröristin iyisi var, kötüsü var. Bu gün teröristse, aynı eylemleriyle yarın terörist olmayabilir.

 

Şöyle bir düşünelim…

PKK Türkiye' de silahlı mücadeleyi ‘ 'düz ovada siyaset yapanlara'' bırakıp Irak' a bütünüyle çekilse Türkiye' nin işine gelir mi? Devlet dış düşmansız iç politikayı nasıl şekillendirsin!...

Diyelim ki; silahlı mücadeleyi Türkiye' de temelli durduran PKK, aynı şiddet yöntemlerini İran ve gerekirse Suriye' de yapsa ABD ve AB ülkeleri PKK' ye yine Terörist örgüt der mi dersiniz?

PKK o taktirde de Terörist bir örgüt olur mu?

Doğrusu bana hiç de öyle gelmiyor.

 

Düz ovadaki hedef tahtası ; DTP

DTP‘ni kapatmak, yönetici kadrolarını, 150.000 diye telafuz edilen üyelerini şu kadar yıl siyaset dışı bırakmak…

Yada vekillerini cezalandırıp gurup olmaktan düşürüp etkisizleştirmek…

Yoksa başka daha başka bir ‘ 'plan ‘' mı var?

Yazılı, görsel basında çarşaf çarşaf yazılarıyla akıl hocaları…

DTP' ne her kafa bir ceza kesiyor!...

Bir takım hukuk bilirler, hukuk sayanlar ne diyor?

Fetva ; ‘' Yargıya intikal etmiş şey üzerine konuşmak caiz değildir.''

Güler misin, ağlar mısın!...

 

Kürtler eşit halk, eşit insan – eşit yurttaş olma mücadelesinde, açık, meşruiyete dayanan siyasetle başarılı olacaklardır.

Kürtlerin şiddet yerine, yığınsal siyasallaşmaya, dil, edebiyat, kültür çalışmalarına ihtiyaçları var.

Kürtler tarih içinde, kadim coğrafyalarından dışarıya hep göç verdi vermesine ama yaşadığı topraklarda azınlık durumuna asla düşürülemedi.

Kürtler, artık gelecekleri belirleme konusunda daha iyi imkanlara sahip bir halk.

Onları yönetebilmek için demokrat olmak, kimliklerine saygı göstermek gerekiyor.

 

Kürt halkı, yaşadıkları il, ilçe ve köylerini sahiplenmeye, yaşamlarını, demokrasiyle, yerinden yönetimlerle yönetmeye talip. Belli bir yerel yönetim deneyimleri de var.

Önümüzdeki yerel yönetim seçimleri hareketli, iddialı geçecek

Yerel yönetimlerin nabzı, bölgenin siyasal nabzı bu günden Diyarbakır' da atıyor.

Kürtler temel sorunlarını, kimlik sorunlarını hala Ankara' da ifade edip, çözmek umudunda, ısrarında…

Bu umutları ayakta kalmalı, sönmemeli.

 

Kürt Çözümü, Zor bir çözüm

 

* Kürt Çözümünün nasıl bir süreç? Doğaldır ki; yalnızca Kürtlerin isteklerine, niyetlerine bağlı bir süreç olmayacak. Kürt halkı, izleye geldiği doğal tarihsel rotasıyla, eşit halk statüsü çerçevesinde birlikten yana.

 

Birlikse birbirlerini karşılıklı kabullenmeyle, sevip-saymayla ilgili bir mesele.

* Türk halkının birlikte yaşama iradesi ortaya koyması, ayırımcılığı, baskıları reddetmesi, halkların dayanışması, birlikçi çözümde önemli bir faktördür.

 

* Rejimin aklının sizi hazmedip- hazmedemeyeceğine bağlı tutum ve davranışı, geleceğinizi nasıl belirleyebileceğinizin ip uçlarını verir...

 

Birlikte yaşayanlar sorunlarının çözümünü birlikte aramalı-bulmalılar. Siz 20 milyon Kürt halkının sorunlarına eğilmez, terör bahanesiyle ABD' ye, AB' havale ederseniz ne olur?

