S. Adnan Turan/ tuseyfi@hotmail.com

Arşiv

“Bilgili olmak hüner değildir, önemli olan dava adamı olmaktır”

 

04 eylül 2005 tarihinde Ankara'da yapılan toplantından sonra farklı çevre ve

kişilerden çeşitli yorumlar geldi. Bunların bazıları olumlu, bazıları

olumsuzdu. Ancak içlerinde biri vardı ki, söylediklerini durup özel olarak

irdelemek gerekiyordu. Aynı zamanda sadece katılımcı da olmayan,

çağrıcılardan da olan bu kişi, toplantı süresince tek söz etmezken ne

hikmetse medya karşısında dile gelerek şöyle diyordu:

 

“Ancak böylesi politik talepler içeren bir metin için biraz daha titiz

davranıp farklı bir insan topluluğu önünde ve farklı bir gündem altında

toplantı yapmayı tercih ederdim.”

 

Böyle diyen ve böyle arkaik düşünebilen bir insanın (Ümit Fırat) kitlelere

yönelik politika yapması mümkün mü? Ankara'daki toplantıya katılanların

hangilerinin onun ölçülerine uymadığını da somut olarak belirtseydi keşke…

Siyasal bir hareketi içinden çıkartmak gibi bir amaç edinmemiş, ama sadece

gündeme damgasını vuran konularla ilgili olarak bir düşünce yaratmayı amaç

edinmiş insanlara haksızlıktır bu bence.

 

Siyaseti ve kuramsal bilgiyi, kendisi ve bir avuç akademisyenin imtiyazı

olarak görenler elitist (seçkinci) siyasetçi rolünü benimsemişlerdir.

 

İnsanların, birbirlerinin düşüncelerini bilme amacıyla bir araya gelmeleri,

aynı zamanda insanların kendileriyle yüzleşmeleridir de. Orada ne mutlak

cahiller vardır ve ne de mutlak bilgeler… “Beyin Fırtınası” tabir edilen

öğrenme metodu ile düşüncelerin bilince çıkarılması amacı vardı sadece

toplantıya katılanlarda.

 

Bu aktivitenin başarı kazanabilmesi için de ön koşul insana güvendir, yoğun

inançtır.

 

Toplantı katılımcılarına duyulan bu inanç eksikliği, toplantıyı “vesayetçi

manipilasyona” dönüştürememenin yarattığı reaksiyondan doğan “ajite”

durumudur. Gergin ruh halinin dışavurumunda başka şeyler de okumak mümkün

aslında. Doğal olarak sözleri eylemleriyle örtüşmeyen (düşünce ve eylem

eşzamanlıdır), kendi sözlerini de hafife alan kişinin kendisi de topluma

güven veremez.

 

“Bilgili olmak hüner değildir. Şeytanda da bilgi vardır. Önemli olan dava

adamı olmaktır.” Aynı zamanda, en basit hüneri deha sanarak yüceltmek

meziyet değil, aksine zaaftır.

 

İlerleme ve yeniden düşünce-düşünme değişikliğinden söz edebilmek için inanç

sistemlerinin de değişmesi ve değer yargılarının yeni çehreler kazanması

gerekmektedir.

 

 

17 Eylül 2005

ASLAN KAYA

Böl ve yönet

Uyum ve değişim

Sürü Kültürü

Susmak nedir ki yokluktan başka?

Yazı deyip geçmeme

Özgürlük, özne ve bilinç

DDKD geleneksel kutsalliğin aşilmasidi

”Ama Mandela geçmişinden utanmadı....

DDKD adını kend kullanmak…

“Değerler kavramı günümüzde ağızlara pelesenk olmuş”