Embedded kavramı Irak
operasyonunda Amerikalıların dünya gündemine soktuklari bir ifade. Bir
büyük parçanın içine gömmek, büyük parçanın koşullarına uygun
hale getirmek anlamında kullanılıyor. Askeri operasyonu Amerikan ve Müttefik
askerleriyle birlikte onların tanklarından ve karargahlarından haber
vermek için cephe önü ve arkasında izin verdikleri gazetecilere
embedded gazeteciler deniyordu. Bu gazeteciler onların sagladıkları
olanaklarla, bir tür onların yarattıkları psikolojik savaş argümanlarının
kullanilmasinda Amerikalilara oldukca elverişli kosullar yarattilar.
Bombardımanlari vererek teknolojik gücü (bizden korkmalisiniz),
askerlerin ilerlemesini vererek psikolojik üstünlügü (geliyoruz,
teslim olun, kaciş mümkün degil), askerlerin yardım ettigi sivil halki
resmederek (bagislayici, yardim elini) tüm dünyaya propaganda etmekte
embedded gazetecileri kullaniyorlardi
Orhan Dogan’in Hürriyet gazetesinde
cikan roportajini okumuşsunuzdur. Kürdler adına ‘federasyon olmaz,
bagimsizlik da olmaz’. ‘Içiçe geçmişiz’. Ikimiz bir fidanin güller
açan dalıyız gibi bir Türkiyelilik kakafonisi durumu. Leyla Zana ve
Hatip Dicle farklılarmı, Leyla Zana’nın gazetelerde yayımlanan
toplu, imzalı bildiri sonrası açıklaması evlere şenlikti doğrusu.
Belki kendisi bile o gece başını yastığına koyduğunda kendi
kendisinin trajik durumuna şaşırmıştır, kimbilir. Ya Hatip Dicle nin
herzeleri insana ‘pes doğrusu’ dedirtecek türden… Türkiyelilik;
üst kimlik, Kürdlerde o üst kimligin altında bi hip hop grubu gibi alt
kimlik durumundalar bu embedded kurdlere göre…
Liz Behmoars’ın Bir Kimlik Arayışının Hikayesi,
kitabıni okudum. Moiz Kohen isimli Yahudinin 1900 lerin başında
Osmanlı devletinin artık kendisini daha küçük bir cografyadaki TC ye
dönüşeceginin kesinleştigi yıllardaki kimlik arayışının hikayesi.
Moiz Kohen efendi Muhsin Tekin Alp/ Muhlis Tekinalp
oluyor. İlk defa Kemalizmi ifade eden kişi o oluyor. Türklüğün nasil
devşirmelerle ‘Türklük’ olduğunu aciklayan en iyi örneklerden
biri. Ziya Gökalp ile tanışıyor. Ondan çok etkileniyor. Yahudilere
önermeleri var. Önce Tuna boylarina (Osmanlı’nın Balkanlardan söküleceğinin
kesin olmadığı zamanlar) sonra Ege’ye çağırıyor yahudileri. Türkleşin
diyor. Türkleşin ki yurd edinin, saygi görün varlığınızı koruyun
diyor Moiz efendi. Musa’nın on emri gibi On emri var; moiz/muhsin
efendinin ki; 1. isimleri turklestir 2. Türkçe konus 3.Havralarda
dualarin hiç olmazsa bir kısmını Türkçe oku 4.Mekteplerini Türkleştir
5. Çocuklarini memleket mekteplerine gönder, 6.Memleket işlerine
kariş, 7. Türklerle düşüp kalk 8.Cemaat ruhunu kökünden sök
9.Milli iktisat sahasinda vazifei mahsusanı yap 10. Hakkını bil.
Hakkini bil maddesi Turk aydinlari arasinda bir hayli
tepki doğurur. ‘ne demek hakkini bil, gizli bir emel mi var?’ diye
sıkıştırırlar Moiz/Muhlis Tekinalpi de moiz effendi hemen yanlış
anlaşıldığını söyler. Düzeltir durumu.
Orhan Dogan’ın soylemi ile Moiz Kohen
arasinda bir fark varmidir? Ya da Abdullah Ocalan ile Moiz Kohen
arasinda?? Abdullah Ocalan’in Kürd hareketinin tarihsel arka planındaki
prensibleri bir tür ‘embedded kürd’ parametreleriyle nasıl genel
kurmay adına berhava etmeye calisiyor izliyoruz… Türk Devleti
Kuzeydeki Kürdleri prensibsizleştirmeye calişiyor ve Abdullah Öcalanı
bu prensipsizleştirme işinde embedded kürd olarak kullanıyor. Yasasin
Turkiye yerine ‘biji turkiye’ ile bir tür Neo Kemalizmi örgütlüyor
Kürdler arasında. Peki bu ‘embedded’ olma durumu tutacakmi?? Bana
gore hayir. Turk devleti, bolgedeki statükocular tarihlerinin en kötü
dönemlerini yaşıyorlar. Bakalım embedded Kürdlerin sonu ne olacak??