 

Hiç de iyi olmaz…

Onlar, kendi çıkarlarını önde tutarak, halklarımızın çıkarlarına rağmen çözerler sorunlarınızı.

PKK' nin terör örgütü olduğunun ispatı için kapı kapı dolaşırsanız, siz gelin şunu çözün derseniz, iradeniz dışındaki zoraki doğumlara, oldu bitti çözümlere de der demez sebep olursunuz ve sonuçlarına da katlanırsınız.

 

Son sözler

 

* DTP, PKK ile ayni halka, aynı kitleye hitap ediyor. Bunu aksini düşünmek gerçekçi değil. DTP yöneticileri de bunu açıkça ifade ediyorlar.

 

* DTP meclise şiddeti taşımıyor, aksine şiddetle özdeşleşmekten sakınıyor.

 

* Siz ‘' PKK Terörünü'' Kürt halk gerçeğinden ayrı düşünebiliyor, bunun gereğini yerine getirebiliyor musunuz?

 

* Vicdanen düşünelim; DTP, kızgın sacın üzerinde yürüyen, şiddetin ağır faturasını ödeyen partidir. HEP-DEHAP çizgisinin devamı bir parti olarak şiddetin mağduru olan bir partidir.

 

* Halk tabanını boşaltmak amacıyla ‘ ' PKK ‘ ye terörist de ‘' demek kolay, bunu siyasal bir tutum olarak benimsemek ise zor. Beklide imkansız.

 

* Karşı karşıya bulunulan bu durum inkara-baskıya karşı bir tepki, bir isyandır!…

 

PKK, karşı bir siyasal şiddet örgütüdür. Şiddetin Esas kaynağı ise; kör inkar ve imha politikalarındadır, oralarda aranmalıdır.

 

* Şiddet-terör 12 Eylül 1980 doğumludur. Soğuk savaş ve onun getirdiği faşizan darbenin doğurduğu, büyüttüğü bir olaydır.

 

DTP' ne ilişmeyin…

DTP demokrasiye açılım konusunda bir şanstır.

Seçim barajını aşıp gelen, bulunmaz bir temsiliyet denemesidir…

Yönetmede, yönetebilmede uzağı görme öngörüsü önemli.

Ey bu donanımsızlıkla bizi ilelebet yönetebileceğini sananlar!...

Bir ayağınızı kaldırmadan, gerçekten inanarak, ardını getirerek ‘ 'Terör sorunu ayrı Kürt sorunu ayrı ‘' diyin…

Kürt sorununu enine boyuna tartışın mecliste. Sorunu evinizde, hane halkıyla birlikte çözün.

Kürtleri de memnun edecek bir demokratik anayasa yapın. Onları eşit halk görün.

Kürtlerin kimselerin babasının kölesi olmadığına ikna olun, bu durumu kardeşçe ilan edin…

İlan edin ki; inandırıcı olasınız, gönüllü birlik bağlarınız yerli yerine otursun.

 

Sayın başbakana Allah uzun ömürler versin…

Ve Allah onu görünür-görünmez kötülüklerden korusun..

Sn. Başbakanın demesine göre ‘ ' 75 Kürt Kökenli Vekil ‘' var AKP' de.

21 Kürt vekil de DTP' de var. Etti mi 96 vekil.

Meğer Kürtlerin ne de çok temsilcisi varmış mecliste…

Allah bereketini arttırsın!...

Tek tek de olsa bildik, tanıdık demokrat vekiller de eksik değil.

Onları da sorunların açık tartışmalarına, çözümlerine katalım…

Sayı rahat yüzü geçer.

Bundan da iyisi can sağlığı.

 

Hep birlikte, şu iyi imkanlar içinde Kürt sorunun üzerine atılmış boğucu örtüyü kenarından-köşesinden aralasanız nasıl olur sayın vekiller!...

Ha gayret!...

Hem Türkiye için, hem halklarımız için ‘' hayıra vesile olursunuz inşallah''

Okkalı bir sevaba da girersiniz.

Kıyamet de kopmaz hani!...

 

27. Kasım. 2007